Ahmet Özer’e “Kent Uzlaşısı”ndan 6 yıl 3 ay hapis cezası

Ahmet Özer'in yargılandığı "Kent Uzlaşısı" davasında karar çıktı. Özer'e, "silahlı terör örgütü üyeliği"nden 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yargılandığı “Kent Uzlaşısı” davasında karar çıktı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Silivri Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen celsede Özer’i “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti, kararın oy birliği ile alt sınırdan verildiğini açıkladı.

Özer, mahkemedeki savunmasında şunları söyledi:

“Hakkımdaki terör örgütü suçlamasının ne derece mesnetsiz olduğu, bu suçlamaya dayanak olarak gösterilen sözde delillerin, iddiaları ispatlamak şöyle dursun, bu konuda basit bir şüphe dahi oluşturamadığı tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkmıştır. Esasen bu derece haksız ve mesnetsiz bir suçlama için hiçbir delilin bulunamaması son derece normaldir; zira olmayan şeyin bulunması da mümkün değildir.

“Maalesef hayatımın 255 gününü, bu mesnetsiz iddia yüzünden tek kişilik bir koğuşta ve dört duvar arasında, en temel hakkım olan ‘kişi özgürlüğünden’ tamamıyla mahrum bir şekilde geçirmek zorunda kaldım. Bunun, benim gibi bir aydın için ne derece büyük bir acı olduğunu tahmin edemezsiniz. Akademik camia ve üyesi olduğum CHP dışında hiçbir aidiyetim yoktur. Bu gerçeğin, sayın mahkemenizin vereceği beraat kararı ile de tescilleneceğine olan umudum tamdır. Bu mesnetsiz iddia karşısında hakkımda beraat kararı verilmesini talep ederim.”

“30 Ekim’de konut hakkım ihlal edildi, bütün dijital materyallerime el konuldu. Ben sorgu hakimliğine çıkmadan kayyım haberleri yayıldı. Bu da bu soruşturmanın niyetini ortaya koyması açısından manidardır.

“35 yıllık akademik kariyerime bakıldığında, benim terörle yan yana gelmeyeceğimi sokaktan geçen biri bile söyleyebilir. Belediye başkanı olduktan sonra mı terör örgütüne üye oldum? Bugün yargılanmıyoruz; adeta cezalandırılıyoruz. 12 yıl önce, benim tarafı olmadığım bir görüşmede İmralı’da adım geçtiği için yargılanıyorum. Böyle bir zeminde barış süreci nasıl sağlanacaktır? Bana göre barış ve huzuru sağlayabilecek en yetkili kurumların başında yargı kurumları gelmektedir.

“Hayatım boyunca hiçbir terör örgütüne üye olmadım. Şiddetin asla bir çözüm olmadığını defalarca ifade ettim. Yeni bir çözüm sürecine duyulan ihtiyaçtan söz ettim. Tahliye olduktan sonra da barış süreci için bir gün bile durmadan, üzerime düşeni yapmak adına çaba sarf ettim. Tüm bunları yapan birinden nasıl bir terör örgütü üyesi çıkaracaksınız? Ahmet Özer’den terör örgütü üyesi değil; barışın ve birliğin teminatı çıkar.”

“Aldığım elektrik süpürgesinden kiracının yatırdığı kira parasına, incir satın aldığım yere kadar birçok husus dosyada terörle iltisaklıymış gibi gösterilmiştir. 13 yıl boyunca, bir trol ağı üzerinden telefonlarım dinlenmiş. Pervin Buldan ile görüştüm. Pervin Buldan her gün Cumhurbaşkanı ile görüşüyor. O suçlu değil de ben Buldan’ı aradığımda mı suçlu oluyorum? Tuncer Bakırhan bir partinin genel başkanıdır ve şu anda Cumhurbaşkanı ile görüşmektedir. Prof. Dr. Şükrü Aslan hâlâ bir üniversitede görev yapmaktadır. Prof. Dr. Sinan Bayram bu ülkenin en önemli isimlerinden biridir. Kimi bulmuşlarsa dosyaya koymuşlar. Aynı tarihlerde Van Valisi, şu anda İçişleri Bakan Yardımcısı olan Münir Karaalioğlu ile görüştüm. Bir rapor hazırladım ve bu raporu dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a sundum. Bunlar neden dosyada yer almıyor? Süleyman Soylu beni çalışmalar için çağırdı. Bunlar neden dosyaya konulmamış?”

Avukatı “Beraat bekliyoruz” mesajı paylaşmıştı

Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, duruşma öncesi X hesabından paylaştığı mesajda, “Ahmet Özer hakkında Emniyet, savcılık ve Yargıtay’dan gelen cevaplarla, yöneltilen suçlamanın mesnetsizliğini ortaya koyan tespitler yapıldı. Bugün dosyadaki deliller doğrultusunda Ahmet Özer’in masumiyetinin beraat kararına işlenmesini bekliyoruz” ifadelerine yer vermişti.

Önceki İçerikSDG’li kadının kesilen saçı, saç örme akımına döndü: DEM’li vekiller, sanatçılar, gazeteciler
Sonraki İçerikŞam-SDG arasındaki 18 Ocak anlaşmasında ilk adım atıldı