Lübnanlılar da mı vatan haini?

Lübnanlıları vatan hainliğiyle suçlamayı bırakıp, çaresiz kalınca akıllarına neden kapı komşuları, aynı kültürün parçası oldukları, yüzlerce yıl birlikte yaşadıkları, çoğunun dindaşı olan Türkiye değil de Fransa geliyor sorusunun üzerinde düşünmek gerek.

Ama kafamız nası güzel… (Cesur Yeni Dünya üzerine)*

Amacım Cesur Yeni Dünya dizisi için eleştiri ya da yorum yazısı yazmak değil. Diziyi seyrederken kendi kendime sorduğum soruları soracağım size. Biraz da siz dertlenin.

Dövizde ‘Majino Hattı’ çöktü: Hesabı kim ödeyecek?

Türkiye özellikle 2016 sonundan itibaren bugünlere kadar gelen süreçte dünyaya “bir ekonominin çok yanlış yönetilmesi”nin somut bir örneğini sunmuş oldu. Ekonomi bütünlüklü bir stratejiden mahrum ve tutarsız kararlarla, çok berbat bir şekilde yönetildi.

Dindar kadınların direnişine seküler kadınlar da çok şaşırmış olmalı

İzliyor ve hissediyorsunuzdur; Serbestiyet, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan dindar kadınların sesini duyurmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor. Dindar kadınların satıhtan yüzeye çıkıp görünür hale gelen direnişleri karşısında sadece erkek dindarlar değil, “fıtratlarının” buna elverişli olmadığını düşünen seküler kadınlar da çok şaşırmış olmalı.

Bugün CHP’den ayrılma ne anlama gelir?

Görüntü, karizma, hitabet ve hazır cevaplık liderliğe oynayan bir siyasetçi için önemli artılardır. Muharrem İnce’de bunların olduğunu yakın geçmişte gördük. Ama aynı seçimde bunların yetmediğini de gördük.

İlham kaynağı bir “deli”

Başarı eğer salt şampiyonluklarla belirlenecekse Marcelo Bielsa, aşağıda bahsi geçenlerle kıyaslandığında çok “başarısız” bir hocadır. Zira 1991’de başlayan uzun hocalık tarihinde, 2020’ye gelinceye kadar, sadece bir kez (2004’te Arjantin’i Olimpiyat Şampiyonu yaparak) şampiyonluk kürsüsüne çıkabildi. Fakat zaferlerden hep uzak kalsa da o futbola çok derinden tesir etti. O yüzden, Sabella’nın da işaret etiği gibi, Bielsa’nın değeri sonuç eksenli bir bakışla anlaşılamaz.

“Bu kadar da İsveçli olmayın!”

Bazen yeni bir şeyi hayata geçirmek uğruna tarihi parçalamak, heykelleri kırmak, bir katedraldeki mozaik, fresk ve tasvirlerin üzerini kapatmak, hatta Hasankeyfi sular altında bırakmak, kaleyi, tarihi eseri, “kale’budur” fayanslarla döşemek gerekebilir!

İnsanın anlam arayışı

Yaşamın anlamına gelince, insanın her dönemde ve her koşulda genel geçer bir yaşamın anlamı sorgulaması yapması anlamsızdır. Yaşamın anlamı koşulsuzdur. O, duruma, yere ve insandan insana andan ana değişkenlik gösterir. Önemli olan o anki yaşamın özel anlamıdır.

Virüs nasıl 1000’in üzerine çıktı?

4 Ağustos günü Almanya, daha önce Alman Sağlık Bakanı’nın söylediği gibi, Türkiye genelinin vaka sayısını değil, bölgesel olarak açıklanan vaka sayılarını inceledi ve vaka sayıları düşük görülen İzmir, Manisa, Aydın ve Antalya'ya seyahat kısıtlaması kaldırıldı. Aynı günün akşamı da Türkiye’deki günlük vaka sayısı birden 995’ten 1083’e çıktı ve günlerdir de 1100’ün üzerinde seyrediyor.

Ali Erbaş: ASRİKA’dan Ayasofya Cami-i Kebiri’ne

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Asya Afrika İslam Devletleri Konfederasyonu’nun (ASRİKA) toplantısına takılıp konuşma yapabiliyor. Bu örgütün “Anayasa”sına bakınca, bu katılım çok tehlikeli bir hal alıyor.

CHP’de ‘İnce’ sızı! (*)

Kendine güvenenleri hayal kırıklığına uğratan, tarihi bir şansı bozuk para gibi harcayan ve akabinde de toplumun genelindeki menfi algısını tamir edecek bir performans sergileyemeyen İnce’nin, muhalefeti omuzlayabileceğini ve kitleleri peşine takabileceğini düşünmek, ham bir hayal.

İnşaat ve bina olarak Ayasofya; mimar olarak Sinan

Neleri sembolize edip temsil ederlerse etsinler, Ayasofya son kertede bir bina, Sinan da inşa edildikten sonra Akdeniz inşaat kültürünün dönüm noktalarından olmuş bu binayı gelecekteki inşaat kültürüne maledip dönüm noktalığını tescillemiş bir mimardır. Günümüzün İstanbul’u devamlı fethetme arzusu da hazımsızlık..

Demokrasi aklına bile gelmiyor… Ama tam bağımsızlıkçı!!!

İçeride, ekonomi, sosyal sorunlar, iç gerilim yükselince bir dış mesele patlatmak, geleneksel bir siyaset oyunu. Zayıf demokrasilere sahip olan ülkelerin iktidarları, rakiplerini dış mihraklarla irtibatlı göstermek konusunda epeyce tecrübelidir. Muhalefet kolayca emperyalizmin oyuncağı ilan edilebilir, özel olarak dışarıdan hazırlanıp yönlendirilen bir güç gibi gösterilebilir.

Kıyâfet ve kifâyet

Lunapark’ta insan boyunda kovboy, Kızılderili resimlerinin boş bırakılan baş kısmına kafasını uzatarak fotoğraf çektirenler aklından geçti… Kiminin kafası küçük, kiminin büyük gelirdi o deliğe. Bazısı öyle gururlanır, öyle dik tutardı ki başını, delikten yüzü yerine gerdanı görünürdü.

İttihattan müteahhite: Siyaset ve futbol

Cumhurbaşkanı’nın takımı Başakşehir, damadının desteklediği Trabzonspor ile yarışarak şampiyonluğa uzandı. Âni bir kararla liglerden düşmenin kaldırılması da siyasetin futbolun gücüne karşı koyamamasının son örneği oldu. Siyaset ile futbol arasındaki ilişki nasıl başladı, başlangıçtan günümüze neler yaşandı?