Anasayfa / Dünya / Volkswagen fabrikası İsrail’in Demir Kubbe üretim merkezine dönüşüyor

Volkswagen fabrikası İsrail’in Demir Kubbe üretim merkezine dönüşüyor

Volkswagen, araç üretimine kapattığı Osnabrück fabrikasını Aşağı Saksonya eyaleti ve İsrailli yatırım şirketi Aurelius Capital’e devrediyor. Tesis, Demir Kubbe’nin de mimarı Rafael’le birlikte hava savunma üssüne dönüşecek. Anlaşmaya hem hissedar Katar hem de aktivistler sert tepki gösteriyor.

Almanya’nın kriz içindeki otomotiv devi Volkswagen, bir zamanlar araba ürettiği Osnabrück fabrikasını savunma sanayiine emanet ediyor. Şirket, tesisi Tel Aviv merkezli Aurelius Capital ile Aşağı Saksonya eyaletine satma konusunda anlaştığını duyurdu. Fabrikanın ilk büyük projesi, İsrail’in Demir Kubbe sisteminin arkasındaki isim Rafael Advanced Defense Systems’le hava savunma bileşenleri üretmek olacak.
VW, Osnabrück’te üretimi 2027 yazında tamamen durdurma kararını aslında iki yıl önce, 2024’te almıştı. Yeni anlaşmayla fabrika, çoğunluk hissesini Aurelius’un alacağı, eyaletin de ortak olacağı yeni bir işletmeye devredilecek. Hedef, tesisi zamanla bir “güvenlik ve savunma yetkinlik merkezi”ne çevirmek. Satış bedeli ve tarafların kesin hisseleri şimdilik açıklanmadı; anlaşma da henüz nihai sözleşmelere ve resmi onaylara bağlı. Buna karşın en az 1.200 çalışanın işi güvence altına alınmış durumda.

VW CEO’su Oliver Blume, imzayı “Osnabrück için yeni bir sanayi geleceğinin kapısını aralayan önemli bir adım” sözleriyle duyurdu.

Katar’ı aradan çıkaran hamle

Anlaşmanın asıl ilginç yanı, nasıl kurgulandığında saklı. VW’nin Rafael’le doğrudan iş birliği yapması, şirketin yaklaşık yüzde 10 hissesine ve yüzde 17 oy hakkına sahip Katar Yatırım Otoritesi’nin sert itirazıyla karşılaşmıştı. Taraflar bu duvarı aşmak için akıllıca bir yol buldu: Rafael artık VW’nin değil, VW’den fabrikayı satın alan Aurelius’un ortağı olacak.

İşin can alıcı noktası, Aşağı Saksonya’nın konumunda gizli. Eyalet, VW’de yüzde 11,8’lik sermaye payına karşılık yüzde 20 oy hakkına sahip çünkü 1960 tarihli Volkswagen Yasası, önemli kararlarda gereken çoğunluk eşiğini yüzde 80’in üzerine çekiyor ve bu da eyalete fiilen veto gücü kazandırıyor. Sonuçta ortaya şu tablo çıkıyor: Katar, VW’nin bizzat silahlanmasına engel olabiliyor ama VW’nin kendi ortağı olan eyaletin fabrikayı doğrudan satın almasına engel olamıyor.

Barış İnisiyatifi ve Sol Parti’den sert tepki

Anlaşma açıklanmadan çok önce de tepkiler başlamıştı. Osnabrück Barış İnisiyatifi (OFRI), aylardır fabrikanın Rafael’e devrini durdurmak için mitingler düzenliyor, VW’nin sivil üretime bağlı kalması gerektiğini savunuyor. Muhalefetteki Sol Parti de iş birliğini “kabul edilemez” ilan etti. Partinin Osnabrück belediye başkan adayı Thomas Gross, Netanyahu hükümetinin Gazze’deki politikasını “soykırım” olarak nitelendirip devletin sahibi olduğu bir İsrail şirketiyle ortaklığın, kentin “Barış Şehri” kimliğiyle 1648 Vestfalya Barışı’nın burada imzalanmış olmasıyla bağdaşmadığını söyledi.

Alman barış hareketinin tanınmış isimlerinden Reiner Braun ise anlaşmayı doğrudan “suç” diye niteledi. Ona göre VW’nin Rafael’e parça üretmesi, şirketi “soykırım politikasının ortağı” yapıyor. Aktivistler ayrıca projeye kamu kaynağı aktarılabileceği iddialarını da hedef tahtasına koyuyor.

Böylece VW, tek bir anlaşma için iki cepheden birden pazarlık yapmak zorunda kaldı: bir yanda hissedarı Katar’ın siyasi çekincesi, öte yanda yerel halkın vicdani itirazı. Şirket şimdiye dek eleştirilere doğrudan cevap vermek yerine, anlaşmayı istihdamın korunması üzerinden savunmayı tercih etti.

Daha büyük tablo: 100 bin kişilik kıyım

Bu satış, aslında çok daha büyük bir depremin parçası. VW yönetim kurulu geçtiğimiz hafta, sendika IG Metall’le birlikte “Future Plan 2030” adını taşıyan dev yeniden yapılanma planını oy birliğiyle onayladı. Plana göre 50 bin yeni iş kıyımı geliyor; önceki kesintilerle birlikte toplam rakam 100 bine dayanıyor. Şirket, Avrupa’da tam 500 bin araçlık boş kapasitesi olduğunu artık kendisi de kabul ediyor.

Buna rağmen işçi tarafının en hassas kırmızı çizgisi korundu: ani fabrika kapatması yok. Bunun yerine Emden, Zwickau, Hannover ve Audi’ye ait Neckarsulm tesisi için 2031-2034 arasına yayılan kademeli bir üretim çekilmesi planlanıyor; bu dört fabrika için şimdilik alternatif kullanım aranıyor. Osnabrück’te uygulanan model, tam da bu noktada bir örnek teşkil ediyor: VW’nin tehlike altındaki diğer tesisleri için savunma sanayiine geçiş, artık masadaki gerçek bir seçenek olarak görülüyor.

IG Metall Başkanı Christiane Benner, planın yükünü tek başına işçilerin taşımasına asla izin vermeyeceklerinin altını çizerken, anlaşmayı yönetim kurulu için “önümüzdeki büyük görevlerin zeminini oluşturan bir kazanım” olarak yorumladı.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın