ÇEVİRİ | “Neden senatör seçilmek için Pennsylvania’dan aday oluyorum?”

Dünyaca ünlü Türk kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, Cumhuriyetçi Parti’den ABD senatosuna aday olacağını bir mektupla açıkladı. Seçilirse ABD’nin ilk Türk Kongre üyesi olacak. “Amerika'nın ruhunu değiştirerek ülkemizi zehirli ideolojileriyle yeniden tasavvur etmek isteyenlerle yüzleşmemiz gerekiyor” diyen Öz’ün açıklamasının tam metni.

Hükümetimize ve birbirimize kızgın olduğumuzu biliyorum

Evet, karşı karşıya olduğumuz krizleri, geçmiş nesiller kadar etkin biçimde yönetemedik. Pandemi sürecinde, siyasetle tıbbı birbirine karıştırdığınızda, ortaya çözüm yerine siyasetin çıktığını öğrendim. İşte tam da bu nedenle, sorunlarımızı çözmeye ve hep birlikte iyileşmemize yardımcı olabilmek adına senatörlüğe adaylığımı koyuyorum.

İki göçmenin çocuğu olarak büyürken ailemin yaptığı sayısız fedakârlığa tanık oldum. Kelimenin tam anlamıyla pislik içinde büyüyen babam, Amerika’yı burada yaşayan herkes kadar çok sevdi. Bu ülkeye alternatif olma iddiasındakilerin içindeki derin karanlığı görüyordu. Babam bana çok çalışmayı, çalışmanın beraberinde getirdiği haysiyeti ve daima başkalarına yardımcı olmayı öğretti. Büyüme çağım, kendimi ömür boyu sürecek zorlu görevlere hazırlamakla geçti.

Hayat kurtaran cihazlar icat ettim, hayat kurtarmaları için genç cerrahlar eğittim ve her zaman değerimin yardım etmeye çalıştığım sayısız insan tarafından ölçülmesini bekledim. Ancak birçok hasta bana kronik hastalıklarını iyileştirmem için geldiğinde iş işten geçmiş oluyordu. Oprah Winfrey Show’da sağlık uzmanı olarak ekranlara çıkmak ve nihayetinde kendi TV programımın sunucusu olmak için doktorluk mesleğimin bana tanıdığı güvenli alanı bırakarak, kendimi hayatın bu gerçeğini değiştirmeye adadım. Aldığım eğitim, ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için zor kararlar almamı ve izleyicilerime güç vermek adına mücadele etmemi sağladı.

Karşı karşıya olduğumuz zorlukların ardındaki acı gerçekler, pandeminin başından bu yana iyice gün yüzüne çıktı. Amerika Birleşik Devletleri’nde 750 binden fazla insan kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Yakınlarını kaybeden çok sayıda aile ve topluluk, salgının bedelini en ağır şekilde ödedi. Ancak bu ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Covid-19, iletişim araçlarının kontrolünü elinde bulunduran hükümetin ve seçkin düşünürlerin ülkede tartışılan meseleleri askıya alma bahanesi haline geldi. Muhalif görüşleri nedeniyle alay konusu edilen ülkenin önde gelen bilim insanları, fikirleri yayılmasın diye iptal kültürünün kurbanı oldu.

Bunun yerine hükümet, ülkede boş yere acılar yaşanmasına sebebiyet veren politikaların uygulanmasını zorunlu kıldı. Bu zorlu süreçte daha da güçlendirilmesi gereken kamuoyu, tam tersine hor görülüp yanlış yönlendirildi. Dahası, bizlere de sessizce karantinaya girerek gerisini yetkililere bırakmamız söylendi. Eğer testimiz pozitif çıkarsa, dudaklarımız mosmor olup durumumuz hastanelik oluncaya dek ağırlaşana kadar evde kalacaktık. Açık konuşmak gerekirse, bu standart bir tıbbi protokol değildir. Tuzu kuru elitler, dört duvar arasında yaşamak zorunda olan insanlara, aslında virüsün yayılma ihtimalinin daha yüksek olduğu evlerinde tıkılı kalmalarını söyledi. Üstelik bu kibirli ve dar görüşlü insanlar parklarımızın kapılarına kilit vurdular, okullarımızı kapattılar, iş yerlerimizin kepenklerini indirttiler ve özgürlüklerimizi elimizden aldılar.

Amerika, pandeminin nasıl önleneceği konusunda dünyaya liderlik etmeliydi. Başkan Donald Trump’ın Işık Hızı Ötesi Operasyonu (OWS) sonucunda mRNA aşılarının dünyanın dört bir yanına ulaştırılması gibi güzel gelişmeler de yaşansa da, süreç boyunca birçok parlak fikir çöpe atıldı. Burası, artık bir zamanlar ailemin geldiği Amerika değil. Burası, çocukluğumu geçirdiğim ülke değil. Burası, günün birimde ardımda bırakmak istediğim ülke hiç değil.

Bana eşit derecede endişe veren bir diğer konu, artık gözlerimizle gördüklerimizi bile ifade edemez bir noktaya gelmiş olmamız, bu durum insanı resmen boğuyor. Biz doktorlar, hastalarımız onlara verebileceğimiz en iyi tavsiyemizi duymayı ve bunun sonucunda kendi kararlarını kendileri vermeyi hak ettiği için, her şeyi olduğu gibi söylemek üzere eğitiliriz. İşte bu nedenle tüm kariyerim boyunca müesses nizama karşı mücadele verdim. Bu kriz anında, hızlı bir biçimde harekete geçmeye hazır ve yetenekli liderlere ihtiyacımız vardı. Ne yazık ki aradığımızı bulamadık. Kimi zaman acil tıbbi durumlarla karşı karşıya kaldığınızda hızlı ve kararlı bir şekilde hareket etmeniz gerekir. Bu nedenle bazen hastanın seyrini düzeltmek için daha az invaziv ilaçlar kullanabiliriz. Bazen ise hastaya çıkmasını dahi önlemek adına önleyici sağlık yöntemleri kullanırız. Benzer şekilde, gelinen noktada toplumsal meselelerde de gerekeni yapmak için elimizdeki tüm imkânları kullanmak zorundayız.

Amerika’nın ruhunu değiştirerek ülkemizi zehirli ideolojileriyle yeniden tasavvur etmek isteyenlerle yüzleşmemiz gerekiyor. Kendimiz için değil, torunlarımızın geleceği için savaşacağız. Çocuklarımıza olan sorumluluklarımızı yerine getiremedik. Artık ülkemizin yeniden parlak bir istikamete girmesi için elimizi taşın altına koymaktan başka şansımız yok.

Kendi kaderimizi belirleyebilmek için, hepimizin parçası olduğumuz bu büyük ulusu yeniden canlandırmak için ve birbirimizin gözünün içine baktığımızda daima görmemiz gereken ilahi kıvılcımı yeniden ateşleyebilmek için sizlere güç vermek adına senatörlüğe adaylığımı koyuyorum.

Çeviren: Deniz Karakullukcu

Önceki İçerikÇEVİRİ | Facebook olayı ve Hindistan’ın kapsayıcılık paradoksu: Kamusal alanın genişlemesi hoşgörüsüzlüğü nasıl artırabilir?
Sonraki İçerikBülent Arınç’tan Ahmet Hakan’a: “Ne zaman Ahmet Kaya’nın Entel Maganda şarkısını dinlesem seni anımsarım”