ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Mario Nawfal’a verdiği röportajda İran, İsrail, Suriye ve Suudi Arabistan hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Röportajın en çarpıcı bölümü, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir askeri saldırı düzenleme ihtimaliyle ilgiliydi.
Barrack, “Bu hafta sonu bir saldırı olabilir mi?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Kesinlikle olabilir. Başkan bu konuda çok net. Size Amerikan politikasını anlatıyorum.”
Barrack, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la anlaşmaya açık olduğunu ancak Washington’ın taleplerinden vazgeçmediğini belirtti:
“Başkan çok net. Bir anlaşmaya açık, ulaşılabilir ve görüşmeye hazır. Aylardır, aylardır, aylardır müzakere masasındayız.”
Trump: “Bunu benim büyükelçim mi söyledi?”
Barrack’ın açıklamaları kısa sürede Washington’da gündem oldu.
23 Ekim Cuma günü gazeteciler, Trump’a Barrack’ın sözlerini ve 3 Kasım’daki ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmesine ilişkin tutumunu değiştirip değiştirmediğini sordu.
Trump’ın ilk tepkisi şaşkınlık oldu:
“Bunu benim büyükelçim mi söyledi?”
Ardından şu yanıtı verdi:
“Oldukça güçlü bir adammış, öyle görünüyor. Eğer durum buysa benim bundan haberim yok.”
Barrack ise röportajında İran’a yönelik Amerikan politikasının amacının rejim değişikliği olmadığını savundu:
“Sonuç rejim değişikliği olmayacak. Başkanın ilgilendiği şey, yeniden bir denge kurulması. Rehinelerin, tehditlerin olmadığı ve dünyanın sakinleşebileceği bir ortam.”
“Şah’ı biz getirdik, Humeyni’yi biz getirdik”
Barrack, İran’daki rejim tartışmasına ilişkin Amerikan müdahaleleri hakkında da konuştu.
İran halkının ekonomik koşullar altında hayatta kalmakta zorlandığını belirten Barrack, dış baskının azalması halinde İranlıların zaman içinde kendi rejimlerini değiştirebileceğini söyledi.
Ardından ABD’nin İran tarihindeki rolüne ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Biz bunu üç kez değiştirdik, değil mi? Şah’ı biz getirdik. 1979’da Humeyni’yi biz getirdik. Şah’ı biz devirdik.”
İsrail için: “Taktik olarak parlak, stratejik olarak kendi içine çöküyor”
Barrack’ın İsrail hakkındaki sözleri de dikkat çekti.
İsrail’in askeri kapasitesini överken izlediği stratejiyi eleştiren Barrack, şunları söyledi:
“Taktik açıdan İsrail teknolojik olarak son derece parlak. Akıllılar ve yetenekliler.”
“Onların kötü olduklarını düşünmüyorum. Bence yaptıklarını kendi varlıklarını sürdürmek için gerekli gördükleri şeyler nedeniyle yapıyorlar.”
“Ama stratejik açıdan bu bir içe çöküş. Tam anlamıyla bir içe çöküş.”
Suriye için: “Beni İsrail değil, bir Dürzi şeyhi endişelendiriyor”
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi olarak da görev yapan Barrack, Suriye’deki Dürzi toplumu ve İsrail’in bölgedeki etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Barrack, kendisini asıl endişelendirenin İsrail olmadığını söyledi:
“Beni endişelendiren İsrail değil. İsrail’in desteğini aldığı algısını ve Amerika’yla belli bir yakınlığı kullanarak diğer Dürzilere baskı yapan belirli bir Dürzi şeyhi.”
Suudi Arabistan için: “Muhammed bin Selman aynı anda iki cephede savaşıyor”
Barrack, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ülkeyi modernleştirme çabalarına da değindi.
Suudi Arabistan’ın kuruluşundan itibaren Vahhabi dinî çevrelerle kurduğu uzlaşmanın bugünkü modernleşme hamlesini öngörmediğini söyleyen Barrack, Veliaht Prens’in hem ekonomik dönüşüm hem de geleneksel toplumsal dirençle mücadele ettiğini belirtti:
“Vahhabilerle içeride yapılan anlaşma, krallığın modernleşmesini hiçbir zaman öngörmemişti. Dolayısıyla Muhammed bin Selman aynı anda iki cephede mücadele ediyor.”
Barrack, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programına karşı geleneksel çevrelerdeki itirazları şöyle anlattı:
“Bir yandan Vizyon 2030 için para harcıyor. Diğer yandan Vahhabi ve Bedevi aşiretleri şöyle diyor: Bu genç adamdan pek emin değilim. Bunu istediğimizden emin değilim. Alkol istediğimizden emin değilim. Batılıların gelip kontrolü ele geçirmesini istediğimizi sanmıyorum.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.