Tutuklu komedyen Deniz Göktaş hakkında hazırlanan iddianamede, YouTube’da yayımlanan “Ölü Deniz” adlı gösterisindeki sözleri nedeniyle üç ayrı suçlama yöneltildi. Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi. Savcılık, Göktaş’ın “dalgıç”, “oruç tutan canlı bomba” ve “Kuran’ı Kerim” şakalarının “İslam dini aşağılamaya yönelik” olduğunu öne sürdü. İddianamede, “oruç tutan canlı bomba” sözleri için, oruç tutan kişilerin canlı bomba olmaya müsait olduğunun ve bir canlı bombanın oruç tutması hâlinde nerede patlayacağının belli olmadığının söylendiği değerlendirmesi yapıldı. Savcılığın aktardığına göre Göktaş, 500’den fazla kişi tarafından CİMER’e şikâyet edildi, şikâyetçiler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Manevi İlkeli ve Liyakatlı Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası da var. Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
“Ölü Deniz” gösterisinin 24 Haziran 2026’da YouTube’da yayınlanmasından sonra gözaltına alınarak tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında 63 gün sonra iddianame yazıldı.
Başsavcılık, Göktaş’ın söz ve ifadelerinin Türk Ceza Kanunu’nun 299/1-2. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret”, 216/1. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve 215. maddesinde düzenlenen “suçu ve suçluyu övme” suçlarını oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu. Deniz Göktaş hakkında üç suçlamayla 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi.
500’den fazla kişi CİMER’den şikâyet etti, Erdoğan müşteki oldu
İddianamede 13 kişi ve kurum ihbar eden olarak yer aldı. 500’den fazla kişinin CİMER üzerinden Göktaş hakkında şikâyetçi olduğunu belirten savcılık, “Manevi İlkeli ve Liyakatlı Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası”nın da şikâyetçiler arasında olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da iddianamede müşteki olarak yer aldı.
Savcılık: Her hak gibi ifade özgürlüğü de sınırsız değildir
İddianamede Anayasa’ya atıfta bulunan savcılık, ifade özgürlüğü hakkında şöyle dedi:
“Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ederek, bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.
Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde hayati önemdedir.
Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama negatif, etkili şekilde koruma gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilmez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir.
Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasanın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Bu nedenle, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır.”
“İfadeleri Cumhurbaşkanı’nın şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta”
Göktaş’ın “Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim” diye başlayan şakası hakkında konuşan savcılık, şu değerlendirmede bulundu:
“Şüphelinin alınan savunmasında gösteri metnini kendisinin yazdığını ikrar ettiği ve söylemleri barındıran videonun şüpheli tarafından paylaşıldığının şüphelinin savunmasıyla sabit olduğu, şu konu bu söylemlerin eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanının toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve bu nedenle şüphelinin üzerine atılı TCK’nın 299. Maddesinde tanımlı Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret suçunu işlediği, tespit edildi.”
“Oruç ibadetini gerçekleştiren kişilerin canlı bomba olmaya da müsait olduğunu…”
Göktaş’ın “oruç tutan canlı bombalar” şakası hakkında değerlendirmeden bulunan savcılık, şöyle dedi:
“Söylem ile halkın büyük bir kesiminin benimsediği İslam dininin ibadetlerinden olan oruç ibadetini gerçekleştiren kişilerin canlı bomba olmaya da müsait olduğunu, canlı bombanın oruç tutması halinde kendisini nerede patlatacağının belli olmadığını belirterek halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici söylemlerde bulundu.”
“Dalgıçlar kelimesinden denize haşema ile giren kadınları kastettiği…”
Göktaş’ın “haşema giyen kadınları dalgıçlara benzettiği şakasında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğini” ifade eden savcılık, şu ifadeleri kullandı:
“Halkın büyük bir kesiminin benimsediği İslam dininin inancına göre denize haşema ile giren kadınlara “Sıktığımın dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum” şeklinde halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edici söylemlerde bulunduğu, keza şüphelinin de Cumhuriyet Başsavcılığımızca alınan savunmasında “dalgıç” kelimesinden denize haşema ile giren kadınları kastettiğini ikrar ettiği,”
“Suçu icra ettiği eylemlerini öven, meşru gösteren ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran ifadelerde bulundu”
Göktaş gösterisinde Daltonlar Suç Örgütü hakkında espri yapmış, bu şakası nedeniyle tutukluluğunun ikinci ayında yeniden tutuklanmıştı. Göktaş’ın ‘suçu ve suçluyu övme’ suçlamasının yöneltilme gerekçesi olan ifadeleri şöyle:
“Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram hesabı. Oradan Daltonlara yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin’den parayı yatırıyorsunuz takip de edemiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor buydu değil mi abi? Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz muhteşem bir sistem…”
Savcılık bu sözler hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kamuoyunca bilinen ve suç örgütü olan “Daltonlar Çetesi” ismiyle bilinen suç grubunun suçu icra ettiği eylemlerini öven, meşru gösteren ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran ifadelerde bulunduğu, buna göre şüphelinin TCK’nın 215. maddesinde tanımlı Suçu ve Suçluyu Övme suçunu işlediği, yukarıda yazılı olan deliller ile tüm soruşturma evrakı kapsamında anlaşılmıştır.”
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

