Anasayfa / Dünya / “Demokrasi karanlıkta ölür” diyordu… Şimdi Washington Post karanlıkta küçülüyor

“Demokrasi karanlıkta ölür” diyordu… Şimdi Washington Post karanlıkta küçülüyor

2013’te “gazetenin finansal pistini uzatacağım” diyen Jeff Bezos, yüz milyonlarca dolarlık zararların ardından 2026’da 300’ü aşkın gazeteciyi işten çıkardı. Eski yöneticilere göre gazete “Trump’a yalakalık” için intihar ediyor.

New Yorker’da Ruth Marcus’un makalesinin çevirisini yayınlıyoruz.

4 Eylül 2013’te Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, Washington Post çalışanlarıyla ilk kez bir araya geldi. Gazeteyi, bir ay önce Graham ailesinden 250 milyon dolara satın almayı kabul etmişti. Post’un çalışanları için uzun ve huzursuz bir dönemdi bu. Ben —o sırada gazetenin editoryal sayfasında yardımcı editördüm— yıllar süren küçülme ve kemer sıkma politikalarını yaşamıştık. Don Graham’ın bizi iyi ellere teslim edeceğine güveniyorduk ama bu yeni sahibi tanımıyorduk. O da bizim işimizi, Graham ailesinin yaptığı gibi, yakından tanımıyor ve sevmiyordu.

Bezos’un o toplantıda söylediği “Washington Post için yeni bir altın çağ” sözleri içimizi rahatlatmıştı. Bob Woodward, gazeteyi neden satın aldığını sorduğunda Bezos, yapmaya hazır olduğu taahhüdü açıkça dile getirdi:

“Sonunda şuna karar verdim: Bu işin ‘pistini’ uzatabilirim — finansal pistini. Çünkü bence işi sürekli küçülterek devam edemezsiniz. Küçülürken de kârlı olabilirsiniz. Bu bir hayatta kalma stratejisidir ama en iyi ihtimalle sizi önemsizliğe götürür. En kötü ihtimalle de yok oluşa.”

Bugün dönüp o ana bakınca insan şu soruyu sormadan edemiyor: Nasıl buraya gelindi?

Post, Bezos döneminde bir süre kârlı yıllar geçirdi. 2016 seçimi ve Trump’ın ilk başkanlık dönemi, abonelik ve trafik açısından gazete için itici güç oldu. Ama ardından devasa zararlar başladı: 2023’te 77 milyon dolar, 2024’te bir 100 milyon dolar daha.

Bir zamanlar “pist uzatacağım” diyen Bezos, bu büyüklükte zararları artık tolere etmek istemedi. Ve böylece, Bezos’un desteklediği büyüme yıllarının ardından Post, 2023 ve 2025’te iki sert “gönüllü ayrılma” dalgası yaşadı. Haber merkezi bin kişiyi aşan bir kadrodan 800’ün altına indi; gazete en iyi yazar ve editörlerinden bazılarını kaybetti.

Sonra Çarşamba sabahı erken saatlerde, haber merkezi çalışanlarının e-posta kutusuna “bazı önemli adımlar” atılacağını bildiren bir mesaj düştü. Çalışanlardan evde kalmaları ve sabah 08.30’da yapılacak “Zoom web seminerine” katılmaları istendi. Herkes ne geleceğini biliyordu: Toplu işten çıkarmalar.

Yıkımın boyutu ise sarsıcıydı: İddiaya göre 300’den fazla haber merkezi çalışanı.

Bu ağır haberi açıklamak, icra kurulu baş editörü Matt Murray ile insan kaynakları şefi Wayne Connell’e kaldı. Gazetenin yayıncısı Will Lewis ise ortada yoktu.

Murray’nin “geniş kapsamlı bir stratejik sıfırlama” dediği bu süreçte, Post’un efsanevi spor servisi “mevcut haliyle” kapatıldı. Bundan sonra birkaç muhabir sporu, bir “kültürel ve toplumsal fenomen” olarak ele alacaktı.

Zaten son beş yılda yaklaşık 40 kişiye düşen yerel (metro) servis, şimdi yaklaşık 12 kişiye indirildi. Dış haberler masası ise 20’yi aşan büro/konum sayısından yaklaşık 12’ye düşürülecek.

Uluslararası editör Peter Finn, bana “işten çıkarılmayı kendim istedim” dedi.

Kitap eki kapanacak. Gazetenin amiral gemisi podcast’i “Post Reports” sona erecek.

Toplantıdan kısa süre sonra çalışanlara kişisel e-postalar gönderildi: Kim kalıyor, kim gidiyor.

Murray, küçültülmüş Post’un “otorite, ayırt edicilik ve etki gösteren alanlara” odaklanacağını söyledi; örnek olarak da siyaset ve ulusal güvenlik gibi başlıkları verdi.

Bu strateji, bir tür “Politico’nun daha hafif bir versiyonu” gibi duruyor. Fakat en yetenekli isimlerin çoğu zaten gitmişken, bu iddianın inandırıcılığı zayıf.

Graham ailesinin son temsilcisi Don Graham, daha önce gazetedeki değişimler konusunda kararlı biçimde suskun kalmıştı. Ama bu kez Facebook’ta acıyla dolu bir mesaj paylaştı:

“Kötü bir gün. Çok sayıda mükemmel muhabir ve editör — ve eski dostlarım — işini kaybediyor. İlk kaygım onlar; yardım edebilmek için elimden geleni yapacağım.”

Kendisi de bir zamanlar spor sayfasını yöneten Graham, şunu ekledi:

“1940’ların sonundan beri gazeteye spor sayfasından başlardım. Şimdi gazeteyi okumayı yeni bir şekilde öğrenmek zorunda kalacağım.”

Peki 2013’teki Bezos’a ne oldu?

Kendini “iyimser” diye tanımlayan, Post’un ülkenin gazetecilik ekosistemindeki yerini kavramış görünen o Bezos’a…

2016’da gazetenin yeni merkez binasının açılışında, Post’un “biraz daha gözü kara” ve “biraz daha havalı” hale geldiğini övünerek anlatmıştı.

Daha 2024 Aralık ayında, New York Times’ın DealBook Zirvesi’nde Bezos, gazeteyi destekleme konusundaki kararlılığını şöyle dile getirmişti:

“Post’a getirdiğim avantaj şu: Finansal kaynak gerektiğinde ben varım. Ben böyleyim. Bu konuda şefkatli bir ebeveyn gibiyim.”

Bir süre öncesine kadar Post’un 100 milyon ücretli aboneye ulaşabileceğini hayal ediyordu.

Ama bu acımasız kesintilerle birlikte Bezos, gazetenin küçülmüş haliyle sürünerek yoluna devam etmesine razı görünüyor.

Post’un kıdemli yazarlarından, efsanevi genel yayın yönetmeni Ben Bradlee’nin eşi Sally Quinn, bana Bezos’u şöyle anlattı:

“Başlangıçta harikaydı. Zekiydi, komikti, nazikti, ilgiliydi. Neşeliydi. Vicdanı ve bütünlüğü olan bir insandı. Post’u satın almanın kutsal bir emanet olduğunu söylediğinde gerçekten inanıyordu. Şimdi bu kişinin kim olduğunu bilmiyorum.”

Gazetenin efsane yazarlarından David Maraniss, 48 yıl Post’ta çalıştı. 2024’te, Bezos’un editoryal sayfanın Kamala Harris’e destek açıklamasını engellemesinin ardından yardımcı editörlükten istifa etti.

Maraniss, Bezos için şunu söyledi:

“Post’u satın aldı çünkü sadece milyar dolarlardan gelen bir ağırlık ve saygınlık değil, başka bir tür ‘itibar’ da kazandıracağını düşündü. Ama sonra dünya değişti. Şimdi bize zerre kadar değer verdiğini sanmıyorum — hatta açık konuşayım: Umurunda bile değil.”

Maraniss’e bu ölçekteki kesintilerin kurum için ne anlama geleceğini sordum.

“Buna Washington Post bile demek istemiyorum” dedi. “Bütün bunlar olmadan neye dönüşeceğini bilmiyorum.”

İşten çıkarmaların ilk işareti Ocak sonunda geldi. Spor servisindeki çalışanlara, Kış Olimpiyatları’nı izlemek için İtalya’ya muhabir gönderme planlarının iptal edildiği söylendi. (Yönetim daha sonra daha küçük bir ekibin gönderileceğini kabul etti.)

Ardından, ağır kesintiler söylentileri yayılmaya başlayınca, Post muhabirleri X’te Bezos’a seslenen mesajlar paylaşmaya başladı. Ortak hashtag şuydu: #SaveThePost

Dış haberler ekibi Bezos’a şöyle yazdı:

“Biz sahada, yakın tarihin kritik anlarında özel haberler yaptık. Yapacak daha çok işimiz var.”

Yerel ekip ise son beş yılda zaten yarıya indirildiklerini hatırlattı ve şu cümleyi kurdu:

“Watergate yerel bir hikâye olarak başladı.”

Çalışanların moralini daha da bozan şeylerden biri şuydu:

Will Lewis ve ekibi Davos’ta sosyalleşirken, Bezos ve eşi Lauren Sánchez Paris’te Haute Couture Haftası’ndaydı.

Daha da rahatsız edici olan ise şu hatırlatmaydı:

Bir zamanlar gazetenin başlığına “Demokrasi karanlıkta ölür” sloganını yazdıran Bezos, bugün Trump yönetimine karşı daha “yatıştırıcı” bir politika izliyor gibi görünüyordu.

Trump’ın ilk döneminde Bezos, yönetimi kızdırsa bile Post’un arkasında durmuştu; bu tutumu ona devlet ihalelerinde milyarlarca dolara mal olma riski taşıyordu.

Şimdi ise Bezos, Post’un federal hükümet muhabiri Hannah Natanson’un evine yapılan FBI baskınıyla ilgili tek kelime etmedi. Baskında muhabirin telefonları, dizüstü bilgisayarları ve cihazlarına el konulmuştu.

Çalışanlar baltanın inmesini beklerken, Başkan ve First Lady, Amazon’un 40 milyon dolara lisansladığı ve tanıtımına ayrıca 35 milyon dolar harcadığı iddia edilen “Melania” belgeselinin galasını kutluyordu.

Bu anlaşma, Bezos’un Trump’larla yemin töreninden kısa süre önce yaptığı bir akşam yemeğinin ardından imzalanmıştı.

Bu sırada Washington Post’un Görüşler (Opinions) bölümünde de daha az görünür ama en az işten çıkarmalar kadar sarsıcı bir dönüşüm yaşanıyordu.

Washington Post’ta muhabir, editör, editoryal yazar ve köşe yazarı olarak kırk yılı aşkın süre çalıştım. Geçen mart ayında istifa ettim.

İstifa etmemin nedeni, Bezos’un çalıştığım Görüşler bölümünün bundan sonra iki “ana sütuna” odaklanacağını açıklamasıydı: “kişisel özgürlükler ve serbest piyasalar.”

Daha da kaygı verici olan ise Bezos’un şu uyarısıydı:

“Bu sütunlara karşı görüşlerin yayımlanması başkalarına bırakılacak.”

Oysa biz, çok farklı görüşleri yansıtan bir görüş sayfasıydık — üstelik Bezos bunu geçmişte bizzat teşvik etmişti. Bu değişikliğin, açıkça çok yanlış bir yönelim olduğu ortadaydı.

Bezos’un “destek açıklaması yapmama” kararını eleştiren bir köşe yazısı yazmıştım; gazete bunu kayda değer bir değişiklik yapmadan yayımladı.

Ama “muhalefete izin yok” anlamına gelen bu yeni talimata karşı çıkan bir yazı yazdığımda, bana bunun yayıncı Will Lewis tarafından engellendiği söylendi. Gerekçe şuydu: Yazı, Post’un kendisi hakkında yazması için gereken “yüksek eşiği” karşılamıyordu.

Lewis, benim görüşme talebimi de reddetti.

Ben de istifa mektubumu teslim ettim.

Sonrasında gelen yeni editoryal sayfa editörü, hem imzasız başyazıları hem de imzalı köşe yazılarını hızla ve belirgin biçimde sağa kaydırdı.

Öyle ki bugün gazetede tek bir liberal köşe yazarı bile kalmadı.

Yakın tarihli bir başyazı, Başkan’ın Beyaz Saray’a yeni bir balo salonu yapma planını övdü; ayrıca Doğu Kanadı’nı izinsiz biçimde yıktırmasını mazur gördü. Yazıda, “projeler binlerce küçük müdahaleyle öldürülecekti” deniyordu.

Bir başka başyazı ise Savunma Bakanlığı’nın adının “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirilmesi önerisini destekledi; bunu “devletin örtmecelerine karşı değerli bir darbe” olarak niteledi.

Trump’ı eleştiren bazı başyazılar hâlâ çıkıyor.

Ama genel eğilim açık: Yağcı övgüye doğru belirgin bir kayış var.

Eğer kendimi pencereden atar gibi dışarı atmamış olsaydım, büyük ihtimalle bana da “gönüllü ayrılma paketini al ve git” denecekti.

Gazetede sekiz yıl boyunca genel yayın yönetmenliği yapan ve bu dönemde 11 Pulitzer kazanan Martin Baron ise şu açıklamayı yaptı:

“Bu, dünyanın en büyük haber kuruluşlarından birinin tarihindeki en karanlık günlerden biri. Washington Post’un hedefleri ciddi biçimde küçülecek, yetenekli ve cesur kadrosu daha da zayıflayacak ve kamuoyu, bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan yerel ve küresel düzeydeki sahadan, gerçeklere dayalı habercilikten mahrum kalacak.”

Baron’a göre haber endüstrisi zaten “baş döndürücü bir değişim döneminde.” Ancak Post’un sorunları, “en tepeden gelen kötü kararlarla katlanarak büyüdü.”

Özellikle de Bezos’un Harris’e destek açıklamasını engellemesine dikkat çekti. Baron bunu “korkakça bir emir” olarak niteledi ve bunun gazeteye 250 binden fazla abone kaybettirdiğini söyledi.

Baron şöyle devam etti:

“Sadık okurlar, sahibi Jeff Bezos’un savunması gereken değerleri sattığını gördükçe öfkelendi ve Post’tan kaçtı. Gerçekte, yüz binlercesi sürüldü.”

“Bezos’un Trump’ın gözüne girmek için yaptığı mide bulandırıcı çabalar, ayrıca çok çirkin bir iz bıraktı. Bu, neredeyse anında gerçekleşen, kendi eliyle yapılmış bir marka yıkımının ders kitabı örneğidir.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın