ANALİZLER

İktidar basını yine yutkundu: Erdoğan, Pakistan’daki ‘Amerikancı darbe’ sonrasında iktidara gelen yeni yönetimi tebrik etti…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Pakistan’da başbakan İmran Khan’ın parlamentoda güvensizlik oylaması sonucu devrilmesinin ardından yerine seçilen Şahbaz Şerif’i tebrik etmesi, Pakistan’daki hükümet krizini en başından itibaren “Amerikancı darbe” diye değerlendiren iktidar basınında sessiz bir şaşkınlıkla karşılandı. Şimdi, “Darbeye direnmek çılgın Türklerin dünyaya bir armağanıdır. Pakistan'ın yanındayız” türünden yorumların serencamı merak ediliyor.

“Türkiye muhtemelen bir yardım karşılığında Kaşıkçı davasını devrederek egemenliğinden vazgeçti”

“Dış politikada zik zak denemeyecek, 180 derecelik dönüşler yapıyoruz. Dış politika biraz istikrar, öngörülebilirlik ister. 180 derecelik dönüşler güven zedeler. Türkiye şu anda birçokları bakımından güvenilir bir ülke değil. Cemal Kaşıkçı olayı yaşandı geçtiğimiz hafta. Bu aslında büyük bir olay. Türkiye’nin muhtemelen bir yardım karşılığında egemenliğinden vazgeçmesi hadisesidir bu. Başka bir ülkede böyle bir şey hükümet düşürür.”

İki Diplomat Bir Gazeteci’de Türk dış politikasının ‘Arap Baharı’ tartışıldı

Gazeteci Oral Çalışlar ve emekli büyükelçiler Yalım Eralp ile Selim Kuneralp’in Serbest TV'de haftanın öne çıkan gelişmelerini değerlendirdiği ‘İki Diplomat Bir Gazeteci’ programının bu haftaki bölümünde Türkiye’nin dış politikada Arap ülkeleri ile ilişkisini iyileştirmeye yönelik adımları; Cemal Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’a iadesi, Mısır’a büyükelçi atanması, BAE ile barışılması ve Suriye konusundaki son gelişmeler ile ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre'ye gönderdiği F-16 mektubu değerlendirildi.

“Türkiye’nin Ukrayna krizindeki tutumuyla Erdoğan da uluslararası piyasada yeniden değerlendi”

“Türkiye ilk zamanlarda eleştirilse de bir tür sorun çözen, Batı’nın ve AB’nin yapamadığını yapan, hem NATO ülkesi olup hem çatışmada mesafeli durma imkânını üreten ve aynı zamanda kendini arabulucu konumuna iten bir tablo ortaya çıkarttı. (…) Çatışma dönemlerinde liderler öne çıkarlar. Savaşları milletler, ordular yapar ama kişiler yönetir algısı çok kuvvetlidir ki, nispeten doğrudur. Dolayısıyla güçlü siyasi irade algısı böyle konjonktürlerde dünyanın her yerinde çok önemlidir. Bu Türkiye’de de böyle.”
- Advertisement -

“Kürt kimliği derinleşiyor fakat aynı zamanda bir merkezileşme eğilimi görülüyor”

“Rawest’in araştırması, Kürt kimliğinin diğer kimliklerden daha da ayrıştığını ve bu farklılaşmanın derinleştiğini gösteriyor. İkinci önemli bulgu: Kürtlerin yaşadığı bölgelerde, gerek sosyolojik olarak gerek siyasal olarak güçlü olan kutuplar değil, merkezi alan. Ve bu alanın genişlemesi. Yani bir toplumsal merkez ve bir siyasal merkezde konumlanma eğilimi Kürtleri tanımlayan önemli bir özellik.”

En Son Çıkanlar