Yooo fare, olmaz fare

Semih Yalçın. Devlet Bahçeli. Yıldıray Çiçek. Donald Trump. Oktay Rifat. İngiltere kralı II. Henry. Ortaçağda ve yakın tarihte küçük bir gezinti.

Hrant’tan 14 sene sonra

Hrant, 14 yıl önce ülkedeki durumu şöyle yorumluyordu: “Dindar kesimden bizim korkularımızın, beklentilerimizin giderilmesi, onların üzerine baskı, dayatma yaparak değil, onların bizatihi kendilerinin siyaset yapmalarıyla ve kendi kendilerini reforme etmeleriyle ancak mümkündür diye düşünüyorum. İnşallah, bu süreç kesintiye uğramaz ya da şu karanlık süreci kısa sürede atlatırız.”

Ne kadar pragmatik o kadar anakronik

İktidarın anakronizmi gayet pragmatik çalışıyor. Eğer son olarak iktidarı destekliyorsanız, eski günahlarınız affedilir. Destek vermiyorsanız, son nefesteki bu ekberü'l-kebâir, bütün eski hayır ve hasenatınızı siler. Geçmiş önünüze suç olarak çıkarılır.

‘Muhafazakâr bir lider desteği olmaksızın istenen Türkiye’nin kurulamayacağı’ ne zaman görüldü?

Ahmet Davutoğlu, dünkü (17 Ocak) “Erdoğan’ı da tasfiye edecekler” uyarısından bir hafta önce de şöyle demişti: “28 Şubat zihni, muhafazakâr görünümlü lider desteği olmaksızın o Türkiye'yi kuramayacaklarını gördüler…” Peki ne zaman gördüler ve ‘dostluk’ kararı verdiler? Bence 15 Temmuz’dan çok önce bir tarihte, 2012’de.

Adalet peşinde

Kohlhaas, satmak için götürdüğü atların alıkonulmak istenmesi gibi utanmazca bir istemi hayretle karşılar ama yine de sorun çıkarmaz. Uşaklarından Herse’yi iki atına göz kulak olması için orada bırakır, diğer atlarını önüne katarak Leipzig panayırına doğru yola çıkar.

Düşüş

Şimdi gidemezsem, gidemem bir daha. İyiyim diyorum. Sadece benim gitmem gerek.

Bir hür düşünce insanı olarak Mevlana

Tarlan, Mevlana’daki bu kırılmanın peşinden yaşananları şöyle anlatır: “Artık vakur alim, laubali bir rind olmuş, bir mecnuna dönmüştü. Tamamen başka bir aleme girmişti. Şems’ten bir an ayrılmıyordu."

“Aç-İç-Kapa” devrimi

Tepesine vurularak çalıştırılabilen ilk siyah-beyaz TV’nin uslu teknolojisi, vurdulu-kırdılı “geçiş dönemi”nde başka komuttan, laftan anlamayan ilk renkli TV’ler için de geçerli. Milenyum yaklaşırken, 21. Yüzyıl’a böyle girilmesi -reklamlarda- biraz sakil duracağı için ana teknolojiler değiştiriliyor: “Kapatıp, yeniden açınız…”

Demokrasinin kalbi

Tarihin cilvesine bakar mısınız. Lenin’e göre dünya, artık bütün bir emperyalizm cephesi ile bütün bir anti-emperyalizm cephesine ayrılmıştı. Bundan böyle devrim de emperyalizm cephesinin “en zayıf halkası” neredeyse orada patlak verecekti. Nâzım “O Duvar” şiirinde aynı fikri başka bir metaforla anlatıyordu.

Şiddetle aranıza mesafe koyacak mısınız?

24 saat içinde bir partiye yönelik siyasi eleştiriler yüzünden bir avukat İstanbul’da, bir partinin genel başkan yardımcısı ve 70 yaşında deneyimli bir gazeteci de öğlen vakti Ankara’da saldırıya uğradı. Bütün bunların tesadüf olduğunu, bunun organize bir saldırı olmadığını herhalde kimse iddia etmeyecek.

Popülizmin yükselişi ve panik duygusu

Panik duygusunun baskın hale geldiği anlarda hep olduğu gibi, “popülist liderler ve onların ‘baldırı çıplak’ destekçileri demokrasiyi öldürüyor” paniği de zecri tedbirleri onaylayan bir siyasi ortam yarattı. Demokrasinin faşizmin yükselişini seyrettiğinde neler olduğunu tarihten biliyoruz, böyle dönemlerde panik yararlı bir duygu ve tedbirler kaçınılmaz; savrulmamak kaydıyla…

Çözüm süreci… Kaftancıoğlu’na ceza…

Üç kadının öldürülmesini Başbakan Erdoğan “Provokasyon veya iç infaz” olarak yorumladı. Yardımcısı Bülent Arınç “Üzüntülerimi ifade ediyorum” dedi. Hükümete yakın medya, cinayetleri ‘Çözüm Süreci’ne karşı ‘pusu’ ve ‘sabotaj’ diye niteledi. Sonra Öcalan’ın mektubu televizyonların canlı yayınlarında okunacaktı.

Trump’tan sonrası (*)

Trump hadisesi, gözünü iktidar hırsı bürümüş bir popülistin yerleşik bir demokrasi için bile ölümcül olabileceğini açık bir şekilde gözler önüne serdi. Tehlike şimdilik atlatıldı ama tamamen ortadan kaldırılmadı. Asıl mücadele ve sınav, Trump’tan sonra başlayacak.

Ve devlet gücünü gösterdi…

“Biz devletin gücüyüz, neler yapabileceğimizi orada gösteririz size…” Ankara’da hakkını aramaya gelen işçilerin önünü kesen polislerin amirinin söylediği söz.

Tahta kızakta tatsız istifham

“Vatandaş” röportajlarında, Hollywood oyuncuları ve metinlerinin kullanılması… Çektikleri seçim filminde, “muhalefeti destekleyen serseri takımı”nı ve “sağduyulu halk”ı oyuncuların canlandırması bugünlerin uzağında değil: “Asılsız bir şeyi durmadan tekrarlarsanız, insanlar ona inanmaya meyleder.”