Osman Kavala’nın Patrona Halil isyanı

Normalleşme özlemi ile kör bir inat çarpışıyor Türkiye’de. Birileri asla kabullenmeyecek. Tükürdüğünü yalamayı sindiremeyecek içine. Küçüle küçüle ayak sürüyecek. Yenilecek ve neden yenildiğini de idrak edemeyecek. Çareyi hep ters yönde, yanlış yerde arayacak.

19.02.2020 10:28
Halil-Berktay
Yaşarken ve Okurken
yazarlar@serbestiyet.com
@HalilBerktay

 

[19 Şubat 2020] Tarihten çıkarılacak dersleri gene tarihçiler görür; politikacılar ise ya görmez, ya anlamaz, ya hoşlanmaz… diyeceğim ama son zamanlarda okuduklarım, en azından merkez-solda Kemal Kılıçdaroğlu ile merkez-sağda Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül’ün, yakın geçmişten pekâlâ ciddî dersler çıkardığını ortaya koyuyor.

 

İnsanlar değişmez mi? Muhalefet gökten zembille mi iner? Ne olur, iktidarın içinden çıkarsa? Başka nereden çıkabilir ki? Demokrasinin kıymeti asıl ne zaman anlaşılır? Doğrulardan giderek büyüyen yanlışlara sürüklenmeden, tekrar ve daha ileri doğruların yolu nasıl bulunur?

 

Yenilen ordular iyi öğrenir. Sathın altındaki çatlaklar giderek derinleşir. En sarsılmaz gözüken Tek Parti rejimi, gün gelir kendi Dörtlü Takrir’ine toslar. Bir İlya Ehrenburg çıkar, Buzlar Çözülürken’i yazar.

 

                                                          *          *          *

 

Buraya kadar getirebildim, hafif iyimser başlayan yazımı. Derken, tıpkı daha önce Ahmet Altan’a yapıldığı gibi Osman Kavala’nın da, Gezi olaylarından beraatı ve tahliyesinden iki saat sonra bu sefer 15 Temmuz darbe girişimi bağlamında tekrar gözaltına alındığı haberini aldım.

 

Bu kadarını kimin midesi kaldırır, bilemiyorum artık. Sosyal medyada birileri, yakında Patrona Halil isyanını çıkartmakla da suçlayabilirler diye yazmış. Haklı. O derecede absürd. O derecede yapay. Yukarıdan bir talimat gelecek (veya geldiği varsayılacak), ne yapıp yapın, bu adamı sakın bırakmayın da bir kere daha mahcup olmayalım diye. Yargının yeni statüko ile özdeşleşmiş bir kesimi de, ulu’l-emre itaat uğruna bütün ülkeyi geri zekâlı yerine koyacak.

 

Normalleşme özlemi ile kör bir inat çarpışıyor Türkiye’de. Zira tarih bilmeyen ve sevmeyenler de hep var. Birileri asla kabullenmeyecek. Alâmetleri doğru okumayacak. Tükürdüğünü yalamayı sindiremeyecek içine. Küçüle küçüle ayak sürüyecek. Yenilecek ve neden yenildiğini de idrak edemeyecek. Çareyi hep ters yönde, yanlış yerde arayacak.

 

Fakat bu da geçiş dönemlerinin bir özelliği değil mi aslında?

 

 

Yazarın Tüm Yazıları

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar(0)

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.