Biden’in kabinesi, farklı kimliklerin en iyi temsil edildiği yönetim olabilir mi?

BBC News’den Ritu Prasad, Biden'in şu ana kadar açıkladığı listeyi, ABD’yi kuruluşundan bu yana yönetmiş önceki kabinelerle kıyaslayarak, 20 Ocak’ta göreve başlayacak kabinenin “ülke tarihinde farklı kimliklerin en iyi temsil edildiği yönetim olabilir mi” sorusunun cevabını aradı. Dosyanın BBC Türkçe’deki çeviri versiyonunu okurlarımızla paylaşıyoruz.

George Washington iki yüzyıl önce ilk kabinesini topladığında – ki o zaman buna kabine adı verilmemişti – farklı bakış açılarının ABD hükümetinin kalbinde bir araya gelmesi fikrini öne çıkarmıştı.

Kuşkusuz 1791 yılı olduğunu düşünürsek, o odada bir araya gelenlerin tümünün beyaz ve erkek olduklarını belirtmeye gerek yok.

Amerikan Anayasası’nda kabineden bahsedilmez. Fakat ülkenin ilk başkanı, kendisine önemli konularda kılavuzluk edecek danışmanlarının masaya farklı bakış açılarını da getirmesinin önemini kavramıştı.

2021 yılının başlarında yeni hükümet yemin ettiğinde, ABD ilk Amerikan Yerlisi bakanının, ilk kadın ulusal istihbarat başkanının, ilk Latin Amerika kökenli iç güvenlik başkanının, ilk açık eşcinsel hükümet üyesinin ve daha bir çok farklı kimlikten yetkilinin ilk kez üst düzey görevlere getirildiğine tanık olabilir.

Biden şimdi kabinesini oluştururken, çeşitli kimliklerin temsiline ilişkin vaadini yerine getirmesi konusunda bir çok farklı grup ve toplulıluğun baskılarıyla karşı karşıya.

Kabinede farklılıkların temsili neden önemli?

1933 yılından bu yana görev yapan başkanlardan sadece 11 tanesi kabinesinde kadınlara yer verdi. Şu ana kadar ABD’de hiçbir hükümet, ülkedeki cinsiyet ve ırk bileşimini temsil etmeye yaklaşmadı bile.

ABD’de kabinenin kaç üyeli olacağı yönetimden yönetime değişebiliyor, ama kabaca 15 önemli görev olduğunu söyleyebiliriz.

Son 30 yıl içinde eğilim, bu görevlerde temsile giderek daha büyük önem verilmesi yönünde oldu.

Ya da en azından Trump yönetimine kadar böyle bir eğilim vardı.

1993 Clinton yönetimi

Bill Clinton’un başkanlık yeminini ettiği gün, Washington Post gazetesi yeni Demokrat liderin ülke tarihinin en çeşitli kabinesini biraraya getirdiğini yazdı: Clinton’un kabinesinde 5 kadın, 4 siyah ve 2 Latin kökenli Amerikalı vardı.

Clinton’un hükümetinde küçük ve orta boyutlu işletmelerden sorumlu Aida Alvarez, ABD’de kabine düzeyinde görev alan ilk Latin kökenli Amerikalı oldu.

1993 Clinton yönetimi

2001 Bush Yönetimi

George W Bush’un ilk kabinesi, Demokratlara yakın New York Times tarafından “etnik köken ve ırk temelinde en az Clinton hükümeti kadar çeşitli” bulunarak kutlandı.

2001 Bush kabinesi

Bush dışişleri bakanlığına, Jamaikalı göçmen bir ailenin oğlu olan emekli general ve eski genelkurmay başkanı Colin Powell’ı seçmiş, böylece bu göreve ilk kez bir siyah gelmişti.

Daha önce Clinton yönetiminde görev yapmış bir Demokrat olan, Asya kökenli Norman Mineta da Cumhuriyetçi başkan Bush tarafından ulaştırma bakanlığına getirildi.

Bush yönetiminde Condoleezza Rice ilk siyah ve kadın ulusal güvenlik danışmanı oldu. Daha sonra Colin Powell’ın istifasıyla Rice, ilk kadın ve siyah kadın dışişleri bakanı da oldu.

George W. Bush’un kabinesinde ayrıca ilk kez Pasifik Adaları’ndan, Asyalı bir kadın olan Elaine Chao da çalışma bakanı olarak görev aldı.

2009 Obama Yönetimi

Başkan Barack Obama ülke tarihinin, o zamana kadar “çoğunlukta olanların azınlıkta kaldığı” ilk kabinesini oluşturdu.

Obama kabinesi

En kıdemli kadrolar içinde 7 kadın, 9 azınlık etnisite mensubu ve sadece 8 beyaz erkek vardı.

Obama yönetiminde Susan Rice ABD’nin ilk siyah kadın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve Eric Holder ilk siyah Adalet Bakanı olarak görev yaptı.

2016 Trump Yönetimi

Donald Trump döneminde kabine bileşimi bakımından Ronald Reagan dönemine doğru bir geri dönüş yaşandı ve başkanın bütün yakın çevresi varlıklı beyaz erkeklerden oluştu. Trump buna karşılık Beyaz Saray personeline daha önceki Cumhuriyetçi yönetimlerden daha fazla kadın atadı.

Trump’ın üst düzey görevlere getirdiği nadir kadınlardan biri de ilk Yerli Amerikalı BM büyükelçisi Nikki Haley oldu.

İlk Trump kabinesi

Temsilde adalet neden bu kadar gecikti?

Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar gibi Amerikan toplumundaki farklı etnik gruplar da hâlâ nüfustaki oranlarını yansıtacak şekilde yönetimde değiller.

Bunun bir sebebi, kabineye seçilebilmek için başkanın baktığı insan havuzuna girebilmek, bunun için de önce başka mevkilere seçilmek gerekmesi — ve buralarda yaşanan eşitsizlikler.

Örneğin ABD Kongresine ilk kadın üye 1916’da seçildi, fakat Başkan Franklin Roosevelt’in kabineye ilk kadın üye olarak Çalışma Bakanı Frances Perkins’i ataması için 20 yıl geçmesi gerekecekti.

Siyah ve diğer etnik azınlıklara mensup Amerikalılara kabine yolunun açılması daha da uzun zaman aldı.

Kongre’ye bir siyah üye ilk kez 1870 yılında girdi, ama Başkan Lyndon Johnson 1966 yılında Robert Weaver’ı kabineye seçene kadar aradan neredeyse yüz yıl geçmişti.

İlk siyah kadın Kongre’ye 1968 yılında girdi. Kabineye giren ilk siyah kadın ise 1977 yılında konut bakanı olan Patricia Roberts Harris oldu.

Kongre’ye seçilen kadınların, etnik azınlık temsilcilerinin sayılarının artması, onların yönetime gelmesi taleplerini yükselten seslerin de güçlenmesini beraberinde getirdi.

Önemli bir başka unsur ise ABD Anayasası’nda hükümette eşit temsil şartına ilişkin düzenlemeler yapılmamış olması.

Bazı ülkeler, toplumdaki etnik topluluklara ya genel olarak kadınlara hükümetlerde veya siyasi partiler içinde nüfuslarına orantılı yönetim kotaları tanıyor.

Düşmeyen ‘mevziler’

Amerikan hükümetinde hiçbir kadının getirilmediği üç bakanlık Savunma, Hazine ve Emekli Askerler bakanlıkları.

Biden hükümetinde en azından Janet Yellen’in hazine bakanlığına getirilmesiyle bu sırça tavanlardan birinin delineceği düşünülüyor.

Hükümette temsil çeşitliliği ne anlama geliyor?

Ohio State University (Ohio Eyalet Üniversitesi) siyaset bilimi ve toplumsal cinsiyet çalışmaları bölümünden Profesör Wendy Smooth, kabineye yapılan atamaların bir yandan hükümetlerin öncelikli değerleri ve projeleri hakkında mesajlar verdiğini, ama aynı zamanda birlikte bir kimlik oluşturduğunu söylüyor.

“Bunlar bir yönetimin iradesini ortaya oyduğu ilk icraatlar; yönetimin ruhunu, değerlerini ortaya koyduğu ilk adımlar. Bu bir kimlik belirleme anı. ‘Biden yönetimi olarak biz işte buyuz ve Amerikan halkıyla ilişkimizi oluştururken önceliklerimiz bunlar’ demiş oluyor” diyor.

Sembollerin önemini net bir şekilde ölçmek mümkün olmayabilir. Ama sembolizm diye bir şey var. Örneğin liderlik konusunda yerleşmiş varsayımları başaşağı çevirmeniz kayda değer sonuçlar yaratabilir.

Rutgers Üniversitesi kadın ve siyaset kürsüsünden Profesör Kelly Dittmar, “Bir kadının ilk kez savunma bakanlığına getirilmesiyle, erkeklerin savunma alanında daha iyi ve daha bilgili oldukları varsayımı sarsılmaya başlar mı? Evet, kaçınılmaz olarak başlar” diyor.

Bunun Kamala Harris’in Başkan Yardımcılığı için de geçerli olduğunu, bundan sonra başkanlık için bir kadın siyasetçi aday olduğunda onun bu göreve uygunluğunu sorgulayanların sayısının kaçınılmaz olarak azalacağını umuyor.

Biden’ın önündeki sınavlar

Biden şimdiye kadar açıkladığı isimlerle Barack Obama’nın yönetiminden daha güçlü bir temsili gerçekleştirme yolunda.

Şu ana kadar farklılıkların en geniş şekilde yansıdığı ABD hükümetini kurmuş olan, Başkan Obama idi. Ama onun da kabinesinde 7 kadına karşılık 16 erkek ve sadece 1 siyah bakan vardı.

Fakat Biden’ın karşı karşıya olduğu bir zorluk, az sayıda bakanlık için birçok farklı grup ve topluluğun rekabet halinde olması. Bu yüzden yaptığı seçimler kimilerini sevindirirken kimilerini rahatsız edebilir.

Biden Savunma Bakanlığı’na ilk kez bu görevi alacak olan bir siyah olarak General Lloyd Austin’i getirdiğini açıkladığında, bu göreve daha önce hiç bir kadının getirilmemiş olmasından dolayı beklenti içinde olan bazı kadın grupları hayal kırıklığına uğradı.

Bir yandan da partinin ilerici kanadı Biden’ı tercihlerinde şu ana kadar fazla güvenli adaylara; çok ılımlı, yerleşik ve yaşlı isimlere yönelmekle suçluyor.

ABD siyasetinde farklılıkların temsili bilhassa son 20-30 yıl içinde giderek daha büyük önem kazanmaya başladı.

2020’nin Demokrat seçmeni artık göstermelik bir azınlık temsiliyle yetinecek gibi görünmüyor ve Biden’ın kampanyasını destekleyen farklı gruplar, onun şimdi vaatlerini yerine getirmesini talep ediyor.

Eğer farklılıkların temsili konusunda yeterince ileri gidemezse bunun politik bir faturası olacaktır.

Profesör Wendy Smooth, Ocak ayında Georgia eyaletinde Senato’nun çoğunluğunu belirleyecek seçimin yapılacak olmasının Biden’ın elini özellikle zorladığını hatırlatıyor.

“Demokratlar Georgia’daki iki senatörlüğü alırsa Kongre’nin tamamını kontrol ediyor olacaklar. Ama en küçük bir yanlış adım seçmenin hevesini kırabilir ve katılımı düşürebilir” diyor.

Biden Çarşamba günü yaptığı açıklamada kabinesinin ülkesinin tarihindeki temsil gücü en yüksek yönetim olacağını söyledi.

Perşembe günü kabineye seçildiği açıklanan son isim, Kongre üyesi Deb Haaland’dı. Kabineye giren ilk Yerli Amerikalı (kadın) oldu.

Gene de Biden’ın kabinesinde temsilin yeterli olduğu söylenebilir mi?

İleri doğru atılmış bir adım olsa da birçok seçmeni Biden’ın bu konuda henüz yeterince ileri gitmediğini düşünüyor.

Biden kabinesi