Anasayfa / Çözüm Süreci / Neçirvan Barzani: “Türkiye’nin desteği olmadan Suriye’de barış adımları atılamazdı”

Neçirvan Barzani: “Türkiye’nin desteği olmadan Suriye’de barış adımları atılamazdı”

Neçirvan Barzani: “Suriye’deki sorunlar yaşandığında Türkiye’yle sürekli iletişim halindeydim. Türkiye’nin rolü çok olumluydu. Türkiye’nin desteği olmasaydı bugün yapılan birçok şey gerçekleştirilemezdi. DSG ve Suriye hükümetinin anlaşmaya varmasında yardımcı rol oynadılar.”

Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin dün (15 Şubat) sona eren Münih Güvenlik Konferansı sürerken Rudaw’a verdiği röportajı aktarıyoruz.

Rudaw: Son birkaç gün içinde çok yoruldunuz. Burada, Münih’te birçok devlet başkanı, dünya lideri ve yetkiliyle bir araya geldiniz. Sorum şu: Dünya, Kürdistan Bölgesi’ni desteklemeye devam etmeye hazır mı ve Kürdistan Bölgesi, uluslararası toplumun bir ortağı ve paydaşı olarak kalma kapasitesine sahip mi?

Neçirvan Barzani: Bu konferanslara katılımımızın amacı daha çok dünyanın değişik ülkelerinden yetkililerle ve şahsiyetlerle yakından görüşmek; Kürtlerin genel olarak bölgedeki ve özelde Irak’taki rolüne vurgu yapmaktır. Kürdistan Bölgesi hakkındaki sorunuza gelince; evet, bence Avrupa ve uluslararası siyaset bu konuda nettir: Federal bir Irak içinde güçlü bir Kürdistan görmek istiyorlar. Bu, tüm devletler ve liderler nezdinde açıktır. Kürdistan Bölgesi’nin rolünün etkili ve ciddi olmasını, istikrarlı olmasını ve federal Irak çerçevesinde güçlü bir bölge olmasını istiyorlar. Bizim farkımız, Irak’ın kalıcı anayasası çerçevesinde hareket etmemizdir. Elbette o anayasanın kusursuz olduğunu veya hiçbir sorunu olmadığını söylemiyoruz; ancak anayasaya göre bazı haklarımız var ve üzerimize düşen bazı sorumluluklar olduğunu da biliyoruz. Fakat uluslararası siyaset şu ana kadar “Federal bir Irak içinde güçlü bir Kürdistan” şeklindedir.

Rûdaw: “Güçlü bir Kürdistan” dediniz; birçok görüşme yaptınız. Bu görüşmeler sırasında, seçimlerin üzerinden bir yıl dört ay geçmesine rağmen parlamentonun hâlâ aktif olmaması ve hükümetin kurulmamış olması nedeniyle Kürdistan Bölgesi’ne eleştiri getirilmedi mi?

Neçirvan Barzani: Evet, bu tartışılan konulardan biriydi. Bu konu uluslararası toplumda konuşuluyor. Kürdistan halkı tüm partilere büyük bir güven verdi ve seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 73 civarındaydı. Bu, Kürdistan halkının duyduğu güvenin bir sonucuydu. Elbette bir yılı aşkın süredir hükümetin kurulmamış olması dışarıda eleştiri konusu oluyor, fakat bizim için de hoş bir durum değil. Sonuç olarak bu, en kısa sürede çözülmesi gereken önemli bir konudur. Hükümetin kurulması için başta Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) olmak üzere diğer taraflarla ortak bir çerçeve ve anlayışa varmak için çabalarımızı sürdürüyoruz.

Rûdaw: Sayın Başkan, Türkiye, Suriye ve bölgede büyük bir güç. Siz, savaşın durması ve Suriye hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında barışın sağlanması için sürekli iletişim halindeydiniz. Türkiye’nin bu süreçteki rolü nasıldı?

Neçirvan Barzani: Suriye’de bu sorunlar yaşandığında şahsen Türkiye ile sürekli iletişim halindeydim. Şunu söyleyebilirim ki; Türkiye’nin rolü çok olumluydu ve Türkiye’nin yardımı ve desteği olmasaydı bugün yapılan birçok şey gerçekleştirilemezdi. Örneğin, Halep’te yapılanlar ve insanların oradan huzurla tahliye edilmesi sürecinde Türkiye gerçekten büyük bir rol oynadı. Türkiye’nin rolü çok pozitifti; DSG ve Suriye hükümetinin ortak bir anlaşmaya varması için yardımcı bir rol oynadılar. Benim gördüğüm ve müşahede ettiğim kadarıyla rolleri çok yapıcı olmuştur.

Rûdaw: Burada birçok devlet yetkilisiyle yaptığınız görüşmelerin en önemli maddelerinden biri Suriye ve Rojava meselesiydi. Rojava’daki Kürtlerin korunacağına dair bir garanti olduğunu söyleyebilir miyiz? Ayrıca Rojava için otonomi (özerklik) talebinin gündeme geldiğini veya bu konuda desteklerin olduğunu söyleyebilir miyiz?

Neçirvan Barzani: Şam’a sorarsanız, Kürtlere çok şey verdiklerini düşünebilirler. Kürtlere sorarsanız, çok az şey aldıklarını düşünebilirler. Ancak şahsi fikrimce yapılanlar her iki taraf için de iyi olabilecek şeylerdir. Sonuç olarak, bizim Kürdistan Bölgesi olarak siyasetimiz, Rojava’daki kardeşlerimizin Şam ile iyi bir sonuca varmasıdır. Bizim siyasetimiz, onların birleşik bir Suriye çerçevesinde iyi bir neticeye ulaşmalarını desteklemektedir. Bence önemli olan, bu anlaşmanın nasıl uygulanacağıdır. Burada, Münih’teki görüşmelerimizde Amerikalılar ve Avrupalılar dahil tüm taraflara, bu anlaşmanın uygulanmasının denetlenmesi gerektiğini vurguladık. Bizim için önemli olan budur. Suriye Dışişleri Bakanı’ndan (Esad Şeybani) ve ayrıca Sayın Başkan Şara’dan duyduğum; pratikte mevcut anlaşmayı olduğu gibi uygulamak istedikleridir. Bizim kastettiğimiz ve önemsediğimiz nokta, Rojava ve Suriye’deki diğer bileşenlerle ilgili ne yapılıyorsa bunların bir şekilde Suriye anayasasında yer almasıdır. Sayın Şara’nın (Kürtlerle) ilgili kararnamesini memnuniyetle karşıladık. Bence bu doğru yolda atılmış çok iyi bir başlangıçtı. Hepimizin, bunların Suriye anayasası çerçevesinde yerleşmesi için çaba göstermemizin önemli olduğu kanaatindeyim.

Rûdaw: Sayın Başkan hem Mazlum Abdi ile hem de belirttiğiniz üzere Suriye Dışişleri Bakanı ile görüştünüz. Ben bu soruyu Suriye Dışişleri Bakanı’na da sordum; Kürtlerin şu ana kadar özerklik talep etmediğini söyledi. Görüşmelerde bu konu geçti mi?

Neçirvan Barzani: Bu konuda gerçekçi olmalıyız. Irak Kürdistanı’nda sahip olduğumuz modelin aynısını Suriye’ye kopyalayabileceğimizi düşünürsek, bu mümkün olmaz. Biz sonuçta bahsedilen otonominin bölge için bir özerklik olmasını; hem Kürtlerin hem Arapların hem de Hristiyanların yaşadığı o coğrafyaya yetki verilmesini umuyoruz. Kendi işlerini orada yürütebilmeliler. Bu önemlidir. Örneğin, şu an Haseke Valisi için Şam’a bir isim önerildi ve onlar da onayladı; bir anlaşmaya vardılar. Bunun ileriye doğru atılmış çok iyi bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden gerçekçi olmalı ve meselelere gerçekçi bakmalıyız. Sahada neyi ne kadar uygulayabiliriz? General Mazlum ve İlham Hanım ile de konuşmalarımız, bu aşamada Kürtlerin, yani onların Şam ile yaptıkları anlaşmanın uygulanmasında çok ciddi olmaları gerektiği yönündeydi.

Rûdaw: Sayın Başkan; sayın Mesud Barzani, zat-ı aliniz ve Sayın Mesrur Barzani önemli bir rol üstlendiniz. Tüm Kürdistan halkı ve tüm partiler Rojava için güçlü bir birlik ve dayanışma sergiledi. Bu birlik ruhu dünya yetkililerinin dikkatini çekti mi?

Neçirvan Barzani: Evet, dikkat çekti. Elbette her yerdeki Kürdistan halkına teşekkür etmek istiyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun gerek yurt dışında gerek yurt içinde veya diğer ülkelerdeki Kürtlerin hepsi bu konuda tek ses oldu. Kürtlerin Rojava’ya destek konusundaki o birliği çok etkiliydi. Bu süreçte Sayın Başkan Barzani, Sayın Mesrur Barzani ve hepimiz Suriye’nin istikrarı için elimizden geleni esirgemedik. Herkes kendi konumu ve makamı doğrultusunda ciddi bir çaba sarf etti. Bu bizim için bir minnet konusu değil, Suriye’deki kardeşlerimize karşı görevimizi yerine getirdik.

Rûdaw: Buradaki liderler ve yetkililer sizin rolünüzden çokça bahsetti ve önemli bir rol oynadığınızı söylediler. Hepsi sizi takdir etti. Hatta bazıları bana, “Böyle bir Başkanınız varken başka kimseye ihtiyacınız yok” dedi. Bir sorum daha var Sayın Başkan: KYB ve KDP önümüzdeki hafta bir araya gelecek mi?

Neçirvan Barzani: Şu ana kadar KYB ile iki toplantı yaptık. Sayın Başkan Barzani yaklaşık 10 gün önce Sayın Bafıl Talabani ile bir görüşme gerçekleştirdi. Ben buraya gelmeden önce, Çarşamba günü Sayın Bafıl Talabani ile bir görüşmem oldu ve ardından kendisinin Sayın Başkan Barzani ile de çok iyi bir görüşmesi oldu. Prensipte bu toplantıların devam etmesi konusunda anlaştık ve her iki toplantı da gerçekten iyi geçti. Yani toplantıların kötü olmadığını söyleyebilirim ancak bu üzerinde çalışılması gereken bir durumdur. “Her konuda bir anlaşmaya vardık” diyemeyiz fakat toplantıların yapılış biçimi itibarıyla iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Doğru yönde ilerliyoruz. Ortak bir noktaya varana ve inşallah tüm Kürdistan için hayırlı olana kadar bu toplantılarımız devam edecek.

Rûdaw: Ancak cumhurbaşkanlığı makamı için hâlâ tek bir aday üzerinde anlaşmadınız mı?

Neçirvan Barzani: Hayır, şu ana kadar bir anlaşmaya varmadık.

Rûdaw: Sayın Başkan, son sorum; bu yılki Münih görüşmelerinizi nasıl nitelendirirsiniz? Çünkü bu yıl gerçekten geçen yıldan farklıydı.

Neçirvan Barzani: Tüm toplantılara baktığınızda, görüşmelerin çok iyi geçtiğini görebilirsiniz. Konu şahsi değil; biz halkımızı temsil ediyoruz ve dünyanın Kürdistan halkına bu şekilde saygı duymasından onur duyuyoruz. Bu makamda bulunmak bizim için bir gururdur ve bu durum Kürdistan halkının genel olarak verdiği mücadelenin ve emeğin bir sonucudur. Toplantıların seviyesi ve Kürdistan Bölgesi’ne verilen önem hepimiz için gurur vericidir.

Rûdaw: Fakat şu an bölge gerçekten tehdit altında…

Neçirvan Barzani: Şüphesiz bölge tehdit altında ancak biz bu meselelerin diyalogla ve barışçıl yollarla çözülmesini istiyoruz. Savaşın hiçbir sorunu çözeceğine inanmıyoruz. Sorunların barış yoluyla çözülmesini istiyoruz.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın