Yeni adli yılın açılışı dolayısıyla Yargıtay’da düzenlenen törende konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çözüm sürecinde gelinen aşamayı anlattı.
Yılmaz, TBMM’de 467 oyla kabul edilen Millî Dayanışma ve Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a ilişkin şunları söyledi:
“Son olarak Gazi Meclisimizde 467 gibi çok tarihi, çok geniş bir mutabakatla bir kanun kabul edilmiş oldu: Millî Dayanışma ve Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun… Bu çerçevede çok güçlü bir irade ortaya kondu. Bu, Türkiye’nin sağladığı geniş bir mutabakattır.”
Yılmaz, kanunda öngörülen ilk aşamayı şöyle anlattı:
“Kanunda öngörüldüğü üzere ilk aşama teyit ve tespit aşamasıdır. Sahada silahların bırakıldığı, örgütsel yapıların tasfiye edildiği süreci ilgili kurumlarımız çok hassas bir şekilde takip edecekler, görevlerini yapacaklardır. Şimdiden zaten bu çalışmalara başlamış durumdalar.”
Yılmaz başkanlığında kurul toplandı

Yılmaz, kanun kapsamında süreci takip etmek üzere kendi başkanlığında oluşturulan kurulun ilk toplantısını yaptığını açıkladı:
“Diğer taraftan kanunda bir kurul öngörüldü; yani bu süreci yürütme ve takip etme adına bir kurul… Benim başkanlığımda ilgili tüm kurumlarımızın yer aldığı; Adalet Bakanımızın, İçişleri Bakanımızın, Dışişleri Bakanımızın, Millî Savunma Bakanımızın, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterimizin, MİT Başkanımızın, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterimizin olduğu çok güçlü bir yapı içinde bu süreci takip ediyoruz.”
Kurul bünyesinde dört alt kurul oluşturulduğunu belirten Yılmaz şöyle devam etti:
“İlk toplantımızı gerçekleştirdik. Orada da dört tane alt kurul oluşturma kararı verdik. Bu alt kurullardan bir tanesi de Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Kurulu… Bu kurul tabii ki zamanı geldiğinde işleyecek ama şimdiden bu süreçlere hazırlık yapması çok önemli.”
“Bu olmadan diğer maddeler zaten yürürlüğe girmiyor”
Yılmaz, sürecin iki aşamalı olduğunu söyledi:
“Çünkü iki aşama var biliyorsunuz: Öncelikle silahların bırakılması, örgütün uzantılarıyla birlikte kendini feshetmesi… Bu karar zaten ortaya konmuştu; ancak sahada gerçekleşmesi, bunun tespiti ilgili kurumlarımız tarafından ve Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyidi ilk aşamayı oluşturuyor.”
“Bu olmadan diğer maddeler zaten yürürlüğe girmiyor biliyorsunuz. Diğer maddelerin ve hukuki süreçlerin gündeme gelebilmesi için öncelikle bu ilk aşamanın tamamlanması gerekiyor.”
Yılmaz, MGK’nın teyidinin ardından geçilecek aşamayı ise şöyle açıkladı:
“Silahların bırakıldığı, fesih süreçlerinin sahada teyit ve tespit edildiği, MGK kararıyla da bunun teyit edildiği bir ortamda, ondan sonraki süreç daha çok yargının ve hukukun konusu olan bir süreç olacak.”
Adalet Bakanlığı çalışmalara başladı
Yılmaz, Adalet Bakanlığı koordinasyonundaki alt kurulun hukuki aşama için şimdiden çalışmaya başladığını söyledi:
“Bir taraftan da tabii sosyal uyum… Bunlarla ilgili de ayrı bir alt komisyon kurmuş durumdayız. Şimdiden Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda bu alt kurulumuz çalışmalarına başlamış durumda. Nasıl bir yaklaşımla, zamanı geldiğinde bu süreçlerin sürdürüleceğine dair çalışmalar yürütülüyor. İnanıyorum ki yargımızın tüm paydaşları da bu sürece gerekli katkıyı vereceklerdir.”
“Suriye’de gerçekleşen gelişmeleri memnuniyetle takip ediyoruz”
Yılmaz, konuşmasının sonunda Suriye’deki gelişmelere de değindi:
“Terör gündemini kalıcı olarak geride bırakmak, milletimizin kardeşliğini pekiştirmek, ülkemizin imkânlarını geleceğimiz için seferber etmek istiyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonunun yanı sıra ‘Terörsüz Bölge’ vizyonuyla da hareket ediyoruz. Bölgemizin de huzur ve güvenini pekiştirmek istiyoruz.”
“Bu anlamda son dönemlerde Suriye’de gerçekleşen gelişmeleri memnuniyetle takip ediyoruz ve başarıyla tamamlanmasını temenni ediyoruz.”
Yılmaz, Suriye için kapsayıcı yönetim mesajı verdi:
“Suriye’de herkesi kapsayan bir yönetimden yanayız. Kapsayıcı bir yönetim anlayışından yanayız. Arabıyla, Kürdüyle, Türkmeniyle, Alevisiyle, Nusayrisiyle, Sünnisiyle kim varsa; Müslümanıyla gayrimüslimiyle oradaki tüm vatandaşları kucaklayan bir Suriye devletinden ve yönetiminden yanayız.”
Sağkan: Süreç tarihsel bir imkân
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan da adli yıl açılışında çözüm sürecine ilişkin mesajlar verdi.
Sağkan, “Terörün ülkemiz gündeminden çıkarılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasına yönelik iradenin; çatışma ve ihtilafların hukuk yoluyla geride bırakılabilmesi bakımından tarihsel bir imkân olduğunu belirtmek gerekir” dedi.
Sürecin yalnızca silahların susması olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sağkan şöyle konuştu:
“Bugün önümüzde duran meselenin silahların susması olarak görüldüğü kadar, demokratik hukuk devletinin tam manasıyla inşası ve toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla tesisi olarak görülmesi gerektiğini önemle belirtmek isterim.”
TBB’nin Meclis’te kurulan komisyonda görüş ve önerilerini sunduğunu hatırlatan Sağkan, sürecin bundan sonraki aşaması için de şu mesajı verdi:
“Bundan sonraki aşamada da ulus-devlet anlayışı ve üniter yapı içerisinde kalıcı toplumsal bütünleşmenin hukukun güvencesi altında tesisi için kurumsal birikimimizle katkı sunmaya hazır olduğumuzu önemle belirtmek isterim.”
Sağkan: “İzin verilen ve izin verilmeyen düşünce ayrımı”
Sağkan, konuşmasının devamında yargı uygulamalarını eleştirdi.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının bir tercih olmadığını belirten Sağkan, “Anayasa’nın bağlayıcı kıldığı bir hükmün uygulanması tercihlere, siyasi değerlendirmelere veya kararın sonucuna göre değişemez” dedi.
Tutuklama tedbirlerinin uygulanmasını da eleştiren Sağkan, “Tutuklama tedbirinin ve tutuklamaya alternatif oluşturmak amacıyla düzenlenen bazı adli kontrol tedbirlerinin, kanunda yazılı koşullar dikkate alınmadan ve ölçüsüz şekilde adeta birer ceza ve yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır” ifadelerini kullandı.
İfade özgürlüğüne ilişkin yargı uygulamalarının “özgürlük alanlarını genişleten ve koruyan değil, aksine daraltan ve baskılayan bir noktaya” vardığını söyleyen Sağkan, bazı uygulamaların “izin verilen düşünce” ve “izin verilmeyen düşünce” ayrımına işaret ettiğini belirtti.
“Kararların kime yaradığı konuşuluyor”
Sağkan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a hitaben şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanı Vekilim; bugün Türkiye’de üzerinde ciddiyetle durmamız gereken sorunlardan biri de siyasetin dili ile yargının dilinin giderek birbirine yaklaşmasıdır. Siyasi ihtilafların duruşma salonlarına taşındığı, yargısal süreçlerin hukuki gerekçelerinden çok siyasi sonuçları üzerinden okunduğu bir iklim, adalete duyulan güveni sarsmaktadır.”
“Yargısal kararların hukuki anlamlarından ziyade kime yaradığı, kimi etkilediği, hangi siyasi sonucu doğuracağı daha fazla konuşulmaktadır. Böylesi dönemlerde kararın gerekçesi değil, kararın arkasındaki irade aranmaya başlanmaktadır.”
Yargıtay Başkanı Kerkez: Hâkim hiçbir korku veya beklenti içinde olmadan kararını verir
Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez de adli yıl açılışındaki konuşmasında yargı bağımsızlığı ve hâkimlerin tarafsızlığı üzerinde durdu.
“Adalet güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olur” diyen Kerkez şöyle konuştu:
“Hâkim; hiçbir korku veya beklenti içinde olmadan kararını verir. Özellikle sosyal medyadan olumlu veya olumsuz asla etkilenmez. Sadece baktığı dosyadaki olay ve delillerle ilgilenir; dava konusundaki kendi şahsi görüş ve kanaatinden de sıyrılarak karar verir. Bu nedenle hâkimlik mesleğinin özünde aslında büyük bir yalnızlık vardır.”
Kerkez, hâkimlerin kararlarının gerekçeli ve ikna edici olması gerektiğini vurguladı:
“Hâkimin kararı gerekçeli olmalı ve gerekçesiyle ikna edici olmalıdır. Çünkü bir karar gerekçesiyle birlikte bir anlam ve bütünlük ifade eder.”
Yargılamaların süresine de değinen Kerkez, “Geciken adalet adalet değildir. Bazen aşırı hızlı karar vermek de adaletin tecellisine engel olabilir” dedi.
Kerkez, “Bu nedenle yargının görevi hızlı karar vermekten ziyade zamanında karar vermektir. Hâkim; doğru karar verir, gerekçeli karar verir, anlaşılır karar verir, makul sürede karar verir ve en önemlisi adil bir karar verir” ifadelerini kullandı.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

