Geçen ay Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevinden ayrılan Tulsi Gabbard, kamuoyuna açıkladığı yeni belgelerle Washington’da uzun süredir tartışılan biyolaboratuvar iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
Gabbard, aylar süren incelemelerin ardından Amerikan istihbarat arşivlerinden elde edilen bilgilerin kamuoyuyla paylaşıldığını belirterek, ABD hükümetinin yıllardır Ukrayna dahil 30’dan fazla ülkede faaliyet gösteren 120’den fazla biyolaboratuvara finansman sağladığını açıkladı.
Açıklamaya göre söz konusu laboratuvarların bazıları yüksek riskli ve bulaşıcı patojenler üzerinde çalışmalar yürüttü. Tartışmaların merkezinde ise “işlev kazandırma” (“gain-of-function”) olarak bilinen araştırmalar yer alıyor. Bu çalışmalar, virüs veya bakterilerin laboratuvar ortamında değiştirilerek daha bulaşıcı, daha dirençli ya da daha ölümcül hale getirilmesini içeriyor.
Bilim dünyasında bu tür araştırmaların gelecekte ortaya çıkabilecek salgınlara karşı hazırlık yapılmasını sağladığını savunanlar bulunduğu gibi, olası bir laboratuvar kazasının küresel sonuçlar doğurabileceğini söyleyen eleştirmenler de bulunuyor.
Gabbard, yayımladığı açıklamada Amerikan halkının yıllarca bu laboratuvarlar hakkında eksik veya yanlış bilgilendirildiğini iddia etti.
“Bu laboratuvarların varlığı, geçmişi, konumları ve finansmanına ilişkin bilgiler Amerikan halkından kasıtlı olarak gizlendi. Bunların var olduğunu söyleyen kişiler ise yabancı devletlerin ajanı ve hain olmakla suçlandı” ifadelerini kullandı.
Açıklamada özellikle Ukrayna’daki laboratuvarlara dikkat çekildi. Amerikan istihbaratının geçmişte, ABD tarafından finanse edilen bazı Ukrayna laboratuvarlarında tehlikeli patojenlerin bulunduğu ve Rusya-Ukrayna savaşı sırasında bu tesislerin saldırıya uğrama, ele geçirilme veya zarar görme riski taşıdığı yönünde uyarılar yaptığı belirtildi.
Gabbard ayrıca eski başkanlık sağlık danışmanı Anthony Fauci ile Biden yönetimindeki bazı ulusal güvenlik yetkililerini de hedef aldı.
“Politikacılar, Dr. Fauci gibi sözde sağlık uzmanları ve Biden yönetiminin ulusal güvenlik ekibindeki bazı isimler Amerikan halkına yalan söyledi” diyen Gabbard, biyolaboratuvarların varlığının ve bu tesislerde yürütülen bazı çalışmaların kamuoyundan gizlendiğini savundu.
Tartışma, Covid-19 salgınının kökenlerine ilişkin yıllardır süren polemikleri de yeniden gündeme getirdi. Salgının ardından laboratuvar kaynaklı sızıntı ihtimali ve gain-of-function araştırmaları dünya çapında yoğun şekilde tartışılmış, bu tür çalışmaların denetlenmesi yönünde çağrılar yapılmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump da geçen yıl imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle dünya genelindeki gain-of-function araştırmalarına yönelik federal fonları durdurmuştu. Gabbard, istihbarat kurumlarının şimdi bu laboratuvarların tam olarak nerelerde bulunduğunu, hangi patojenleri barındırdığını ve hangi araştırmaların yürütüldüğünü tespit etmeye çalıştığını söyledi.
Gabbard’ın açıklamaları, görevden ayrılmasından yalnızca birkaç hafta sonra geldi. Resmî açıklamada ayrılığın nedeni olarak eşinin sağlık durumu gösterilmişti. Ancak Washington kulislerinde Gabbard’ın özellikle dış politika ve ulusal güvenlik konularında yönetim içindeki bazı isimlerle yaşadığı görüş ayrılıkları nedeniyle görevden ayrıldığı yönünde yorumlar yapılmıştı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.