Şam ve SDG anlaşması çöktü

Şara-Abdi arasında Şam’daki beş saatlik görüşmeden anlaşmazlık çıktı. Abdi, Haseke’ye döndü. SDG, direniş çağrısı yaptı. Suriye ordu güçleri Haseke önüne geldi.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Şam’da, dün (18 Ocak) duyurulan entegrasyon anlaşmasını imzalaması bekleniyordu.

Ancak Şara ile Abdi arasındaki görüşmede herhangi bir ilerleme kaydedilemedi.

Abdi, Şam’dan ayrıldı.

PYD yöneticisi: “Bize tam bir teslimiyet dayatıyorlar”

PYD yöneticisi Foza Yusuf, Rudaw’a, “Şara’nın dün aldığı kararların hiçbiri sahada uygulanmadı. Bize tam bir teslimiyet dayatılıyor. Biz de bunu asla kabul etmeyeceğiz” diye konuştu.

Suriye medyası: “Şara, Abdi’ye Savunma bakan yardımcılığı teklif etti”

Suriye haber kaynaklarına göre; Şara-Abdi görüşmesinde şunlar yaşandı:

“Toplantı, Suriye Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın da katılımıyla 5 saat sürdü.

Mazlum Abdi, Cumhurbaşkanı Mesud Barzani’nin desteklediği anlaşmadan vazgeçmesi için PKK liderlerinden yoğun baskı altında.

Cumhurbaşkanı Şara, Abdi’ye Savunma Bakan Yardımcılığı görevini teklif etti. Haseke valisi olarak atanacak bir aday göstermesini istedi.

Mazlum Abdi, Haseke’nin tamamen SDG ve sivil kanadının yönetimi altında kalmasını talep etti.

Şara, anlaşmanın tamamlanmasını İçişleri Bakanlığı güçlerinin Haseke’ye girmesini şart koşarak reddetti.

Mazlum Abdi, SDG yönetimiyle görüşmek için 5 günlük bir süre talep etti.

Şara, tanınan süreyi reddetti ve gün sonuna kadar nihai bir cevap istedi; aksi takdirde uluslararası taraflara Mazlum Abdi’nin anlaşmadan çekildiğini ve Suriye devletinin Haseke sorununu güç kullanarak çözeceğini bildireceğini söyledi.”

SDG: “Şehirlerimizi Türk devletince yönetilen IŞİD zihniyetinin yeni sahipleri için mezarlığa dönüştüreceğiz”

SDG, şu açıklamayı yayınladı:

“Büyük bir kararlılık ve iradeyle söylüyoruz ki, nasıl 2014 yılında yoldaşlarımız Kobani’de tarihi direnişi gerçekleştirdiler ve Kobani’yi Türkiye tarafından desteklenen IŞİD için mezarlığa çevirdilerse, bugün de aynı iradeyle gösteriyoruz ki şehirlerimizi Derik’ten Haseke’ye ve Kobani’ye kadar, Türk devleti tarafından yönetilen IŞİD zihniyetinin yeni sahipleri için mezarlığa dönüştüreceğiz.

Bu temelde, Rojava, Kuzey, Güney ve Doğu Kürdistan’daki tüm gençlerimize, kadın ve erkek evlatlarımıza ve aynı zamanda Avrupa’dakilere çağrıda bulunuyoruz: birlikte bir olun, işgalcilerin sınırlarını kaldırın ve direnişe katılın.”

Şara, Trump’la konuştu

Şara, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü.

Suriye Cumhurbaşkanlığı’ndan görüşmeyle ilgili şu açıklama yayınlandı:

“Telefon görüşmesinde Suriye’deki gelişmeler ele alındı ​​ve ülkenin birliğine ve terörle mücadeleye destek teyit edildi. Bugün Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Donald Trump’ı telefonla aradı.

İki cumhurbaşkanı, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunmasının ve istikrarın sağlanmasına yönelik tüm çabaların desteklenmesinin önemini vurguladı. Her iki taraf da Suriye devleti çerçevesinde Kürt halkının haklarının ve korunmasının güvence altına alınması gerektiğinin altını çizdi. İki taraf da IŞİD ile mücadelede ve tehditlerine son vermede işbirliğine devam etme konusunda anlaştı.

İki cumhurbaşkanı ayrıca, bölgesel ve uluslararası zorluklarla başa çıkabilecek güçlü ve birleşik bir Suriye görme konusundaki ortak özlemlerini de dile getirdiler. Görüşme sırasında bir dizi bölgesel konu ele alındı ​​ve Suriye’ye daha iyi bir geleceğe doğru ilerlemesi için yeni bir fırsat verilmesinin önemi vurgulandı.”

SDG yöneticisi: “Şam, Barrack’ın SDG’ye verdiği taahhütleri tanımadı”

Adı açıklanmayan bir SDG yöneticisi, Rudaw’a Şara ile Abdi arasındaki görüşmeyle ilgili şunları söyledi:

“Müzakerelerin tıkanmasının temel sebebi, Şam yönetiminin daha önce ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından SDG’ye verilen taahhütleri tanımaması oldu.

Barrack, Mazlum Abdi’ye şu iki temel sözü vermişti:

İlki, SDG’nin dağıtılmadan, Suriye Arap Ordusu içinde ‘birleşik ve müstakil bir tümen’ olarak varlığını sürdürmesi. Barrack, bu maddenin tepki çekmemesi için kağıda dökülmeyeceğini ancak uygulanacağını söylemişti.

İkincisi ise, Rojava’nın bizzat Kürtler tarafından yönetilmesi ve yerel bir Kürt idaresinin tanınması.”

Önceki İçerik“Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri yerine getirilmeli, kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır”