Anasayfa / Haberler / Eski Tunceli Valisi’nin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in ifadesi ortaya çıktı: “Benim de kız kardeşim var, tecavüz iddiaları midemi bulandırıyor”

Eski Tunceli Valisi’nin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in ifadesi ortaya çıktı: “Benim de kız kardeşim var, tecavüz iddiaları midemi bulandırıyor”

Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in jandarmada verdiği ifade ortaya çıktı: “Benim de kız kardeşim var bu tecavüz kelimesini duydukça iğreniyorum", "Kesinlikle gerçek bir silah ile hiçbir işim ve hiçbir merakım olmadı. Kesinlikle bana bahsettiğiniz silahlar ne bende ne aracımda asla bulunmamıştır. Benim airsoft merakım vardır ve bu sporda kullanılan silahları kullanırdım. Hatta bu spora olan ilgim de İstanbul iline yerleştikten sonra kalmadı. Daha çok derslerime ve evcil hayvanlara ilgi duydum."

Gülistan Doku soruşturması kapsamında nöbetçi sulh ceza hakimliği kararıyla kasten öldürme suçundan tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’injandarmada verdiği ifade ortaya çıktı.

Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’nda ifadesi alınan Sonel, soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Uğurcan Açıkgöz ve Amerika’daki Umut Altaş ile lise arkadaşı olduğunu söyledi. Zeınal Abakarov ve Engin Yücel’i tanımadığını belirten Sonel, şunları anlattı:

“Umut Altaş’ın aile düzeni bozuktur. Bunu da şahit olduğum beraber olduğumuz bir ortamda anne babasının sürekli kavga ettiğini ve durumlardan çok rahatsız olduğunu hatta dayanılmaz bir hale gelerek bileğini cama vurarak kestiğinden dolayı biliyorum. Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş’ın ismini bilmediğim sevgilisi benim hakkımda Umut’a yönelik olarak sürekli “valinin oğlu ile arkadaşlık mı yapılır” dediğini başkalarından duymuştum. Ancak Sidar Altaş kız arkadaşının dediği konulara hiçbir zaman katılmamış, bana boş ver onun söylediklerine takılma demiştir. Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ı da arkadaşımın babası olmasından dolayı tanırım.

Umut Altaş ile Tunceli’den ayrıldıktan sonra çok görüşmedim ancak üniversiteye başladığım zaman bana hayırlı olsuna Uğurcan Açıkgöz, Umut Altaş, Ercem Çelebi ziyarete İstanbul’a bir kaz defa gelmişlerdi. Umut Altaş ile son fiziki görüşmem o tarihtir.

“Uyuşturucu ortamına beni sokmazlardı”

“Umut Altaş çok zaman önce değil yaklaşık 6-7 yıl ay önce yurt dışı numarası ile arayarak borç para istedi. Bu konuyu Uğurcan Açıkgöz ile de paylaştım. Uğurcan’a ‘Ne alaka ne yollayacağım’ şeklinde konuşarak güldük. Bu arada ben borç para istediğinde 2000-3000 TL isteyeceğini düşünürken benden 10.000 dolar para istedi. Ben öğrenci bir insanım bu kadar paranın bende olması zaten mümkün değildir. Tunceli’de arkadaşlık yaptığımız dönemde benim bildiğim kadarıyla Umut Altaş ve ismini Ekincan olarak bildiğim ancak soy isminin Kılıç olarak hatırladığım ve hatırlamadığım başkaları uyuşturucu madde kullanıyorlardı ve beni bu ortamlara sokmazlardı. Bu kişiler uyuşturucuyu genelde sanayide kullanırlardı, kullandıkları aparatları da mesire alanlarındaki ağaçların altlarına atarlardı.

Beni bu ortamlara sokmamalarının sebebi benim uyuşturucuya hassasiyetimi bilirlerdi ve kendilerine kızacaklarımı ve onlara karşı bakış açımın değişeceğini düşünürlerdi. Aynı şekilde alkole de karşı olduğumu hatta bu konuda kendi aralarında iddiaya girerek ben Türkay’a içireceğim var mısınız iddiasına diyerek konuşmalarına şahit oldum. Hatta videoları bile telefonlarından çıkabilir. Benim telefonumda bile bu husus çıkabilir. Kendi telefonumda 2009’dan bu güne kadar anılarımı biriktiririm bu videolar bu anılarım içerisinden çıkabilir. Ancak ben kesinlikle uyuşturucu kullanmadım. Ayrıca istenirse bana test yapılabilir. Bu hususu bildiğimden dolayı Umut Altaş’ın uyuşturucu kullanmaya devam ettiğini düşündüm. Ekincan Kılıç’ın 4-5 yıl önce duyduğum kadarıyla yasa dışı yollarla Fransa’ya gittiğini duydum.”

Şükrü Eroğlu’yla ilgili sorulara Sonel, şöyle yanıt verdi:

“Şükrü Eroğlu’nu babamın koruma ekip şefi olduğundan dolayı tanırım. 2019-2020 yıllarında Şükrü Eroğlu’nun kullanımında olan bir araç var mıydı bilmiyorum. Bana sorduğunuz Hyundai Sante Fe model araç hakkında bir bilgim yoktur. Yine bana sormuş olduğunuz 34 BGJ 967 plakalı araç ile de bir fikrim yoktur. Ancak babamın koruma ekibinin kullandığı bir çok araç vardı. Tem Şubenin beyaz renkli amarok marka bir araç vardı ve bu araca Memduh abi ve ismini hatırlayamadığım başka polisler kullanırdı.Ford Ranger marka gri renkli artçı araç vardı, bu aracı Burak, Mesut, Çağrı, İlhan, Emre, Abdullah Şükrü Erol ve isimlerin hatırlayamadığım özel harekat polisleri kullanırdı.

Ayrıca siyah yada gri renk olarak hatırladığım Renault marka Megana model bir araç daha vardı. Bu da önce olarak hareket ederdi. Bu aracı da oflu Emre dediğimiz Emre ve isimlerini hatırlayamadığım özel harekat polisleri kullanırlardı. Yanlış hatırlamıyorsan Eren Bülbül isimli polis beni ve kardeşimi 2009 yada 2010 model siyah renkli Audi marka otomobil ile okula bırakıp okuldan alırdı. Ben bu bahsettiğim araçların plakaları güvenlik sebebiyle sürekli değiştiği için plakaların hiç birisini hatırlamıyorum.” 

“Gülistan’ı tanımıyorum”

“Herhangi bir yerde herhangi bir şekilde görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişim olmadı. Sadece kaybından sonda herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım.”

Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarındaki verilerin silinmesiyle ilgili Sonel, “Böyle bir şey mümkün değildir, benim veya bir yakınımın ilgisi yoktur.” yanıtını verdi. SIM kart ile ilgili de hiçbir bilgisi olmadığını ileri sürdü. 

“Ben Gülistan Doku’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiç birisi Gülistan Doku’yu tanımazdı. Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatları veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum çünkü. Mesela benim numaram çocukluğumdan beri aynıdır, hiç değişmedi, yıllardır da benden başkası bu hattı kullanmaz.” 

“Alınan tanık beyanlarında sizin bir kadını hamile bıraktığınız beyan edilmiştir, bu kadın kimdi ve bahse konu olay ne zaman nerede meydana gelmiştir?” sorusuna Sonel, “Böyle bir durum söz konusu bile olamaz, öyle bir durum varsa ispatlasınlar.”

“Gençlik Merkezi’ne gidip gitmediğimi hatırlamıyorum”

Daraltılmış baz raporu hatırlatılarak Gençlik Merkezi’ne gidip gitmediği sorulan Mustafa Türkay Sonel, şunları anlattı:

“Ben gençlik merkezine gidip gitmediğimi tam olarak hatırlamıyorum ancak büyük ihtimalle gitmemişimdir. Ben o dönem arkadaşlarımla okuduğum Özel Uğur Temel Lisesi’nin karşısında bulunan kütüphaneye ders çalışmaya giderdik. Aradan çok uzun bir zaman geçtiği için bu konu ile ilgili bir fikrim yoktur.

Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir bilgim ve ilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir. Tekrar ediyorum benim de bir kız kardeşim var. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Ben de bir üniversite öğrencisiyim benim de çevrem, komşularım, kız ve erkek arkadaşlarım var. Umarım bu gerçekleri en kısa zamanda ortaya çıkar, Gülistan’ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum.”

“Gülistan’ın çalıştığı kafeye tatlı almaya giderdik”

Gülistan kaybolmadan önceki gün Gülistan’ın çalıştığı Hanımeli Kafe’ye gittiği tespit edilen Sonel, o gün yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin, şunları söyledi:

“Ben bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğiniz Hanımeli Kafe’nin sahibinin oğlu Sidar Elma bizim arkadaş grubunda okul arkadaşımdır. Hatta kendisine apple diyerek takılırdık. Bu arada ben bu Hanımeli isimli kafeye bir yada iki kere gitmişimdir. O da arkadaşlarım Umut Altaş ve Ekincan’ın bu kafenin tatlılarını sevmeleridir.”

“Silahlara merakım hiç olmadı”

“Kesinlikle gerçek bir silah ile hiçbir işim ve hiçbir merakım olmadı. Kesinlikle bana bahsettiğiniz silahlar ne bende ne aracımda asla bulunmamıştır. Benim airsoft merakım vardır ve bu sporda kullanılan silahları kullanırdım. Hatta bu spora olan ilgim de İstanbul iline yerleştikten sonra kalmadı. Daha çok derslerime ve evcil hayvanlara ilgi duydum.” 

“Vizelere hazırlanmam gerekirken buradayım”

Tarafıma iddia edilen suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Benim ve aileme karşı yapılmış olan bu itibar suikastıdır. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasıdır. Benim gibi üniversite öğrencisi olan birisinin akşam saatlerinde evinden
alınarak buraya getirilip gözaltına alınmam bu durumları yaşamamın tek sebebi babamın makamıdır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir. Benim şu an üniversite de vize sınavlarıma hazırlanmam gerekirken sizin karşınızdayım ve bu durum benim çok fazla zoruma gidiyor.” 

“Benim de kız kardeşim var”

“Benim Gülistan Doku’nun kaybolması ile ilgili yada sonradan bana söylediğiniz tecavüz olay ile ilgili benim uzaktan yakından hiçbir ilgim yoktur. Şunu da tekrar etmek istiyorum. Benim de kız kardeşim var bu tecavüz kelimesini duydukça iğreniyorum. Erdoğan Elaldı ismini ilk defa duydum, kendisini tanımam ve bilmem. Benim söyleyeceklerim bunlardan ibarettir”

“Üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphe”

Savcılıkta da ifadesini tekrarlayan Sonel için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, sevk yazısında şu değerlendirmeleri yaptı:

“Dosyada mevcut gizli tanık beyanına göre şüphelinin maktuleyi yanında diğer şüpheli Umut Altaş da olduğu halde öldürdüğü, olay yerine koruma polisi Şükrü Eroğlu’nu çağırdığı. Şükrü’nün cesedi alarak Tunceli ili Pertek İlçesi Koçpınar Köyünde bulunan mezarlığın yanındaki ağacın altına gömdüğü ancak yaklaşık 1-2 yıl önce cesedinin yerinin değiştirildiği, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı yer altı görüntüleme cihazı uzman kullanıcısı ile birlikte gizli tanığın tarif ettiği bölgeye 12/01/2025 tarihinde Jasat ekipleri ile birlikte gidildiği, gizli tanığın beyanında geçen yer gösterilmeksizin geniş alanın taranmasının istendiği, uzman kullanıcının gizli tanığın beyanında geçen mezarlığın yanında bulunan büyük ağacın altındaki noktada daha önceden kazı yapıldığı ve boş olduğu, cesedin gömüldükten sonra tekrar çıkartılarak başka yere nakil yapılmış olabileceği yönünde değerlendirme yapılması üzerine cihazla bu bölgenin tarandığı, uzman kullanıcının tarama sonucunda gizli tanığın tarif ettiği bölgede bir şahsın gömülerek belli bir süreden sonra çıkartıldığı bu sürenin yaklaşık 1-2 yıl içerisinde olduğu, tespit edilen boşluğu ceset ile birlikte sırt çantası tarzında bir cisim ile silahta gömülmüş olabileceği, boşlukta meydana gelen oksitlenmenin bu sebeple oluşturulduğunun değerlendirildiği, bu tespit üzerine Tunceli İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Ekiplerinin bölgeye çağrıldığı, ilgili alanın kazıldığı ancak herhangi bir insan cesedine veya kemik parçasına rastlanmadığı, YGC uzman kullanıcının bu tespitlerine dair 12/01/2025 tarihli yer altı görüntüleme cihazı arama sonuç raporu tanzim ettiği, belirtilen hususların iş bu raporda da yer aldığı, YGC cihazıyla yapılan arama faaliyeti sonucu düzenlenen uzmanlık raporu ile gizli tanık beyanının uyumlu olduğu ve bu açıdan gizli tanık beyanına itibar edilebileceği, dosyada mevcut bilgi, belgelerden şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; Şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 100. vd. maddeleri uyarıncа tutuklanmasına karar verilmesi kamu adına talep olunur.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın