Moria yangını sonrası mülteciler perişan, AB 400 sahipsiz çocuğu kabule hazırlanıyor

Midilli adasında bulunan mülteci kampında çıkan yangın sonrası ortada kalan 13 bin mülteci temel ihtiyaç sıkıntısı çekiyor. 150 sahipsiz mülteci çocuğu kabul etmeye hazır olduğunu açıklayan Almanya’da yerel yönetimler daha fazla mültecinin alınması konusunda hükümete baskı yapıyor. Yunanistan ise ana karaya muhtemel bir toplu geçişin örneğini teşkil etmemesi için adada geçici tesis kurmaya girişti.

Yunanistan’ın Lesbos/Moria adasındaki  mülteci kamplarında bulunan barınaksız ve sahipsiz 400 çocuğu Avrupa’dan 10 ülke sahiplenecek.

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, çocuklardan 150’sini ülkelerine almaya hazır olduklarını açıkladı. Fakat eyalet ve şehir yönetimleri daha fazla kişiyi alabileceklerini söylüyor.

Seehofer’ın bu açıklamalarına, acil barınak ihtiyacı olan 13 bine yakın mülteci arasından neden daha fazla insana yardım edilmediği eleştirisi geldi.

Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) Dış Politika Sözcüsü Norbert Röttgen ise Seehofer’in bu açıklamasına karşı, kamptan 5 bin sığınmacının alınması gerektiğini savundu. Bunun Yunanistan’ın üzerindeki yükü de büyük ölçüde hafifleteceğini söyleyen Röttgen, diğer Avrupa ülkelerinin de bu 5 bin sığınmacının paylaştırılmasında yardımcı olabileceğini sözlerine ekledi.

Norbert Röttgen

Berlin, Kuzey Rhine-Vestfalya, Thuringia ve Bavyera eyaletleri ve 10 Alman şehrinden belediye başkanları, Lesbos/Moria’dan daha fazla mülteci almak istediklerini belirtti.

Düsseldorf, Freiburg, Hanover ve Cologne şehirlerinin belediye başkanları, Angela Merkel ve Seehofer’a hitaben yazdıkları açık mektupta “İnsani bir felaketi önlemek için Moria’dan daha mülteci almaya hazırız” dedi.

“Yiyecek değil Özgürlük” Foto: DW

Avrupa Komisyonu 400 sahipsiz çocuk yanında, 1600 kişiye Lesbos’da bir feribotta geçici konaklama yeri sunulması konusunda ödenek sağlanmasına onay verdi.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Perşembe günü yaptığı açıklamada mülteci krizinin Avrupa’nın problemi olduğunu ve AB’nin somut adımlar atması gerektiğini söyledi.

Yunanistan’daki en büyük mülteci kampı olan Midilli adasındaki Moria’da çıkan yangın sonrasında 13 bin kadar mülteci barınaksız kaldı. Çarşamba günü çıkan yangından canını kurtaranlara Yunan makamları yer göstermekte güçlük çekerken insanlar yollarda ya da çevredeki tarlalarda yatıyor.

Yangın sonrası mülteci kampının hali

Moria kampı ilk açıldığında sadece 3 bin kişiyi barındırmak üzere tasarlanmıştı. Fakat zaman içerisinde çoğu Afganistan’dan olmak üzere 70 farklı ülkeden binlerce insan daha kampta, yetersiz koşullarda barınmaya başlamıştı..

‘Mülteciler en temel ihtiyaçlara erişemiyor, susuzluktan bayılanlar var’

Evrensel’e konuşan, Humboldt Üniversitesinde mültecilere ilişkin çalışmalar yürüten Akademisyen Dr. Begüm Başdaş, Yunanistan hükümetinin yaptığı açıklamalarla yangının sorumluluğunu mültecilere yüklemeye çalıştığını söyledi.

Bir süredir yangının çıktığı Midilli Adası’nda bulunan Başdaş, yangını mültecilerin çıkardığına dair somut bir delilin ortaya konulamadığını söyledi. Henüz yangının çıkış nedenine dair net bir bilgi bulunmadığını dile getiren Başdaş, kampın neredeyse tamamının yok olduğunu ifade etti:

“Bugün yine ortada hiçbir şey yokken mültecilere ve oradaki gazetecilere biber gazı sıkıldı. Dün akşam otoban kenarında gördüğüm benzin istasyonu otoparkı ya da kaldırım kenarı gibi alanlara insanlar çadır kurmaya başlamışlar. İnsanlar bulabiliyorsa battaniye, bulamazsa karton parçalarıyla boş buldukları alanlara yerleşmeye çalışıyor.

“Mülteciler su, yiyecek, bebek bezi, elektrik gibi en temel ihtiyaçlara bile erişemiyor şu anda. Ve bu durum 3 gündür devam ediyor. Üç günde kişi başına birer şişe düşecek şekilde su dağıtıldı. Bir kez de yemek verildi. Ki buna da yemek demek çok zor. Gazetecilerden aldığım bilgiye göre insanlar artık susuzluktan bayılmaya başladı”

Yunanistan malzeme yerine polis gönderiyor

Yunanistan hükümetinin tüm bu sorunları çözmek üzere adım atmazken Moria yakınlarında bulunan Karatepe’deki bir askeri alanda yeni kamp yapımına başladığını söyleyen Başdaş, “Şu anda helikopterlerle çadırlar taşınıyor. Yerel halk bu kampa karşı çıkıyor. Bir kısım mültecinin oraya yerleştirilmek istendiğini görüyoruz” dedi. Başdaş, farklı nedenlerden olsa da yerel halk ve mülteci örgütlerinin “Yeni bir Moria istemiyoruz” dediğini aktardı.

“Yunanistan hükümeti Atina’dan su, yemek gibi acil ihtiyaçlar yerine bölgeye ‘çevik kuvvet’ benzeri polisler göndererek mültecilerin ana karaya geçişini engellemeyi tercih ediyor. Amaç mültecileri kontrol altında tutup yeniden kampa hapsetmek.”

Önceki İçerikANALİZ – Açığa alınan kaymakamlar ve Soylu hadisesi: Ne oldu?
Sonraki İçerikTürkiye, 70 yıldır tanıdığı İsrail’i tanıma kararı alan Bahreyn’i kınadı