Bundan sonra Türkiye, kendi sürecini kurtarmaya bakmalı.
Bunun için de acil olarak kendi vatandaşı olan Kürtlerle konuşan liderlere ihtiyacımız var. Şu anda esas olarak Türkiye’deki Kürtlerin ülkeye bağlılık hissinin tazelenmesi gerekiyor.
Bunun için çok fazla duygusal yatırım yaptıkları Suriye’de Kürtlerin haklarının garantisi olacağını gür sesle söyleyen bir Ankara’yı duymak isteyeceklerdir.
Her şeyin askeri ve istihbari çözümü yok. Rojava ve SDG deneyimi bunun en son örneği oldu.
Devlet yönetme sanatının temeli rıza kazanmaktır.
Ankara’da herkes bunu birbirine hatırlatsa iyi olur.
Yeni sistemin güçler dengesi ayağında ne gibi ipuçlarımız var? Beyaz Saray’dan gelen bazı sinyaller Trump’ın Düvel-i Muazzama nostaljisi olduğunu gösteriyor. Seçildikten bu yana Çin ve Rusya’ya ABD’nin geleneksel müttefiklerinden (gayrı resmî imparatorluğun sadık tebaasından) çok daha nazik davranıyor. Bazılarına göre Trump, büyük güçleri birer emlak imparatorluğuna benzetiyor. Emlak zenginleri gerekirse aralarında anlaşmalar, pazarlıklar yapıyor, ama kendi imparatorluklarını da diledikleri gibi yönetiyor.
Ankara'nın uzlaşı söyleminin inandırıcılığı, sahadaki gerçeklikle zayıflıyor. Kürtleri pasifize edip, askeri teslimiyet denklemine sıkıştırmayı hedefleyen siyaset istikrar sağlamaz. Kürtleri yok sayan her adım barış sürecini etkiler.
Trump Davos'ta konuşuyor: “Biz sanılandan çok daha büyük bir gücüz. Sanırım bunu iki hafta önce Venezuela'da anladılar. Biz Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz. Biz olmasaydık Avrupa Almanca ya da Japonca konuşacaktı. Eğer aşırı güç kullansaydım durdurulamaz olurduk, ama bunu yapmayacağım.”
Erdoğan, grup toplantısında konuştu: ““Önceki zalim rejim, Suriye’deki Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmiyor, anadillerini konuşmalarına müsaade etmiyordu. 2008’den itibaren yaptığım tüm görüşmelerde, Suriye’deki Kürtlerin hakkını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik.” Erdoğan, toplantı sonrası bir gazetecinin "Trump'ın Gazze Barış Kurulu davetine katılacak mısınız?" sorusuna “Hakan Bey katılacak” diye yanıt verdi.
Bundan sonra Türkiye, kendi sürecini kurtarmaya bakmalı.
Bunun için de acil olarak kendi vatandaşı olan Kürtlerle konuşan liderlere ihtiyacımız var. Şu anda esas olarak Türkiye’deki Kürtlerin ülkeye bağlılık hissinin tazelenmesi gerekiyor.
Bunun için çok fazla duygusal yatırım yaptıkları Suriye’de Kürtlerin haklarının garantisi olacağını gür sesle söyleyen bir Ankara’yı duymak isteyeceklerdir.
Her şeyin askeri ve istihbari çözümü yok. Rojava ve SDG deneyimi bunun en son örneği oldu.
Devlet yönetme sanatının temeli rıza kazanmaktır.
Ankara’da herkes bunu birbirine hatırlatsa iyi olur.
Devlet Bahçeli: “DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır? Terörün yedeğinde mi duracak, yoksa terörsüz bir geleceğe hizmet mi edecektir?“