Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bulunduğu New York’ta Atlantic Council’ın düzenlediği “Suriye’nin geleceği, yeniden inşası ve bölgesel rolü” başlıklı panele katıldı. Şara, İsrail’le yürütülen müzakerelerden Golan Tepeleri’ne, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığından 11 Eylül saldırılarına kadar birçok konuda konuştu.
Şara’nın en dikkat çekici açıklamalarından biri İsrail’le yaklaşık bir yıldır devam ettiğini söylediği doğrudan görüşmelerle ilgiliydi.
“İsrail’le birkaç tur müzakere yapıldı. Bir anlaşmanın neredeyse yüzde 90’ına ulaşmıştık. Ancak tam o noktada İsrail farklı gerekçeler ileri sürerek anlaşmadan geri çekildi.”
Şara, Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden sonra İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının devam ettiğini, yeni toprakların işgal edildiğini, Suriye topraklarında operasyonlar, gözaltılar ve bombardımanlar yapıldığını söyledi. Buna rağmen Şam yönetiminin diplomasi yolunu seçtiğini vurguladı:
“Suriye yine de diplomasi yolundan gitmeyi, bu sorunu konuşarak ve müzakere ederek çözmeyi tercih etti. Hâlâ bu süreçteyiz. Fakat Suriyelilerin güvenliğini ve haklarını korumamız gerekiyor. Bunlar sağlanmadan barıştan söz edemeyiz.”
Şara’ya göre görüşmelerin başlangıcında Şam’ın temel şartı, İsrail’in 1974 anlaşmasında belirlenen hatlara geri dönmesiydi:
“İsrail’in 1974’te bulunduğu hatlara çekilmesini talep ettik. Bunun ardından güvenlik düzenlemeleri konuşulabilir. Bu düzenlemeler başarılı olursa kalıcı barış görüşmelerine geçilebilir.”
Şara, İsrail’in güvenlik kaygılarının da uluslararası bir komisyon tarafından incelenebileceğini, böylece hangi kaygıların gerçek güvenlik sorunlarına, hangilerinin ise algılara dayandığının ortaya çıkarılabileceğini söyledi.
“Cumhurbaşkanlığı Sarayı bile iki kez bombalandı”
Şara, İsrail’in Suriye’ye yönelik askeri operasyonlarını eleştirirken şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanlığı Sarayı bile İsrail tarafından iki kez bombalandı. Havalimanlarımız İsrail tarafından bombalanıyor. Peki bunlar İsrail vatandaşlarına güvenlik sağlayacak mı?”
Suriye’nin diğer ülkelerle ilişkilerini örnek gösteren Şara, sorunun Şam’ın bölgesel politikalarından kaynaklanmadığını savundu:
“ABD, İngiltere ve Lübnan’la ilişkilerimize bakın. Bunlar başarılı ilişkiler. Sorunun Suriye’de değil, İsrail’de olduğuna inanıyorum.”
Şara, 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından ortaya çıkan güvenlik yaklaşımının İsrail’in Suriye politikasını belirlememesi gerektiğini söyledi:
“7 Ekim’de yaşananların İsrail’in Suriye politikasını belirlemesi doğru değil. Bu mantıklı değil. Bu yaklaşım daha fazla güvenlik tehdidi yaratıyor.”
“Kendi güvenliğinizi korumak istiyorsanız başkalarının güvenliğine de saygı göstermeniz gerekir. İsrail politikasını değiştirmeli. Çünkü kendi güvenliğini sağlamak amacıyla çevresinde sorunlar yaratıyor. Bu politika onlar için işlemiyor.”
Trump’a: “Golan’ı veremezsiniz, New Jersey’i verin”
Şara, Golan Tepeleri konusunda ise herhangi bir müzakere alanı bulunmadığını söyledi:
“Golan Tepeleri, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Suriye toprağıdır. Dolayısıyla bu toprakların kime ait olduğu konusunda herhangi bir tartışma yok.”
Şara daha sonra ABD Başkanı Donald Trump’la Beyaz Saray’daki görüşmesinde geçen bir diyaloğu anlattı. Trump’ın Golan Tepeleri’nin İsrail’e ait olduğunu söylemesi üzerine kendisine şu şakayı yaptığını aktardı:
“‘Neden New Jersey’i İsraillilere vermiyorsunuz? Golan Tepeleri size ait değil ki onu verebilesiniz. Ama New Jersey sizin.’ dedim.”
Şara şakasını şöyle sürdürdüğünü anlattı:
“Sanırım New Jersey Demokratlarla dolu ve Trump’a oy vermiyorlar. Dolayısıyla İsraillilere verilmesi iyi olabilir. En azından orası sizin sahip olduğunuz bir yer. Trump Golan Tepeleri’nin sahibi değil.”
Ardından ciddileşen Şara, Golan konusundaki tutumunu şöyle ifade etti:
“Şaka bir yana, Golan Tepeleri kendi halkına aittir. Ne Suriye Cumhurbaşkanı’nın ne ABD Başkanı’nın ne de başka herhangi bir kişinin vazgeçebileceği ya da başkalarına verebileceği bir yerdir.”
“Türk üslerine yasal statü kazandırıyoruz”
Şara’nın dikkat çekici açıklamalarından biri de Suriye’deki yabancı askeri varlıkla ilgiliydi.
Rusya’nın Suriye’de geçmişte yaklaşık 170 askeri noktada bulunduğunu söyleyen Şara, bu varlığın iki üsse kadar indirildiğini ve söz konusu tesislerin Suriye ordusunun eğitimi ve kapasitesinin geliştirilmesi için kullanılan merkezlere dönüştürüldüğünü söyledi.
Türkiye’nin kuzeybatı Suriye’deki askeri varlığı için ise yeni bir hukuki çerçeve hazırlandığını açıkladı:
“Şimdi Suriye’nin kuzeybatısındaki Türk üslerine yasal statü kazandırılması aşamasına giriyoruz. Çünkü herhangi bir yabancı varlığın halkın onayına dayanması ve hukuki bir statüye sahip olması gerekir.”
Şara, düzenlemenin Halk Meclisi’nin onayından geçmesini öngördüklerini söyledi. Şara’ya göre Suriye’nin uzun vadede yabancı askeri üslere ihtiyacı bulunmuyor ve ülkedeki herhangi bir yabancı askeri varlığın hukuki bir çerçeveye dayanması gerekiyor.
Şara’nın karşısında eski “IŞİD’le mücadele koordinatörü” McGurk
Panelin dikkat çekici ayrıntılarından biri de Şara’ya soruları yönelten isimdi.
Atlantic Council’ın panel için açıkladığı resmi programda moderatör olarak Brett McGurk yer aldı. McGurk bugün Atlantic Council’ın Ortadoğu Programları’nda “Distinguished Fellow” olarak görev yapıyor.
McGurk, geçmişte ABD’nin Suriye ve Irak politikasının en etkili isimleri arasında yer aldı. Obama döneminde IŞİD’e karşı kurulan uluslararası koalisyonun koordinasyonunda görev yaptı; daha sonra IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu için ABD Başkanlık Özel Temsilciliği görevini üstlendi ve Trump’ın ilk döneminde de bir süre görevine devam etti.
McGurk özellikle Suriye’de ABD’nin YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu SDG ile kurduğu askeri ortaklığın Washington’daki önde gelen savunucularından biri olarak öne çıktı. Bu politika Ankara ile Washington arasında yıllarca süren en önemli anlaşmazlıklardan biri oldu.
Bu nedenle yıllarca ABD’nin Suriye’deki IŞİD’le mücadele politikasını yöneten ve YPG/SDG ortaklığında önemli rol oynayan McGurk’un, yıllar sonra Atlantic Council sahnesinde Suriye Cumhurbaşkanı sıfatıyla Şara’nın karşısında moderatör olarak oturması panelin dikkat çekici ironilerinden biriydi.
McGurk 11 Eylül’ü sordu, Şara: “13 yaşındaydım”
McGurk’un Şara’ya yönelttiği sorulardan biri de 11 Eylül saldırılarının 25. yıldönümüyle ilgiliydi.
Şara’nın cevabı kısa ve dikkat çekiciydi:
“Benim bununla hiçbir ilgim yoktu. O sırada 13 yaşındaydım.”
Şara daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü:
“Elbette ABD’de hayatını kaybeden bütün kurbanlar için üzgünüm. Aynı şekilde daha sonra izlenen politikalar nedeniyle Ortadoğu’da hayatını kaybeden ve mağdur olan çok sayıda insan için de üzgünüm.”
Şara, geçmişteki cihatçı yapılarla arasındaki mesafeyi ise şu sözlerle ifade etti:
“Biz o dönemde yaşananlarla tamamen bağımızı kopardık.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.