Anasayfa / Dünya / Die Linke’de Siyonizm tartışması: ‘İsrail’in var olma hakkı’nı Türk aday savundu

Die Linke’de Siyonizm tartışması: ‘İsrail’in var olma hakkı’nı Türk aday savundu

Berlin Sol Partisi’nin başbakan adayı Elif Eralp, partisinin Aşağı Saksonya teşkilatında kabul edilen Siyonizm karşıtı karara karşı çıktı. 2 Eylül sonrası Almanya’ya sığınan sendikacı bir ailenin kızı olan Eralp: "İsrail’in var olma hakkı ve Yahudi halkının kendi kaderini tayin etme hakkı pazarlık konusu değildir."

Almanya’da Sol Parti (Die Linke) içinde İsrail, Siyonizm ve Filistin başlıkları etrafında büyüyen tartışmaya, Berlin eyalet seçimlerinin başbakan adayı Elif Eralp de dahil oldu. Eralp, partinin Aşağı Saksonya teşkilatında kabul edilen ve İsrail karşıtı dili nedeniyle hem parti içinde hem kamuoyunda tepki çeken karara açık biçimde karşı çıktı.

Berliner Zeitung’a konuşan Eralp, “Benim için İsrail’in var olma hakkı ve Yahudi halkının kendi kaderini tayin etme hakkı pazarlık konusu değildir” dedi. Eralp ayrıca söz konusu kararın “tek taraflı” olduğunu, Hamas’ın 7 Ekim saldırısını dışarıda bıraktığını söyledi.

Eralp, karar metninin birçok Yahudi açısından Siyonizm kavramının ne ifade ettiğini de görmezden geldiğini belirtti. Ona göre bu kavram, birçok Yahudi için her şeyden önce “güven içinde yaşama” fikriyle bağlantılı.

Tartışmanın merkezindeki karar, Die Linke’nin Aşağı Saksonya teşkilatında kabul edilmişti. Kararda “bugün fiilen var olan Siyonizm” hedef alınırken, İsrail hükümetinin politikaları sert biçimde eleştiriliyor. Metinde Gazze için “soykırım”, İsrail ve işgal altındaki Filistin toprakları için ise “apartheid” ifadeleri kullanılıyor; İsrail ayrıca “sömürgeci proje” olarak tanımlanıyor. Karara yöneltilen başlıca eleştirilerden biri de Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırısına hiç yer verilmemesi oldu.

Eralp, İsrail’in var olma hakkını ve Yahudi halkının kendi kaderini tayin hakkını savunurken, Filistinlilerin haklarını da aynı açıklıkla vurguladı. Filistinlilerin de kendi kaderini tayin hakkının tartışma konusu olmadığını belirten Eralp, güvenlik, barış ve işgal olmadan yaşama hakkını savunduğunu söyledi. Filistin devletinin tanınmasından yana olduğunu da ifade etti.

Bu çıkış, Eralp’in siyasi hattı açısından Almanya’daki sol iç tartışmalarda dikkat çekici bir yerde duruyor. Çünkü Elif Eralp, 12 Eylül askeri darbesinin ardından Türkiye’den ayrılmak zorunda kalan solcu ve sendikacı bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğdu. Annesi ona hamileyken Münih’e ulaşan aile, Uluslararası Af Örgütü’nün desteğiyle iltica başvurusunda bulundu. Eralp, daha önce verdiği röportajlarda, bir mülteci ailenin çocuğu olarak büyümesinin adalet, eşitlik ve devlet şiddeti gibi meselelerle çok erken yaşta tanışmasına yol açtığını anlatmıştı.

Siyasete çocuk yaşlarda çevre kampanyaları ve ırkçılık karşıtı eylemlerle giren Eralp, hukuk eğitimi aldıktan sonra Sol Parti çevresinde aktif siyasete yöneldi. 2010’da Sol Parti Federal Meclis Grubu’nda hukuk politikası danışmanı olarak çalışmaya başladı. 2017’de partiye resmen üye oldu; ardından Berlin eyalet yönetiminde ve meclis grubunda hızla yükseldi. 2021’de Berlin Eyalet Meclisi’ne seçildi, 2025’te ise Berlin Sol Partisi’nin başbakan adayı oldu.

Berlin’de Filistin yanlısı gösterilere ve Gazze tartışmalarına yakın duran bir siyasetçi olarak bilinen Eralp’in, aynı anda İsrail’in var olma hakkını bu kadar net savunması, Die Linke içindeki fay hattını daha görünür hale getirdi.

Aşağı Saksonya’daki karar nedeniyle Almanya’da iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı da devreye girmiş, metindeki olası antisemitik unsurların incelendiğini açıklamıştı. Bu nedenle Eralp’in çıkışı, parti yönetiminin çizgisi ile tabandaki radikal eğilimler arasındaki gerilimin yeni halkası olarak görülüyor.

Almanya’da Sol Parti (Die Linke) içinde İsrail, Siyonizm ve Filistin başlıkları etrafında büyüyen tartışmaya, Berlin eyalet seçimlerinin başbakan adayı Elif Eralp de dahil oldu. Eralp, partinin Aşağı Saksonya teşkilatında kabul edilen ve İsrail karşıtı dili nedeniyle hem parti içinde hem kamuoyunda tepki çeken karara açık biçimde karşı çıktı.

Berliner Zeitung’a konuşan Eralp, “Benim için İsrail’in var olma hakkı ve Yahudi halkının kendi kaderini tayin etme hakkı pazarlık konusu değildir” dedi. Eralp ayrıca söz konusu kararın “tek taraflı” olduğunu, Hamas’ın 7 Ekim saldırısını dışarıda bıraktığını söyledi.

Eralp, karar metninin birçok Yahudi açısından Siyonizm kavramının ne ifade ettiğini de görmezden geldiğini belirtti. Ona göre bu kavram, birçok Yahudi için her şeyden önce “güven içinde yaşama” fikriyle bağlantılı.

Tartışmanın merkezindeki karar, Die Linke’nin Aşağı Saksonya teşkilatında kabul edilmişti. Kararda “bugün fiilen var olan Siyonizm” hedef alınırken, İsrail hükümetinin politikaları sert biçimde eleştiriliyor. Metinde Gazze için “soykırım”, İsrail ve işgal altındaki Filistin toprakları için ise “apartheid” ifadeleri kullanılıyor; İsrail ayrıca “sömürgeci proje” olarak tanımlanıyor. Karara yöneltilen başlıca eleştirilerden biri de Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırısına hiç yer verilmemesi oldu.

Eralp, İsrail’in var olma hakkını ve Yahudi halkının kendi kaderini tayin hakkını savunurken, Filistinlilerin haklarını da aynı açıklıkla vurguladı. Filistinlilerin de kendi kaderini tayin hakkının tartışma konusu olmadığını belirten Eralp, güvenlik, barış ve işgal olmadan yaşama hakkını savunduğunu söyledi. Filistin devletinin tanınmasından yana olduğunu da ifade etti.

Bu çıkış, Eralp’in siyasi hattı açısından Almanya’daki sol iç tartışmalarda dikkat çekici bir yerde duruyor. Çünkü Elif Eralp, 12 Eylül askeri darbesinin ardından Türkiye’den ayrılmak zorunda kalan solcu ve sendikacı bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğdu. Annesi ona hamileyken Münih’e ulaşan aile, Uluslararası Af Örgütü’nün desteğiyle iltica başvurusunda bulundu. Eralp, daha önce verdiği röportajlarda, bir mülteci ailenin çocuğu olarak büyümesinin adalet, eşitlik ve devlet şiddeti gibi meselelerle çok erken yaşta tanışmasına yol açtığını anlatmıştı.

Siyasete çocuk yaşlarda çevre kampanyaları ve ırkçılık karşıtı eylemlerle giren Eralp, hukuk eğitimi aldıktan sonra Sol Parti çevresinde aktif siyasete yöneldi. 2010’da Sol Parti Federal Meclis Grubu’nda hukuk politikası danışmanı olarak çalışmaya başladı. 2017’de partiye resmen üye oldu; ardından Berlin eyalet yönetiminde ve meclis grubunda hızla yükseldi. 2021’de Berlin Eyalet Meclisi’ne seçildi, 2025’te ise Berlin Sol Partisi’nin başbakan adayı oldu.

Berlin’de Filistin yanlısı gösterilere ve Gazze tartışmalarına yakın duran bir siyasetçi olarak bilinen Eralp’in, aynı anda İsrail’in var olma hakkını bu kadar net savunması, Die Linke içindeki fay hattını daha görünür hale getirdi.

Aşağı Saksonya’daki karar nedeniyle Almanya’da iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı da devreye girmiş, metindeki olası antisemitik unsurların incelendiğini açıklamıştı. Bu nedenle Eralp’in çıkışı, parti yönetiminin çizgisi ile tabandaki radikal eğilimler arasındaki gerilimin yeni halkası olarak görülüyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın