MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dün (24 Şubat) partisinin grup toplantısında yaptığı “Abdullah Öcalan’ın statüsü” çıkışının kaynağı, merak konusu oldu.
Çözüm sürecinin başından itibaren süreçle ilgili tartışmalara yön veren Bahçeli’nin, daha önceki çıkışları kamuoyunda yoğun şekilde tartışılan başlıklar hakkında gelmişti.
Bu seferki çıkışının böyle bir yönü bulunmaması ise Bahçeli’nin hedefinin ne olduğuyla ilgili yorumları da beraberinde getirdi.
Bakırhan: “Öcalan’ın statüsü güvence altına alınmalı”
Kamuoyundaki değerlendirmelerde, konunun Bahçeli tarafından ortaya atıldığı işlense de aslında “Öcalan’ın statüsü”, geçen hafta DEM Parti TBMM grup toplantısında gündeme gelmişti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, grup toplantısındaki konuşmasında şunları söylemişti:
“Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için sayın Öcalan’ın statüsü ve çalışma koşulları fiili değil, resmi ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli ve güvence altına alınmalıdır.
Çünkü fiili düzenlemeler geçicidir. Adı konmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme artık kalıcı barış için yeterli bir temel oluşturmaz.
“Sayın Öcalan’ın dahil olduğu, süreci siyasetin dili ve iradesiyle yürütecek bir koordinasyon mekanizmasına acilen ihtiyaç vardır. Bu mekanizma iktidar ve muhalefetin sürece katılımını sağlayacak, güvenlik ve siyasetin dengesini de kuracaktır.”
Ne olmuştu?
Bahçeli, partisinin dünkü (24 Şubat) grup toplantısında, “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorununun çözümü nasıl ele alınacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statüsü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılıp akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır” diye konuşmuştu.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.