Fon soruşturması kapsamında yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul Başsavcılığı açıklamasında İskender Balcı’nın firari olduğunu şöyle duyurdu:
“Destek Holding ve Özata Denizcilik şirketinin yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrıca işlem yapılmıştır. Tespiti yapılan şüphelilerden Altuğ Kantarcı, Özgür Akayoplu, Kerim Tosun, Nuray Elmastaş, Azize Binnur Tosun, Ali Çil yakalanmıştır. Firar durumda olan Tuğba Hicran Ataseven, Duygu Somay, İskender Balcı hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştır.”
Balcı’nın 26 Eylül’de Karadağ’a gittiği ortaya çıktı.
Özata Denizcilik’in bağımsız yönetim kurulu üyesi İskender Balcı, şirketteki olağanüstü hisse hareketlerinin ve fon krizinin kamuoyunda patlak vermesinden kısa süre önce görevinden ayrılmıştı.
KAP’a yapılan açıklamaya göre Balcı’nın istifa dilekçesi 28 Ağustos’ta şirkete ulaştı ve Balcı, “kişisel nedenlerle” 31 Ağustos 2026 itibarıyla bağımsız yönetim kurulu üyeliğinden istifa etti.
Balcı’nın ayrılmasıyla boşalan bağımsız yönetim kurulu üyeliğine 1 Eylül itibarıyla Prof. Dr. Talat Ulussever getirildi.
Kayınpederi Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı
Gazeteci Barış Pehlivan, İskender Balcı’nın Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı olduğunu gündeme getirdi.
Çelik uzun yıllara dayanan bir katılım bankacılığı geçmişine sahip. 1986’da Devlet İstatistik Enstitüsü’nde ekonomist olarak çalışmaya başlayan Çelik, 1988-1995 arasında Faisal Finans Kurumu’nda, 1995-1999 arasında İhlas Finans’ta görev yaptı.
2000-2005 arasında Anadolu Finans Kurumu’nda genel müdür yardımcısı, 2006-2013 arasında Türkiye Finans Katılım Bankası’nda genel müdür yardımcısı olarak çalıştı.
Daha sonra Vakıf Katılım’ın yönetim kurulunda görev alan Çelik, bankanın genel müdürlüğünü de yaptı. Haziran 2015’te Türkiye Finans Genel Müdürü olan Çelik, 29 Haziran 2016’da Hazine Müsteşarlığı’na atandı. Bugün Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı olarak görev yapıyor.
Babası da BDDK Kurul üyesiydi
İskender Balcı’nın kamu bürokrasisiyle bağlantısı kayınpederi Osman Çelik’le sınırlı değil.
Serbestiyet’in ulaştığı bilgilere göre babası Mustafa Balcı da uzun yıllar bankacılık sektöründe görev yaptıktan sonra BDDK’ya geçti.
13 Aralık 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ndaki boş üyeliklere Yakup Asarkaya, Beytullah Yazar, Mustafa Balcı ve Fatin Rüştü Karakaş atandı.
Atama 20 Kasım 2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yapılmıştı.
Mustafa Balcı, BDDK’ya geçmeden önce kısa süre Vakıf Katılım Yönetim Kurulu üyeliğinde de bulundu.
Mustafa Balcı halen BDDK Etik Komisyonu üyeleri arasında yer alıyor.
Böylece Özata Denizcilik’ten 31 Ağustos’ta ayrılan İskender Balcı’nın babası BDDK’da, kayınpederi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın üst yönetiminde görev yapan iki isim olarak karşımıza çıkıyor.
Bu akrabalık 2017’de de gündeme gelmişti
Mustafa Balcı’nın BDDK Kurul üyeliğine atanması sırasında aynı aile ilişkisi kamuoyunda tartışılmıştı.
O tarihte Hazine Müsteşarı olan Osman Çelik, dünürü Mustafa Balcı’nın BDDK üyeliğine atanmasında herhangi bir rolü olmadığını açıklamıştı.
Çelik, atama sürecinin hiçbir aşamasında bulunmadığını, Mustafa Balcı için herhangi bir makamla görüşmediğini ve ilgili bakana da bir talepte bulunmadığını söylemişti.
Mustafa Balcı’nın yaklaşık 30 yıllık bankacılık tecrübesi bulunduğunu belirten Çelik, dünürünün aday olduğunu dahi bilmediğini ve atamayı son anda öğrendiğini ifade etmişti.
Çelik aynı açıklamada damadı İskender Balcı’nın kamudaki kariyeriyle ilgili eleştirilere de cevap vermişti. Balcı’nın kendisi kamu görevine geçmeden önce Ekonomi Bakanlığı’na girdiğini, daha sonra New York’a ticaret ataşesi olarak atanmasının ise tamamen yönetimin takdiri olduğunu söylemişti.
Aradan dokuz yıl geçtikten sonra aynı İskender Balcı’nın adı bu kez fon soruşturmasının en fazla tartışılan şirketlerinden Özata Denizcilik’teki görevi nedeniyle gündemde.
Tera’nın bankasına izin verildiği sırada Mustafa Balcı BDDK’daydı
Aile bağlantısını fon soruşturması açısından daha dikkat çekici hale getiren bir başka kronoloji ise Tera Yatırım Bankası’nın kuruluş süreci.
BDDK’nın resmi kayıtlarına göre Tera Yatırım Bankası A.Ş.’nin kurulmasına 27 Ekim 2021 tarih ve 9890 sayılı BDDK kararıyla izin verildi.
Bankanın faaliyete geçmesine ise 7 Nisan 2023 tarih ve 10569 sayılı Kurul kararıyla izin çıktı.
Her iki kararın alındığı dönemde BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’di.
Mustafa Balcı da Tera Yatırım Bankası’na kuruluş izni ve ardından faaliyet izni verilen dönemde BDDK Kurul üyesiydi.
Tera’ya banka iznini veren BDDK’nın başkanı, beş ay sonra Vakıf Katılım’a geçti
Tera Yatırım Bankası’na kuruluş ve faaliyet izinlerinin verildiği dönemin BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’in sonraki durağı ise yine bu isimlerin yollarının kesiştiği Vakıf Katılım oldu.
Akben, 2015’te BDDK Başkanlığına atandı. 2019’da ikinci kez aynı göreve getirildi ve Mayıs 2023’e kadar BDDK Başkanlığı yaptı.
31 Ekim 2023’te ise Vakıf Katılım Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi oldu.
Yani Akben, Türkiye’de bankaları düzenleyen ve denetleyen kurumun başkanlığından ayrılmasından yaklaşık beş ay sonra, BDDK’nın düzenleme ve denetimine tabi bankalardan birinin genel müdürlüğüne geçti.
Ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda BDDK Başkan ve üyelerinin görevden ayrıldıktan sonraki çalışmalarına ilişkin açık bir hüküm bulunuyor.
Kanunun 86’ncı maddesinde şöyle deniliyor:
“Kurul Başkan ve üyeleri, görevlerinden ayrılmalarını izleyen iki yıl içinde Kurumun denetlemekle ve düzenlemekle görevli olduğu sektör ve alandaki özel kuruluşlarda görev alamazlar.”
Aynı hükümde bu kurala uymayanlara 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesinde belirtilen cezaların uygulanacağı da düzenleniyor.
Akben’in BDDK Başkanlığı Mayıs 2023’te sona erdi, Vakıf Katılım Genel Müdürlüğü görevine başlaması ise 31 Ekim 2023’te gerçekleşti.
Dolayısıyla iki tarih arasında yaklaşık beş ay bulunuyor.
Bu durumda, Bankacılık Kanunu’ndaki iki yıllık yasağın Mehmet Ali Akben’in Vakıf Katılım Genel Müdürlüğü’ne atanmasında neden uygulanmadığı ve atamanın hangi hukuki gerekçeyle yapıldığı sorusu ortaya çıkıyor.
Üç ismin ortak durağı: Türkiye Finans
Ortaya çıkan tabloda Osman Çelik, Mustafa Balcı ve Mehmet Ali Akben’in bankacılık kariyerlerinin çeşitli dönemlerinde aynı kurumlarda yollarının kesiştiği görülüyor.
Bunların başında Türkiye Finans geliyor.
Osman Çelik, Anadolu Finans ve daha sonra Türkiye Finans’ta uzun yıllar genel müdür yardımcılığı yaptı ve 2015’te Türkiye Finans Genel Müdürlüğü’ne getirildi.
Mehmet Ali Akben de Anadolu Finans ve Türkiye Finans’ta 1999-2011 yılları arasında genel müdür yardımcısıydı.
Mustafa Balcı’nın bankacılık kariyerinde de Türkiye Finans bulunuyor.
Daha sonra yollar Vakıf Katılım ve BDDK üzerinden yeniden kesişti.
Osman Çelik Vakıf Katılım’da yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlük yaptı.
Mustafa Balcı kısa süre Vakıf Katılım Yönetim Kurulu üyesi olduktan sonra 2017’de BDDK Kurul üyeliğine geçti.
Mehmet Ali Akben ise Tera Yatırım Bankası’na kuruluş ve faaliyet izinlerinin verildiği BDDK Başkanlığı görevinin sona ermesinden yaklaşık beş ay sonra Vakıf Katılım Genel Müdürlüğü’ne geçti.
Özata’daki istifanın zamanlaması
Bütün bu bağlantıların yeniden gündeme gelmesine neden olan gelişme ise İskender Balcı’nın Özata Denizcilik’ten ayrılışının zamanlaması.
Özata hisseleri 2026’da olağanüstü bir yükseliş yaşadı. Şirketin piyasa değeri bir noktada yaklaşık 292 milyar TL’ye ulaşırken, Tera Portföy tarafından yönetilen beş fon Özata’nın fiili dolaşımdaki hisselerinin çok büyük bölümünü elinde tutar hale geldi.
Balcı ise 31 Ağustos itibarıyla Özata yönetiminden ayrıldı.
Birkaç hafta sonra fonlarda likidite krizi patlak verdi; SPK, Tera dahil yedi portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarında alım-satımı durdurdu.
25 Eylül’de ise SPK, Özata Denizcilik pay piyasasındaki işlemler nedeniyle 11 kişi hakkında “piyasa dolandırıcılığı” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunma kararı aldı.
Fatma Betül Sayan Kaya iddiaları
Özata hisseleriyle ilgili tartışmalar eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’ya ilişkin iddialarla da büyüdü.
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Kaya’nın 8 Nisan’da yaklaşık 63 milyon TL karşılığında 250 bin Özata hissesi aldığını, daha sonra bu hisselerden yaptığı satışlarla toplam 1 milyar 344 milyon TL çektiğini öne sürdü.
Emre, Kaya’nın eşi İlyas Kaya’nın da yaklaşık 99,6 milyon TL yatırdığı Özata hisselerinden 826 milyon TL çektiğini iddia etti.
Fatma Betül Sayan Kaya daha sonra AK Parti’deki görevlerinden affını istedi.
SPK’nın Özata paylarındaki işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunduğu 11 kişilik listede ise Kaya çiftinin isimleri yer almadı.
Özata savunma sanayiinde de kritik projelerde
Özata dosyasının bir başka boyutu ise grubun savunma sanayiindeki faaliyetleri.
Özata Denizcilik’in hâkim ortağı Özata Tersanecilik, başka Türk tersaneleriyle oluşturduğu iş ortaklıkları üzerinden Türk Deniz Kuvvetleri projelerinde yer alıyor.
Bunların arasında HİSAR Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi ile dört askeri akaryakıt gemisinin inşası bulunuyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Özata yöneticileri hakkındaki adli süreç ve SPK suç duyurularının ardından Savunma Sanayii Başkanlığı’na çağrıda bulunarak şirketin ve bağlantılı yapıların savunma sanayiindeki bütün proje ve sözleşmelerinin incelenmesini istedi.
İskender Balcı, hakkındaki iddialara ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Son günlerde şahsımı hedef alan asılsız iddia ve haberlere ilişkin kamuoyunu doğrudan ve doğru bilgilendirme zorunluluğu doğmuştur.Öncelikle bilinmesini isterim ki yurt dışında değil, Türkiye’deyim. İletişim kanallarım açık, adresim bellidir.
Yetkili makamların tarafıma her an ulaşması mümkündür; herhangi bir çağrı yapıldığında da tereddütsüz icabet edeceğim açıktır.
Konuya ilişkin gerçekler aşağıda maddeler halinde yer almaktadır:
Özata Denizcilik Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliğim Hakkında:
1- İcrai bir yetkim yoktur: Bağımsız yönetim kurulu üyeliği icrai bir görev değildir. Şirketin günlük ticari veya operasyonel faaliyetlerini yürütme, yönetme ya da borsadaki pay işlemlerini gerçekleştirme yetkim ve görevim bulunmamaktadır.
2- Borsada hiçbir işlemim olmamıştır: Bugüne kadar hayatım boyunca hiçbir bankada yatırım hesabım dahi açılmamış, hiçbir hisse senedi alım-satım işlemi yapılmamıştır. Dolayısıyla söz konusu şirketin paylarına ilişkin de herhangi bir yatırımım veya işlemim kesinlikle söz konusu değildir.İstifa Süreci Hakkında:
1-Şirkette yaklaşık 3 yıl boyunca Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptım ve bu süre zarfında yalnızca sembolik düzeyde bir huzur hakkı aldım.
2- Basına yansıyan pay satışı, Yönetim Kurulu üyesi olduğum Özata Denizcilik’in tasarrufunda olan bir işlem değildir. Bu satış, Özata Tersanecilik (Özata Denizcilik şirketinin sahibi) tarafından SPK onayıyla gerçekleştirilmiş olup, YK üyesi olduğum Özata Denizcilik’te bu doğrultuda alınmış bir Yönetim Kurulu kararı da bulunmamaktadır.
3- Söz konusu işlemden, işlem gerçekleştikten yaklaşık 15 gün sonra haberdar oldum.
4- Bilgi sahibi olduktan ve hisse hareketliliklerini gördükten sonra durumdan duyduğum derin rahatsızlığı Yönetim Kurulu nezdinde defaatle dile getirdim.
5- Sürecin bu şekilde seyretmesinden duyduğum ilkesel rahatsızlık sebebiyle istifa kararımı ağustos ayı başında Yönetim Kurulu’na sözlü olarak ilettim; ağustos ayı sonu itibarıyla da görevimi tek taraflı olarak resmen sonlandırdım.
Süreç bundan ibarettir.
Şahsımı ve ailemi mesnetsizce töhmet altında bırakan, itibar zedeleme amacı taşıyan yalan haber ve paylaşımlara karşı tüm yasal haklarımı kullanacağımı, ilgililer hakkında gerekli hukuki süreçleri derhal başlatacağımı kamuoyuna saygılarımla duyururum.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında bugün gerçekleştirilen 4. dalga operasyonda hakkında yakalama çalışmaları sürdürülen Özata Denizcilik Yönetim Kurulu Üyesi İskender Balcı’nın, 26 Eylül 2026 tarihinde Karadağ’a çıktığı tespit edilmişti.
İskender Balcı’nın bugün Türkiye’ye dönerek adli makamlara teslim olduğu öğrenildi.
Şüpheli hakkında soruşturma kapsamında adli işlemler devam etmektedir.
Balcı yaptığı açıklamada ‘’Öncelikle bilinmesini isterim ki yurt dışında değil, Türkiye’deyim. İletişim kanallarım açık, adresim bellidir…’’ demişti. Balcı’nın 29 Eylül’de yurtdışına çıkış belgesi ortaya çıktı.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.