TÜM YAZARLAR

Yazara Göre Süz

PKK karşıtı Kürtlerin duruşu…

Kürt hareketi açısından yeni bir durumla karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Kürt siyasetçiler şimdiye kadar PKK’nın Türkiye’de şiddeti devam ettirmesini onaylamamakla beraber PKK ile tartışmaya girmiyor, geri çekiliyorlardı. Bu kez farklı oldu. Özellikle Kürt seçmenlerin, hatta geniş bir Türk seçmen kitlesinin de sempatiyle baktığı Demirtaş’ın bu duruşu, Kürt hareketinin içindeki huzursuzluğu, arayışları göstermesi bakımından ciddiye alınmalıdır.

Çığır açan “90’lar Akımı” nasıl buharlaştı?

“Sahnede 90’lar” başlıklı sergi SALT Beyoğlu'nda açıldı, 12 Şubat tarihine kadar izlenebilecek. Sergi, dönemin karanlık havası ile sivil toplumun dinamizminin tam bir tezat oluşturduğu bu ilginç tarihsel aralığı konu alıyor. Sergiyi gezdikten sonra zihinlerde ister istemez şu soru beliriyor: Peki sonrasında ne oldu? Bu çığır açıcı “90’lar Akımı” neden kalıcı olamadı? Sonrasında ne olduğunu anlayabilmek için devletle sivil toplum ilişkilerinin nasıl dönüştüğüne bakılabilir.

Tokat olayı sivil-asker çekişmesi mi, asker-asker çekişmesi mi?

İçişleri Bakanlığı, illerde görevli en üst rütbeli jandarma subayının o ildeki TSK/MSB mensubu subay/generale ya eş rütbeli ya da daha üst rütbeli olmasına yönelik bir atama ve terfi politikası izliyor son yıllarda. Bu durum, İçişleri’nin Jandarma üzerinden TSK’yla girdiği bir statü yarışının ürünü olsa gerek. 30 Ağustos’ta Tokat’ta vali ile garnizon komutanı arasındaki tartışma bu tercihle yakından ilgili.

Mersin: Umut ve endişe iç içe…

Doğup büyüdüğüm topraklarda. İstanbul’dan fırtına ve yağmur haberleri gelirken, burada Akdeniz’ın ılık sularında insanlar denizin keyfini çıkarıyor. Bu şehir insana umut aşılayacak kadar dinamik ve canlı. Çok farklı kültürlerin, geleneklerin, milliyetlerin barış içinde yaşadığı bir huzur kenti. Lojistik Fuarı’ndayız. Başarılı genç iş insanı dostumuz Latif Şimşek’in davetiyle geldiğimiz kentte önce Lojistik Fuarı’nı ziyaret ettik. Bir aile mesleği olan lojistik alanına yenilikler yaparak katkıda bulunmak isteyen Latif, bu fuara Türkiye’nin en hafif tankerini üretmenin heyecanıyla katılıyordu. “LTF Treyler” firması da onun yeni atılımlarındandı.

İsviçre çakısı

PKK’nin şiddeti, devletin elindeki bir İsviçre çakısı gibi, birçok işe yarıyor. Devlet bunu, bütün bir toplumu baskılayan ve itiraz seslerini kesen bir susturucu olarak kullanıyor. Peki devlet, kendisine bu kadar büyük bir alan ve yapıp-ettiklerine meşruiyet sağlayan PKK’nin silahından rahatsızlık duyuyor mu ya da çekiniyor mu? Zannetmiyorum. Aksine devleti endişeye sevk eden bir şey varsa, o da silah ve şiddet değil, sivil ve demokratik siyasettir.

Türk-Yunan ilişkilerinde kriz ve Kıbrıs: Saman alevi?

Yunanistan ile masaya oturma keyfiyeti reddedildi, ancak yaz boyunca aralıklarla da olsa havada it dalaşları, füze kilitlemeleri filan gibi krizler de kesildi. Öyle anlaşılıyor ki en azından Yunanistan’ı haklı veya haksız rahatsız eden uçuşlara ara verildi. Aynı şekilde büyük bir maliyetle tedarik edilen ve nedense adı “Abdülhamit Han” olan araştırma gemisinin bazılarının duydukları hayal kırıklığına rağmen en azından bu mevsim boyunca tartışmalı Doğu Akdeniz sularına gönderilmediği anlaşılmaktadır.

Roger Waters, savaş karşıtlığı, “antiemperyalist” kafa karışıklığı…

79 yaşındaki Roger Waters’ın tüm bu savaş karşıtlığı hikâyesinin Putin sempatisi ile nasıl birleştiğini anlamak da artık çok zor gelmiyor bana. İçeriği büyük ölçüde boşaltılmış ve hatta tersyüz edilmiş “antiemperyalizm” kavramını tekrarlayıp durunca kendini hâlâ kahraman gibi hisseden ve sırf bu yüzden içten içe Putin sempatizanı hâline gelenler var dünyanın dört bir yanında. Roger Waters onların kafası karışık sıradan bir temsilcisi sadece. Bunca görmüş geçirmişliğin içinde daha sakin ve sağ duyulu bir ses bekliyoruz belki ama nafile…

Kraliçe gitti, masal bitti

Masallarda padişahların, hanım sultanların, şehzâdelerin, ceddimizin aşklarını, kral, kraliçe, prenses dozajında al(a)madık bünyemize. Öyle uluorta âşık da olmazlar, ortalıkta öyle “setresi uzun, eteği çamur” Kâtibim misali dolaşmazlardı da zaten. Nedense müzelik sayılan numunelerine yerinde, bizzat göz attığım kadarıyla çok odalıydı “aşk”ları. Haremleri “mahrem”in tek kaşı kalkmış anagramı… Monogamik türlere ise tarihsel olarak yasaktı aşk. Tarih dediysem uzağa, masallara gitmeyin, anam babam usulü…

Belki de çok karanlık bir oyun değildir

Mersin saldırısı analizlerindeki temel yanlış, PKK’yı siyasi ve rasyonel düşünen, Türkiye’deki siyasi gerçekliğin içinde yaşayan ve önceliği siyasi olan bir örgüt olarak görmekten kaynaklanıyor. Halbuki PKK başka bir dünyada yaşıyor, onların öncelikleri ve içinde yaşadıkları gerçeklik bizimkinden farklı. Yani çok karanlık bir oyun oynanmıyor, her şey gözümüzün önünde oluyor.

Arap Baharının âliminin ardından…

Dünya Müslüman Âlimler Birliğinin kurucu başkanı Mısırlı Yusuf el-Karadavi 96 yaşında Doha’da hayatını kaybetti. Arap Baharı’nın âlimi olarak bilinen Karadavi, 2011 yılında Tahrir Meydanı’nda yaptığı konuşmada meydandaki milyonlara her şeyin yeni başladığını söylemiş, devrimi gücü ele geçirmek için yüz değiştiren siyasi aktörlere karşı korumaları için uyarmıştı. Tam olarak öngördüğü gibi, statüko karşısında reform çağrıları yenik düştü ve devrim hezimete uğradı. Eğer 2017 Körfez Krizi olmasaydı cenazesi muhakkak ki çok daha görkemli ve uluslararası olurdu.

Athena ama film

Harika bir film Athena. Peki bir şiir insanları isyana ve şiddete teşvik edebilir mi? Aşırı sağcılar filmi çok tehlikeli bulmuşlar Fransa’da. Bir iç savaş çağrısı olduğunu söylüyorlarmış. Sakin olamayan sağcılar ve kendine gereğinden fazla güvenen solcular. Bizim büyük liberal çaresizliğimiz.

“Demokrasiler” anlamlı bir kavram mı?

“Demokrasiler” o kadar içi boş, ayağı hiçbir yere basmayan bir kavram ki, hiçbir analiz yapmaya müsait değil, hiçbir şeyi netleştirmiyor, anlaşılmasına yardımcı olmuyor, basit bir “Ben Batı’yı ve demokrasiyi severim” iyiniyetinden ibaret kalıyor.

Kürt anahtarı ve demokrasi kapısı

Kürtlerin elindeki anahtarın birtakım kapıları açması için, Türkiye siyasetinin de HDP’nin de aşması lazım gelen bariyerler var. Bunları aşıp aşmayacakları, seçimlere gidilirken böyle zor bir işe soyunup soyunmayacakları şüpheli. Ama şüphe edilmeyecek bir husus var: Türkiye’nin içine düştüğü cendereden ancak Kürtleri kapsayan bir siyasetle çıkılabilir.

‘Söz’ü boğmak isteyen her türden radikallik için münbit bir toprak: Mersin

Mersin’de Polisevi’ne yapılan saldırı herkesin aklına 7 Haziran – 1 Kasım 2015 arasını getirdi. Bense, seçim öncesinde yaratılmak istendiği artık iyice belli olan korku ve tedirginlik atmosferinin 2015 tarzından ziyade 2005 tarzında kotarılma ihtimalinin daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün belediye ve sığınmacılar başlıkları nedeniyle, Mersin o günlerden çok daha hassas ve ‘münbit…’ O halde: 2005’te Mersin’de ne olmuştu ve sonrası nasıl gelmişti?

Akşener 6’lı masayı dağıtmak mı istiyor?

Akşener, 6’lı masayı dağıtmak mı istiyor? Mansur Yavaş’ı CHP’ye rağmen aday göstermek istemesinin yol açacağı sonuçları bilecek kadar siyasi birikime sahip. Akşener, CHP ile bir uyum yaratamazsa, AK Parti’nin kazanabileceğini de biliyor. İttifakı baltalıyor gibi bir görüntü vermek ona pahalıya mal olabilir. Böyle bir sonuç Akşener’i merkez sağın liderliği hedefinden uzaklaştırır ve marjinalize edebilir. 6’lı masa konusunda İYİ Parti içinde bir homurdanma var. Son konuşması onları mutlu etti.