Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Masumiyet Müzesi ve aynı isimli müzeye ayrılmış özel bölüm oldu. Pamuk, burada roman ve müzenin ilk fikrinin nasıl ortaya çıktığını, yıllar içinde nasıl geliştiğini ve müzenin kuruluş sürecini ayrıntılarıyla anlatıyor. Dünyada ilgiyle takip edilen Masumiyet Müzesi dizisini de karakterler ve oyuncular üzerinden değerlendiriyor.
Pamuk, yazmak ve resim yapmak arasında geçen hayatını kendi üslubuyla aktarırken, daha önce Türkiye ve dünyadaki dergiler için kaleme aldığı bazı yazıları da yeniden düzenleyip genişletti. Kitapta ayrıca yazarın arşivinden ilk kez yayımlanan eski fotoğraf ve resimler de yer alıyor.
Kelimeler ve Resimler’de Pamuk’un Ara Güler, Umberto Eco, Paul Auster ve Anselm Kiefer gibi dostluk kurduğu yazar ve sanatçılar hakkında kaleme aldığı kişisel yazılar da bulunuyor.
Kitapta ayrıca Pamuk’un Columbia University’ndeki hocalık yıllarından, Cannes Film Festival jüri üyeliğine; Türkiye’nin ilk kadın hukuk profesörlerinden teyzesi Türkân Rado’dan, babası Gündüz Pamuk’un genel müdürlüğünü yaptığı Aygaz dönemine uzanan aile ve yaşam hikâyeleri de yer alıyor.
Kitapta ayrıca Umberto Eco’nun Orhan Pamuk hakkında söylediği şu söz de yer alıyor:
“Pamuk’un düzyazılarını da çok beğeniyorum. Romanlarını iyi anlamak için onun poetikasının da kesinlikle bilinmesi gerekiyor.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.