Peki Montreux Anlaşması tartışmalarına Avustralya ne diyecek?

Amirallerin Montreux Anlaşması’ndan çekilmeye itirazı sonrasında Yargıtay’dan, Tapu ve Kadastro Erzincan 24’üncü Bölge Müdürlüğü’ne kadar herkes açıklama yapma gereği hissetti. Bir tek anlaşmanın imzacılarından Avustralya konuşmadı. Zaten Montreux burada kimsenin de umurunda değil. O halde gelin size Avustralya’da bağımsız yargının ve basınının verdiği benzer iki çetin sınavdan bahsedeyim: Kardinal George Pell Davası ve ABC’nin Afgan Dosyaları...

Sosyoloji ne işe yarar?

Sosyoloji, her koşulda konfor alanlarını sarsıcıdır. ‘Doğal’, ‘değişmez’, ‘böyle gelmiş böyle gider’ olarak görülen ne varsa öyle olmayabileceğini açık eder, toplumsal olanın noksan ve sorunlu yanlarını görmemizi sağlar; “Şeylerin, eylemlerin, eğilimlerin ve süreçlerin ‘zorunluluğu’ ve ‘doğallığına’ duyulan popüler inançların altındaki temelleri baltalamaya mahkûmdur. Onların oluşumu ve devamlılığına katkı yapan mantıksızlıkların maskesini düşürür.

Erasmus: Ortanın adamı ve ezeli uzlaştırıcı

Erasmus “insanın ağzını savaş aleyhine açmasının artık bir delilik ve Hıristiyanlığa aykırı bir davranış” görüldüğü bir çağda hükümdarların savaş tutkularına kararlıkla saldırır. Her türlü kaba kuvveti, bilhassa da savaşı, tüm iyi şeylerin sonunu getiren bir felaket olarak görür. Bir hak talebinin zorla bastırılamayacağını ve zorla çözüme bağlanamayacağını savunur. Çünkü “her savaştan bir başkası, bir savaştan bir ikincisi doğar.”

NURHAYAT – Akif’in Tatlı Bahçesi

Safiye, gençken bir erkeğin yakışıklı, çekici olduğunu düşünmeye utanırken bu yaşta güzel adam görünce bakmaktan, incelemekten keyif aldığımı rahat rahat söylüyorum. Zaten düşündüklerimi gönül rahatlığı ile söylememden hoşnut olmayacak kimim var? Eee ayrık otunun tek lüksü de budur. Özgürce düşündüğünü söylemek.

Ne gibi geliyor, ne gibi…

Hayatın normalleri o kadar “norm”al, o kadar dar, baskıcı, o kadar sıkıcıydı ki, ondan biraz sapmak olağan bir çılgınlıktı… Çılgınlık “yeni normal”di elbette. Normal sayılan da parmakla gösterilecek, nidâ deyişiyle “anormal” olacaktı; yani “Aaa normal!” Normalleşen ve ‘leştirilenlerle bugünlere de uygun bir “mürekkep testi” fikrimce.

CHP, HDP konusunda tabanını ikna edemezse buradan çıkış yok

Seçim kazanmanın matematiği ‘HDP olmazsa olmaz’ derken, CHP yöneticilerinin bu yönde hiçbir çaba içinde olmaması ancak “Kürtler günü geldiğinde tıpkı yerel seçimlerde olduğu gibi bize oy verirler, AK Parti’ye gidecek halleri yok ya” varsayımıyla açıklanabilir. CHP cesur olmalı ve bu çok riskli oyun planını terk etmelidir.

Atatürk olmasaydı, Edinburgh Dükü de olmazdı

Prens Phillip, 1921’de Korfu Adası’nda doğduğunda, Yunan Kralı’nın kardeşi olan babası Prens Andrew, Haymana’da Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanı olduğu Türk ordusuyla savaşıyordu. Savaşta başkomutanın talimatlarına uymayıp maceralara girince, 1922’de Yunanistan’daki darbenin ardından yargılandı, ölüm cezasına çarpıtıldı. İngilizlerin araya girmesiyle ülkeyi ailesiyle birlikte bir İngiliz zırhlısıyla terk etti. O zırhlıda bir portakal kasasında yolculuk eden 1 yaşındaki Philip’in Kraliçe’nin eşi olacağı 99 yıllık yolculuğu da bu sayede başladı.

Kinin acı tadı

Mandela’nın barışçıl birliktelik mesajı, kanlı intikam savunucularının mesajından daha tesirli oldu. Şahsi hayat hikâyesinden ve içinde yaşadığı toplumun tarihinden doğru dersleri çıkaran biriydi Mandela. Onun “Yanlış olduğunu düşündüğümüz bir şeyle savaşırken bile ağzımızda kinin acı tadı olmamalı” bilgeliği, yeniden inşa edilen Güney Afrika’nın çimentosu oldu.

Türkiye’de muhalefet etmek…

Tabii asıl önemli olan toplumun muhalefet etme temposu. Bir değişim gerçekleşecekse buna seçmen karar verecek. Seçmen gerilimi tırmandırmayı desteklemiyor. Son İstanbul seçimlerinde iktidarın izlediği ‘yıldırma’ siyaseti toplum tarafından benimsenmedi. Sakin bir şekilde sandığa giden seçmen istediği dersi verdi. İktidar da bunu anladı, muhalefet de…

Söz konusu hukuk devleti ise her şey teferruattır

104 amiral hadisesinde asıl önümüzde duran mesele, yalnızca iktidarın değil, muhalefetin de konuyu hukuk denen mihenk taşına vurmamasıdır. Ya yargı? İşte yargı deyince gerçekten utanıyorum, yüzüm kızarıyor, tansiyonum fırlıyor.

Filmin değil “protestonun Oscar’ı”

Adalet Bakanı’nın Özel Danışmanı, seçilmiş “sanık”lara öngördükleri cezayı açıklıyor: “Yasadaki ceza en fazla on yıl. On yılın hepsini yatsınlar”… “Hazır liste”yi de henüz davaya bile atanmayan savcının önüne koyuyor. Listedekiler “Yıldızlar Takımı”. Hükümete muhalif, farklı siyasi gruplardan -seçilmiş- sekiz “sanık”…

Söz konusu vatansa teferruat olma sırası…

Uğradıkları mağduriyetlere rağmen devletin yanında durmuş, vatanseverlik hisleri güçlü bu insanların ve yakınlarının, gönülden ve fikren bağlı oldukları devletin artık onlara barış akademisyenleriyle, FETÖ’cülerle, Sorosçularla, KHK’lılarla, HDP’lilerle, Selefilerle, Hilafetçilerle aynı hukuki standartları uyguladığını kabul etmesi kolay değil.

Siyasetin yolunu kapatmayalım

Anayasa Mahkemesi kapatılsın, iktidarın emrinde olacak biçimde yeniden açılsın! Hapistekiler çıkmasın, diğerleri de onların yanlarına gönderilsin! Adeta yargıya ve idareye talimat veriyor. Ülkemiz, muhalif siyasi partilere, farklı düşünenlere siyaset yapma alanı bırakmayan bir otoriterleşmeye itiliyor. Bu kadar basınç, toplumda umutsuzluk, çaresizlik ve öfke birikimine yol açıyor. Siyaset yapmak, muhalefet etmek iyice zorlaşıyor.

Şamanist ayin misali AKP kongreleri

Erdoğan tabii ki koronanın farkında ama yaşananın değerini artıran da bu. Rehber salonları dolduranlara şunu söylemiş oluyor: “Ölüm tehlikesine rağmen, buradaki varlığımızın, birlikteliğimizin hayattan daha önemli olduğunu bilerek, kendinizi feda ederek buraya geldiniz… Allah kabul etsin.”

Dink cinayetinin Cemaat dışı ‘şüpheli’lerinin savunmaları tatmin edici miydi?

Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek de (Cemaat mensubu) Trabzon İstihbarat Müdürü Engin Dinç de (Cemaat mensubu değil) İstanbul’a gönderdikleri raporda “Hrant Dink’i öldürecekler” ibaresini neden “Hrant Dink’e karşı ses getirici bir eylem yapacaklar”a dönüştürdükleri sorusuna aynı cevabı veriyorlar. Fakat cevaplar aynı olsa da birinin izahı makbul bulunurken öbürününki bulunmuyor.