ÇEVİRİ | Zevahiri’nin ölümü El-Kaide’nin bittiği anlamına gelmiyor

“Zevahiri'nin halefi olmaya en yakın aday, İran'da bulunan Muhammed Selahaddin Zaydan'dır (Sayf al-Adel). Bu muhtemel liderliğin El Kaide'nin İran rejimiyle uzun süredir devam eden ilişkisini tekrar hatırlatmaktan başka bir anlamı olmayacak. Çünkü Zaydan, El Kaide'nin askeri operasyonlarını ve kendisine bağlı küresel kuruluşları 20 yıl önce sığındığı Tahran’dan zaten özgürce yönetebiliyordu.”

Eymen El-Zevahiri’nin ölümüne dair 2020’nin sonlarında çıkan söylentiler doğru değildi ancak bu sefer herhangi bir şüphe yok. El Kaide emiri Pazar sabahı Kabil’de eski ABD Büyükelçiliği’ne oldukça yakın olan güvenli evinin balkonuna çıktı ve hemen öldürüldü.

Zevahiri’nin ölümü kendi başına çok önem arz etmese de Batı’nın güvenlik anlayışı açısından belli bağlamlarda oldukça önemli. Evvela El Kaide emirinin Taliban tarafından yönetilen bir polis devletinin başkentinde bulunması, bir yıl önce yazdıklarımı tekrar akıllara getiriyor: Taliban ile El Kaide arasında bir ayrım yok.

Taliban’ın El Kaide’ye bir şekilde ket vuracağını öne süren bütün düşünceler deli saçmasıydı. Taliban nereye giderse, tanımı gereği El Kaide’yi de beraberinde götürmekte. En nihayetinde bu örgütler, Pakistan’ın Servisler Arası İstihbarat (ISI) teşkilatı tarafından idare edilen tek bir cihatçı ağın bileşenleridir (bu durum ayrıca Pakistan’ın olayların içinde olma düzeyini de göstermektedir).

Zevahiri’nin saklandığı ev, Hakkani Ağı’nın üst düzey yetkilileri tarafından korunuyordu. Ağın hem Taliban hem de El Kaide ile bağlantılı bölümlerinde resmi roller üstlenen bu yetkililer, ISI altyapısı içinde yer edinen elit bir kadrodur. Hakkaniler Zevahiri’nin nerede olduğunu biliyorsa, ISI da aynı şekilde biliyordu. Usame bin Ladin’in Pakistan’da ordunun önde gelen bir yüksek okulundan yarım mil uzağında ikamet ettiği düşünüldüğünde, bu durum şaşırtıcı olmamalı.

Bu, El Kaide’nin devlete sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Joe Biden’ın Kabil’de bir güç boşluğu yaratan Afganistan’dan alelacele çekilme kararının bu sonuca yardımcı olduğuna zerre şüphe yok. BM, El Kaide’nin mevcut kapasitesi ve stratejik öncelikleri ile “acil” bir uluslararası tehdit oluşturmadığı konusunda haklı olabilir, ancak bu durum büyük ölçüde bu “acil”in seviyesine bağlı.

Biden yönetimi, Zevahiri’nin ortadan kaldırılmasını “ufuk ötesi terörle mücadele” konseptinin bir kanıtı olarak sunuyor. Bunu kabul etmek için elimizde hiçbir sebep yok. ABD istihbaratını Zevahiri’ye götüren bilgi zincirinin neye benzediği belli değil. Ancak daha da önemli bir nokta şu ki, tek seferlik bir saldırı ABD’nin Afganistan’da çok zayıf bir istihbarata sahip olduğu ve bu nedenle NATO’nun ülkedeyken yaptığı operasyonları yapamadığı gerçeğini değiştirmez.

BM, giderek güçlenen ve Batı’ya daha doğrudan odaklanan Afganistan’daki İslam Devleti kolu ile ilgili olarak bunu açıkça ortaya koymakta. Tahmin edilebileceği gibi, Taliban-Kaide rejimi İslam Devleti’ni kontrol altına almayı başaramadı ve Batı bu konuda hiçbir şey yapacak konumda değil.

Zevahiri’nin halefi olmaya en yakın aday, İran’da bulunan Muhammed Selahaddin Zaydan’dır (Sayf al-Adel). Bu muhtemel liderliğin El Kaide’nin İran rejimiyle uzun süredir devam eden ilişkisine tekrar dikkat çekmekten başka bir anlamı olmayacak. Çünkü Zaydan, El Kaide’nin askeri operasyonlarını ve kendisine bağlı küresel kuruluşları 20 yıl önce sığındığı Tahran’dan zaten özgürce yönetebiliyordu.

Batı’nın terörle mücadele pratikleri son birkaç yılda cihatçılığı sekteye uğratabildi ancak biz bu döngüyü defalarca deneyimledik. Bu kez cihatçılar, eğitim kamplarını yeniden inşa etmek ve bize karşı yürütecekleri operasyonları planlamak için bir devletin geniş ölçekli fiziksel imkânlarına sahip. Bu yıl ya da bir sonraki yıl saldırıda bulunmayabilirler ancak bu sadece bir zamanlama meselesi. En nihayetinde güvenlik güçlerimizin bu duruma hazırlıklı olması elzemdir.

Yazar: Kyle Orton

Çeviri: Hasan Ayer

Kaynak: https://unherd.com/thepost/ayman-al-zawahiris-death-is-not-the-end-of-al-qaeda/