Anasayfa / Haberler / İBB davasında İmamoğlu ile sanıklar karşı karşıya: “Seni Allah ıslah etsin! Aşağılık adam!”

İBB davasında İmamoğlu ile sanıklar karşı karşıya: “Seni Allah ıslah etsin! Aşağılık adam!”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının ikinci celsesinde çapraz sorgulara İmamoğlu ile bazı sanıklar arasındaki sert diyaloglar damga vurdu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda devam edildi.

Davanın ikinci celsesinin ikinci duruşmasında, dava kapsamındaki 66. duruşma gününde, İmamoğlu ile bazı sanıklar arasındaki çapraz sorgular öne çıktı.

İmamoğlu: “Susma hakkımı kullanmadım”

Duruşmada söz alan İmamoğlu, mahkeme başkanının bir önceki gün kendisi hakkında kullandığını söylediği “Susma hakkından feragat etmiş kabul ediyorum” ifadesine itiraz etti:

“Bunu şiddetle reddediyorum çünkü ben susma hakkımı kullanmadım. ‘Susma hakkını kullandı’ kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Ben de ona karşılık feragat etmediğimi belirttim. Savunma hakkımı kullanamadım. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum.”

İddianamede İmamoğlu hakkında çeşitli suçlamalardan 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında “500 bin lira” diyaloğu

Duruşmanın dikkat çeken bölümlerinden biri, İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında geçti. Üneş, İmamoğlu’nun kendisinden para istediğini öne sürdü.

Ekrem İmamoğlu: Emin misin Cemal Abi? Emin misin ben senden para istedim yani?

Cemal Üneş: İstedin başkanım.

İmamoğlu: Emin misin yani? Soruyorum sana.

Üneş: Eminim tabii, niye?

İmamoğlu: Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin, yolladın.

Üneş: Ya o şartlarda dedin ki, “Seçime mi girsem?” dedin. Bir yere, hatta senin şey merkezi vardı, dedin ki “Buraya bir para lazım”, dedin. 500 bin. Ben dedim ki “Sen benim durumumu da aşağı yukarı bilmen lazım. Benim öyle bir para ödeyecek bir durumum da yok. İnşaatı yeni bitirdim, zaten borçlanmışım.”

İmamoğlu: Ben de sana dedim ki “500 bin lira vereceksin”, öyle mi?

Üneş: Evet. Mehmet Çakılcıoğlu’na yönlendirdin. Biz ondan bir senet yaptık işte, beş tane.

İmamoğlu: Allah Allah. Vah ki ne vah, ne diyeyim sana? Allah yardımcın olsun senin.

Üneş: Benim değil de senin de yardımcın olsun. Ne diyelim yani?

Mustafa Keleş’le “villa” tartışması

Duruşmada tansiyonun en fazla yükseldiği anlardan biri ise Mustafa Keleş ile İmamoğlu arasındaki çapraz sorgu oldu.

Keleş’in İmamoğlu’nun kendisinden villa istediği yönündeki iddiasına İmamoğlu sert tepki gösterdi:

İmamoğlu: Evet Mustafa Bey, güzel bir hikâye yazdın az önce. Seni esefle kınıyorum. Yalanlarına cevap vermeyeceğim ama sana bir hatırlatma yapayım.

İmamoğlu, Keleş’in şantiyesini kalabalık bir heyetle ziyaret ettiğini söyledi:

İmamoğlu: Senin şantiyeni ben kalabalık bir ekiple gezdim. Sonra şantiyenin içinde yine kalabalık bir ekiple bana projeyi anlattın ve gezme sebebim de etrafındaki kamu donatı alanlarıyla ilgiliydi. Öyle değil miydi Mustafa Bey?

Keleş: Üç defa tek başına gelmedin mi Başkan?

İmamoğlu: Tek bir defa geldim senin şantiyene, bir defa!

Keleş: Üç defa tek başına geldin.

İmamoğlu: Ben tek başıma?

Keleş: Evet.

İmamoğlu: Çok fena yalancısın sen. Şantiyeni bir defa ziyaret ettim.

Tartışma, Keleş’in villa iddiasını tekrarlamasıyla daha da sertleşti:

Keleş: Villa isteyip de “Onu da şu adamın tapusu üzerine tapu yapacaksın” dedin mi, demedin mi?

İmamoğlu: Bakın yalana bak ya! Bakın yalana… Sen kötü bir müfterisin! Müfterisin, bu laflarını ve iftiralarını sana havale ediyorum. Seni Allah ıslah etsin!

Keleş: Allah seni de ıslah…

İmamoğlu: Allah seni de ıslah edemez, zor!

Keleş: Senin bu lafların herkese söker, bana sökmez!

İmamoğlu: Aşağılık adam.

Bunun üzerine mahkeme başkanı İmamoğlu’na müdahale etti. Keleş de:

Keleş: Aşağılık adam sensin! Bana “aşağılık adam” diyemezsin! Ben senden büyüğüm!

diye karşılık verdi.

“Yardımcı oldum mu?” — “Oldun”

İmamoğlu daha sonra Keleş’e geçmişte yaşanan bir başka gayrimenkul anlaşmazlığı üzerinden sorular yöneltti.

İmamoğlu: Sen geldin derdini anlattın, doğru mu?

Keleş: Evet.

İmamoğlu: Ben sana yardımcı oldum mu?

Keleş: Oldun.

İmamoğlu, dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’tan tarafları dinleyerek sorunun çözülmesine yardımcı olmasını istediğini anlattı.

İmamoğlu: Çalık yardımcı oldu mu size?

Keleş: Oldu.

İmamoğlu: Çözüldü sorun değil mi?

Keleş bu bölümde İmamoğlu’na, “Sen çamur at izi kalsın yapıyorsun” diye karşılık verdi.

Muzaffer Beyaz: “Zorlama yok”

İmamoğlu’nun çapraz sorguladığı bir başka sanık Muzaffer Beyaz oldu.

İmamoğlu, Beylikdüzü’ndeki Meydan Yakuplu projesi ve Fatih Sultan Mehmet Kültür Merkezi çevresindeki gayrimenkul süreçlerini sordu.

İmamoğlu: Sonra da burayı Adem Bey’e devrettiniz.

Muzaffer Beyaz: Evet.

İmamoğlu: Bir sorun var mı burada?

Beyaz: Bir sorun yok. “Devret” demiştiniz, biz de devrettik.

İmamoğlu: Hayır. Senin de o dönemde bir arzunla, burayı yapmakla ilgili bir süreçle ilgili bir yavaşlık vardı.

Beyaz: Evet vardı.

İmamoğlu: Bir ortak olsun, nasıl devrettiğinizi bilmiyorum. Ama “Oturup konuşun” demiştim.

Beyaz: Evet.

İmamoğlu daha sonra doğrudan “Zorlama var mı burada size?” diye sordu.

Beyaz: Zorlama yok ama devredebilirsiniz demiştiniz Başkanım.

İmamoğlu, Beyaz’la yaklaşık 18 yıllık ilişkileri boyunca kendisine başka bir menfaat sağlayıp sağlamadığını da sordu:

İmamoğlu: Belki siz bana gelip yemek ısmarlamışsınızdır veya seyahat yapmışızdır; ben size yemek ısmarlamışımdır, buradan hak geçmiştir. Doğru mudur? Başka bir hak geçmişlik olabilir mi?

Beyaz: Yok.

İmamoğlu: Hakkını helal ediyor musun?

Beyaz: Ediyorum yani.

İmamoğlu: Ediyorsan, benden de helal olsun. Teşekkür ediyorum.

Savcı Muzaffer Beyaz’ın tutuklanmasını istedi

Avukatların sorularının ardından savcı ara mütalaasını açıkladı. Savcılık, Muzaffer Beyaz’ın beyanlarının çelişkili olduğu gerekçesiyle tutuklanmasını talep etti.

Mahkeme heyeti bu talebi reddetti.

Tutuksuz sanıklardan Veysel Erçevik ise etkin pişmanlık başvurusunu kendi isteğiyle yaptığını ve baskı altında ifade vermediğini söyledi. Erçevik daha sonra verdiği ifadeyi okumadan imzaladığını belirtti.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın