Adnan Oktar hakim karşısına çıktı
17.09.2019

Adnan Oktar suç örgütüne yönelik hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianame kapsamında, aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 167'si tutuklu 226 sanığın yargılanmasına Silivri'de başlandı. Sanıklar, isimlerinin yazıldığı sandalyelerine oturtulurken, Adnan Oktar "1" numaralı sandalyede yer aldı.

 

Savunmasında hakkındaki iddiaların tamamının boş olduğunu öne süren Oktar, iddianamedeki FETÖ'ye destek iddiaları ve bir programında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'i sevdiği ve övdüğü konuşmalarına ilişkin ise, "Fetullah Gülen zihniyet olarak bana tamamen zıt bir insan. Akli dengesinin yerinde olmadığı belli. Kendini kainat imamı ilan ediyor" dedi. Adnan Oktar'ın kendisini mağdur ettiğini ifade eden bir vatandaş ise cezaevi yakınında klarnet ve davul çaldırdı.

 

Adnan Oktar suç örgütüne yönelik soruşturma sonucunda haklarında dava açılan ve suç örgütünün elebaşı Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 167'si tutuklu olmak üzere 226 sanığın yargılanmasına başlandı.

 

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısında bulunan salonda yapılan duruşmaya, tutuklu sanık Adnan Oktar’ın da aralarında olduğu toplam 162 sanık ile avukatları katıldı.

 

Duruşmada, 29 tutuksuz sanık ile bir kısım müşteki sanıklar da duruşma salonunda yer aldı. Aralarında eski emniyet müdürü Adli Serdar Saçan’ın, Fırat Develioğlu’nun da bulunduğu müştekiler ve izleyicilerde salonda hazır bulundu.

 

Sanıklar, dün salonda yapılan hazırlıklar çerçevesinde isimlerinin yazıldığı sandalyelerine oturtulurken, Adnan Oktar bir numaralı sandalyede yer aldı.

 

Sanıklar, onarlı gruplar halinde duruşma salonuna çıkartılırken, Adnan Oktar, Oktar Babuna ve Tarkan Yavaş ayrı olarak getirildi. Oktar’ın beyaz ceket, beyaz gömlek ve siyah pantolon giydiği görüldü. Sanıkların kimlik tespiti yapıldı.

 

Duruşmada, mahkeme başkanı tutuklu sanık Adnan Oktar'ı kürsüye çağırarak, savunmasını sordu. Bu sırada sanık avukatları bu duruma itiraz ederek söz istedi.

 

Oktar'ın bir avukatı, yetkisizlik itirazı olduğunu belirterek, dava konusu olayın Anadolu Yakası'nda gerçekleştiğini, örgütün merkezi olduğu iddia edilen yerin, Oktar'ın yakalandığı yerin ve sanıkların büyük çoğunluğunun ikamet adresinin Anadolu Yakası'nda bulunduğu söyleyerek, davanın Anadolu Adliyesi'nde görülmesi gerektiğini beyan etti.

 

Müvekkili Oktar hakkında, daha önce FETÖ'ye yardım ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturmaların takipsizlikle sonuçlandığını, bu takipsizlik kararları kaldırılmadan müvekkiline aynı suçlamalarla dava açıldığını iddia eden sanık avukatı, mahkemenin dosyayla ilgili yetkisizlik kararı verilmesini istedi.

 

Talebe ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanık avukatının talebinin usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek, reddine karar verilmesini istedi.

 

Mahkeme heyeti, sanık avukatının yer ve yetki yönündeki taleplerinin reddine hükmetti.

 

Sanık avukatları tekrar söz isteyerek, sanıkların kimlik tespitleri tamamlanmadan, iddianame okunmadan ve kendilerinin talepleri alınmadan sanık savunmalarının alınamayacağını söyledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, sanık avukatlarına tek tek söz vererek taleplerini aldı.

 

Dosyada avukat olan sanıkların bulunduğu belirten bir sanık avukatı, "avukat" sıfatı taşıyan kişiler hakkında soruşturma başlatılabilmesi için Adalet Bakanlığından izin alınması gerektiğini ancak bunun yerine getirilmediği söyleyerek, davayla ilgili durma kararı verilmesini istedi.

 

Bazı sanık avukatları da yetkisizlik ve durma kararı verilmesini isterken, bir kısım sanık avukatları da müvekkillerine atılı suçlamaların Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi gereken suçlardan olduğunu, bu sebeple 1 yılı aşkındır tutuklu bulunan müvekkillerinin tahliye edilmesini gerektiğini savundu.

 

Müşteki avukatları ise müvekkilleri dinlenirken duruşmanın kapalı yapılmasını ve sanık avukatlarının taleplerinin reddini istedi.

 

Mahkeme heyeti, talepleri değerlendirmek üzere müzakereye çekildikten sonra, sanık ve müşteki avukatlarının tüm taleplerinin reddine hükmettiğini açıkladı.

 

ADNAN OKTAR'IN SAVUNMASI

 

Sanıklara yönelik suçlamaları özet olarak okuyan mahkeme başkanı, sanık Adnan Oktar'ı tekrar kürsüye çağırarak savunmasını sordu. Savunma yapan tutuklu sanık Oktar, hakkındaki iddiaların tamamının boş olduğunu öne sürdü.

 

İngiliz derin devletinin yıllardan beri Türkiye'ye ve İslam alemine karşı oynadığı bir oyun olduğunu savunan Oktar, "Hükümeti yıkmaya çalışıyorlar. Ben de hükümeti ve bu ülkeyi çok sevdiğim, bu oyunu gördüğüm için beni ekarte etmeye çalışıyorlar. Ben tutuklandıktan sonra hükümete baskı arttı. Hükümet sahil ve iç kesimleri kaybetti. Bunlar aralarında psikolojik savaş uzmanlarının da aralarında olduğu 100 kişilik bir ekip tarafından hazırlandı" iddiasında bulundu.

 

Üniversite mezunu olduğunu, arkadaşlarının hepsinin de aklı başında üniversite mezunu insanlardan oluştuğunu anlatan Oktar, "Yerli ve milli bir insanım. Milliyetçi bir insanım. Bu oyunu Türkiye'de yutacak kimse yok. Uydurma deliller var. DAEŞ, Taliban, FETÖ gibi örgütlere karşı çok aktif olduğum için beni yok etmeye çalıştılar. Türkiye'de İslam'ı kazımak istiyorlar" diye konuştu.

 

Cinsel istismar iddialarını kabul etmeyen Oktar, yıllar sonra yönlendirmeyle bu çocukların ifade verdiğini, korkutulduklarını, kendisine iftira attırıldığ��nı öne sürerek, söz konusu kişilerin baskı altında ifade verdiklerini savundu.

 

"BUNLAR İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN OYUNU"

 

Sanık Oktar, bütün bunların İngiliz derin devletinin oyunu olduğunu iddia ederek, "Tayyip Bey'i devirmek istiyorlar. Bakın ben tutuklandığım gece dolar 5 liraya çıkartıldı" ifadesini kullandı.

 

"NASIL BİR GÜCÜNÜZ VAR Kİ BUNU DÜŞÜNÜYORSUNUZ?"

 

Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk, "Nasıl bir gücünüz var ki bunu düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Oktar, "Benim 320 kitabım var. Bununla 50-100 milyona ulaşıyorum. Ben Tayyip Bey'i yabancı basın mensuplarına övdüm. Amerikalısına, İngiliz'ine, Fransız'ına övdüm. Ben her zaman devletin yanında olacağım" diye konuştu.

 

Oktar, Mahkeme Başkanı Perk'in "Resmi evli örgüt mensuplarının evliliklerinin sonlandırılması talimatı verdiğiniz iddialarına neler diyorsunuz?" sorusuna, "Öyle bir şey yok. Resmi evlilik çok güzel bir şeydir" yanıtını verdi.

 

Başkan Perk'in, kadınların kibrinin kırılması için istismara maruz bırakılması talimatı verilmesi iddialarına ilişkin sorusu üzerine Oktar, "Çok kötü izah bunlar. Bütün kadınlara aşığım. Ancak bu Allah aşkı. Seks manasında değil. Şefkat duyuyorum, kadınlara karşı son derece hürmetli ve koruyucuyum. Kadınlara karşı saygımı herkes bilir. Kadınlar onore edilmelidir" ifadelerini kullandı.

 

Örgüt içindeki hiyerarşik yapıyla ilgili iddiaları da reddeden Oktar, kendilerinin Allah rızası için yaşayan sahabe dönemini özleyen Müslüman bir arkadaş grubu olduğunu söyledi.

 

Oktar, Mahkeme Başkanı Perk'in "Örgüt üyelerinin askerliğe gitmelerini engellediğiniz iddialarına neler diyeceksiniz?" sorusuna, "Öyle bir şey yok. Ben böyle bir talimat vermedim. Benim güneydoğuda şehit olmuş 4 arkadaşım ve gaziler var. Askerlik, devlet, bayrak kutsal şeylerdir. Ben Turan'ı, Türk İslam'ını hedefliyorum, nasıl askerliği desteklemem" cevabını verdi.

 

Bir kısım örgüt üyelerinin nüfuzlu kişilerle yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması iddialarına yönelik Oktar, "O şahıs, o görüşmeyi önemli gördüyse hafızasında yer etmek, ezberlemek için kayda almış olabilir. Burada bir suç yok. Amaç devlete fayda sağlamak. İyi niyetli, hayır amaçlı olduktan sonra makul bir şey" dedi.

 

''FETÖ'YÜ EN ÇOK ELEŞTİREN BENDİM''

 

Sanık Adnan Oktar, iddianamedeki FETÖ'ye destek iddiaları ve bir programında FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen'i sevdiği ve övdüğü konuşmalarına ilişkin şöyle konuştu:

 

"Fetullah Gülen zihniyet olarak bana tamamen zıt bir insan. Akli dengesinin yerinde olmadığı belli. Yaptığı çılgınlık ve delilikten adamın akli dengesinin yerinde olmadığı anlaşılıyor. Tehlikeli bir tipti, dengede tutmaya çalıştık. Kendini kainat imamı ilan ediyor. FETÖ'cü polisler sürekli yolda beni çeviriyordu. FETÖ’cüler sürekli bana dava açıyordu. Başımıza bela açmaya kalkan tehlikeli bir yapı. O konuşmayı yaptığım dönem, FETÖ’cüler benden nefret ediyordu. Bunları söyleyince daha çok nefret ettiler. Kitaplarımı sattırmıyorlardı, belasından kurtulmak, biraz da kızdırmak için böyle şeyler dedim. Biz köşede kalmıştık. En çok eleştiren bendim. Bize dava açtılar. Fetullah Gülen beni kabul etmezdi, benim de onu kabul etmem mümkün değil. Övdüğümün 10 misli onu yerdim. 'Allah belasını verecek' dedim. Bunların okullarına, dershanelerine gitmedik. Gazetelerini almadık. Bankalarına para yatırmadık."

 

Örgüt üyelerinin yasa dışı silahlandırılması iddiaları sorulan Oktar'ın, "Silah almak için arkadaşımız müracaat ediyor. Devlet gidiyor organizeye soruyor. Bu kişi illegal bir örgüte üye mi diye bakıyorlar." demesi üzerine Mahkeme Başkanı, "Sizin silahınız var mı? Bu prosedürü nereden biliyorsunuz? Oradaymış gibi anlatıyorsunuz?" diye sordu.

 

Sanık Oktar da "Silahım yok. Genel kültürüm çok yüksek. Hukuk bilgim, tıp bilgim, coğrafya bilgim var. Takdir sizin" diyerek güldü. Bunun üzerine diğer sanıklar ve izleyiciler de Oktar'ın bu sözlerine güldü.

 

Mahkeme Başkan Perk'in, "Polisin baskın yapacağını nasıl öğrendiniz?" sorusuna sanık Oktar, "Arkadaşlardan telefon geldi. Bunun üzerine ben 'Önden gidelim' dedim. 'Basına haber verelim' dedim hatta Ahmet Hakan'ı aradım. Vatan Emniyet'e doğru diyordum. Göğsümü gere gere gidiyordum. Yolda birçok kişi bana selam verdi. Yolda polis çevirdi. Ben kaçacak olsam yüzümü örter, aracın içinde yatardım. Ben kendim gittim" diye konuştu.

 

Duruşma, Oktar'ın çapraz sorgusunun yapılmasıyla devam etti.

 

ADİL SERDAR SAÇAN: GİZLİ SİCİL DOSYALARIMI ZEKERİYA ÖZ'E VERDİLER

 

Duruşmaya müşteki sıfatıyla katılan ve 1999 yılında Adnan Oktar ve grubuna yönelik düzenlenen operasyonun başında bulunan dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, duruşma salonu önünde basın mensuplarına açıklama yaptı.

 

Duruşmada savunma yapan sanık Adnan Oktar'ın kendisine yönelik suçlamalara yanıt verdiğini anlatan Saçan, "Hep İngilizlerin devleti onu aldırmış. O alınınca dolar yükselmiş. Mübarek bir insanmış. İslam onların üzerinde yükseliyormuş' gibi abuk subuk şeyler söylüyor. Somut suçlamalarla ilgili 'ben niye öyle yapayım ki' falan diyor" ifadelerini kullandı.

 

Sanık avukatlarının talepleri doğrultusunda mahkeme başkanının iddianamenin okunmasına karar verdiğini dile getiren Saçan, "İddianameyi okudu. Sanıkların kimlik tespiti yapılmadı. O da itirazlar arasındaydı. Yetki ve görev itirazları vardı, mahkeme onları da reddetti. Doğrudan Adnan Oktar'ın bir numaralı şüpheli olarak savunmasına geçti ve devam ediyor şu anda" şeklinde konuştu.

 

Saçan, sanıkların FETÖ ile bağlantılı olup olmadıklarına ilişkin bir soru üzerine şunları kaydetti:

 

"Ergenekon soruşturmasında burada, tam arkanızdaki mahkemede müdahil oldular. Benim kendimde bile olmayan gizli sicil dosyalarımı Zekeriya Öz'e verdiler. Bunlar dava dosyasında var. Ve bunlardan firarda olan Emre Çalıkoğlu denilen şahıs buraya gelip aleyhimde tanıklık yaptı. Güya 1999'da biz bunları alınca 'Sizi Ergenekon adına aldık' demişiz. Doğrudan müdahale ettiler. O zamanki savcı Zekeriya Öz ile son derece sıkı fıkıydılar. O konuda söyledikleri hiçbir şey doğru değil. Zaten zaman bunu gösterecek. Bu bahsettiğim konu Ergenekon yargılama dosyasında var. İstedikleri kadar inkar etsinler. Dosyalar, belgeler konuşur."

 

Saçan, davada müşteki olduğunu ancak "bir numaralı" müşteki olmadığını dile getirerek, "Adım A ve D ile başladığı için fihrist nedeniyle öyle" diye konuştu.

 

MÜŞTEKİ FIRAT DEVELİOĞLU: ONUN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRDÜM

 

Duruşmaya müşteki sıfatıyla katılan ve mühendis olduğunu belirten Fırat Develioğlu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, 20 yıl önce örgütten ayrıldığını ancak örgütün hala peşini bırakmadığını söyledi.

 

Örgüt üyelerinin hala birtakım iftira ve şantajlarla istikballerini karartmaya çalıştığını öne süren Develioğlu, "Daha bugün bile hakkımızda türlü zırvayla, bunların kaçak göçek internet siteleriyle iftiralar, karalama, şantaj, tehdit yapıyorlar. İstikbalimizi karartacaklarını düşünüyorlar. Buradayız, ayaktayız. Birtakım insanlara zarar vermediler mi? Verebiliyorlar. Biz de birinci refleksimiz olarak Türk adaletine gittik. Adalet de gereğini yaptı, operasyon yaptı. Daha örgütün kaçak ve yurt dışındaki uzantıları var. İçerideki dosyanın durumuna göre anlıyoruz ki çok ağır cezalar çıkacak. Çünkü deliller duruyor. Bir şekilde bu örgüt bitecektir. Bitince de Türkiye rahat edecektir" diye konuştu.

 

FETÖ ile Adnan Oktar organize suç örgütünün insanların canını yaktığını kaydeden Develioğlu, ailesinin de mağdur olduğunu söyledi.

 

Örgüt lideriyle çok vakit geçirdiğini belirten Develioğlu, "Onun gerçek yüzünü gördüm. Akli yargılarının normal insan yargısı gibi değil de sapık yargıları olarak çalıştığına birebir de şahit olunca ayrıldım. Suç işlemeye yönelik de ciddi bir meyil gösteriyordu. Ben suç işlemek istemedim. Peşimizi bırakmadı. Ayrıldıktan 17-18 sene sonra bile zarar vermeye çalıştı. Kızımın peşine yakışıklı müritlerini taktı. Bir sürü kendi hileleriyle birtakım şeyler yaptı. Başarıya kavuşmadı ama başarıya kavuşanlardan bazıları burada mağdur olarak yer alıyor" ifadelerini kullandı.

 

''FETÖ İLE HER ZAMAN BAĞLANTISI OLDU"

 

Develioğlu, 1986 yılında üniversite okuduğu zamanlarda örgütle tanıştığını dile getirerek, şöyle devam etti:

 

"Dini duyguları çok bilmiyorduk. Dini duygularımız kullanılarak, yıllar içinde siyasi başarılar elde ettiğimizi düşünürken örgüt lideri sapıtmaya başladı. Benim ilgimi çeken şey 1999'da bu hale getirmişken, bu adam 20 yıl daha devam etti. FETÖ tarafından korumuş olması dolayısıyla. FETÖ ne zaman devletten çıktı, çıktığı gün de tahkikat başlamış. FETÖ ile her zaman bağlantısı oldu. Kendisi de inkar etmiyor. Biraz önce bu beyanda bulundu. 'Fettullah Gülen beni sever, ben de onu severim' diye televizyonlarda söylediği sözü var."

 

 

Oktar’ın kendisini mağdur ettiğini, cezaevinde olmasından dolayı çok mutlu olduğunu, bu sebeple Silivri’ye geldiğini söyleyen Mahmut Alan, Oktar’a yazdığı şarkıyı da söyledi.

 

3 BİN 908 SAYFALIK İDDİANAME

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede, sanıkların haricinde 26 mağdur kişi mağdur, aralarında eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan'ın da bulunduğu 99 kişi ise müşteki sıfatıyla yer alıyor.

 

Mağdur ve müştekilerin yanı sıra 23 tanık ve etkin pişmanlıktan yararlanan 25 kişinin beyanlarına yer verilen iddianamede, suç örgütünün kurucu ve yöneticisi olan sanık Adnan Oktar elebaşılığındaki silahlı suç örgütünün biri firari 13 yöneticisi bulunduğu anlatılıyor.

 

İddianamede, sanıklar hakkında istenen cezalar şöyle:

 

"Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs etme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme, cinsel istismar, cinsel saldırı, 6136 Sayılı Kanun'a muhalefet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, şantaj, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, hakaret, 3628 Sayılı mal varlığı bildiriminde bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na muhalefet, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, dolandırıcılık, tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme, 5607 Sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belgede sahtecilik ve suçluyu kayırmak."

 

İddianamede, örgüt elebaşısı Adnan Oktar hakkında ise ''Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'', ''Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme'', ''Terör örgütüne (FETÖ) üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek'', ''Kasten adam öldürmeye teşebbüs'', ''5607 sayılı Kaçakçılık Kanununa Muhalefet Etmek'', ''Resmi belgeyi yok etmek'', ''Resmi belgede sahtecilik'', ''Nitelikli cinsel saldırı'', ''Çocuğun nitelikli cinsel istismarı'', ''6136 Sayılı Kanuna Muhalefet Etmek'', ''Eğitim öğretim hakkının engellenmesi'', ''Eziyet etme'', ''Şantaj'', ''Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'', ''Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama'', ''Dolandırıcılık'', ''3628 Sayılı Kanuna Muhalefet'', ''Hakaret'', ''Tehdit'', ''Hukuka Aykırı Olarak Kişisel Verileri Kaydetmek'', ''Suçluyu kayırma'' ve ''Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması'' suçlarından toplam 420 yıldan 871 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

 

İddianamede, 11 müşteki-sanık hakkında ise sadece ''Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma'' suçundan ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

 

Diğer sanıklar hakkında ise benzer suçlardan hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.