Demokratik Türkiye’nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır
Biz de 27 Şubat’tan bu yana Barış ve Demokratik Toplum rotasında yürüyoruz. Türkiye 22 Ekim’den 27 Şubat’a uzanan yolda bir güvercinin kanadında barış umudunu taşıdı. 27 Şubat’ta milyonlarca insan barışa nefes verdi, ses oldu. O günden bugüne gelinen yol ne azdır ama ne de kusursuzdur. Az bir yol gelmedik. Türkiye’yi Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir noktaya ulaştıracak kadar yol geldik. Ama bu dönemeci alabilmek için önümüzdeki dönem tarihi sorumluluğumuzu da yerine getirmemiz gerekiyor. Bu tarihi dönemeci geçmek için önce temeli sağlam atmak gerekiyor. Demokratik Türkiye’nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır.
1919 Amasya’dan 2024 22 Ekim Çıkışına
Tarih bazen aynı sayfaya iki kez not düşüyor. Çok sık olmuyor. 22 Ekim 1919’da Amasya’da bu ülkenin kurucu kadroları Kürtlerle anlaştı ve Kürtlerin haklarını tanıyan bir protokole imza attılar. Ama 105 yıl o Amasya’da altına imza attıkları protokolü unuttular. 105 yıl sonra yine bir 22 Ekim’de bu meclisin çatısı altında yeni bir el uzandı ve tarihi bir karar oldu. Bunu kuruluşta verilen sözün yüzyıl sonra yerine getirilmesi beyanı olarak okuyoruz biz. İşte bu beyanı hayata geçirmenin ilk adımı çerçeve yasa olmalıdır.
Çerçeve yasa bitiş değil başlangıç ve yeni dönemin kapısıdır
Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır. Yeni bir döneme geçmek için kullanacağımız bir kapıdır. Bu kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı, uygulamaya başlanmalıdır. Eşzamanlı olarak taraflar ve kamuoyunun mutabık olacağı ortak bir yol haritası çıkarılmalıdır.
Çerçeve yasanın zamanı, içeriği ve yönetimi sürecin ruhuna uygun olmalıdır
Bakın, Sayın Öcalan en iddialı ve en radikal adımları atıyor. Hep birlikte şahitlik ettik. Adeta tarihin yönünü değiştiriyor. Ama ne yazık ki bu adımlar karşısında gerekli siyasi ve hukuki düzenlemeler yapılmakta gecikiyor. Yöntem hataları sürece zarar veriyor. Bu vesileyle iktidar temsilcileri ve Sayın Bahçeli ile heyetimizin yaptığı görüşmelerde sürecin devam etmesi yönündeki ortaklaşmayı olumlu buluyoruz. Çerçeve yasanın zamanlaması, içeriği ve yöntemi sürecin ruhuna uygun olmalıdır. Tek taraflı, dayatmacı, yüzyıllık tekrarları üreten bir çerçeve yasa yol açıcı değil, yol tıkayıcı olur. Medya üzerinden psikolojik savaş yürütmek, barışın haysiyetine yakışmaz. Kimse bu hatalara düşmemelidir. Çerçeve yasa kapsayıcı olmalıdır.
Öcalan’ın hukuku barışın hukukudur ve artık düzenlenmelidir
Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarını sağlamalıdır. Sayın Öcalan’ın hukuku barışın hukukudur. Bu çok iyi bilinmelidir. Bu sebepten Sayın Öcalan’ın statüsü artık düzenlenmelidir. Çerçeve yasa silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir. Demokratik entegrasyon yasalarına zemin hazırlayacak şekilde siyasi ve hukuki zeminde bir yol temizliği yapmalıdır. Parlamentodan çıkması muhtemel çerçeve yasayla eş zamanlı olarak siyaset kurumu da toplumsal uzlaşma ve ortaklığı esas alarak bir yol haritası çıkarmalıdır. Artık yürütme erki barış sürecinde iklimin pozitife dönmesi için üstüne düşeni oynamalıdır. İlk adım olarak da hemen kayyımlar geri çekilmeli. Halkımızın seçmiş olduğu temsilciler yerel yönetimleri yönetmelidir. Daha önce de ifade etmiştik. Bu vesileyle tekrar bir kez daha ifade edelim. Nusaybin Qamişlo Sınır Kapısı açılmalıdır. Bu adım hem barış sürecine hem iki ülke ekonomisine hem Suriye’nin iktisadi ve siyasi istikrarına katkı sağlar. Kapılar açılmalıdır derken aynı zamanda Türkiye ve Ermenistan kapısı olan Kars’taki Doğu Kapı da açılmalıdır. Bu da bölgesel istikrara katkı sağlar. Yargı erki de barış sürecine pozitif katkı vermelidir. Öyle Ayşe Gökkan’lara 20 yıl ceza vermek de olmaz. AYM ve AİHM kararları uygulanmalı, tahliyelerin önü bir an önce açılmalıdır.
Yüksekdağ ve Demirtaş başta olmak üzere siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı
Bakın özellikle vurguluyorum. Çatışmalı süreçte barıştan yana tavır alan ve mağdur edilen insanların sorunları çözülmelidir. Başta barış akademisyenleri olmak üzere KHK’liler işlerine amasız fakatsız bir şekilde geri iade edilmelidir. Ankara’nın ortasında işini aşını istediği için insanlar darp edilmemeli, hakarete maruz kalmamalı, üzerindeki gömleği ve tişörtleri yırtılarak, ellerine kelepçe vurularak gözaltına alınmamalıdır. Gaz sıkılmamalıdır. Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere cezaevindeki siyasi tutsaklar bir an önce halklarıyla, aileleriyle ve yoldaşlarıyla buluşmalıdır. Bu ve bunun gibi bu süreci iyileştirici birçok adım atılabilir.
DEM Parti olarak rotamız barış, yolumuz Demokratik Cumhuriyet yoludur
DEM Parti olarak bizim rotamız barış, yolumuz Demokratik Cumhuriyet yoludur. Kürtlerin ulusal haklarının sağlandığı, tüm Türkiye’nin demokrasiye kavuştuğu bir denklemin 86 milyona güçlü bir gelecek sunacağını düşünüyoruz. Bu yol ve bu rotaya inanıyoruz ve bunun için 7-24 çalışıyoruz. Fakat bu yolu bozmak, rotayı şaşırtmak isteyen kesimler de yok değil Türkiye’de. Kimse bizi pembe gözlükler takmış yürüyor sanmasın, her şeyi çok iyi görüyoruz. En ince ayrıntılarına kadar bütün siyasi partilerin, bütün siyasi aktörlerin demeçlerini, mesajlarını da okuyoruz. Barış karşıtı medya, süreç başladığından beri barışın dilini bir türlü tutturamadı. Hala üstünlükçü bir dil. Hala galip mağlup yanılgısı üretiyorlar. Hala süreci enfekte edecek şekilde dış güçlerin değirmenine su taşıyorlar. Çerçeve yasayla ilgili psikolojik harp taktikleriyle suyu bulandırmaya, rotayı şaşırtmaya çalışıyorlar. Soruyoruz: Gençlerin ölümlerinden ne kar elde edeceksiniz? Savaş, çatışma, ölüm için niye bu kadar heveslisiniz ya? Yüz yıl yetmedi mi? Onlarca isyan yetmedi mi? Psikolojik savaşla, operasyonlarla nereye varmak istiyorsunuz? İşte geldiğimiz nokta burası. Ekonomisi bozulmuş, toplumsal çürüme başlanmış, demokrasinin olmadığı bir süreçte yaşıyoruz. İşte sebepleri bu çatışma, bu savaş, bu inkarcı dil ve yaklaşımdır. Barış karşıtı medya kime yakın olursa olsun iktidar ya da muhalefete oynadıkları ali cengiz oyunlarını siyasi sahiplerine yazarız. Kürtler bu oyunları siyasi sahiplerine yazar. Herkes bunu çok iyi bilsin.
Kürt meselesi çözüldüğünde Türkiye yepyeni bir zamana merhaba diyecek
Değerli Türkiye halkları, emin olun Barış ve Demokratik Toplum Süreci gelişirse evet birlik kaybedecek ama küçük bir hazırlık kaybedecek. Ama 86 milyon kazanacak. Emekciler emekçiler kazanacak. Aleviler, gençler kazanacak. Sürecin başarısının faydaları sürecin başarısının faydalarını belki sıralarsak çok şey anlatmamız gerekiyor ama birkaç başlık sıralamak istiyorum. Süreç başarıya ulaşır ve demokratik toplum ve barış sürecini birlikte inşa edebilirsek bir düşünün hiçbir yerde sabahın köründe yerel yöneticiler, seçilmiş belediye başkanları gözaltına alınmayacak. Düşünün, insanlar çürük sebze ve bayat ekmeğe muhtaç olmayacak. Düşünün, ekonomik kriz değil, refah üretecek. Düşünün, Van, Ahmet ve Mardin karayollarındaki arama noktaları yerine bu kentler ticaret koridorlarıyla inşa edilecek. Bir düşünün, başörtüsü defacto değil, yasal olarak güvenceye alınacak, Alevilerin evlerine işaret konulmayacak, Aleviler eşit yurttaşlık haklarına kavuşacak. Bir düşünün bu süreç gerçekleşirse bir asker annesiyle bir gerilla annesi evlatlarının bir daha ölmeyeceğini bilerek aynı sofraya oturacak. Bundan daha güzel bir tablo resim olabilir mi?
O bahar bu bahardır. O yaz bu yazdır. Başka bahar yok. Başka bir yazı beklemeyeceğiz
Yanıbaşımızda atılan her füze, her mermiden sonra Türkiye ekonomisi etkileniyor. Düşünün, Türkiye küresel ve bölgesel gelişmelerden olumsuz etkilenen değil, oyun kurucu bir ülke olacak. Yani özetle Kürt meselesi çözüldüğünde Türkiye ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak yeni bir yepyeni bir zamana merhaba diyecek. Kürt meselesinin çözümüne katkı sunan herkes yüz yıl onurla anılacak. Bu sebeple diyoruz ki demokratik, eşit, refah dolu Ve kapsayıcı bir siyasal düzen barıştan ve demokratik toplumdan geçer. Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümünden geçer. İşte bu yolla atılacak ilk adım çerçeve yasadır. Çerçeve yasa yüz yıllık kucaklaşmanın sıcaklığını yansıtmalıdır. Barışa, demokrasiye ve eşitliğe dayalı kardeşlik için o bahar bu bahardır. O yaz bu yazdır. Başka bahar yok. Başka bir yazı beklemeyeceğiz.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.