Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Daron Acemoğlu ile The Economist arasındaki polemik büyüyor. Derginin 17 Ağustos’ta yayımladığı ve Acemoğlu’nun 33 yıllık akademik çalışmalarını “tuhaf biçimde ikna edici değil” sözleriyle sorguladığı yazıya Acemoğlu sert bir yanıt verdi. The Economist’in “Letters” bölümünde yayımlanan mektubunda eleştirilerin “gelişigüzel seçildiğini”, ismi açıklanmayan iktisatçıların görüşlerine dayanıldığını ve akademik tartışmaların bağlamından koparıldığını savundu.
Acemoğlu, eleştiri yazısının yeni kitabının yayımlanmasıyla aynı zamana denk gelmesine de dikkat çekerek dergiyi, kitabının mesajını gölgelemek ve tartışmayı yapay zekâya çekmekle suçladı. Mektubunu ise The Economist’in kendisine yönelttiği ifadeyi dergiye iade ederek bitirdi: “Eğer 33 yıla yayılan bir çalışma külliyatı karşısında yapabileceğinizin en iyisi buysa, ‘tuhaf biçimde ikna edici olmayan’ şey sizin eleştirinizdir.”
Mektubun tam çevirisini yayınlıyoruz:
Daron Acemoğlu, çalışmalarına yönelik eleştirimize yanıt veriyor
Nobel ödüllü iktisatçı, araştırmalarını ve temel fikirlerini güçlü biçimde savunuyor
Yakın zamanda Daron Acemoğlu’nun çalışmalarını eleştirel biçimde değerlendiren bir makale yayımladık. Ayrıca son kitabına ilişkin bir incelemeye de yer verdik. Profesör Acemoğlu aşağıda bu eleştirilere yanıt veriyor. Makale ve kitap incelemesi önce internette yayımlandı, ardından The Economist’in bu haftaki sayısında basıldı.
⸻
Yakın zamanda benim hakkımda yayımladığınız “Dünyanın en etkili iktisatçısı tuhaf biçimde ikna edici değil” başlıklı yazı (17 Ağustos), çalışmalarıma yönelik düşmanlığından ziyade, ileri sürdüğü iddiaların zayıflığıyla dikkat çekiciydi.
Araştırmalarımın ve temel fikirlerimin eleştirel biçimde tartışılmasını memnuniyetle karşılarım. Kurumlardan ve sömürgecilik mirasından otomasyona ve yapay zekânın sonuçlarına kadar çalışmalarımda meşru biçimde itiraz edilebilecek pek çok şey var. Bu tür eleştiriler bilimin ilerlemesi için elzemdir. Ancak söz konusu yazı bunun yerine, birbiriyle gevşek biçimde bağlantılı birtakım şikâyetleri bir araya getirerek akademik çalışmalarımın güvenilir olmadığı imasında bulunuyor.
Üç örnek vereyim.
Birincisi, benim “tuhaf biçimde ikna edici olmadığım” yönündeki temel hükmünüz, birkaç kadeh içkinin ardından benim hakkımdaki gerçek fikirlerini açıkladıkları söylenen, isimleri verilmeyen iktisatçılara dayanıyor. Bu gerçeği ortaya çıkarmak için kendilerine içki ısmarlanan kişilerin hiçbiri isimleriyle belirtilmiyor. Ben de size, “Birkaç kadehten sonra çoğu insan bana gazetenizin artık abone olmaya değmediğini söylüyor” diye bir mektup göndersem bunu yayımlar mıydınız? Bu görüşleri dile getirdiği ismen belirtilen tek kişi blog yazarı Noah Smith. Bir ömürlük akademik çalışmayı değerlendirmek için oldukça zayıf bir dayanak.
İkincisi, yazı, Jesús Fernández-Villaverde’nin yakın tarihli “Baby Busts and Growth Booms” makalemizle ilgili sosyal medyada yaptığı bir gözlem etrafında bir eleştiri inşa ediyor. Fernández-Villaverde, düşük doğum oranlarının etkilerine ilişkin tahminlerimizin geleceğe aynen uyarlanamayabileceğini söylüyor. Oysa biz makalenin sonuç bölümünde tam olarak bu noktayı belirtiyoruz. Siz ise bunu, bu tür çekincelerin “kaybolabileceğini ve Bay Acemoğlu’nun sayfalar dolusu matematiğinin yanında basit görünebileceğini” yazarak geçiştiriyorsunuz. Anladığım kadarıyla Profesör Fernández-Villaverde ile de röportaj yapmadınız.
Üçüncüsü, eleştiriler gelişigüzel biçimde seçilmiş. Örneğin Tyler Cowen ya da Francis Fukuyama’dan gelen bazı eleştiriler, verimli tartışmaların başlangıç noktası olabilirdi — nitekim geçmişte de öyle oldu. Bu tür tartışmaları memnuniyetle karşılıyorum ve yazarlarınızın da bu tür görüş ayrılıklarının sağlıklı bir akademik tartışmanın parçası olduğunu bildiklerini tahmin ediyorum.
Yazının zamanlaması da ilginç: Yeni kitabım “What Happened to Liberal Democracy?”nin yayımlanmasıyla aynı döneme denk geliyor. Kitap, liberal felsefenin bazı yönlerini, liberal demokrasinin geçmişteki başarılarının kökenlerini, bugün içinde bulunduğu krizi ve liberalizme yeniden enerji kazandırabilecek yeni bir yönetim felsefesinin nasıl olabileceğini inceliyor.
The Economist’in kitapla ilgili aynı zamanda yayımladığı inceleme ise küçümseyici bir yaklaşım sergiliyor ve kitabın “yapay zekânın geleceği nasıl şekillendireceği sorusuyla boğuştuğunu” söylüyor (“Man’s Best Frenemy”, 17 Ağustos). Oysa kitabın yalnızca yarım bölümü yapay zekâ ve demokrasiyle ilgili.
Bunu, kitabımın mesajını bulanıklaştırmayı ve tartışmayı The Economist’in en sevdiği konuya, yani yapay zekâyı savunup teşvik etmeye çekmeyi amaçlayan stratejik bir çerçeveleme olarak yorumlamamak zor.
Eğer 33 yıla yayılan bir çalışma külliyatı karşısında yapabileceğinizin en iyisi buysa, o halde “tuhaf biçimde ikna edici olmayan” şey sizin eleştirinizdir.
Daron Acemoğlu
Enstitü Profesörü
Ekonomi Bölümü
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)
Cambridge, Massachusetts
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.