TÜM YAZARLAR

Yazara Göre Süz

İngiltere devleti ile BBC’yi mahkemelik eden haberin anlattıkları…

İngiltere’de BBC’nin yayımlamak istediği bir haber başsavcılık tarafından “ulusal güvenliği tehdit ettiği” gerekçesiyle yasaklandı. BBC ve İngiltere devleti mahkemelik oldu. Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan dava gösterdi ki: a) Devlet sırrı ve çıkarı söz konusu olduğunda, bireylerin endişeleri ve hakları İngiltere’de de ikinci plandadır, b) İngiltere’deki gazetecilikle Türkiye’deki gazetecilik arasında dağlar kadar fark vardır.

Gençlik popülizmi: Gamerlar, Youtuberlar niye ve nasıl Özdağcı olurlar?

Twitch fenomenliğinden şöhret kazanmış Jahrein türü gençlik popülizmlerinin siyasetsizlik tasavvuru nasıl olur da tüm hayatı siyasallaştırma, biçimlendirme arzusundaki bir fikriyatla bütünleşir? Bu bir paradoks değil midir? Örneğin Mansur Yavaş onlara niçin İmamoğlu’nun ama özellikle Kılıçdaroğlu’nun aksine siyasal-üstü görünmektedir? Daha yakıcısı nasıl bu vaadlerin hiç birini değil taşımak, dillendirmeyen bile Zafer Partisi’nin etki alanına girebilmektedir? Zafer Partisi’nin bu söylemsel cazibesi nereden kaynaklanmaktadır

“Hicap duyarım”

Siyasetin işi sadece dalgaların üzerinde sörf yapmak ya da dalgalara uyum sağlamak değil bazen de dalgakıran olmak. Dünyada popülizm çağında, bir de yüzde 50 artı 1 alanın her şeyi aldığı Türkiye’deki bu ittifaklar sisteminde siyasetçiler bunu unutmuş gözüküyor. Herkese seslenmeye çalışmak, çoğunlukla hiç kimseye seslenememekle sonuçlanabilir.

Kafamdaki sorular

Bir Yaratıcıya ve O’nun Hesap Günü yarattıklarına bu hayattaki davranışlarıyla ilgili hesap sorarak vereceği ödül veya cezaya inandığı halde o Yaratıcının insan için koyduğu en temel ahlâkî ölçüleri çiğneyenler olgusu; yanısıra, inanmadığı için kendisine ‘herşey mubah’ kılmayan, bilakis bir ahlâkî alan içinde yaşamaya gayret edenler gerçeği, her iki durumun sebepleri üzerinde beni uzun uzun düşünmeye yöneltiyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği

NATO’ya son yıllarda giren küçük Balkan ülkelerinden farklı olarak İsveç ve Finlandiya’nın örgüte bir yük değil, büyük yarar getireceği ABD başta olmak üzere tüm NATO ülkeleri tarafından paylaşılan bir görüştür. Türkiye tabiatıyla NATO’dan atılamaz. Ancak teşkilat içinde yavaş yavaş tecrit edilir, zaten toplantılara katılmaya başlamış olan İsveç ve Finlandiya’nın teşkilat ile bütünleşmesi sağlanırken, Türkiye uzaklaştırılır.

Sen Ben Lenin: Hatıra ve metafor yağmuru…

1993 yılında Düzce’nin Akçakoca sahilinde bir balıkçı ahşap bir Lenin heykeli bulmuştu. Tahminen Ukrayna’dan Karadeniz’e atılan veya düşürülen, bir heykel için uzunca bir süreden beri denizde olduğu anlaşılan, ağırlaşmış ve burnu kopmuş kocaman bir Lenin heykeli… Başka bir deyişle, herkesin denize falan girdiği sıradan bir yaz gününde, Akçakoca’da birden denizden bir “ulu önder” Lenin çıkıvermişti.

Bizden dedektif çıkar mı?

Batılı ülkelerin polisiye roman tarihi, Tarih Dalı olmayı hak eden bir kürsü neredeyse… Soy ağacını çıkarsan ormanda kaybolur. Lâkin bizde öyle bir tarihten söz etmek pek mümkün değil. “Osmanlı’da resim-heykel neyse o” demek geliyor içimden. Yeşilçam’ın devleti üzmeyen filmlerinde bile polis, her şey olup bittikten sonra filmin sonuna koca şapkasını tutarak, koşturarak ucu ucuna yetişen bir figür. Küçük ama seyircinin alkışıyla dev işlevi finalde “Olur böyle vakalar, Türk polisi yakalar” temennisiyle özetleniyor.

Yolculuk

Onun zamansız yolculuğuna hiç hazır değildim, kızgındım, incinmiştim… Duygularım kimsenin umurunda değildi. Beni dikkate alan tek kişi, dönüşü olmayan uzun bir yolculuğa çıkmıştı. Kalanların dikkatini çekeceğim yaşlara çok vardı. Yatağıma koştum; yorganı kafama çektim. Henüz evde olduğunu düşündüğüm ruhunu yakalamaya çalıştım… O kadar çabuk mu gidilirdi, uzun uzun ağladım.

Bu kez Günah Keçisi SADAT mı?

Şaşkınlıkla şahit oluyoruz ki Türkiye’de suçların failleri konjonktüre göre değişiyor. Bir dönem bütün karanlık işlerin faili olarak Ergenekon örgütü gösterilirken yakın zamana kadar Gülen Cemaati gösteriliyordu. Bundan sonraki aday ise SADAT olacağa benziyor. Maddi gerçekliğe ulaşmak yerine günün “olağan şüphelisi”nin bütün karanlık işlerin sorumlusu olarak görülmesi yoluna gidiliyor ve çoğu zaman da pek çok insan bu peşin yargılamanın mağduru oluyor.

Bu Vikingler bize ne etti?

Dün İsveç’in Sosyal Demokrat Partili Bakanı Linde, İsveç’in PKK'yı 1984'te Türkiye’den sonra "terör örgütü" listesine alan ilk Avrupa ülkesi olduğunu, kararın eski başbakan Olaf Palme döneminde alındığını, 2003'te öldürülen eski dışişleri bakanı Anna Lindh iş başındayken de 2002’de AB’nin aynı kararı aldığını hatırlattı. Belki İsveç Dışişleri Bakanı daha sonra da 1999’dan bu yana İsveç’in Türkiye’nin AB sürecine verdiği açık desteği de hatırlatır. Linde, YPG’nin kadın komutanlarıyla fotoğrafları yüzünden suçlanıyor ama onun o fotoğrafları çektirmesinden birkaç yıl önce PYD’nin lideri Salih Müslim de Ankara’da ağırlanıyordu.

Göçebe Türklerin oturduğu çadır

Misak-ı millî sınırlarının bir adım içindeyken üzerinde durduğum toprağı çok sevip iki adım attıktan sonra Bulgaristan, Gürcistan veya İran toprağını daha az sevmeyi makul bulmuyorum. Tevfik Fikret’in sözleriyle, “Vatanım ruy-i zemin, milletim nev'i beşer…” Tanıştığımızda bazılarını sevebilir, bazılarını sevmeyebilirim, ama bütün insanlar benim vatandaşımdır. Gördüğümde bazı yerleri güzel bulabilir, bazılarını bulmayabilirim, ama dünyanın bütün toprakları benim vatanımdır.

Tuhaf bir demokrasi teorisi

Bir sürpriz sayılır mı bilmem ama bazı sosyalistler de Ukrayna’yı işgal eden Putin’i kınamak yerine NATO’yu olayların sorumlusu olarak ilan etti. Bir kısmı açıktan Putin’i destekledi. Egemen bir ülke olan Ukrayna, NATO’ya, Avrupa Birliği’ne üye olmak ya da olmamak hakkına sahip mi değil mi? Rusya’nın işgalini meşru görenler NATO bahanesine sarıldılar.

Ne olursan ol yine gel derken…

Siyasetçiler popülizm yapmaktan büyük gerçeği topluma anlatmıyor ama artık Türkiye için göç bir tercih değil, bir zorunluluk. Son 50 yılda Avrupa ülkelerinin yaşadığını Türkiye son 10 yılda yaşıyor. Türkiye, gittikçe İngiltere, Almanya gibi daha kozmopolit bir ülke olacak. Sokaklarda daha fazla yabancı göreceğiz, ev sahiplerimiz daha çok yabancılar olacak, ülkemizi yabancılarla paylaşacağız. Ve bunu AK Parti’nin iktidardan gidip, CHP’nin iktidara gelmesi de değiştirmeyecek.

Sirun Hanım öldü

Güleryüzleri, herkesle dost sıcaklıkları sokağa ayrı bir hava katıyordu. Keğam Usta sabahları çarşıya doğru yürümeyi seviyordu. Çok dinamikti. Bir gün soba borusunu takmak üzere merdivene tırmandığında İpek telaş içinde söylenmişti: “Başına bir şey gelecek inse şu merdivenden hemen…” Alışveriş, Sirun Hanım'ın işiydi. Sirun Hanım'ı merak edip kızında kalmaya başlayan Keğam Usta'ya sordum. “İnşallah iyileşir döner, ben adamızı özledim dönmek istiyorum” cevabını verdi. Kızları umutsuzdu.

“Hukuk herkese lazım”

Otoriter ve totaliter ülkelerde muhaliflerin sindirilmesi, hukukun en mühim vazifelerinden biri olur. İktidar, herhangi bir nedenden ötürü kendisi için tehlikeli addettiği kişi ve grupları saf dışı etmek için bir sopa olarak hukuka müracaat eder. Muhalifleri sahadan sürmek için yeni suç kategorileri ihdas edilir ve geçmişte bir suç teşkil etmeyen eylemler yeniden “kıymetlendirilerek” suç kapsamına alınır.