Yıldıray Oğur

Komisyondan al haberi…

Eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın komisyondaki anlatımı da darbe gecesi hükümet cephesini neler yaptığını anlamak açısından önemliydi. Onun anlattıkları arasında en ilginci PKK’nın darbe öncesi bir yıl boyunca hendek terörü ile FETÖ'cü asker ve Jandarma arasındaki ilişkiye dair söyledikleriydi.

Leyli meccani ve maalesef acıklı…

Meclis Komisyonu’nun 15 Temmuz’u ve Türkiye’nin yakın tarihini anlamak için üç günlük performansının bile çok öğretici olduğunu teslim etmeliyiz. Komisyon tutanaklarının yer aldığı sayfa bir süre sık kullanılanlar arasında yerini alacak gibi görünüyor.

Bastırılmış darbenin direnişçisi çok olur

Son üç yılda içeriden ve dışarıdan yapılan bu kara propaganda haberleriyle böyle böyle hava zehirlenmedi mi, Türkiye darbe olabilecek ülke durumuna getirilmedi mi? Herhalde entelektüellerinin ve gazetecilerinin bu kadar kolay kandırılabildiği, süzgeçlerinin bu kadar geniş olduğu, propagandanın, hakikate bu kadar baskın çıkabildiği ve tercih edilebildiği başka bir ülke pek yoktur.

Rezil olan Hurşit Külter mi? -2-

#hurşitkülternerede’ye gelmeden kaybolduğu haberinin yayılmaya başladığı 27 Mayıs 2016 sabah saatlerine kadar Hurşit Külter neredeydi ve kimdi sorusuna bir cevap bulmaya çalışalım.

Rezil olan Hurşit Külter mi?

Devlette bir ilerleme olurken, muhalifler, insan hakları örgütleri 90’larda kaldılar. Ele geçirdikleri insan hakları mücadelesini de yoldaşı oldukları terör örgütlerinin propaganda araçlarına dönüştürdüler. PKK ve çevresi ne diyorsa ona sorgusuz inanmayı muhaliflik ve Kürt dostluğu zanneden kullanışlı aptallar, canlı bombalarla katliamlar yaparken bile PKK’ya yalakalık yaparak siyaseten onun etinden sütünden yararlanmayı düşünenler ya da radikal şık denen pozisyonda ezilenlerin haklarını savunan beyazlar olmanın keyfini çıkaranlar…

Muzdan çıkmış bir savaştan öğreneceklerimiz

Kolombiya’dan alınacak bir ders varsa giriş cümlesi herhalde şu olmalı; İktidarların türünü ve yaptıklarını çoğu zaman muhaliflerinin türü ve ne yaptığı belirler...

Amerikalı diplomatın günlüklerindeki Lozan…

Lozan’ın Türkiye’den daha büyük bir kazananı vardı; Grew’in ülkesi Amerika Birleşik Devletleri... Lozan’ın masada az konuşulsa da esas büyük gündemi Musul’du. Britanya Lozan’a Musul konusunu çözmek için gelmişti. ABD’nin amacı ise Musul konusunda Britanya ve Türkiye’nin kendisini dışlayan bir çözüm bulmasını engellemekti.

Pantolonu hep ütülü darbeci…

Ortada böyle bir tarih ve gerçekler varken ve ısrarla “darbenin siyasi kanadını” arayanlar, bulamadıkça da “nasıl olmaz siyasi kanadı olmayan darbe mi olur” diye mesnetsiz söylenenlerin, fırsat bu fırsat siyasi rakiplerini parmakla işaret edenlerin derdinin darbecilerle hesaplaşmak olmadığı açık.

At izini kaybetmemek için…

Bütün bu hesaplaşmaların, sonunda herkesin güvende olacağı, hak edenin hak ettiği yere geleceği, kimseye kumpas kurulamayacak, kimsenin medyadan yargısız infaza uğramayacağı, hukukun ve demokrasinin hakim olacağı bir Türkiye için olduğu umudunu korumak herkesin görevidir.

55 yıl sonra kazılan tünel

Hepsi Menderes âşığı. Menderes’in gözlerinin önündeki Yassıada’da tutuklu olmasını içlerine sindiremeyen Demokrat Partililerdi. Bir gün Kumkapı’da yemek yiyip, içki içerken kendilerini avutmak için sabaha kadar bir plan yaptılar. Kumkapı’dan bir tünel kazıp denizin altından Yassıada’ya gidecek ve Demokratları kurtaracaklardı.

Pardon, o darbeyi biz yapmıştık -4-

Bütün İran’da halk sokaklara çıkmıştı. “Milletin Zaferi”, “Musaddık’ın Zaferi” sloganları atılıyor, Britanya ve ABD aleyhine bağırıyordu. Şah’a yakın gazeteler yağmalanıyor, birkaç saat önce sokaklarda sürüklenen Dışişleri Bakanı Fatımi, meydanlarda Şah’a meydan okuyordu. Halk Musaddık’ın evi ve Meclis’in önünde nöbet tutmaya başlamıştı. Darbe bastırılmıştı.

Pardon, o darbeyi biz yapmıştık -3-

Üç gün sonra 12 Ağustos 1953 günü nihayet fermanlar geldi. Ama İran’ın hafta sonu perşembe ve cuma başlamak üzereydi. Darbe 15 Ağustos Cumartesi gününe ertelendi. Roosevelt ve arkadaşları villadan çıkıp daha güvenli bir eve geçtiler. Parti çoktan başlamıştı, favori şarkıları bir Brodway müzikalinden "Şans Bu Gece Kadın Ol"du. Şarkıyı Ajax Operasyonu’nun şarkısı ilan ettiler.

Pardon, o darbeyi biz yapmıştık -2-

Ülkeden gönderilenler arasında yıllardır ilmek ilmek ülkede bir ajan ağı örmüş Woodhouse da vardı. Artık İran’da Musaddık’ı koltuğundan edecek İngiliz istihbaratçı kalmamıştı. Britanya’nın Musaddık’tan kurtulmak için tek çaresi ABD’yi ikna etmekti.

Pardon, o darbeyi biz yapmıştık

İran’da milyonlar yoksullukla mücadele ederken ülkenin zenginliklerinin Ada’ya akmasına tepkiler gittikçe büyümekteydi. Kuzey’de Sovyet destekli bir “İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” ilan edilmiş, milliyetçi duygular kabarmıştı. Bir kurtarıcı için sahne hazırdı; Şah’ın ordusundaki kudretli askerlerden Rıza sahneye o anda çıktı.

Bir terfi uğruna…

Mehmet Erten Hava Kuvvetleri Komutanı oldu. İki orgenerallik kadrosu için geriye üç isim kalmıştı. Terfi sırasına göre Abidin Ünal, Veysi Ağar, Akın Öztürk. Eğer bu sıralamaya göre terfiler yapılsaydı, önce Abidin Ünal, ardından da Veysi Ağar Hava Kuvvetleri Komutanı olacaktı. Akın Öztürk de muhtemelen emekli edilecekti. Ama bir el devreye girdi ve bu kariyer planlamasını bozdu...

Suriye’yi bu hikâyeden çıkarabilir miyiz?

Erdoğan ve AK Parti iktidarının, en çok Suriye meselesi yüzünden Batı’yla arası açılmıştır. FETÖ ve PKK bu aralıktan girerek mevzi kazanmaya çalışmıştır. 15 Temmuz’da da darbeciler eğer başarılı olsalardı dünyaya en büyük vaatleri Türkiye’nin “yerli ve millî” politikasından vazgeçmesi, özellikle Suriye’de hizaya gelmesi, ne deniyorsa yapması olacaktı. Batı’daki meşruiyetlerini de böyle sağlayacaklardı.

Sakallı tuğgeneralin ibretlik hikâyesi…

O darbeyi yıllarca ordudan irticacı diye subayların atılmasının altına şerh koymuş Cumhurbaşkanı’nın öncülüğünde bir halk tekbirlerle ve camilerden okunan salalarla durdurdu. Ordudan sarıklı hocanın duaları eşliğinde kurban kestiği için emekliye sevk edilen tuğgeneral beyaz sakalları ve beresiyle artık 72 yaşındaydı.

Darbecilerin PKK’ya vaatleri

“Üniter devlet yapısı içinde” yani özerklik, federasyon falan yok ama “dil, din etnik köken ayrımı yapmaksızın toplumun tüm kesimlerini kapsayacak anayasa” vadediyor darbeciler. “Dil ve etnik köken ayrımı yapmaksızın anayasa” denince Türkiye’de herkesin aklına bir tek mesele gelir; Kürt meselesi.

Yurtta ‘abiler’ konseyi

O abilerin de sonu Fetullah Gülen’e çıkan bir hiyerarşiyle örgütlendiklerini düşünürsek aslında bu abiler hiyerarşisini tespit etmeden, tespit ettikten sonra da yakalayıp konuşturmadan ordu içindeki cemaat tablosunu da darbenin nasıl örgütlendiğini de hatta Yurtta Sulh Konseyi’nin aslında kimlerden oluştuğunu da görmek mümkün gözükmüyor. Bir ordunun subaylarının yüzde 60-80’ini tespit edip atmak mümkün değilse, yapılacak şey tespit edilemeyen o askerlerin bu sevdadan vazgeçmesini sağlamak...

Darbeyi önceden hisseden Amerikalı bilim adamları…

Herhalde darbeyi önceden muştulayan bütün bu Türk ve yabancı analistler, darbe gecesi aranan ABD Genelkurmay Başkanı da 240 insanın öldürüldüğü, Meclis’in bombalandığı darbeyi soruşturan savcılar ve siyasetçilerin nazik davetlerine icabet ederler...

Sen de haklısın

Şunu herkes kabul etmeli; Türkiye’de hiçbir kesim her konuda haklı çıkmadı. Herkesin haklı olduğu meseleler vardı, haksız oldukları da. Zaman herkesi biraz haklı çıkardı biraz mahcup etti. Katı laiklik uygulamaları da bir gerçekti, “başı secdeye değen” değil, ehliyetin kriter olması gerektiği de... Mutlak haklılık ve sıfır mahcubiyetle kimse bir yere gidemez. Birbirimizi dinlememenin ve nefret etmenin bedelini daha ağır nasıl ödeyebilirdik ve bu son ikazdan sonra nasıl ödeyebileceğiz?

Bir New York Times başyazısı olarak Yurtta Sulh Konseyi bildirisi

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin TSK sitesine konan, TRT’de okunan darbe bildirisinde de Atatürk’e atıf vardı: “Yüce Atatürk’ün önderliğinde milletimizin olağanüstü fedakârlıklarla kurduğu ve bugünlere getirdiği cumhuriyetimizin koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, Yurtta Sulh ilkesinden hareketle...”

Tugayların önüne dizilmiş çöp kamyonları üzerine…

Terörle mücadelede askerin siyasette yeniden artan önemi, orduyu “şimdi bir kere daha yıpratmayalım” hassasiyetleri, kurmay heyetine aşırı güven, Hz. Hamza’nın savaşlarını anlayan asker vaizlerden, Ramazan’da toplu iftar yapan, namaz kılan ‘milletin değerlerine düşmanlık etmeyen” ordu propagandasına kadar pek çok neden ordudaki paralel tasfiyesini engelledi.

Dört saatlik istihbarat zaafının 40 yıllık hikâyesi -2-

Cemaat dün, üç yıl önce ya da AK Parti iktidarında değil çok uzun yıllardır Genelkurmay karargahına hakim pozisyonlarda. Genelkurmay Başkanlarını an be an takip eden Özel Kalem Müdürleri neredeyse cemaat içi bir görev teslimle el değiştirmiş 18 yıl boyunca. Belki de çok daha uzun süre.

Dört saatlik istihbarat zaafının 40 yıllık hikâyesi

Cemaat dün, üç yıl önce ya da AK Parti iktidarında değil çok uzun yıllardır Genelkurmay karargahına hakim pozisyonlarda. Genelkurmay Başkanlarını an be an takip eden Özel Kalem Müdürleri neredeyse cemaat içi bir görev teslimle el değiştirmiş 18 yıl boyunca. Belki de çok daha uzun süre.

Bir kışlanın önünde cesedi bulunmuş 16 yaşındaki bir çocuk…

Bundan sonra hep karşımıza çıkacaklar. Uğruna cesaretle ölüme yürüdükleri ülkemize, adalete, demokrasimize sahip çıkıp çıkmadığımızı kontrol edecekler. Bir kışlanın önünde cesedi bulunmuş 16 yaşındaki bir çocuk... Orada hepimiz için nöbet tutmaya devam edecek...

Bizi öldüren çifte standartlarımız

Önce o “alt akılları”mızla kendi üzerimize düşen görevi yapmalıyız. Şiddete, teröre karşı yeni bir ahlaki ve siyasi duruş ortaya koymalı, bu sınırların dışına çıkanlara, terörle mesafesini koruyamayanlara karşı tahammülsüz olmalıyız. Son iki yılda intihar saldırılarında kaybettiğimiz 300 insana karşı son görevimiz budur…

Muhacirlikten mülteciliğe bir yüzyıl…

Şimdi Suriyeli mültecilere vatandaşlık verilmesine karşı bu ırkçılık bayrağını devralan gazetenin en popüler yazarlarından Yılmaz Özdil’in anneannesi de mübadelede Girit’ten gelip, Antep’e yerleştirilmişti.

Çankırı’dan Londra’ya bir Türkiye Hikâyesi -3-

Kendisi gibi önce gazeteci sonra siyasetçi olan Boris Johnson, yine kendisi gibi tartışmaların merkezinde bir isim oldu. 2016 yılında İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasına karşı çıkan Muhafazakar Parti’deki “çıkalım” cephesinin lideriydi. Cameron’un istifası sonrası tam adı Başbakanlık için geçiyordu ki, yaptığı bu İngiliz vatanseverliği cezasız kalmadı, bir email skandalıyla ayağı kaydırıldı.

Çankırı’dan Londra’ya bir Türkiye hikâyesi -2-

Hepimiz, Fransa mümessili General Mauguin de ilk safta, programa tabi olarak yürüdük. Birkaç adım ötede, köprü üstünde, Ali Kemal’in cesedi toplu iğnelerle bir çarşafa sarılmış, önünde bir mukavva parçasına: «Hain-i vatan Artin Kemal» yazılmış duruyordu. Cesedin çehresi bir mengene ortasında gibi sıkışmış, birdenbire tanınmaz bir şekildeydi...