Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Yahudi hahamların sandıkla imtihanı: Seçime giden İsrail’de havada uçuşan fetvalar

Yahudi hahamların sandıkla imtihanı: Seçime giden İsrail’de havada uçuşan fetvalar

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde hahamlar arasında fetva savaşı: Şas dışındaki partilere oy verenlerin ahirette yeri olmadığını söyleyen de var, Ben-Gvir’e oy vermeyi haram sayan da. Bazı hahamlar sandığa gitmeyi dinî görev ilan ederken, bazıları oy kullanmayı günah sayıyor. Seçim kampanyası sinagoglara ve dinî okullara taşındı.

İsrail’de 27 Ekim 2026’da yapılacak parlamento seçimlerine sayılı günler kala siyaset sadece meydanlarda değil, sinagoglarda ve yeşivalarda da kızışmış durumda. Hahamlar, cemaatlerine hangi partiye oy vermenin sevap, hangisine oy vermenin günah olduğuna dair fetvalar vermekte. Kimileri kendi partisine oy vermeyi farz derecesinde dinî yükümlülük olarak görürken, kimileri de vaazlarında ve fetvalarında rakip partileri destekleyenlerin öbür dünyada yatacak yerlerinin olmadığını ileri sürmekte. Sandığa gitmeyi haram sayan hahamlar da İsrail’deki dinî tartışmanın bir başka cephesini oluşturmakta.

Özetle, seçim arifesinde İsrail’de oy pusulası, siyasi bir tercih aracı olmanın ötesine geçerek sevap, günah ve ahiret hesabının konusu haline gelmiş durumda.

Dinci Partiler: Koalisyonların Maymuncuğu

İsrail’de dini siyasetin merkezine yerleştiren partiler, Haredi (ultra-Ortodoks) ve dinî Siyonist olmak üzere iki ana grupta toplanmaktadır.

Şas (ש״ס–Şomrey Tora Sefaradim): “Tevrat’ın Koruyucusu Sefaradlar” anlamına gelen Şas, Sefarad ve Doğu kökenli Haredi Yahudileri temsil eden bir siyasi partidir. Manevî kurucusu Rav Ovadya Yosef, siyasi lideri ise Aryeh Deri’dir. Parti, dinî eğitimin güçlendirilmesini, Şabat hükümlerinin kamusal hayatta korunmasını ve yeşiva öğrencilerinin zorunlu askerlikten muaf tutulmasını savunmaktadır.

Yahadut ha-Tora (יהדות התורה–Birleşik Tevrat Yahudiliği): Aşkenaz Haredilerin oluşturduğu siyasi ittifaktır. Litvanya yeşiva geleneğini temsil eden Degel ha-Tora (דגל התורה – Tora’nın Sancağı) ile Gur, Belz ve Vizhnitz gibi Hasidik cemaatlerin desteklediği Agudat Yisrael (אגודת ישראל – İsrail Birliği) partilerinden oluşmaktadır. Dinî eğitimin desteklenmesini, yeşiva öğrencilerinin askerlik muafiyetini ve kamusal hayatta Şabat hükümlerinin korunmasını savunmaktadır. Seçim simgesi İbranice “Gimel” (ג) harfidir.

Dinî Siyonizm (הציונות הדתית–ha-Tsiyonut ha-Datit): Bezalel Smotrich liderliğindeki aşırı sağcı ve dinî milliyetçi bir partidir. Batı Şeria’daki terörist yerleşimcilerle meskun alanların genişletilmesini, işgal altındaki Filistin topraklarının ilhakını ve devletin Yahudi kimliğinin güçlendirilmesini savunmaktadır. 2026 seçimlerine Moshe Feiglin’in Zehut (זהות–Kimlik) Partisi ile ortak liste halinde katılmaktadır.

Otzma Yehudit (עוצמה יהודית–Yahudi Gücü): Adli sicil kaydı hayli kabarık olan, ırkçılığa tahrik ve yasaklı bir terör örgütünü desteklemek dahil çeşitli suçlardan sekiz kez ceza alan İtamar Ben-Gvir liderliğindeki faşist partidir. Ben-Gvir, Filistinli mahkumlara yönelik işkencelerle açıkça övünmekte, mahkumlara tecavüz eden İsrail askerlerini korumaktadır. Parti, Filistinlilere yönelik baskıcı ve sindirmeye dayalı tedhiş politikalarını, Batı Şeria’nın ilhakını ve Yahudilerin Harem-i Şerif’i ele geçirmelerini savunmaktadır.

Noam (נעם – Hoşluk): Avi Maoz liderliğindeki aşırı sağcı, dinci Siyonist partidir. Haham Tsvi Tau’nun öncülüğündeki Har ha-Mor yeşivasının dinî çizgisini benimseyen parti, devletin Yahudi dinî kimliğinin güçlendirilmesini, eğitimde Ortodoks Yahudi değerlerinin esas alınmasını, Şabat hükümlerinin kamusal hayatta uygulanmasını ve geleneksel aile anlayışının korunmasını savunmaktadır. LGBTİ+ haklarına ve Reform Yahudiliğine karşıtlığıyla bilinen parti, 2026 seçimlerine ayrı bir listeyle katılmaktadır.

Tseva Şahor (צבע שחור–Siyah Boya): Tam adı Tseva Şahor – Magen Olam ha-Tora (Tevrat Dünyasının Kalkanı) olan, Rav Eliyahu Eliezer Baumrind liderliğindeki yeni Haredi partisidir. Aşırı muhafazakâr Kudüs (Yeruşalmi) Haredi kanadıyla dirsek temasındaki parti, yeşiva öğrencilerinin askerlikten tamamen muafiyetini savunmaktadır. Geleneksel Haredi partileri Şas ve Yahadut ha-Tora’yı askerlik muafiyetinde taviz vermekle suçlamakta, bu tavizleri “Yahudi ruhunu satma” olarak nitelendirmektedir. 2026 seçimlerine ayrı bir listeyle katılmaktadır.

ha-Tsibur ha-Haredi (הציבור החרדי–Haredi Halkı): Moti Leitner liderliğinde 2026 yılında kurulan Haredi partisidir. Tseva Şahor’un aksine, tam zamanlı dinî eğitim görmeyen Haredilerin askerlik yapmasını, çalışma hayatına katılmasını ve genel eğitim almasını savunmaktadır. Şas ve Yahadut ha-Tora’yı Haredi toplumunun farklı kesimlerini ihmal etmekle ve kendi siyasi çıkarlarını korumakla suçlamaktadır. 2026 seçimlerine ayrı bir listeyle katılmaktadır.

120 sandalyeli Knesset’te parlamento çoğunluğu için en az 61 milletvekilinin desteği gerekmektedir. Bu nedenle dinci partiler, hükümetlerin kurulmasında ve sürdürülmesinde belirleyici olabilmekte; özellikle askerlik muafiyeti, dinî eğitim bütçeleri ve Şabat düzenlemeleri konusunda koalisyon pazarlıklarında önemli rol oynamaktadır.

Ver Oyunu Şas’a, Hem Bu Dünyada Hem de Öte Dünyada Yaşa!

Şas Partisinin manevî liderlerinden, eski Sefarad Başhahamı Rav Yitshak Yosef, İsrail’de sol ve seküler partilerin iktidara gelmesini “manevî hayat açısından hayati tehlike” (pikkuah nefeş ruhani, פיקוח נפש רוחני) olarak nitelendirmektedir: “Sol iktidara gelirse vay halimize! Medenî nikâhı ve Şabat günü toplu taşımayı hayata geçirecekler.”

Yahudi hukukunda “pikkuah nefeş”, “can kurtarma ilkesi”dir. İnsan hayatını kurtarmak için Şabat yasakları bile ihlal edilebilmektedir (Levililer 18:5; Talmud Yoma 85b). Oysa Rav Yosef, bu kavramı siyasi tercihe uyarlayarak Şas’a oy verilmesini farziyet derecesinde dinî bir yükümlülüğe dönüştürmektedir.

Rav Yosef, Haredi kadınların zorunlu askerlik kapsamına alınması ihtimaline karşı ise vaazlarında Hazon İş’in (Rav Avraham Yeşayahu Karelitz, 1878-1953) bu konuda verdiği “Öl ama yasağı çiğneme” fetvasını hatırlatmaktadır. Bu fetva, Talmud’daki “yehareg ve-al yaavor” (ייהרג ואל יעבור–Öl ama yasağı çiğneme) ilkesine dayanmaktadır. İlke, temel olarak putperestlik, cinayet ve yasak cinsel ilişkiler için geçerli olmasına rağmen (Talmud, Sanhedrin 74a) Rav Yosef’in bu hükmü seçim propagandasına taşıması, dinin siyasete alet edilmesinin bir başka çarpıcı örneğidir.

İsrail’de seçim sürecinin en çarpıcı açıklaması, yine Şas’ın Tevrat Bilgeleri Konseyinin en kıdemli üyesi Rav Moşe Maya’dan gelmiştir: “Likud’a, Mafdal’a veya başka bir partiye oy veren, Tevrat alimlerini aşağılamış olur. Böylelerinin öbür dünyada (olam ha-baa) asla nasibi olmayacaktır!” Kısacası Rav Maya’ya göre Şas dışındaki partilere oy verenlerin ahirette yeri yoktur!

Haham Maya’nın başvurduğu “olam ha-baa” (עוֹלָם הַבָּא), “gelecek dünya” anlamına gelmektedir. Mişna, “Bütün İsrailoğullarının gelecek dünyada nasibi vardır” ilkesini ortaya koyduktan sonra dirilişin Tevrat’taki dayanağını veya Tevrat’ın ilâhî kaynağını inkâr edenlerle “epikoros” sayılanları istisna tutmaktadır (Sanhedrin 10:1). Talmud’da ise Rav ve Rav Hanina’nın yorumuna göre din bilginlerini küçümseyenler “epikoros” kapsamında değerlendirilmektedir (Talmud Sanhedrin 99b). Ancak siyasi parti tercihi bu hükümler arasında yer almamaktadır.

Haham Maya, Şas dışındaki partilere oy vermeyi Tevrat âlimlerine, dolayısıyla da başta kendisi olmak üzere cemaatinin hahamlarına saygısızlık olarak yorumlayarak bu ağır dinî hükme zoraki dayanak oluşturmaya çalışmaktadır.

Oysa bir hahamın siyasi tercihine uymamakla din bilginlerini aşağılamayı özdeşleştirmek, dinî metinlerin açık hükmü değil, ideolojik bir yorumdur. Böylece dini siyasete alet eden Haham Maya’nın yorumunda siyasi tercih, itikadi bir meseleye; sandıktaki oy, ahiretteki nasibe dönüştürülmektedir.

Verirsen Oyunu Ben-Gvir’e, Günah Yazılır Amel Defterine!

Bu seçim sürecinde Eski Sefarad Başhahamı Rav Yitzhak Yosef, Şas seçmenlerini aşırı sağcı Otzma Yehudit lideri İtamar Ben-Gvir’e oy vermemeleri konusunda uyarmıştır: “Ona oy vermek haramdır. Ona oy veren, Tapınak Tepesi’ne çıkmış gibidir.”

Rav Yosef’in gerekçesi, Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Harem-i Şerif’e çıkması ve Yahudileri buraya çıkmaya teşvik etmesidir. Haredi hahamların çoğu, dindeki murdarlık hükümleri nedeniyle Yahudilerin buraya girmesini haram saymaktadır. Yahudi hukukunda ölüyle temas eden kişi ritüel açıdan “murdar” sayılmaktadır. Günümüzde bu murdarlıktan tamamen arınmak için gerekli kızıl düve (para aduma) külü bulunmadığından, Mabed’in kutsal iç bölümlerine girmesi yasaktır. Ayrıca eski Mabed’in kutsal bölümlerinin sınırları konusunda belirsizlikler bulunmaktadır.

Rav Yosef’e göre Ben-Gvir’e oy verenler, onun işlediğini düşündüğü günaha ortak olmaktadır.

Rav Yosef’in fetvasında bir diğer dayanak Talmud’daki “Kişinin vekili kendisi gibidir” ilkesidir (Şeluho şel adam kemoto, שְׁלוּחוֹ שֶׁל אָדָם כְּמוֹתוֹ; Kidduşin 41b). Ancak Talmud’da “Günah işlemekte vekâlet olmaz” (en şaliah li-dvar avera, אֵין שָׁלִיחַ לִדְבַר עֲבֵירָה) hükmü de bulunmaktadır (Kidduşin 42b).

Dolayısıyla bir siyasetçiye oy vermekle onun işlediği kabul edilen günahı bizzat işlemiş olmayı özdeşleştirmek, ayrıca gerekçelendirilmesi gereken tartışmalı bir yorumdur. Böylece dinin siyasete alet edilmesiyle siyasi tercih bir kez daha dinî sorumluluğa, sandıktaki oy ise günah ve ilahî ceza hesabına dönüştürülmektedir.

Boş Yapma, Oy Ver Ben-Gvir’e, Nail Ol Nimet ve Berekete

Eski Sefarad Başhahamı Rav Yitshak Yosef, Ben-Gvir’e oy vermeyi haram sayarken, dinî Siyonistlerin önde gelen hahamlarından Rav Dov Lior ona destek vermekte ve seçimleri kazanması için dua etmektedir. Dov Lior, Tevrat’ın açık “Çalmayacaksın” (Çıkış 20:15; Levililer 19:11) emrine rağmen, yerleşimci Yahudi teröristlere Filistinlilerin zeytinlerini çalmalarının haram olmadığına, hatta bunun dinen vecibe olduğuna dair verdiği fetvayla tanınan bir hahamdır.

Ben-Gvir ve partisinin bakanlarından Yitshak Wasserlauf, bir ziyaretinde (2 Eylül 2026) Rav Lior’a seçim hazırlıklarını anlatmış, onun desteğini ve hayır duasını! almıştır.

Bu görüşmede Otzma Yehudit’i “Filistin toprakları yalnızca Yahudi halkı içindir” anlayışını savunan bir parti olarak öven Haham Lior, “Tanrı, partinizin temsilcilerine bol milletvekilliği nasip etsin ki, halkımızı aramızdaki zayıflardan kurtarabilsinler” diyerek sol ve laik çizgide siyaset yapanların da siyaseten bertaraf edilmesi için dua etmiştir.

İlginçtir, bir hahamın oy verilmesini haram saydığı partiye, bir başka haham ilâhî yardım dilemektedir. Üstelik Haham Lior’un yalnızca Yahudilere ait bir ülke anlayışını dinî gerekçelerle savunması, Filistinlilerin haklarını yok sayan siyasetin nasıl kutsallaştırıldığını da göstermektedir.

Oy Ver Noam’a, Ortak Ol İsrail’in Kurtuluşuna

Har ha-Mor Yeşivasının başkanı ve Noam Partisinin manevî lideri Rav Tsvi Yisrael Tau da seçimleri dinî bir kurtuluş meselesine dönüştürmektedir. 7 Eylül 2026’da parti lideri Avi Maoz’a ve teşkilat mensuplarına gönderdiği mektupta, “İsrail’in kurtuluşu ilerlemektedir. Sizler de Noam Partisinin başarısı için çalışarak bu kurtuluşa fiilen katkıda bulunuyorsunuz” diyerek partinin seçimlerden çekilmemesini istemiştir.

Haham Tau, “Bütün gücünüzle devam edin, durmayın!” çağrısında bulunarak partinin sandığa kadar mücadelesini sürdürmesini istemektedir.

Böylece bir siyasi partinin seçim başarısı, Yahudi halkının dinî kurtuluş sürecinin parçası olarak sunulmakta, partiye destek kutsal bir sorumluluğa dönüştürülmektedir.

Oy Vermezsen Gimel’e, Tanrı’nın Adını Lekelersin Bile Bile!

Litvanya Haredilerinin lideri Rav Dov Landau, Yahadut ha-Tora’nın seçim simgesi Gimel’e oy vermeyi dinî vecibe, başkalarını da bu partiye oy vermeye teşvik etmeyi ise ayrıca dinî yükümlülük saymaktadır. Rav Landau, buna karşılık başka partileri desteklemeyi “Tanrı’nın adına leke sürmek” (Hillul ha-Şem, חִלּוּל הַשֵּׁם) olarak nitelendirmektedir.

Hahamın dayanağı Tevrat’taki “Kutsal adımı kirletmeyeceksiniz” buyruğudur (Levililer 22:32). Oysa Talmud, bu günahın kefaretini son derece ağır şartlara bağlamaktadır (TB Yoma 86a).

Öte yandan Rav Landau, Gimel’e oy verenlerin ilâhî koruma ve berekete nail olacaklarını da vaat etmektedir.

Bir diğer Litvanyalı haham Rav Moşe Hillel Hirsch ise başka partilere oy verilmesini üç kez tekrarladığı “haramdır, haramdır, haramdır!” sözleriyle reddetmektedir.

Yahadut ha-Tora, hahamlara itaati Tevrat’ın “Sana bildirecekleri hükümden sağa veya sola sapmayacaksın” buyruğuyla (Tesniye 17:10–11) ilişkilendirerek müntesiplerini günaha girmekle korkutmaktadır. Oysa ayetin asli bağlamı dinî yargı otoritesidir; belirli bir siyasi partiye oy verilmesi değildir.

Siyonist Haham: Sandığa Gitmek Farz

İşgal ve ilhak politikalarını savunan radikal dinci Siyonist haham Yitshak Ginzburg, Niflaot (נפלאות) adlı haftalık Şabat bülteninde yayımladığı fetvada, seçimlere katılmayı farz derecesinde dinî bir yükümlülük olarak sunmaktadır. “Mucizelere güvenilmez” diyen Ginzburg, sandığa gitmemenin ve başkalarını oy kullanmaya teşvik etmemenin Yahudilerin geleceğini tehlikeye atacağını savunmaktadır.

Ginzburg, Yahudilerden üç temel ilkeye bağlı partileri desteklemelerini istemektedir. Fetvasında “Tevrat’ın bütünlüğü” (Şlemut ha-Tora) ilkesiyle yeşiva öğrencilerinin zorunlu askerlikten muaf tutulmasını; “halkın bütünlüğü” (Şlemut ha-Am) ilkesiyle Yahudi kimliğinin dinî ölçülere göre belirlenmesini; “ülkenin bütünlüğü” (Şlemut ha-Arets) ilkesiyle de işgal altındaki Batı Şeria dahil İsrail’in kontrolündeki bütün topraklar üzerinde tam egemenlik kurulmasını, yani Filistin topraklarının ilhakını kastetmektedir. Ginzburg, bu üç ilkeyi savunan partilere oy vermenin farz olduğunu iddia etmektedir.

Ginzburg’a göre bu ilkeleri savunan en dindar partiye, böyle bir parti yoksa hedeflere en yakın ve seçim barajını geçme ihtimali bulunan herhangi bir Siyonist partiye oy verilmelidir.

Anti-Siyonist Haham: Sandığa Gitmek Haram

Buna karşılık Satmar Hasidileri ve Eda Haredit çevreleri, İsrail seçimlerine katılmayı haram saymaktadır. Onlara göre mesele hangi partinin kazanacağı değil, Siyonist devletin dinî meşruiyetidir.

Eda Haredit’in Kudüs’teki haham mahkemesi (Badats), Rav Moşe Şternbuh ve diğer üyelerinin imzasıyla 21 Ekim 2026’da yayımladığı fetvada, “Meclis (Knesset) seçimlerine katılmak haramdır” hükmünü yinelemiştir.

Hahamlar, seçimlere katılmayı “Tanrı’nın adını lekelemek” (hillul ha-Şem) ve “günahkârlarla iş tutmak” olarak değerlendirmektedir. Knesset’i “sapkınlık yuvası” (bet ha-minut) olarak nitelendirerek oy kullananların da bu kurumun faaliyetlerinden doğacak günahlara ortak olacağını savunmaktadır.

Satmar’ın bu konudaki temel dayanağı ise Talmud’daki “Üç Yemin” (Şaloş Şevuot, שָׁלוֹשׁ שְׁבוּעוֹת) öğretisidir. Buna göre Yahudiler Kutsal Topraklara zor kullanarak topluca çıkmayacak, hakimiyetinde yaşadıkları devlete isyan etmeyecek; diğer milletler (goyim) de Yahudilere zulmetmeyecektir (Ketubot 111a; Neşideler Neşidesi 2:7; 3:5; 8:4).

Satmar Rebbesi Rav Yoel Teitelbaum, VaYoel Moşe adlı eserinde bu öğretiden hareketle Mesih gelmeden Yahudi egemenliği kurulmasını dinen yasak saymıştır. Ona göre İsrail seçimlerine katılmak, meşru olmayan bir siyasi otoriteyi tanımak anlamına gelmektedir. Ancak “Üç Yemin”in bağlayıcı bir hukukî yasak oluşturduğu görüşü Yahudi geleneğinde ittifakla kabul edilmiş değildir.

Böylece aynı Tevrat ve Talmud geleneğinden hareket eden hahamlardan biri sandığa gitmeyi farz, diğeri haram sayarken; birinin dinî vecibe olarak sunduğu davranış, diğerine göre Tanrı’nın adını lekeleyen ağır bir günaha dönüşmektedir.

Zaman Tevrat Dersi Zamanı Değil, Smotrich’e Oy Toplama Zamanı!

İsrail’de dinin siyasete alet edilmesi Haredi hahamlarla sınırlı değildir. N12’nin 23 Ekim 2026 tarihli haberinde, devletten milyonlarca şekel yardım alan dinî eğitim kurumlarının bazı yöneticilerinin Bezalel Smotrich’in Dinî Siyonizm Partisinin seçim kampanyasına aktif destek verdiği belirtilmektedir. Maale Eliyahu Yeşivasının başkanı, öğrencilerine “Dinî Siyonizm Partisi için çalışmak millî bir hayat memat meselesidir (pikkuah nefeş leumi, פִּיקּוּחַ נֶפֶשׁ לְאֻמִּי). Bunun için Tevrat öğrenimine bile ara verilebilir” fetvası vermiştir.

Habere göre bazı yeşivalarda partinin seçimde kazanması için telefon ekipleri oluşturulmuş, parti mitinglerine öğrenci taşımak için otobüs seferleri düzenlenmiştir. Devlet desteği alan bir eğitim kurumunun seçim kampanyalarına bu derece katılması rakip partilerce yargıya da taşınmıştır.

Şas hahamları sandığı “manevî”, dinî Siyonist hahamlar ise “millî” hayat memat meselesine dönüştürürken, Tevrat öğrenimi siyasi hesaplara alet edilmiş, kamu kaynaklarının parti propagandasında kullanılması İsrail toplumunda rahatsızlığa sebep olmuştur.

Dine İhanet Ettin! Hayır, Dine Asıl Sen İhanet Ettin!

2026 seçimlerine katılan iki yeni Haredi partisi, geleneksel Haredi partileri Şas ve Yahadut ha-Tora’ya birbirine tamamen zıt gerekçelerle karşı çıkmaktadır. İşin ilginç yanı, her iki partinin de geleneksel Haredi yönetimini farklı gerekçelerle dinî ilkelere ihanetle suçlamasıdır.

Tseva Şahor, yeşiva öğrencilerinin askerlikten muaf tutulmasında hiçbir taviz verilmemesini savunurken, ha-Tsibur ha-Haredi ise tam zamanlı dinî eğitim görmeyen Haredilerin askerlik yapmasını ve çalışma hayatına katılmasını istemektedir. İlk parti, geleneksel Haredi liderlerini “Yahudi ruhunu satmak”la suçlarken ikinci partinin lideri Moti Leitner, Şas ve Yahadut ha-Tora’ya verilen oyları “çöpe atılmış oylar” olarak mevcut siyasi düzeni ayakta tutmakla suçlamaktadır.

Üstelik “Tanrı’nın adını lekelemek” (Hillul ha-Şem) şeklindeki ağır dinî suçlama da Harediler arasındaki siyasi mücadelenin silahına dönüşmüş durumdadır. Geleneksel Haredi partilerinin bazı hahamları rakip partilere oy vermeyi Tanrı’nın adını lekelemek olarak değerlendirirken, yeni partilerin destekçileri de asıl dinî değerleri çiğneyenlerin mevcut Haredi siyasetçiler olduğunu savunmaktadır.

Böylece aynı dinî değerleri savunduğunu iddia eden Haredi partiler, birbirlerini dine ihanetle suçlamakta, dinî kavramları siyasi rakiplerine karşı kullanarak seçmenlerini kendi saflarında tutmaya çalışmaktadır.

Kıssadan Hisse: Din Siyasete Alet Edildikçe Toplumsal Ayrışma Derinleşmektedir

İsrail’deki seçim fetvaları, dinin siyasete alet edilmesinin nasıl bir toplumsal ayrışmaya yol açabileceğini gösteren çarpıcı ve güncel örneklerdir. Toplumu birleştirmesi, adaleti ve ahlakı güçlendirmesi beklenen din, siyasi rekabetin aracı haline getirildiğinde farklı tercihler günah, ihanet ve ahiretten mahrumiyetle damgalanmaktadır.

İdeolojik kaygılarını dinî hükümlerle meşrulaştıran hahamlar, müntesiplerini farklı görüşlere karşı hoşgörüsüzlüğe ve radikalleşmeye yöneltmektedir. Bunun ilk sonucu, İsrail toplumunda sekülerlerle dinciler arasındaki ayrışmanın derinleşmesidir. Siyasi rakip, artık farklı düşünen bir vatandaş değil, dine karşı gelen bir düşman olarak görülmektedir.

Daha ağır sonuç ise Filistinliler açısından ortaya çıkmaktadır. İşgal ve ilhak politikalarının ilâhî bir görev gibi sunulması, Filistinlilerin haklarını ve varlığını yok sayan siyasi anlayışları meşrulaştırmakta, bölgede güvensizliği, gerilimi ve Yahudi radikalizmini artırmaktadır.

Din, siyasete ahlak kazandırabilecekken siyasi emelleri kutsamanın aracına dönüştürüldüğünde hem kendi birleştirici gücünü kaybetmekte hem de adaletsizliğe dinî meşruiyet kazandırarak toplumsal barışı zedelemektedir.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın