ANALİZ – Sağlık skandalına tepkiler neden bu kadar cılız?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “vaka sayısı başka hasta sayısı başka” açıklaması, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bugüne kadar kendi yurttaşlarına da dünyadaki partnerlerine de ‘nanik’ yaptığını gösteriyor.

Bu büyük skandala gösterilen tepkilerin cılızlığı belki ancak yaşanan şokla; yaşanana inanmanın zorluğuyla; bir devletin böyle bir şey yapmış olmasını sindirmenin güçlüğüyle açıklanabilir: “Yok, aynen böyle gerçekleşmiş olamaz… Mutlaka başka bir açıklaması vardır… Biraz daha beklemek lazım…”

Biraz taze kemik kırığı gibi bir şey; olay sıcak olduğu için ağrısı az hissediliyor. Şaşkınlığımız da olayımız çok sıcak olduğu için nispeten ölçülü. Fakat günler geçip de yaşananın ‘ayniyle vaki’ kategorisinden bir olay olduğu ortaya çıkınca, işte asıl o zaman şaşıracağız.

Dün meydana gelmiş olayın bugünkü taze yurtdışı tepkilerine bakalım önce.

Reuters: “Sağlık Bakanı: Türkiye sadece semptom gösteren corona virüsü vakalarını açıklıyor.”

Telegraph: “Türkiye’deki corona virüsü enfeksiyon sayısı resmi sayının 20 katı daha fazlaymış.”

Guardian: “Covid-19 vaka sayısının resmi verilerden 19 kat daha fazla olduğuna dair iddiaları reddeden Koca sadece semptom gösteren vakaları açıkladı.”

Şimdilik bu kadar, gördüğünüz gibi hepsi de İngiltere kaynaklı. “Büyük resmi göremiyor musunuz, sormadınız mı kendinize ‘neden İngilizler atladı bu işin üstüne diye’ eleştirilerini peşinen savuşturmak için başka haberler de aradık ama bulamadık! Fakat onlar da gelecektir.

Meselenin, her ikisi de devlete duyulan güveni çok yüksek ölçülerde iskontoya uğratacak iki yönü var: Ulusluslararası güven ve vatandaşlar arası güven.

Uluslararası güven: Şöyle bir örnek üzerinde düşünelim… Diyelim ki uluslararası spor federasyonlarından biri hangi ilaçların doping sayılacağını ilan etti. Bu, federasyona üye bütün ülkeleri bağlar ve federasyonları bu ilacı kullanan sporcularını merkeze bildirmekle yükümlü kılar. Diyelim, zaman içinde üye devletlerden birinin şaşırtıcı derecede az dopingli sporcu sayısı bildirmesi üzerine şüpheler yoğunlaşır ve günün birinde ortaya çıkartılan bir belge gösterir ki, bu ülke federasyonu sadece aynı anda birden fazla ilacı kullanan sporcuları ‘dopingli’ olarak tespit edip merkeze gönderiyormuş. Tek ilaç kullandığı için dopingli sayılmayan sporcuların sayısı bunun 10 misliymiş!

Bunun üzerine olaylar şöyle gelişir: İlgili ülkenin ilgili federasyonunun başkanı bir basın toplantısı düzenler ve “doping ilacı almış sporcu başka dopingli sporcu başka, biz ikiden fazla ilacı aynı anda alanlara ‘dopingli’ diyoruz” açıklamasını yapar.

Gördüğünüz gibi olayımız dün ülkemizde yaşanan sağlık olayına pek benziyor.

Muhayyel örneğimize dönelim… Bundan sonra olacak olan, federasyona bağlı diğer ülkelerin “Yahu bu ne pişkinlik” diye ünledikten sonra şu soruları sormasıdır: “Sizin de imzaladığınız anlaşmada açıkça şu şu şu ilaçlardan herhangi birini kullanana ‘dopingli’ denir yazmıyor muydu? Bize bildirdiğiniz ‘vaka’ sayılarını biz haklı olarak böyle algılamadık mı bugüne kadar? Siz, bizim bildirdiğimiz vaka toplamının tek bir ilaç kullananlardan oluştuğunu bilmiyor muydunuz?”

Gördüğünüz gibi bu sorular karşısında sessizce utanmaktan başka bir şey yapmak, mesela kendini savunmaya çalışmak çok zordur.

Vatandaşlar arası güven: Burada da, sorulduğunda utanmaktan başka bir şeyin yapılamayacağı vatandaş soruları var:

“Aylardır ‘vaka, testi pozitif çıkandır’ diye anlatmadınız mı bize? Açıkladığınız rakamları haklı olarak ‘demek pozitif sayısı bu kadar’ diye algılamadık mı? ‘Pozitifler, sempton göstermeseler de bulaştırırlar, en tehlikelisi de bu’ demediniz mi bize? Söylediğinizle gerçek rakam arasında uçurum var, gerçek rakamı açıklasaydınız çok daha dikkatli davranacağımız hiç aklınıza gelmedi mi? Ve: Bundan sonra biz size nasıl güveneceğiz?”

Gelin bu işin adını koyalım: Bu büyük bir skandaldır. Sağlık Bakanı başlangıçta kendisine duyulan fakat artık eser miktarda kalmış güvenin tamamını toprağın altına gömmüştür.

Bu da hakkaniyet notu: Bu skandaldan sadece Sağlık Bakanı sorumlu tutulamaz. Hatta, rejimin niteliğini göz önünde bulundurursak, onun sorumluluğu ikinci derecedendir.

Bu analizin son satırlarını yazarken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ancak ‘talihsiz’ sıfatıyla anılabilecek bir tweet attı:

“Bilelim ki, salgınla mücadele sürecinde, devletimiz, HALKININ SAĞLIĞI KADAR, ULUSAL ÇIKARLARINI DA korumaktadır. Çünkü salgın hayatın bütün alanlarını etkilemektedir. Mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri, fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp, leke aramaktan farksızdır.”

Yani şimdi ne demek istemektedir Sağlık Bakanı? Mesela bir ulusal çıkar olan ülke tunizmiyle ilgili olumsuzluk doğuracağı için rakamlarla oynanabileceğini mi söylemektedir. Herhalde değil. Fakat ne demek istediğini açıklamadığı sürece, bu mesajın böyle okumalara açık olduğunu bilmelidir Sağlık Bakanı.

Önceki İçerikKaya Kalaycı: Bakıra can veriyor
Sonraki İçerik“Çiftçi kardeşim terörist ilan edilirse, 83 milyon teröristtir”