Zincirlikuyu’daki kabri başında yağmura rağmen toplanan kalabalık Sırrı Süreyya Önder’i andı.
İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri, Önder’in kabrine pankart astı:
“Sana olan sevgimiz bir kâğıtçının yokuşlarda akıttığı ter kadar kutsaldır.”

Anmada kızı Ceren Önder Kandemir konuştu:
“Can buraya ‘dedemin bahçesi’ diyor. Hatıralarına bakmak acı verir sanıyordum ama öyle tatlısın ki neşe veriyor.”
“Geçen sene bugün AKM’de Onat Kutlar’ın Günlük şiirlerini okumaya çalışmıştım, yalnızca sonuna gücüm yetmişti. Bugün tamamını okumaya ve dostlarına seni kendi sesinden dinletmeye geldim”

Kandemir, daha sonra Sırrı Süreyya’nın sesinden Onat Kutlar’ın şiirini dinletti:
“Sen gittikten sonra iki çalgıcı turnalar semahını çaldı ve kimse dinlemedi onları benden başka.
Sarımsak kokusunun yoksulluk ve rakıyla buluştuğu sayısız kalabalıkta kimse duymadı beni terkeden kanatların bıraktığı esintiyi.
Biri incecik öbürü kalın iki tel vururken çalgının yüreğine nicedir aklımı kurcalayan Bertolt Brecht’in “Sevenler” şiirini düşündüm bir yaşamdan ötekine yanyana uçan iki turnayı.
Taa yirmisekizlerden.
‘Güneşin ve ayın az değişken dilimleri altında uçup giderler yine, böyle tutkun birbirine.
Hey, nereye gidersiniz? – Hiç bir yere – Nereden gelirsiniz?
Her yerden. Sorarsınız, ne zamandır birliktesiniz? diye.
Az zamandır. Ne zaman ayrılacaksınız peki? – Yakında.’
Çıktığımda hava açıktı ikindi güneşi gibi nicedir ısıtmayan parlak ayın az değişken dilimleri altında yürürken sordum kendi kendime.
Nereye gidiyorsun? Hiç bir yere. Ne zamandır yalnızsın?
Bilmem, denize ve ayışığından yapraklar kesen şiire sormalı bunu.
Daha yazılırken bir anıya dönüşen şiirlere.
Sordum kendi kendime ne yapılabilir çamurdan? Heykel.
Acılardan? Aşk.
Yoksulluklardan bir devrim bile yapılabilir.
Ama hiç bir şey hiç bir şey yapılamaz ayrılıklardan.
Sen, çalgıcılar ve ayışığı çekip gittiniz uykunun eşiğine vurulmuş bir turna gibi dönerek düşerken sordum otuzdokuzlardan Bertolt Brecht’le birlikte “Ne yapmalı peki?”
Aklım dokunacak bir başka akıl arıyor. Nicedir yabancı denizlerde yıkanan tenim başka bir teni. “Ne yapmalı?”
Biliyorum yağmur yağmaz yukarı doğru yeniden
Acımaz olur, silinir gider izi bıçağın.
Ama hiç bir rüzgar dolduramaz boş kalan yerini,
bir yaşamdan ötekine birlikte uçan turnaların yerini gökyüzünde.”
Sırrı Süreyya Önder’in kardeşi Ali Önder de,
Önder’in yakın dostu ve hemşehrisi sanatçı Kahtalı Mıçe’nin mısralarını hatırlatarak konuştu:
“Abimin de yakın arkadaşı olan değerli sanatçı Kahtalı Mıçe’nin bir şiirinden kalmaydı: ‘İnceden inceye iliklerimizi ıslatan bir yağmur yağıyordu.’ İnceden inceye iliklerimizi ıslatan bu yağmurlu havada bizleri yalnız bırakmayan bütün dostlarımıza ailem adına şükranlarımı sunuyorum.”
10 yıldır Edirne Cezaevi’nde tutuklu olan Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder’i ölüm yıldönümünde sonsuzluk işareti notunu düştüğü fotoğrafını paylaşarak andı.
İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, katıldığı yayında Sırrı Süreyya Önder’i anlattı:
“Sırrı Süreyya Önder herkeste eminim büyük boşluklar bıraktı ama en fazla bende bıraktı diyebilirim. Şimdi bu barış mirasını bizim ona armağan etmemiz gerekiyor”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.