27 Temmuz’da blogunda yayınladığı notta, Thomas Jolly tarafından tasarlanan gösterinin “cesareti” ve “asi ruhu” hakkında övgülerde bulundu fakat “kimsenin unutamayacağı” bu gösteriye rağmen bazı olumsuzluklardan da bahsetti.
Mélenchon, Cuma akşamı “az iyi olan şeylerin” olduğunu belirtti ve özellikle Conciergerie Kalesi’nin bir penceresinden görülen Marie-Antoinette’in kesik başını eleştirdi:
“Neden onun yerine kocası Louis XVI değil? O da tıpkı Marie-Antoinette gibi Fransa’nın düşmanlarına satılmış bir hain değil miydi, üstelik anayasaya saygı duyacağına ve ülkesine sadık kalacağına yemin etmiş biri değil miydi? Ölüm cezası ve Marie-Antoinette’in idamı, artık görmek istemediğimiz bir ceza çağının ürünüdür.”
Ayrıca, Mélenchon, drag queen’lerin, İsa’nın havarileriyle son yemeğini betimleyen ünlü Leonardo da Vinci tablosunu parodileştirmeleri için de “Hristiyan Son Akşam Yemeği üzerine yapılan alayı” beğenmediğini söyledi:
“İnananları incitmek riskini neden alalım? Antiklerikal olsak bile! O gece dünyaya hitap ediyorduk. Dünyadaki bir milyar Hristiyan arasında, inancın hayatlarını yaşamalarına yardımcı olduğu ve toplumla uyum içinde yaşamalarını sağlayan kaç cesur ve dürüst insan var?”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.