Almanya’da Nazi yönetimi yaklaşık 80 yıl önce sona erdi. Ancak günümüzde birçok Alman o dönemde büyükbaba veya büyükannelerinin Nazi rejiminin neresinde yer aldıklarını merak ediyor.
Şimdi bunu merak edenler, ABD Ulusal Arşivi’nde kayıt yaptırmadan çevrim içi olarak aile büyükleri hakkında araştırma yapabilecek.
Dijital ortama aktarılan 5 binden fazla mikrofilm rulosunda, 1945’e kadar Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne (NSDAP) üye olan 6,6 milyon Alman’ın bilgileri bulunuyor. Ancak bu veri Alman kaynaklarına göre gerçek sayıları yansıtmıyor. Zira Alman Tarih Müzesi’nin kayıtlarına göre 1945’te toplam 8,5 milyon Nazi partisi (NS) üyesi vardı. Bu da her beş yetişkin Alman’dan birinin en azından kâğıt üzerinde bu suç düzenini desteklemiş olduğunu gösteriyor.
Adolf Hitler’e ait NSDAP üyelik defteri ve kişisel kimlik belgesi. Fotoğrafta, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne ait 1 numaralı üyelik kaydının bulunduğu defter ile Hitler’in fotoğraflı kimlik belgesinden bir sayfa görülüyor.Adolf Hitler’e ait NSDAP üyelik defteri ve kişisel kimlik belgesi. Fotoğrafta, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne ait 1 numaralı üyelik kaydının bulunduğu defter ile Hitler’in fotoğraflı kimlik belgesinden bir sayfa görülüyor.

Adolf Hitler’e ait NSDAP üyelik defteri ve kişisel kimlik belgesi. Fotoğrafta, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne ait 1 numaralı üyelik kaydının bulunduğu defter ile Hitler’in fotoğraflı kimlik belgesinden bir sayfa görülüyor.
“Nazi arama motoru”
Tarihçi Johannes Spohr’a göre ABD’de bu imkanın oluşması olumlu bir gelişme. “Geniş bir kamuoyu için çevrim içi araştırma yapmak artık gerçekten cazip hale gelmiş görünüyor” diyen Spohr, söz konusu kaynakların Almanya’da aslında 1994’ten beri Federal Arşiv’de erişilebilir olduğunu hatırlatıyor. Spohr, “Orada bu üyelik bilgilerinden çok daha fazlasına ulaşmak mümkün” diyor.
Ancak Almanya’da koruma süreleri söz konusu. Yani bir kişiyle ilgili bilgiler, doğumundan 100 yıl veya ölümünden 10 yıl sonra açıklanabiliyor. Veriler de çevrim içi erişime açık olmuyor. Sadece yazılı başvuru olması halinde açıklanabiliyor.
Ayrıca ABD Ulusal Arşivi’nin aksine, Almanya’da özel kişiler yalnızca akrabalık bağı bulunan kişiler hakkında dosya inceleyebiliyor. Komşular ya da başkaları hakkında sorgulama yapmak mümkün değil. Spohr, “Bugüne kadar mağdurlar, kurbanlar, isimleri ve kimlikleriyle çok daha görünür oldu. Fail konumundakiler ise hâlâ oldukça belirsiz” değerlendirmesinde bulunuyor.
Tanıklıklar kayboluyor
Spohr, yaklaşık 11 yıldır “Present Past” (şimdiki geçmiş zaman) adlı araştırma hizmetiyle Almanların Nasyonal Sosyalist (NS) aile geçmişlerini incelemelerine destek veriyor. Kendisine başvuranların 20 ile 90 yaş arasında olduğunu belirten tarihçi, “Tüm kuşaklar var. Şu anda sözlü hafızadan kültürel hafızaya geçiş dönemindeyiz. Artık pek çok şey sözlü olarak aktarılamıyor, insanlara soru sorma imkânı azalıyor. Kişisel etkileşimler zayıfladıkça arşiv araştırması daha önemli hale geliyor” diyor.
Uzman günümüzde sadece torunların değil, dördüncü kuşağın da aktif olarak araştırma yaptığını vurgulayarak “Bu kuşak çoğu zaman araştırdıkları kişileri hiç tanımamış oluyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Fotoğrafta Hitler Gençliği’ne ait bir kimlik kartı görülüyor.Fotoğrafta Hitler Gençliği’ne ait bir kimlik kartı görülüyor.
Almanların çoğu aile geçmişlerine yakıştırmıyor
Bir araştırmaya göre Almanların üçte ikisinden fazlası, atalarının Nazi suçlusu olmadığına inanıyor. Yaklaşık yüzde 36’sı aile üyelerini kurbanlar arasında görüyor, yüzde 30’dan fazlası ise atalarının Yahudileri saklamak gibi potansiyel kurbanlara yardım ettiğini düşünüyor. Spohr, “Bu yanıtlar çoğu zaman somut bilgiden çok duygulara dayanıyor” diyor. Uzmana göre bu tutum “Gerçeklikle pek örtüşmüyor”.
Savaş sonrası dönemde ailelerin çoğunda Nazi dönemindeki suçlar, özellikle de kendi rollerine ilişkin konular konuşulmadı. Almanya’nın Nazi dönemine ilişkin anma kültürü yurtdışında örnek gösterilse de Spohr, “Anma kültürü iş somut kişilere geldiğinde, özellikle de tanınan kişilere uzandığında zorlaşıyor. Anma, can acıtan yerde de gerçekleşmeli” diyor. Bunun yalnızca Nazi dönemini değil, savaş sonrası dönemde oluşan mitleri ve çarpık anlatıları da kapsadığını belirtiyor ve ekliyor:
“Bu, savaş sonrası dönemin suçtan kaçınma refleksinin bir parçası.”
Kayıtlardan gerçeği öğrenmek mümkün mü?
Kayıtlı kartlarda isim, doğum tarihi ve yeri, partiye giriş tarihi ve üyelik numarası gibi bilgiler yer alıyor. Bazılarında adres ve portre fotoğrafları da bulunuyor. Ancak bunlar bir kişinin fanatik mi, fırsatçı mı yoksa sadece akıntıya kapılmış biri mi olduğunu göstermiyor. Ayrıca kartların yalnızca yaklaşık yüzde 80’i günümüze ulaşmış durumda. Dolayısıyla arşivde görünmeyen bir akrabanın Nazi olmadığından da emin olunamıyor.
“NSDAP üyesi olup üyelik dışında suç işlemeyenler olduğu gibi, üye olmayıp korkunç eylemlere karışanlar da vardı” diyen Spohr, “Asıl araştırma bundan sonra başlıyor” değerlendirmesini yapıyor.
Bir kişinin 1933’ten önce partiye girip girmediğine bakılabileceğini belirten tarihçi, bunun “NS davasının özellikle sadık bir destekçisi” olabileceğine işaret edebileceğini söylüyor. Ayrıca üyelerin parti içinde görev alıp almadığı da araştırılabiliyor. Spohr, “Aileler bir kişinin hayatındaki durakları biliyor olabilir ama neden yaptığını, ne düşündüğünü ya da hissettiğini hâlâ bilmiyor olabilirler” diyor.

Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne ait emaye kaplı plaket.Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne ait emaye kaplı plaket.
Her sorunun bir yanıtı yok
Spohr’a göre, büyükbaba ya da büyükbüyükannenin geçmişiyle ilgili ne öğrenilirse öğrenilsin, bu araştırma kişinin hem kendisine hem de topluma karşı bir sorumluluğu yerine getirmesi anlamına geliyor.
Araştırmaların merkezinde “Atalar şiddete karıştı mı?” sorusu bulunuyor. Ayrıca aile çiftliğinde zorla çalıştırılan işçilerin olup olmadığı ya da ailede Yahudilerin el konulan eşyalarının bulunup bulunmadığı da araştırılıyor. Spohr, “Az bilgi bulunabilir ve birçok boşluk kalabilir. Bu da hayal gücüne alan açar. Elbette aile anlatılarına ters düşen ağır gerçeklerle de karşılaşılabilir” uyarısında bulunuyor.
Spohr, son yıllardaki artan ilgiyi kısmen Ukrayna savaşıyla açıklıyor. İnsanların, “büyükbabalarının Kırım’da Wehrmacht askeri olarak gerçekten sadece kamyon ehliyeti mi aldığını, yoksa aile içinde anlatıldığı gibi değil de başka eylemlere mi karıştığını öğrenmek istediğini” ifade ediyor.
Aşırı sağın, özellikle AfD’nin yükselişinin de birçok kişiyi endişelendirdiğini ifade eden Spohr, “İnsanlar, bu yükseliş ile ailelerde hâlâ konuşulmayan NS geçmişi arasında bir bağlantı olup olmadığını, eski ideolojilerin bugün de etkisini sürdürüp sürdürmediğini görmek istiyor” diyor.
Yok edilmek istenen belgeler
Nasyonal Sosyalistler tarafından düzenlenen kayıt belgelerinin bugün hâlâ mevcut olması ise tesadüf değil. Spohr, “Savaşın sonunda yok edilmeleri planlanmıştı. Naziler, Müttefiklerin aleyhlerine kullanabileceği her şeyi ortadan kaldırmak istiyordu” diye hatırlatıyor.
Ancak imha görevi verilen Hanns Huber bu emre karşı çıktı. Münih’te bir kâğıt fabrikasının yöneticisi olan Huber, belgeleri bir yığın atık kâğıdın altına sakladı. ABD ordusu, 1945 sonbaharında bu belgeleri Berlin Belge Merkezi’ne götürdü. Bu merkez, savaş suçlularına yönelik Nürnberg yargılamaları için gerekli diğer NS belgelerini de barındırıyordu.
NSDAP üyeleri önemli görevlerdeydi
Spohr, “Amerikalılar 1967’de belgeleri Almanlara devretmeye çalıştı ancak 1994’te kabul edildi” diyor.
Uzman bunun gerekçesini ise şöyle açıklıyor:
“Bunu, Almanların belgeleri erişime açmanın çok riskli olacağını düşündükleri şeklinde yorumladılar. Çünkü belgelerde hâlâ meslek hayatında aktif olan ve siyasette etkili konumlarda bulunan çok sayıda eski Nazi yer alıyordu.”
ABD Ulusal Arşivi’nin kartları şimdi çevrim içi erişime açması ise Spohr’a göre esasen idari bir işlem.
Arşivde tüm belgeler sırayla dijitalleştiriliyor. Alman Federal Arşivi’nin ise kişisel verilerle ilgili tüm koruma süreleri dolduğunda, muhtemelen 2028 yılında kartları çevrim içi erişime açması bekleniyor. Kaynak: DW Türkçe
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.