ABD, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık, Kuzeydoğu Suriye’de Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında uzatılan ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını açıklarken, sahne arkasında Erbil merkezli arabuluculuk çabaları hız kazanıyor. Batılı ülkelerden SDG’nin Suriye devlet yapısına entegrasyonunu ve kalıcı ateşkesi mesajları geliyor.
27 Ocak’ta yayımlanan ortak açıklama, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Birleşik Krallık İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Almanya Federal Hükümeti Devlet Bakanı Serap Güler ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan toplantının ardından duyuruldu. Açıklamada, 24 Ocak’ta ilan edilen 15 günlük ateşkes uzatmasının korunması, sivillerin ve sivil altyapının korunması ve Kobane’de insani koridorların sürdürülmesi çağrısı yapıldı.
Batılı ülkeler, 18 Ocak 2026 anlaşması temelinde Kuzeydoğu Suriye’nin birleşik ve egemen bir Suriye devleti içine barışçıl ve sürdürülebilir biçimde entegrasyonunun istikrar için en etkili yol olduğunu vurguladı. Ayrıca IŞİD’le mücadeleye odaklanılacağı, tutuklu merkezleri çevresinde güvenlik boşluğu oluşmaması gerektiği ve bu amaçla Uluslararası IŞİD Karşıtı Koalisyon’un toplantıya çağrılacağı belirtildi.
Almanya’dan “meşru güç” vurgusu
Alman tarafı ise dikkat çekici bir mesaj verdi. Berlin, Suriye devletinin ülkenin tüm bölgelerinde meşru güç kullanma yetkisinin yalnızca devlete ait olduğunu savunmasının haklı olduğunu, bu nedenle SDG güçlerinin Suriye’ye entegrasyonunu içeren bir sürecin işletilmesi gerektiğini açıkladı. Bu vurgu, Batı’nın entegrasyon çağrısının Şam’ın egemenlik tezleriyle örtüştüğüne işaret etti.
Erbil sahada: Arabuluculuk çabası
Bu uluslararası çerçeveye paralel olarak Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), Ankara–Şam–Suriye Kürtleri hattında arabuluculuk rolünü sürdürmeye çalışıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Abdulselam Berwari (Kürdistan Demokrat Partisi), Erbil’in gerilimi önlemeye odaklandığını belirterek, “Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu uzun yıllar silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.
Berwari, Türkiye’nin PKK ile barış süreci başlattığını ancak silahsızlanma şartı koyduğunu hatırlatarak, Kuzey Suriye’deki çatışmaların bu süreci tehlikeye attığını söyledi. “Kürt halkının hakları PKK’dan çok daha eskidir” diyen Berwari, Kürt meselesinin çözülmesi halinde tırmanma gerekçelerinin ortadan kalkacağını savundu. Erbil–Ankara ilişkilerini “iyi” olarak nitelendiren Berwari, IKBY’nin Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte, Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeyi öncelikli hedef olarak gördüğünü ifade etti.
“Arabuluculuk yavaş ama Erbil merkez olabilir”
Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi ise Erbil’in, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında resmi olmayan ve kontrollü bir arabulucu rolü üstlenmeye çalıştığını söyledi. Davudi’ye göre bu rol, Erbil’in Ankara ile kurduğu siyasi ve ekonomik bağlar ile PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle tarihî temaslara dayanıyor.
Ancak Davudi, Türkiye’nin YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görmesinin en büyük engel olduğunu vurguladı. Ayrıca SDG ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğini belirtti. Buna rağmen, kilit aktörlerin sık sık Erbil’i ziyaret etmesi, kentin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir zemin olabileceği yönünde temkinli iyimserlik yaratıyor.
Şam’la “orta yol” iddiası
Bu diplomasi trafiği sürerken, eski Cizîrê idaresi yetkililerinden (resmî görevi bulunmayan) Akram Hasso, Suriye yönetimiyle bir “orta yol çözümü” bulunduğunu ve uygulamanın başladığını öne sürdü. “Savaşın sonu” ifadelerini kullanan Hasso’nun bu iddiası ise henüz resmî kaynaklarca doğrulanmadı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.