ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) kapsamlı yaptırımlar uygulama kararı aldı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, mahkemeyi Amerikan egemenliğine tehdit olarak nitelendirirken, aralarında Almanya, Fransa ve İngiltere’nin de bulunduğu sekiz ülke karara karşı ortak açıklama yaptı. Yaptırımlar, eski UCM yargıcı Navi Pillay’a 2026 Nobel Barış Ödülü verilmesinden saatler sonra açıklandı.
Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin mali kaynaklarını ve faaliyetlerini kısıtlamayı hedefleyen yeni yaptırımlar açıkladı. Karar kapsamında Amerikan şirketlerinin mahkemeye bankacılık, yazılım ve diğer hizmetleri sağlaması yasaklanacak.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kararın Amerikan egemenliğini korumak amacıyla alındığını savundu.
Rubio, “Ya Uluslararası Ceza Mahkemesi tehditlerine son verecek ya da biz Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne son vereceğiz” dedi.
Rubio, X hesabından yaptığı açıklamada da “Bugün Trump yönetimi Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yaptırım uyguluyor. Bu adım, mahkemeye üye müttefiklerimizi ABD egemenliğine yönelik bu tehdidi kalıcı olarak sona erdirecek çözümler üretmeye teşvik etmelidir” ifadelerini kullandı.
Sekiz ülkeden ortak tepki
Kanada, Danimarka, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, Hollanda ve İngiltere dışişleri bakanları ortak açıklama yayımlayarak ABD’nin kararına karşı çıktı.
Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın paylaştığı açıklamada, “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kararlı destekçileri olarak ABD’nin mahkemeye yaptırım uygulama kararından üzüntü duyuyor ve bu karara şiddetle karşı çıkıyoruz” denildi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi de yaptırımların hukukun üstünlüğüne ve uluslararası hukuk düzeninin temellerine saldırı olduğunu belirtti. Mahkeme, çalışanlarını ve kendisiyle işbirliği yapanları yıldırmayı amaçlayan yaptırımların faaliyetlerini durduramayacağını açıkladı.
Nobel Barış Ödülü’nden saatler sonra
Yaptırım kararının zamanlaması da dikkat çekti. Karar, 2026 Nobel Barış Ödülü’nün eski UCM yargıcı Navi Pillay’a verilmesinden yalnızca saatler sonra duyuruldu.
Pillay, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını ve Hamas’ın 7 Ekim saldırılarını soruşturan Birleşmiş Milletler komisyonuna başkanlık etmişti. Trump, İsrail’i savaş suçlarıyla suçlayan komisyonda görev yapması nedeniyle Pillay’ı eleştirmişti.
ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü’nü onaylamadığı gerekçesiyle mahkemenin Amerikan vatandaşları üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını savunuyor.
Washington yönetimi, mahkemenin Afganistan’daki Amerikan askerlerine yönelik soruşturmalarına ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında çıkarılan tutuklama kararına da karşı çıkıyor.
Yaptırımların yalnızca mahkeme çalışanlarını değil, mahkemenin kendisini hedef alması, önceki Amerikan yaptırımlarından önemli bir fark oluşturuyor. Reuters’a göre mahkeme, olası yaptırımlara karşı Microsoft yazılımlarından açık kaynaklı alternatiflere geçmek ve bankacılık hizmetleri için yeni düzenlemeler yapmak dahil çeşitli önlemler almaya başlamıştı.
Avrupa Birliği ise Amerikan yaptırımlarının Avrupa’daki şirketlere etkisini sınırlamak için hukuki koruma mekanizmalarını değerlendiriyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.
