Bugünlerde hediyelik kupalarda, telefon ekranlarında yazılı "Keep Calm and Carry On"un 70 yıllık hikayesinin vücut bulmuş haliydi. Monarşilerin teker teker yıkıldığı bir dönemde sayısız işgal, darbe ve sömürüyle tüm dünyanın nefretini toplamış bir krallığın başına geçti, ülkeyi yakan top oyununun ortasında, dokunmadan yönetti. Selefleri gerçek anlamda “imparator ve imparatoriçe”ydi ama onun misyonu büyük imparatorluğun bir uluslar topluluğuna doğru geri ama sağlam çekilişine donuk, sessizce, mütevazı bir şekilde önderlik etmekti. Yakın çevresi skandallarla defalarca çalkalansa da, Ikinci Elizabeth tarihe no-drama queen olarak geçmeyi başardı.
Gazeteci Oral Çalışlar, emekli büyükelçiler Selim Kuneralp ve Yalım Eralp haftanın öne çıkan gelişmelerini İki Diplomat Bir Gazeteci programında değerlendiriyor. İki Diplomat Bir Gazeteci, bugün saat 18.00'den itibaren canlı yayınla Serbest TV'de.
The Economist dergisinin Demir Perde’nin yıkıldığı seksenli yıllardaki Orta ve Doğu Avrupa editörü Edward Lucas Gorbaçov’u yazdı: Gorbaçov'un ölümüne ilişkin Batı’dan gelen methiyeler, Batı’daki kökleşmiş oryantalizmi gözler önüne seriyor. Kendisinin Sovyetlerin kan dökülmeden çökebilmesine vesile olduğunu söylemek, 1989'dan 1991'e kadar süren baskı ortamında öldürülen ve yaralanan çok sayıda Gürcü, Letonya ve Litvanyalı'nın alt-insan olduğunu ima ediyor. Gorbaçov'un tutucularla mücadele ettiği doğrudur ancak her aşamada gösterdiği çaba onlarınkiyle benzerdi: Şeytani bir imparatorluğu ortadan kaldırmak yerine onu kurtarmak.
BBC’nin Rusya haberleri editörü ve eski Moskova temsilcisi Steve Rosenberg beş kez röportaj yaptığı Gorbaçov’u yazdı: “Söyleşimiz sürerken Gorbaçov, iktidardaki ilk günlerini anımsadı: 'O zamanlar herkesin dert ettiği bir şey vardı. Bana, Mihail Sergeyevich, ne sorunumuz olursa olsun, hatta yiyecek kıtlığımız olsa bile merak etme. Sen sadece savaş çıkmamasını sağla, gerisi önemli değil’ dediler. İşte bu noktada gözlerinden yaşlar damlamaya başladı. Karşımdaki adam, Mihail Gorbaçov tıpkı öbür liderler gibi mükemmel biri değildi ama kendisini Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalini bertaraf etmeye adadığı apaçıktı. Ve tabii ailesine çok düşkündü… İşte tam da bu iki şey için onu derin bir sevgiyle hatırlayacağım…”
SPK ve rüşvet iddialarının merkezindeki isimlerden Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun Berat Albayrak’ın ağabeyi Turkuvaz Medya Grup Başkanı Serhat Albayrak’a yakın olduğu iddiası Turkuvaz Medya’yı ayağa kaldırdı. Reza Zarrab ABD’deki mahkemede, 2014’te Berat Albayrak’ın kendisine İran’la olan yasadışı ticarete devam etmesine telkin ettiğini belirterek; o dönem bakan olmayan Albayrak’ın dönemin Halk Bankası Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu çağıracağını söylediğini açıklamıştı. Sedat Peker, Zehra Taşkesenlioğlu’nun eşi Ünsal Ban’dan boşanmak için verdiği dilekçeyi Albayrak’larla arasının iyi olmadığı söylenen Bakan Soylu’ya gönderdiğini öne sürdü. İddiaların odağındaki Marka Yatırım Holding sahibi Mine Tozlu Sineren de Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun 1,5 senedir kardeşiyle konuşmadığını söylediğini aktarmıştı.