Alman ARD kanalının Londra temsilcisi Annette Dittert, dün (20 Ekim) istifa eden İngiltere Başbakanı Liz Truss'ın istifası öncesi Muhafazakar Partili Craig Whittaker'ın küfürlü sözlerini canlı yayında sansürsüz alıntıladı.
“Kim tayin edecek bir haberin, bilginin dezenformasyon olduğunu? İdari yapılar mı? Ya da iyice siyasallaşmış, emir komuta mekanizması içerisinde çalışan yargı mı? Böyle olduğu oranda hakikaten Türkiye'de demokrasinin kalan kırıntıları da yok olmaya başlıyor demektir. Elimizde sadece sandık kalıyor. E, sandık tek başına demokrasiyi ifade eder mi?”
Beşiktaş Disiplin Kurulu, katıldığı bir televizyon programında kullandığı “TMSF’ye düşerse Beşiktaş’ı alırım” sözlerinin ardından iş insanı Ethem Sancak’ı oy birliğiyle ihraç etti. Sancak, yakın zamanda söylediği "Biz Amerika'nın desteğiyle iktidara geldik" sözlerinin ardından da AK Parti’den ihraç edilmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti grup toplantısında AK Parti’ye katılan Mehmet Ali Çelebi’nin parti rozetini taktığı sırada Çelebi çiftine karşı sarfettiği “Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın beş tane, 10 tane, 15 tane var” sözleri büyük tepki topladı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu: “Bu ülkenin çocukları Kandil’de doğmadığına göre, kastınız apaçık ortada Sn. Erdoğan!”, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: “Dağda 5-10 çocuk doğurmadıklarını biliyor ama milyonlarca Kürt vatandaşımızı teröristlikle itham ediyor”, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş: “Bu ırkçılıktır”, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu: “'5-10-15 tane çocuk' yapan PKK olamayacağına göre ne kastettiği bir o kadar açık ve vahim değil mi?”, CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu: “Tüm Kürtleri PKK'lı görüyor, yazık!”
İYİ Parti, resmî hesabından attığı bir tweet’le 1970’lerin sonlarında 3 kez kahve taradığı ve en az 5 kişiyi öldürdüğü sabit olan Mustafa Pehlivanoğlu'nu "İlk şehidimiz" olarak andı, gelen tepkiler üzerine paylaşımını sildi. Halil Berktay bu noktadan hareketle “bizimkilerin haklı şiddeti” sorununu irdeledi: “Kendi tarafının şiddetine asla prim vermeyen, kendi kahramanlarını, kendi şehitlerini yüceltmekten vazgeçen, şiddete şiddet diyebilen, teröre terör diyebilen, katile katil diyebilen yeni bir siyasi kültürün oluşması lazım. Türkiye'nin gerçekten çağdaş bir ülke, çağdaş bir toplum olabilmesi bu muazzam kültürel dönüşüme bağlı…”