TÜM YAZARLAR

Yazara Göre Süz

Sol bedelini ödüyor… Sağ ne yapıyor?

Osmanlı’nın çöküş ve dağılma tehlikesiyle yüz yüze gelmesi üzerine başlayan II. Mahmut’tan bu yana yeni bir sistem arayışı sürüyor. II. Mahmut, yüzü...

Eve dönüş bileti erken kesildi…

Milli takım, Avrupa Futbol Şampiyonası’nın en kötü maçı olmaya aday bir maçta Galler’e 2-0 yenilerek turnuvaya erken veda etti. ‘Bizim Çocukların’ İtalya ve Galler önünde aldığı kötü skorların yanında oynadığı futbol hayal kırıklığı yarattı.

2015’teki ‘yerli ve millî’nin anlamını neden ıskaladık: Kişisel muhasebe

Dizinin bu üçüncü bölümünde 2015’teki “yerli ve millî” çağrısının anlamını ve hedefini ıskalama faslında kendi muhasebemi yapmak istiyorum… Çağrıdan (Eylül, 2015) dört ay kadar sonra (Ocak, 2016), bunun anlamını ve hedefini doğru bir biçimde analiz ettiğimi düşündüğüm peş peşe üç yazı kaleme almıştım. Bugün o yazılara baktığımda gördüğüm şey şu: Yaptığım temel tespit yanlış değil fakat yazılar o kadar büyük, o kadar önemli bir şeyi ıskalıyor ki içerdiği ‘doğru’nun fazla bir önemi kalmıyor.

HDP ve siyaset…

Sonuçta çözümsüzlük 1 Kasım 2015 erken seçimlerine yol açtı. Türkiye 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne giden yola böylece girmiş oldu. Şimdi köprülerin altından çok sular akmış durumda. Bu kez HDP kapatma davası gündemde. 6 milyonluk bir seçmen kitlesinin tercihi söz konusu.

Pis ahlâksız yalancılar

Sırf bu cümleden ibaret bir yazı yazsam.

Yozlaşmaya karşı çıkmak Türkiye’yi değiştirir mi?

Şimdi yozlaşma apaçık hale geldiğine göre durumun değişeceğini umanların, bunun kendiliğinden olmayacağını görmelerinde de yarar var… Çünkü sistem kendisini savunacak ve bu savunmayı ideolojik hale getirerek Türk kimliğinin korunmasına indirgeyecek.

Amerika her şeye kadir mi?

Şimdi Erdoğan-Biden görüşmesini izliyorum. Bir kesim, bütün yaşadığımız krizlerin ve açmazın sorumlusunun ABD olduğu inancında. Bu yaklaşım iktidar tarafında olanlarda da var, muhalefet tarafında olanlarda da. Aslında bunun teslimiyetçi bir özü olduğunu söyleyebilirim. Washington her istediğini yapabiliyorsa, karşı çıkmak da anlamsız hale gelebilir.

Bu sorular hala cevaplarını bekliyor

Sonuçta iddialar öfkeli ve başka hesapları olan bir mafya liderinin söylediklerinin ötesinde başka bir zemine geçti, bir prestij kazandı. O kadar ki Peker’in söylediklerini özetlemek işi bile bir akademisyen tarafından yapılıyor. Videolar milyonlarca insanı ekran başına toplayan haftalık bir haber programına dönmüş durumda. O yüzden Sedat Peker, dokuzuncu videosunun ardından artık bir daha hiç konuşmasa da ortada hala cevabı verilemeyen onlarca soru var.

Savaşı haram kılmanın kıymetini bilmek

Ateşi harlamamak için daima çok dikkatli konuşan Mesud Barzani, bu kez dilini sertleştirdi ve yapılanın hesabının mutlaka sorulacağını söyledi. KBY, bugüne kadar PKK’ye karşı bir mücadele veya çatışma kararı almadı, bunda en büyük amil Barzani’nin “Kürdün Kürde karşı savaşını haram kıldık” anlayışıydı.

Jacinda Ardern Reyiz…

Sert, taviz vermeyen, dinlemeyen, had bildiren, bağırıp- çağıran maço siyasetin bizi nereye getirdiğini hepimiz gördük. Artık sakin, dinleyen, anlayan, duygusal, empati sahibi siyasetçilerin ne yapacağını öğrenmenin zamanı geldi. Mesela Yeni Zelanda’nın 40 yaşındaki başbakanı Jacinda Ardern gibi. Takipçileri Aziz Jacinda diyor. Bazen Avustralyalılar sosyal medyadan Yeni Zelandalılara “başbakanları değiştirelim mi” çağrısı yapıyor. Biliyorum, şimdi bu nerden çıktı, ‘daha yeni Jacinda Ardern övdüm de geldim’ diyenleriniz vardır. Buyurun biraz da birlikte övelim, içimiz ferahlasın

Falih Rıfkı’nın Pazar Konuşmaları’nı okurken…

Günlerden bir gün beni yine bir rica için odasına çağırdı. Bu kez bir derginin Bakanla röportaj yapmak istediğini ve konu başlıklarının da polislerle ilgili yeni düzenlemeler, tartışmalar ve iç güvenlik meseleleri olduğunu söyleyip bunu benim yapmamı istediğini iletti. İlk anladığım şey, her zaman olduğu gibi bazı notlar hazırlayacağım ve en fazla önceden iletilen sorulara cevaplar oluşturup Bakan’a iletmek gibi bir şey yapacağımdı. “Tabii olur,” dedim çok düşünmeden. Koskoca Bakan kendi cevaplarını hazırlayacak değildi ya!

Linç

Baz istasyonu direğinin tepesinden bakan adama, ayaklarını diz boyu karda yürür gibi bulut yığınlarına batıra çıkara ilerleyişleri pek gülünç göründü. Boş bulunup gülecek olsa, direği sıkı sıkı kavrayan dizleriyle elleri gevşeyebilirdi. Gülmesini tutmak için fena şeyler düşündü. Karısı çocuğunu da alıp anasının evine kaçmıştı. Çok ciddiydi. Geri dönmezlerse intihar edecekti.

Maddenin üç hâli: Rakı-su-buz

İlk kez gittiğin hanenin “içki sofrası”yla ilgili meşrebini/mezhebini önce “buz teşkilatı”yla anlarsın. Biracı, şarapçıysa yahut hayatında içki ve ona bağlı olarak buz ayrıntı kalıyorsa risk grubundasın. Buzdolabının dondurucusunu doldurup, buzluğu atılacak ilk eşya gören, masaya az biraz soğumuş su bırakan evlere ilk gidişte keyfin sarsılır. Aklına Bülent Ortaçgil’in şarkısı gelir: “Biralar soğuk mu dedim /Dedi ki normal”…

Yenilince ‘hamasete’ dönüş yaptık

Avrupa Futbol Şampiyonasının açılış maçında turnuvanın da favorisi olan İtalya ile karşılaşmak bizim açımızdan bakınca hem şans hem de şanssızlıktı. Olası bir beraberlik ya da galibiyet ‘Bizim çocukları’ çok farklı bir yere götürebilirdi. Tersi oldu, o zaman da ülke olarak en iyi bildiğimiz şeyi yapıp ‘hamasete’ sığındık. Bu işi maçı anlatan TRT spikerleri başlattı.

‘Yerli ve millî’ ilanının peşrevleri: Gezi ve 17-25 Aralık

Gezi ve 17-25 Aralık’tan sonraki sertleşme dönemleri siyasi alanın daraltılması hedefini imâ ediyordu; mevcut koşullar daha fazlasına izin vermiyordu. 2015’te iki seçim arasındaki kanlı geçiş döneminde ilan edilen “yerli ve millî” ise muhalif siyaseti şeytanlaştırma hedefinin ilanıydı; içinde bulunduğumuz rejime geçişin karar ânıydı. Fakat bu hedefin kuvveden fiile geçirilebilmesi için ‘15 Temmuz’ gerekiyordu.