Ahlak ve iyi niyet dışı bir uygulama: ‘Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı’ işten çıkarma

“İşçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığı koşullarda işten çıkartılabileceğini” düzenleyen istisna, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde istismar edilerek, işverenlerin işçileri işten çıkarmak için kullandıkları genel bir yöntem halini almaya başladı.

Koronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için İş Kanunu’na 16 Nisan 2020 tarihinde geçici bir madde eklendi. Buna göre bir yandan işverene ücretsiz izin verme hakkı tanınıyor, bir yandan da işçi çıkarma yasağı getiriliyordu. Uygulaması sürekli olarak uzatılan “geçici” maddenin geçerliliği en son 17 Ocak 2021’den itibaren iki ay daha uzatıldı.

Ancak, 16 Nisan’da yürürlüğe giren “işten çıkarma” yasağının bazı istisnaları vardı: Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller; iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi; iş yerinin faaliyetinin sona ermesi ve işin sona ermesi.

“İşçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığı koşullarda işten çıkartılabileceğini” düzenleyen istisna, bugüne kadar hiç kullanılmadığı ölçüde artarak işverenlerin işçileri işten çıkarmak için kullandıkları genel bir yöntem halini almaya başladı. Bu maddeye dayandırılarak yüzlerce işçi işinden edildi.

İşçiler tazminatsız işten çıkarılıyor

İş Kanunu’na göre, işveren işçiyi işten çıkarıyorsa ve işçinin bu işyerinde en az bir yıllık kıdemi varsa; işverenin işçiye kıdem tazminatı ödemesi bir zorunluluk. Tek istisna İş Kanunu’nun 25. maddesinin 2. Fıkrası. Bu fıkraya göre “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” nedeniyle yapılan fesihler ‘haklı fesih’ sayılıyor. İş akdinin bu maddeye dayandırılması durumunda iş çıkışı SGK 29 kodu ile yapılıyor. Bu kod ile işten çıkarılanlar kıdem tazminatına hak kazanamıyor, ihbar tazminatı ve işsizlik ödeneği alamıyor.  

Salgın sürecinde işsizlik ve çalışan yoksulluğunun arttığı bu dönemde Kod 29 ile işten çıkarma tehdidi, işçiler üzerinde denetim ve baskı kurmanın bir aracı haline dönüşmüş durumda.

Kadınlar daha mağdur

Türkiye’de toplam istihdam son bir yılda yüzde 2,6 azaldı. İstihdam azalışının kadınlardaki ve erkeklerdeki oranı, kadın işgücünün erkeklere göre Covid-19’dan daha olumsuz etkilendiğini gösteriyor: kadınlarda yüzde 6,3 ve erkeklerde yüzde 1,7.

Yani kadınların “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” nedeniyle işinden edilmesi, onları ülkedeki yüksek toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle daha büyük bir mağduriyet içine sokuyor. Yeniden işe başvurma sürecinde zorluk yaşamalarına ve sigortalı iş aramaktan dahi imtina etmelerine neden olabiliyor.

Gerçeğe aykırı fesih bildiriminde bulunan işverene ceza yok

İşçiler için son dönemde tam bir kâbus haline dönüşen bu uygulamanın yaygınlaşması işçinin sadece işten çıkarılmasıyla sonuçlanmıyor, işçi aynı zamanda “ahlak ve iyi niyet” kurallarına uymama şüphesiyle yaşamak zorunda bırakılıyor. İşçinin haksız yere işten çıkarıldığını ortaya koyması ise uzun ve meşakkatli bir hukuk sürecini gerektiriyor. Tazminat hakkını almak için açılan davalar yıllarca sürebiliyor.

İşten çıkarılan işçi, tüm bu sürecin sonunda haksız yere işten çıkarıldığını ispatlasa da işverene herhangi bir yasal yaptırım söz konusu olmuyor. Bu madde nedeni ile iş bulması daha da güçleşen işçi, haksızlığın hesabını da soramıyor. Yaptığı gerçeğe aykırı fesih işverenin yanına kâr kalıyor. 

İktidar ise bu haksız işten çıkarmaların artmasına rağmen, tazminatsız işten çıkarmalara sessiz kalıyor. İdari önlem almıyor, yaptırım içeren yasal düzenlemeleri gündeme getirmiyor.

Sendikal hak ve özgürlükler yok sayılıyor

Sosyal Güvenlik Kurumu ve İŞKUR şimdiye kadar kaç kişinin Kod 29 ile işten çıkarıldığına dair bilgi paylaşmadı. Salgın döneminde bu yöntem kullanılarak toplu işten çıkarmalar da gerçekleşti. Biraz da bundan dolayı işverenlerin bu yöntemi yaygın bir şekilde kullandığı ortaya çıkmış oldu. Çünkü bazı işyerlerinde işten çıkarmalara karşı toplu eylemler söz konusu oldu.

Bu tür işten çıkarmaların çoğu sendikalaşmanın olmadığı ya da sendikalaşmanın yeni başladığı işyerlerinde gerçekleşiyor. Uygulama bu yönüyle, zaten iyice zayıflamış olan sendikaları daha da zayıflatan bir rol de oynuyor.

Türkiye, OECD üyesi ülkeler içinde en düşük sendikalaşma ve toplu iş sözleşmesi kapsamına sahip ülkelerden biri. Sendikalaşma oranı %13,84. 14,2 milyon işçinin yalnızca 1,9 milyonu sendika üyesi. Buna kayıt dışı çalışan işçiler dahil edildiğinde fiili sendikalaşma oranı daha da düşüyor.

KOD 29 her yerde

Çorum, Gebze, Manisa, İzmir, Karaman ve daha birçok yerde işçiler ya Kod 29 ile işten çıkarılıyor ya da ücretsiz izne gönderiliyor. Yakın zamanda Çorum’da Ekmekçioğulları Grubuna ait Ekmekçioğulları Metal Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ fabrikasında çalışan 90 işçinin 70’e yakını bu kapsamda işten çıkarılmıştı.

28 Nisan 2020’de Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde ısıtma, soğutma ve klima sistemleri yapan Termokar fabrikasında çalışan 9 işçi, İzmir Torbalı’da bulunan Oral Ambalaj Fabrikası’nda çalışan 5 işçi, Alman Döhler’de 12 işçi bu istisnaları kötüye kullanan işverenler tarafından işten çıkarıldı.

HSK Systemair işçileri, Migros Depo’da çalışan işçiler de örgütlendikleri için ücretsiz izne gönderildiler. Bunlar sadece bildiklerimizin ve duyduklarımızın bir kısmı.

İşçiyi tehdit etme aracı haline gelen ücretsiz izin uygulaması

Salgın döneminde işçileri mağdur eden diğer bir uygulama da ücretsiz izin oldu. Önceden işçinin onayını gerektiren bu uygulama, artık bu koşula bakılmaksızın uygulanabiliyor. Böylelikle işverene tanınan ücretsiz izin hakkı işçiyi yıldırma ve tehdit etme aracı haline dönüşmüş durumda.

Cumhurbaşkanının yetkisiyle süresi defalarca uzatılan uygulamayla şimdiye kadar 2,5 milyona yakın işçi ücretsiz izne gönderildi. Ücretsiz izne çıkartılan işçiye 2020 Ocak dönemine kadar aylık sadece 1168 lira nakdi ücret desteği verildi. 2021 Ocak ayında ise bu ücrete yüzde 21,56 oranında artış yapıldı. Yani işçiler açlık sınırının çok altında yaşamaya zorlanmaya devam ediyor.

Ücretsiz izin sırasında, brüt ücretin yüzde 60’ı oranına tekabül eden ve nakdi ücret desteğine göre nispeten daha yüksek olan kısa çalışma ödeneği ise alınamıyor. İşçiyi ücretsiz izne göndermek onu derin bir yoksulluğa ve güvencesiz yaşamaya mahkûm etmek anlamına geliyor. Verilen nakdi destekle geçinmesi mümkün olmayan işçi başka bir iş bulduğunda ise çalıştığı işyerinden kıdem ve ihbar tazminatı alamıyor.

Öte yandan ücretsiz izin uygulaması son derece kötü niyetli bir biçimde kullanılmaya başladı. Örneğin bir fabrikada üretimle alakalı olmamasına rağmen fazla mesaiyi reddeden işçiler ya da sendikal örgütlülük içine girmeye çalışan işçiler ücretsiz izne gönderilir hale geldi. Son zamanlarda örgütlendikleri için ücretsiz izne gönderilen işçi sayısı çok arttı.

Bütün bu uygulamalar sendikal hak ve özgürlüklere, örgütlenme özgürlüğüne ve Anayasaya açıkça aykırı.

Salgın koşullarında işçiler büyük bir güvensizliğin içine itilmiş durumda.

Önceki İçerik‘Siyasetin alanı daraltıldı, uçlardaki siyaset merkeze taşındı’
Sonraki İçerikNavalny protestoları, ‘dijital Samizdat’ın gücünü gösterdi