ÇEVİRİ | Nizar Banat: Filistin liderliğini sarsan ölüm

Filistin Yönetimi’ndeki yolsuzlukları ifşa ettiği paylaşımlarıyla öne çıkan internet aktivisti Nizar Banat geçtiğimiz Haziran’da saklandığı evin kapısını kırarak giren güvenlik güçleri tarafından dövülerek öldürüldü. Filistin Yönetimi’nin savunması tanıdık: Böyle bir şey olmamalıydı, fakat yönetime muhalefet edenlerin “bazı yabancıların etkisi altında kaldığı” da muhakkak! BBC Kudüs muhabiri Yolande Knell dün (7 Eylül) Nizar Banat’ın ölümünü ve Filistin Yönetimi’ne muhalefetin boyutlarını ele alan bir makale kaleme aldı.

İki adam, işgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil (Hebron) şehrinde yer alan şehitler mezarlığına en son dikilen mezar taşının karşısında sessizce dua ediyor. Buraya gömülenlerin çoğu, İsrail ile Filistin arasındaki çatışmalarda hayatını kaybedenlerden oluşuyor.

Nizar Banat’ın kuzeni (sağda), güvenlik güçlerinin niyetinin tutuklama değil öldürme olduğunu söylüyor.

Ancak çok tanınan bir internet aktivisti olan Nizar Banat’ın ailesi, Nizar’ın, hayatını, Filistin’in giderek otoriterleşen hükümetine karşı başlatılan yeni bir mücadele uğruna feda ettiğine inanıyor.

Nizar’ın kuzeni olan ve saldırı sırasında, ölüm tehditleri almaya başlamasının ardından saklandığı evde onun yanı başında uyuyan Hüseyin Banat, “gördüklerim tam anlamıyla bir suikast operasyonuydu” diyor.

Hüseyin Banat, bir düzineden fazla Filistinli güvenlik görevlisinin evlerine kapıyı kırarak girdiği ve içlerinden birinin kuzenine levyeyle vurmaya başladığı anları şöyle anlatıyor:

“Odaya daldıklarında Nizar derin bir uykudaydı, eğer amaçları onu tutuklamak olsaydı öldürmeye gerek kalmadan kelepçeleyip götürebilirlerdi.”

Gece baskınını gösteren güvenlik kamerası görüntülerinde Nizar Banat’ın sürüklenerek bir arabaya sokulduğu görülüyor. Aradan bir saat geçmeden polis, Nizar Banat’ın öldüğünü duyurdu.

‘Bunlar asla yaşanmamalıydı’

42 yaşındaki Nizar Banat, Filistin’i yöneten  iktidar partisi El-Fetih’e mensup kişileri yolsuzlukla suçlayan ve Filistin standartlarına göre alışılmadık düzeyde dobra bir üslupla yazdığı sosyal medya paylaşımlarıyla tanınıyordu. Paylaşımlarından bazıları on binlerce görüntülenme alıyordu.

Ancak eğer Nizar Banat’ı hedef almanın asıl amacı hükümeti eleştiren bir muhalifi susturmak idiyse, bunun tam tersi bir sonuç yaşandı ve öfkeli kalabalıklar sokağa çıktı.

Bu öfkenin temeli, başta 80 yaşındaki Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’ın, 15 yıl aradan sonra yapılacak ilk meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini iptal etmesinden bu yana yaşananlara ve ülkedeki çeşitli yolsuzluk iddialarına dayanıyordu.

Filistin Yönetimi’nin seçimleri iptal etmesinin görünürdeki sebebi, İsrail’in Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin büyük bölümünün seçimlere katılımını engelliyor oluşuydu. Gelgelelim, pek çok kişi, seçim iptalinin, El-Fetih’in Mahmud Abbas’ı destekleyen kesimi arasında yaşanan bölünmelerden ve Abbas’ın halk desteğinin onu anketlerde geride bırakacak düzeyde düşmesinden kaynaklandığına inanıyor.

2011’de Ortadoğu’yu kasıp kavuran Arap Baharı sırasında sıkça kullanılan bir slogan, son haftalarda Ramallah sokaklarında yeniden duyulur oldu: “Halk, rejimin devrilmesini istiyor.”

Eylemcilerin arasında gazetecilerin de bulunduğu bazı gösteriler, Filistinli güvenlik güçleri tarafından şiddetle bastırıldı.

Filistin Yönetimi Başbakanı Muhammed Iştiyye, Banat davasına ilişkin soruşturmanın “profesyonel ve şeffaf bir şekilde” yürütüleceği sözünü verdi. Önleyici Güvenlik Servisi’nden, hiçbiri yüksek rütbeli olmayan on dört yetkili davada suçlu bulundu ve askeri mahkemedeki yargılanmaları devam ediyor.

Diğer yandan, Filistin Yönetimi’nin eski bakanlarından ve şu anda Fetih Merkez Komitesi Genel Sekreter Yardımcısı görevini üstlenen Sabri Saydam, “[Nizar Banat’ın öldürülmesi] bir hataydı ve böyle bir olay asla yaşanmamalıydı” diyor.

Saydam, Filistin Yönetimi’nin -Gazze’yi yöneten İslamcı militan grup Hamas da dâhil olmak üzere- siyasetteki rakiplerinin, yaşanan olaylardan fayda elde etmeye çalıştıklarını söylüyor ve “[halkın] neden öfkelendiğini anlıyorum, ancak işlerin kontrolden çıkmasıyla gösteriler patlak verdi ve bunun sonucunda bazı siyasi müdahalelerle karşılaştık” diyor.

Saydam’a göre ”yaşanan olaylar yalnızca insanların özgürce konuşma hakkına sahip olmasıyla alakalı değil. Bunların arkasında siyasi bir motivasyon var ve işin içinde Filistin Yönetimi’nin gayretlerini sabote etmeye çalışan bazı yabancıların olduğu görülüyor.”

‘Diktatörlüğe doğru ilerlerken’

Filistin Yönetimi, onları, terör örgütü dedikleri Hamas’a karşı bir siper olarak gören İsrail ve Batılı ülkeler tarafından destekleniyor. Filistin Yönetimi, ayakta kalmak için büyük ölçüde ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık dâhil olmak üzere çeşitli uluslararası aktörlerin gönderdiği bağışlara ihtiyaç duyuyor. Bu ülkeler, Filistin Yönetimi’ne, güvenlik güçlerini eğitmeleri ve donatmaları için ciddi miktarda bağışlar yaptı.

Ancak, son birkaç ayda, Filistin Yönetimi’ni eleştirdiği için tutuklanan insan sayısında ciddi bir artış yaşandı. Bu durum, insan hakları gruplarının, Filistin Yönetimi’ni, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları sebebiyle kınamalarına sebep oldu.

Dahası, Ağustos ayında, eylemlerin ön saflarında yer alan bir grup aktivist gösteri yürüyüşüne giderken gözaltına alındı, ancak yabancı diplomatların gözaltılarla ilgili endişelerini dile getirmelerinden birkaç gün sonra serbest bırakıldı.

Gözaltına alınan aktivistlerden Bisan Araştırma ve Geliştirme Merkezi müdürü Ubay el-Abudi ile tanıştım; evine, karısının ve üç oğlunun yanına döndüğü için rahat bir nefes aldığını, ancak yaptıklarından pişman olmadığını söylüyor.

Aktivist Ubay el-Abudi üç oğlundan biriyle.

‘’Filistin Yönetimi’ni eleştirdiğim için utanacak değilim. Hem siyasette hem ekonomide hem de akla gelebilecek diğer her konuda başarısız oldular; her geçen gün bir diktatörlüğe doğru ilerliyoruz’’ diyor.

El-Abudi, ziyaretimiz sırasında, Filistin’de sıradan vatandaşlar arasında gitgide artan hoşnutsuzluğa da dikkat çekti. Bu hoşnutsuzluk özellikle, kendilerini Mahmud Abbas’ın görevinin sona ermesiyle birlikte kimin başa geçeceğine yönelik bir güç mücadelesine kaptıran ve konumlarını kullanarak maddi getiri elde eden Filistin Ulusal Yönetimi’nin siyasi elitlerine yöneltiliyor.

El-Abudi, “yolsuzluk yaparak ve tekelleşme yoluyla kendi küçük krallıklarını kurdular, öte yandan nüfusun geneli her geçen gün daha da yoksullaşıyor” diyor.

Geçtiğimiz hafta, el-Abudi ve diğer aktivistlerin Temmuz ayında yasadışı bir gösteri yürüyüşü düzenlemek suçundan yargılandıkları mahkemeye Avrupa’dan gözlemciler de katıldı. Dava, Ekim ayına ertelendi. Eylemcilerin her biri, Filistin Yönetimi’ne çamur atmakla suçlanıyor.

Bu arada, Nizar Banat’ın eşi Cihan, günlerini El-Halil’in yakınında bulunan Dura kentindeki evinde, çocuklarıyla birlikte ölmüş kocasının Facebook videolarını izleyerek geçiriyor.

Cihan Banat, kocasıyla ilgili sorduğumuz soruya “onu çok özlüyoruz ama sesi hâlâ bizimle yankılanıyor. Onun davası uğruna mücadele vermeye devam edeceğiz, kocamın kanı yerde kalmayacak” diyerek cevap veriyor.

Banat ailesinin, Filistin Yönetimi’nin başlattığı yasal takiplerin adaleti yerine getireceğine yönelik en ufak inancı yok. Aile en son İngiliz polisinden Nizar Banat’ın ölümünü evrensel yargı yetkisi uyarınca soruşturması talebinde bulundu ve bu amaçla BM kurumlarına başvurdu.

İlerleyen günlerde Nizar Banat’ın anısına daha fazla gösteri yürüyüşü düzenlenmesi planlanıyor. Ancak bu eylemlere yeterli düzeyde katılım sağlanıp sağlanmayacağı şimdilik belirsiz.

Birçok Filistinli, ülke siyasetinde büyük değişimler yaşanmasını ümit etse de, Nizar Banat’ın ölümü, artık diğer insanları seslerini fazla yükseltmekten alıkoyuyor.

Çeviren: Deniz Karakullukcu

Önceki İçerikEk notlar (3) Çok-eşlilik doğal ve kaçınılmaz mı?
Sonraki İçerikEğitime fantastik bir yaklaşım