Üsküdar Belediye Meclisi, belediye başkanvekilini belirlemek üzere bugün yeniden toplandı.
Seçimde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ile Cumhur İttifakı’nın adayı Dündar Ziya Gültekin yarışıyor.
Seçim öncesinde CHP’li Amine Cansu Çelik ve Ekrem Baki tutuklanmıştı. Ayrıca CHP’li dört belediye meclis üyesi daha önce AK Parti’ye katılmıştı.
YENİ Parti ve CHP’nin Üsküdar ilçe başkanları da dün ortak basın toplantısı düzenleyerek başkanvekili seçiminde birlikte hareket edeceklerini açıklamıştı.
İlk tur oylamada Gültekin 21, Çetinkaya 19 oy aldı. İki oy geçersiz sayıldı.
İkinci turda ise Gültekin 22, Çetinkaya 20 oy aldı. İlk iki turda başkanvekili seçilebilmek için gereken çoğunluğa ulaşılamadı.
Üçüncü tur tamamlandı.
AKP-MHP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin 23 oy aldı.
CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ise 19 oy aldı.
3 oya ise itiraz edildi.
Dördüncü tur, AK Parti adayı Dündar Ziya Gültekin 23 oyla seçilmesi ile tamamlandı.
CHP adayı Sibel Tan Çetinkaya ise 19 oy aldı.
CHP grubundan 2 meclis üyesi AK Parti adayına oy verdi.
Üsküdar Belediyesi Başkanvekilliği seçim sonrası, CHP’li meclis üyeleri sonuçlara tepki gösterdi:
“İçeriye at, transfer et, sonra da seçim kazandık de! Yazıklar olsun!”
Bir CHP’li meclis üyesi gözyaşlarını tutamadı.
Üsküdar Belediyesi yönetiminin AK Parti’ye geçmesiyle sonuçlanan tartışmalı seçimin ardından YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’ten dikkat çeken iddialar geldi. Özgür Çelik, AK Parti’ye geçen meclis üyesi Ayhan Aydın’ın kendilerini telefonla arayarak tehdit edildiğini söylediğini, engelli eşi ve çocuğu için boyun eğmek zorunda kaldığını ve görüşme sırasında hüngür hüngür ağladığını öne sürdü.
Çelik, Aydın’ın hüngür hüngür ağlayarak şu ifadeleri kullandığını aktardı:
“Beni savcı tutuklamayla tehdit etti. Benim oğlum engelli, benim eşim engelli. Bunlara kim bakacak? Benim gönlüm razı değil, vicdanım razı değil. Engelli çocuğum var, engelli eşim var, ben tutuklanırsam onlara bakacak kimse kalmaz diye ben bunlara teslim oldum.”
Çelik, seçim sürecinde belediye meclis üyelerinin gözaltı, tutuklama ve tehditlerle baskı altına alındığını ileri sürdü. İstanbul Valiliği ile Kartal Adliyesindeki savcıların seçim sürecine müdahale ettiğini savundu.
“SEÇİMİ AKP KAZANMADI”
Yaşananları “Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke” olarak nitelendiren Çelik, şunları söyledi:
“Seçimi AK Parti kazanmadı. Üsküdar’da seçimi Kartal Adliyesindeki savcılar, İstanbul Valisi Davut Gül kazandı. Tekrar ediyorum. Tekrar ediyorum: Bugün Üsküdar’da Türkiye demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiş bir gün yaşandı. Ve burada seçimi AKP kazanmadı, burada seçimi Kartal Adliyesindeki savcılar ve İstanbul Valisi Davut Gül kazandı.”
SEÇİM SÜRECİNİ ANLATTI
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından 5 Ağustos’ta belediye başkan vekilliği seçimi yapıldığını hatırlatan Çelik, Sibel Tan Çetinkaya’nın bu göreve seçildiğini belirtti.
Çelik, seçimin daha sonra yargı kararıyla hukuksuz biçimde iptal edildiğini savundu. Cumartesi günü yapılması planlanan seçimde çoğunluk sağlanamadığını, bunun üzerine Belediye Meclisinin bugün saat 09.00’da yeniden toplandığını aktardı.
“SEKİZ MECLİS ÜYEMİZ ADLİYEYE DAVET EDİLDİ”
Çelik, ilk seçimden bu yana YENİ Partili belediye meclis üyelerinin baskı altında tutulduğunu ileri sürdü:
“Tam 8 tane meclis üyemiz Kartal Adliyesine davet edildi. Savcılar, Kartal Adliyesinde meclis üyelerimizi yargı tacizi, yargı baskısı altına aldılar. Yetmedi, iki meclis üyemiz sırf oy kullanamasınlar diye tutuklandılar. Yetmedi, 4 meclis üyemiz transfer edildi ve bir siyasi partinin rozeti takıldı.”
DÖRT MECLİS ÜYESİYLE İLGİLİ İDDİALAR
AK Parti’ye geçen meclis üyelerinden Ahmet Başbaydar’ın, ilk seçim sırasında oy tercihini açıklarken oğluyla ilgili kendisine bir söz verildiğini söylediğini öne süren Çelik, Başbaydar’ın şu ifadeleri kullandığını aktardı:
“Ben AK Parti’ye oy verdim, tekrar vereceğim, çünkü terör örgütünden benim oğlum ceza aldı, terör örgütü üyeliğinden şu anda İngiltere’de, 15 yıldır Türkiye’ye gelemiyor, Adalet Bakanlığı benim terör örgütünden ceza almış oğlumu getirme sözü verdi.”
Çelik, bu sözlerin Başbaydar tarafından 40 kişinin bulunduğu bir ortamda dile getirildiğini savundu.
İkinci isim olarak Hüseyin Kazan’ı gösteren Çelik, Kazan’ın oğlunun seçimden kısa süre önce cezaevinde bulunduğunu söyledi. Çelik, Üsküdar’da Kazan’ın oğlunun oy karşılığında şartlı tahliye edildiğine ilişkin iddiaların konuşulduğunu belirtti.
Dördüncü isim Tahsin Usta hakkında da çeşitli iddialar bulunduğunu söyleyen Çelik, “Konuşuyor insanlar, 500 bin dolar diye iddia edenler var, 1 milyon dolar diye iddia edenler var. Parayla, makam teklifiyle teslim olduğunu söyleyenler var” dedi.
“İNSANLIK ONURUNU AYAKLAR ALTINA ALDINIZ”
Ayhan Aydın’ın telefondaki sözlerine tepki gösteren Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Sizler var ya, engelli çocuğu olan, engelli kadını olan bir insanı teslim aldınız. Baskıyla, korkuyla, sindirerek teslim aldınız. Siz var ya siz, siz insanlık onurunu ayaklar altına aldınız. Siz, siz Üsküdar’da insanlık onurunu ayaklar altına aldınız, ayaklar altına aldınız.”
OTELDE POLİS GÖZETİMİ İDDİASI
Çelik, AK Parti’ye geçen dört meclis üyesinin şehir dışındaki bir otelde dört gün boyunca tutulduğunu ve başlarında polislerin beklediğini öne sürdü.
Bu iddianın Ayhan Aydın’ın sözlerine dayandığını belirten Çelik, Aydın’ın “Biz bir oteldeyiz ve polis şu anda başımızda bekliyor” dediğini aktardı.
Çelik, “Yani işin içerisinde savcılar var, işin içerisinde İstanbul Valisi Davut Gül var, işin içerisinde devletin polisleri var. Böyle bir şey olur mu? Hepimizin canını malını korumakla görevli olan polisler bu işe alet edilir mi?” ifadelerini kullandı.
İKİ MECLİS ÜYESİNE DAHA SUÇLAMA
Seçimde iki meclis üyesinin daha gizli biçimde AKP lehine oy kullandığını söyleyen Çelik, bu isimlerden birinin Onur Bayav olduğunu açıkladı. Diğer ismin belirlenmesi için çalışma yürütüldüğünü belirtti.
Çelik, Bayav’ın patronunun savcılığa çağrıldığı ve Bayav’ın da adliye üzerinden tehdit edildiği yönünde iddialar bulunduğunu söyledi.
VALİLİĞE SEÇİM TEPKİSİ
İstanbul Valiliğinin belediye binasını demir bariyerlerle çevirdiğini belirten Çelik, gazetecilerin binaya alınmadığını söyledi. Çelik, seçim tarihlerinin ve saatlerinin AK Parti’ye avantaj sağlayacak şekilde belirlendiğini öne sürdü.
Valiliğin önce grubu olmayan partilerin, ardından hiçbir siyasi partinin il ve ilçe başkanları ile temsilcilerinin binaya giremeyeceğini bildiren yazılar yayımladığını aktardı.
İki meclis üyesinin tutuklu oldukları için oy kullanamadığını hatırlatan Çelik, Kartal Adliyesindeki savcılara şöyle seslendi:
“Burada bir siyasi parti bir meclis başkan vekilliği seçimini kazansın diye, Kartal Adliyesindeki savcılık odalarınızı seçim ofisine çevirdiniz. Siz adaletin temeliyle oynadınız.”
İstanbul Valisi Davut Gül’ü de hedef alan Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Davut Gül, şu anda İstanbul Valiliğinin tabelasına bir ampul fotoğrafını asarsanız buna Türkiye’de şaşıran hiç kimse kalmayacak. Bunu size açık ve net olarak söylüyoruz. Siz İstanbul Valiliğini bir siyasi partinin seçim ofisine dönüştürmüş durumdasınız.”
“ÜSKÜDAR HALKININ HAKKI SİZE HELAL DEĞİLDİR”
AK Parti’ye geçen ve seçimde AKP lehine oy kullanan meclis üyelerine seslenen Çelik, “Üsküdar halkının hakkı size helal değildir kardeşim! Üsküdar’daki seçmenlerin hakkı size helal değildir! Sinem Dedetaş’ın hakkı size helal değildir!” dedi.
Baskılara rağmen iradelerine sahip çıktığını söylediği 19 belediye meclis üyesine teşekkür eden Çelik, mücadelenin devam edeceğini belirtti.
Çelik, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Millet, sandıkta kaybettiğinizi masa başında kazanmanıza izin vermeyecek. Sandık milletin önüne gelecek. Üsküdar bugünün hesabını soracak. İstanbul bugünün hesabını soracak. Türkiye bugünün hesabını soracak. Bu kötülüğü millet asla cezasız bırakmayacak. Biz yüzümüzü millete döndük. Milletle birlikte kararlı bir şekilde yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’le, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’yla, 16 milyon İstanbulluyla, 86 milyon yurttaşımızla kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Yemin içiyoruz, ant içiyoruz, bu karanlık kaybedecek, millet kazanacak!”
Müslim Sarı: Hem üzgünüz hem öfkeliyiz, seçimler Türk siyasi hayatına kara leke olarak geçti
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Üsküdar Belediyesi’ndeki başkanvekilliği seçimini Cumhur İttifakı’nın adayı Dündar Ziya Gültekin’in kazanmasına ilişkin, “Hem üzgünüz, hem öfkeliyiz. Karışık duygular içindeyiz. Türk siyasi hayatına kara leke olarak geçti” dedi. Seçimdeki firelere ilişkin konuşan Sarı “İlk iki turda bir belediye meclis üyemiz 3’üncü ve 4’üncü turda da iki belediye meclis üyemizin fire verdiğini gördük. CHP’nin içinde kalarak, kendilerini gizleyerek, arkadan hareket ederek, CHP’nin çıkarttığı adaya oy vermeyerek AKP saflarına katılanlardan çok daha büyük bir ahlaksızlık yapmışlardır” ifadelerini kullandı.
Partisinin Üsküdar İl Başkanlığı’nda açıklama yapan CHP Sözcüsü Sarı, şöyle konuştu:
“Yaklaşık 1 haftadır takip ettiğimiz süreç olumsuz sonuçlandı. Üzüntülü olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Hem üzgünüz, hem öfkeliyiz. Karışık duygular içindeyiz. Türk siyasi hayatına kara leke olarak geçti. Üsküdar, CHP için son derece önemli bir yerdi. Çok uzun bir zaman sonra Üsküdar’da belediyeyi kazanma başarısını göstermiştik. Önceki iki seçimde kıl payı kaçırmıştık. Örgütümüz bu konuda çok çaba sarf etti. Nihayet 2024 yılında geçmiş yılların birikiminin ödülünü kazandı CHP. Sayın Sinem Dedetaş seçildi. Ondan sonraki süreçler zaten kamuoyunun bilgisi dahilinde, kamuoyunun gözlemleri dahilinde hep beraber izledik. Hep beraber bu süreçleri yaşadık. Daha sonra başkanımız tutuklandı. Tutuklandıktan sonra yine malumlarınız olduğu üzere bir belediye başkan vekili seçimi yapıldı. Belediye başkan vekili seçiminde de yine 4. turda Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı belediye başkan vekili oldu. Yani 5 Ağustos’ta bir kere daha belediye meclis üyelerimizin desteğiyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı seçimleri bir kere daha kazandı. İkinci kez kazandık.
“Bu seçim iradesi sakatlanmış bir seçimdir”
Ancak geçersiz oyların seçim sonucunu etkilediği gerekçesiyle bildiğiniz üzere seçim iptal edildi ve yenilendi. Şimdi son bir haftada yaşadığımız bu yenilenen seçimlerle ilgili ibretlik bazı şeyler gösterdi bize. Bir defa burada ciddi bir AKP operasyonu olduğunu görüyoruz. İki tane belediye meclis üyemiz tutuklandı ve oy kullanamaz hale getirildi. Bugün oy kullanamadılar. Baştan iradesi sakatlanmış bir seçimle karşı karşıyayız. Bu belediye meclis üyelerimiz Amine Cansu Çelik ve Ekrem Baki. Bu belediye meclis üyelerimizin iradesi bugünkü seçime yansımamıştır. Bu iki belediye meclis üyemizin iradesi, tekrar ediyorum bugünkü seçime yansımadığı için seçim aslında iradesi sakatlanmış bir seçimdir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak meseleye bu boyutuyla bakıyoruz.
“Saf değiştiren arkadaşlarımızın bazılarının tehdit edildiği iddiaları var”
Bir başka şey daha oldu bu süreç içerisinde. Dör tane Cumhuriyet Halk Partili belediye meclis üyesinin Cumhuriyet Halk Partisi’den istifa ederek AKP saflarına katıldığını gördük. Bu arkadaşlarımızı ben buradan bir kere daha söylemek istiyorum isimlerini. Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Tahsin Usta ve Hüseyin Kazan. Hangi motivasyonla Cumhuriyet Halk Partisi’nden AKP saflarına katıldığını biz bilmiyoruz. Bununla ilgili bir sürü spekülasyon var. Bu arkadaşlarımızın bazılarının tehdit edildiğini, bu arkadaşlarımızın bazılarına menfaat sağlandığını, bununla ilgili ortada dolaşan bir sürü iddialar var. Biraz önce Yeni Parti’nin il başkanı Özgür Çelik de bunları detaylı bir biçimde kamuoyuyla paylaştı.
“Bütün sorumluluğu bu arkadaşımızla yükleyerek siyasal sorumluluktan kaçabilir miyiz?”
Şimdi burada hangi sebeple olursa olsun bir siyasal partinin mensubu olarak seçilmiş ve Üsküdar halkının iradesini o siyasal parti kapsamında temsil etme iradesine sahip olan bir kişinin başka bir siyasal partiye oy vermesi, onun siyasal menfaatlerine göre hareket etmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu çok açık bir ahlaksızlıktır. Bunu baştan belirleyelim. Ancak bir yandan da bütün faturayı bu arkadaşlarımıza kesmeyelim. Bu arkadaşlarımız büyük bir siyasi ahlaksızlık örneği göstererek Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçildikleri halde AKP’nin adayına oy vermişlerdir. Ancak bu arkadaşlarımız belediye meclis üyesi yapılırken kimlerin referansıyla, nasıl, hangi şekilde belediye meclis üyesi olmuşlardır? Bütün sorumluluğu bu arkadaşımızla yükleyerek siyasal sorumluluktan kaçabilir miyiz?
Sadece ve sadece bu arkadaşlarımızı mı sorumlu tutacağız? Bu ahlaksızlığı yapan belediye meclis üyelerimizi mi sorumlu tutacağız? Bu arkadaşlarımıza referans olan, bu arkadaşlarımızı belediye meclis listelerine yazan, siyaseten bu arkadaşlarımızın arkasında duran parti yöneticilerimizin hiç mi kabahati yoktur? Dolayısıyla bütün kamuoyunun bunu sorgulaması ve bu dört arkadaşımızla ilgili bedel ödemeleri gerektiğini düşünüyoruz CHP olarak.
2024 seçimlerinde aday belirleme süreçleriyle ilgili bütün yaşananlar Üsküdar’da herkesin hafızalarındadır. Herkesin kayıtlarındadır. Herkes bunu bilmektedir. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın da bir öz eleştiri yapıp bu sorumluluğu üstlenip çıkıp siyaseten gereğini yapmaları gerekir. İstifa edeceklerse istifa etsinler. Özür dileyeceklerse özür dilesinler. Bu siyasal sorumluluğu üstlensinler. Bu siyasal sorumluluğu üstlenmeden sadece bu arkadaşlarımıza bu siyasi sorumluluğu yüklemek gelecek açısından da önemlidir diye düşünüyorum. Bundan sonra bu tür sonuçların olmaması açısından.
“Seçimin içinde de firelerimiz oldu”
Neticede bugün bir seçim oldu ve CHP’nin başlangıçta 28 belediye meclis üyesi alarak kazandığı Üsküdar Belediyesi’nde arkadaşlarımızın ikisinin tutuklu olması sebebiyle, dördünün de AKP’ye geçmesi sebebiyle 21’e 21 olarak seçime girdik.
Seçimin içinde de firelerimiz oldu. Yani Yeni Parti grubu ve Cumhuriyet Halk Partisi grubu birlikte hareket ederek tam mutabakat içinde CHP tarafından kazanılmış bir belediyenin yeniden CHP’de kalması için AKP’ye gitmemesi için tam mutabakat içinde hareket etmiş olmalarına rağmen ilk iki turda bir belediye meclis üyemiz 3’üncü ve 4’üncü turda da iki belediye meclis üyemizin fire verdiğini gördük. Bu arkadaşlarımızın kim olduğuna ilişkin kesin kanıtlar elimizde değil ama kimler olduğuna ilişkin değerlendirmeler yapılıyor. Sizler de duydunuz. Bu arkadaşlarımız başka siyasal partiye geçerek açık biçimde oy kullanan arkadaşlarımızdan daha ahlaksızdırlar.
“CHP’nin içinde kalarak CHP’nin adayına oy vermeyenler daha büyük ahlaksızlık yaptı”
Bunu kamuoyunun önünde bir kere daha söylemek istiyorum. CHP’den ayrılıp gidip başka bir siyasal partiye üye olan ve açık açık o siyasal partinin lehine oy kullanan arkadaşlarımız kadar karakterli ve şerefli değildirler. CHP’nin içinde kalarak, kendilerini gizleyerek, arkadan hareket ederek, CHP’nin çıkarttığı adaya oy vermeyerek çok daha büyük bir ahlaksızlık yapmışlardır.
Bizler Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezi olarak, genel başkan yardımcılarımız ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak bu sürecin başından sonuna kadar, bu sürecin bu belediyenin CHP’de kalmasını sağlamak üzere elimizden gelen bütün çabayı gösterdik. Malumlarınız olduğu üzere biz hem ilçe örgütümüz olarak hem belediye meclis üyemiz olarak hem belediyemiz olarak hem Yeni Parti’nin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı, Yeni Parti’nin ilçe başkanı ve Yeni Parti grubunun belediye meclis üyeleri ve Yeni Parti grubunun içinde olmamakla beraber CHP içinde bulunan belediye meclis üyeleri iş birliği için de her türlü desteği ve çabayı gösterdik. Bunun için sonuna kadar irademizin arkasında durduk. Yeni Parti grubuyla gayet iyi iş birliği içinde bu süreci yürüttük. Aramızda herhangi bir tartışma, herhangi bir olumsuzluk, herhangi bir fikir ayrılığı yoktur. İlçe başkanlarımız birlikte basın toplantısı düzenlediler.
“Buradan geri adım atmıyoruz”
CHP’nin genel merkezi bu iradenin arkasında sonuna kadar durdu. Ama sonuç itibarıyla hem bu belediye meclis üyelerimizin kendi iradelerine sahip olamamaları hem de bu arkadaşlarımızı buraya seçen iradenin bir öz eleştiri yapması gerektiği düşüncesiyle böyle bir sonuçla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Biz yılmıyoruz. Buradan geri adım atmıyoruz. Zor koşullarda kazandığımız Üsküdar Belediyesi’ni 2029’da bir kere daha CHP’ye kazandırmak için sonuna kadar çalışmaya devam edeceğiz.
Bu sürecin tek sorumlusu yoktur. Bu sürecin tek sorumlusu AKP’ye oy veren belediye meclis üyeleri değildir. Ama bu belediye meclis üyelerini irade göstererek seçen, bunun arkasında duran, siyasetten referans olan arkadaşlarımızdır da. Herkes kendi öz eleştirisini vermelidir. Herkes kendi öz eleştirisini verirse süreç bundan sonraki süreç çok daha sağlıklı bir şekilde yürür diye değerlendiriyoruz.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.
