PORTRE | Yeni ABD Büyükelçisi Jeff Flake: Obama’nın dostu, Trump’ın düşmanı bir Cumhuriyetçi Mormon

Uzun yıllar görev yaptığı Senato’dan onay alarak ABD’nin yeni Ankara büyükelçisi olan Jeff Flake, beş çocuklu dindar bir Mormon. İnanmış bir Cumhuriyetçi ama Trump karşıtı, birlikte basketbol oynadığı Obama’ya Küba yaptırımlarını kaldırırken destek verdi, Trump Müslümanlara giriş yasağı kararını alınca soluğu karara karşı çıkmak için bir camide aldı. Ne Demokratlara ne Cumhuriyetçilere yaranamayan eski senatörün yeni adresi Ankara olacak. Phoenix dergisinden Stephen Lemons’ın 2020’de yazdığı Jeff Flake portresini çevirdik.

Jeff Flake, Mesa’daki henüz eşyaları dizilmemiş müstakil evinin ortasında, bir kulağında telefon, Küba’nın ekonomik durumu hakkında bir görüşme yapıyor. O sırada 35 yıllık karısı Cheryl saçlarının dağınıklığından ötürü yanındaki muhabirden özür diliyor.

Saçları dağınık görünmese de biraz telaşla yapıldığı söylenebilir. Flake çiftinin, eski senatör Jeff Flake’in Harvard Üniversitesi Kennedy Devlet Okulu’nda bir yarıyıl boyunca ders verdiği süre boyunca yaşadıkları Massachusetts’ten, East Valley’deki sıcak ve mütevazı evlerine yeni taşındıkları düşünülürse, bu gayet anlaşılabilir bir durum.

Flake’in dişleri, içinde bulunduğu oturma odasının bomboş duvarları kadar beyaz. Telefon konuşmasının sona ermek üzere olduğunu ifade edecek şekilde başını sallamasıyla birlikte Bayan Flake, ani bir hareketle odadan çıkıyor. Ardından, Flake’in beş çocuğundan biri olan genç bir adam, elinde bir elektrikli matkapla kısa süreliğine odaya girip sonrasında ortadan kayboluyor. Ancak matkap sesi, arka planda aralıklı olarak duyulmaya devam ediyor.

Telefon görüşmesini bitiren Flake, sakin ve rahat görünüşüyle; gri pantolonuyla ve yakası açık, kolları sıvanmış mavi çizgili gömleğiyle banliyö yaşantısının soğukkanlılığını tüm gerçekliğiyle yansıtıyor. Kasım sonunun ılıman ve güneşli havası, Flake’in mizacından hiç de farklı değil.

Şaşılacak bir durum yok: Evin en küçük çocuğu Dallin’in 2018’de Mountain View Lisesi’nden mezun olup yuvadan uçmasıyla evde yalnız kalan Flake çifti, Ocak ayında okulun “bahar” dönemi yaklaşırken, sıcaklık sıfırın altına doğru ilerlediği için Harvard’dan adeta kaçmışlar. Flake, “bahardayız diyorlar, ama aslında kıştalar” diyor: ‘’Şaka bir yana, oranın sonbaharı bir başka.’’

Harvard’da verdiği dersin konusu tam da Flake’e göre: muhafazakârlığın geleceği, böyle bir şey varsa tabii. Dersi verirken 2017’de yayınlanan Bir Muhafazakârın Vicdanı: Yıkıcı Politikaların Reddi ve İlkeli Siyasete Dönüş adlı kitabından çokça yararlandığını söylüyor.

Flake, kitabında, Cumhuriyetçi Parti’nin, 2016’da başkanlığı kazanmak için Donald Trump ile yaptığına inandığı “Faustçu pazarlığı” eleştiriyor. Flake’e göre Cumhuriyetçiler, muhafazakârlığın ilkelerini “popülizmin, nativizmin ve demagojinin krizi” olarak adlandırdığı şey için terk etmiş durumda. Trump’ın temsil ettiği öfke ve hınç siyasetini reddeden Flake, partisine, kaleme aldığı 1960 manifestosuyla modern muhafazakâr hareketin temel ilkelerini ortaya koyan ve Flake’in kitabının başlığına ilham kaynağı olan selefi ve akıl hocası Barry Goldwater’ın değerlerine geri dönme çağrısında bulunuyor.

Bu tür duygular, Flake’in Trump’ı daha adaylık sürecinde eleştirmesine yol açmıştı, ancak Trump’a asla oy vermeyeceğini söyleyen bazılarının aksine, Flake bu konudaki tutumunu değiştirmeyi reddetti. Bunun yerine daha da inatçı bir tavır takınarak Trump’a ve Trumpizm’e sadık Cumhuriyetçileri yabancılaştırdı ve sol eğilimli Public Policy Polling anket firmasına göre Arizona seçmeni nezdindeki desteği yüzde 18’e düştü. Önseçimlerde Trump’ın ateşli destekçilerinden Kelli Ward’la ve Başkan Trump’ın güçlü muhalefetiyle karşı karşıya kalan Flake, 2018’de yapılan Senato seçimlerinde aday olmayacağını çünkü diğer Cumhuriyetçiler gibi “suç ortağı olup sessiz kalarak günah keçisi belirleme ve diğerlerini küçümseme dürtüsüne” teslim olmayacağını açıkladı.

Trump tarafından dönek ilan edilen ve birçok solcu tarafından cumhurbaşkanına zarar vermek için elinden geleni yapmadığı yönünde eleştirilen –ve 2020’deki seçim döneminin arifesinde ansızın kenara atılan- Flake, insanların kafasında bir soru işareti oluşturuyor. Acaba ıslah edilmiş bir Cumhuriyetçi Parti’nin sürgündeki lideri, eğer ABD siyaseti onun istediği itidal ve sağduyu iklimine geri dönerse yeniden harekete geçmeye hazır mı? Yoksa o, tek başına yaşadığı ıssız adadan bütün bir okyanusu eleştiri yağmuruna tutan bir Trump trolü mü?

Yoksa çok fazla güneşten kaçınan, en iyi bildiği alanda caka satan ve rahat bir şekilde yarı emeklilik hayatını sürdüren bir Arizonalıdan mı ibaret?

ABD tarihinin bu belirsizliklerle dolu anında -bu konu basına yansıdığında, Trump’ın Senato’daki görevden alınma süreci henüz doruk noktasına ulaşmamıştı – Flake’in bile bu sorunun doğru cevabını bilmediğine dair sağlam bir iddia var.

Bir Snowflake insanı

Flake, her ne kadar geçmişte emekli olmadan önce iki dönem Senatörlük yapmayı istediğini söylemişse de, dünyanın en önemli yasama organından ayrılmanın pişmanlığını ve üzüntüsünü yaşamadığı görülüyor. Bunun yerine, arkadaşları George Will ve Mark Cuban’ın yüksek lisans ve lisans öğrencilerine seminer vermek için Harvard’a geldikleri günlerin anılarını hatırlayıp mutlu oluyor.

Ancak, görevinin son gecesinde yaşanan ve önde gelen bir Demokrat olan eski bir basketbol arkadaşının da yer aldığı bir anısını paylaşmayı ihmal etmiyor.

“O gece on sularında bir telefon aldım, arayan Başkan Obama’ydı, yalnızca ‘Hey, Küba meselesinde benimle birlikte çalıştığın için teşekkür etmek istedim’ dedi. Onunla iyi bir iş ilişkim vardı.”

Kuşkusuz bu bir sağcıya kafayı yedirtecek türden bir hikâye. Trump hükümeti, Küba ile diplomatik ilişkileri yeniden başlatma kararını durdurmuş da olsa, Amerikalılar hala Küba’ya seyahat edebiliyor. Flake de ABD’yle Küba arasındaki turizmi ve ada ülkesiyle ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini savunmaya devam ediyor. Flake, serbest ticaretin, Küba halkının “komünist hükümetinden bir nebze olsun bağımsızlık” elde etmesine yardımcı olduğunu söylüyor.

Flake, hem Obama ile resmi bir sıfatla Küba’ya gitti, hem de Başkanın Afrika ziyaretinde bulunan tek Cumhuriyetçiydi. Flake, çeşitli siyasi konularda Obama’yla ters düşse de, Cumhuriyetçiler, onu Beyaz Saray’ın düzenlediği ve başkanın yanı sıra siyasetçilerle ünlülerin de katıldığı antreman maçlarına katıldığı için asla affetmedi. Flake, “Obama’nın basketbol arkadaşıydım” diyerek gülümsüyor. ”Maçlara bir defa katıldım. Davet edilseydim diğerlerine de katılırdım” diye de ekliyor.

Bunlar, Flake’in East Valley milletvekili olduğu ve meslektaşlarının ”domuz fıçısı” (bir milletvekilinin oy kaygısıyla kendi bölgesine devlet hazinesinden sağladığı imtiyazlar) harcamalarında kullandığı Kongre tahsisatlarına karşı çıktığı için her iki partiden insanların da ona düşmanlık beslediği bir dönemde yaşandı. Flake, siyasi hayatındaki birçok şey gibi bunu da prensip gereği yapmıştı, zira tahsisatların yanlış olduğuna inanıyordu. Kitabında, o dönemki Meclis Başkanı Dennis Hastert’ın evcil hayvanlara yönelik bir proje için ayrılmış tahsisatlara nasıl karşı çıktığını anlatıyor. Flake’in çabaları, Kongre tahsisatları konusunda bir moratoryuma yol açtı.

Flake’in ideolojik tutarlılık ve siyasi nezaket bileşimi, ailesinin çiftliğinin bulunduğu Kuzey Arizona kasabası Snowflake’i kuran Mormonların bir evladı olmasından geliyor. Flake, çocukluğunda bu çiftlikte sığır ve alfalfa bitkisi yetiştirdikleri sırada bir parmağının ucunu tırmık makinesine kaptırmış.

İsa Mesih’in Son Zaman Azizleri Kilisesi’nin (Mormonlar) bir mensubu olan Flake, aynı zamanda devlet gücüne karşı sağlıklı bir şüphecilik taşıyor. Flake, kitabında, büyük-büyük-büyükbabasının dini inancının bir sonucu olarak Yuma’da ağır hapis cezasına çarptırıldığını da anlatıyor. Ardından, 1838’de Missouri Valisi Lilburn Boggs tarafından Mormonlara karşı çıkarılan ve 1976 yılına kadar resmen feshedilmeyen meşhur “imha emri”ne dikkat çekerek, bir toplum olarak, dinlerinin ‘yabancılığı’ nedeniyle ölmelerini isteyen bir hükümetten kaçtıklarını hatırlıyor.

Zulme uğradıkları dönemlerden kalan anıların yanı sıra, Flake, Mormon kilise liderlerinin 19 yüzyılda cemaatleri ziyaret edip keyfi olarak “solda oturanları Demokrat, sağda oturanları Cumhuriyetçi” ilan ettiklerini söylüyor.

Kilise’nin fermanına göre, Snowflake’in ana caddesinin batısında yaşayan Flake’ler Cumhuriyetçi caddenin doğusundakiler ise Demokrat sayılmış. Bu ayrım nedeniyle günümüzde bile “aile toplantılarında münakaşaya girmeye meraklı” Demokrat Partili Flake’ler var.

Flake’e göre buradan çıkarılacak ders, “bir parti mensubundan önce insan olduğumuz” idi. Brigham Young Üniversitesi’nde eğitim gören Flake, uluslararası ilişkiler alanında lisansını, siyaset bilimi alanında yüksek lisansını ve Demokratik Partili Senatör Dennis DeConcini’nin yanında stajını yaptı. Özgeçmişindeki bu “kara leke”ye rağmen, Flake Goldwater Enstitüsü’nün icra direktörü oldu ve burada idolü Barry Goldwater ile çalışarak Margaret Thatcher, Jack Kemp, William F. Buckley Jr. ve Milton Friedman gibi muhafazakarlığın önemli isimleriyle tanışma imkanı buldu.

Daha sonra Arizona’nın altıncı seçim bölgesi kurulduğunda, Flake, muhafazakâr çevrelerde bir ”altın çocuk” olarak görülüyordu. Flake, buradaki seçimi rahatça kazandı ve Cumhuriyetçilerin kalesi olan bir yerde görev yapması, ona devletin küçültülmesinden, vergilerin düşürülmesinden ve geleneksel bir serbest ticaret anlayışından yana bir ”Goldwater Cumhuriyetçisi” olarak siyaset yapma imkanı tanıdı.

Mecliste geçen on iki senenin ardından, Flake, Arizona Senatörü Jon Kyl’in emekli olması ve Kyl’in halefi olarak Flake’in gösterilmesi ile kendini Senato kapılarında buldu. Flake, 2012 Cumhuriyetçi ön seçimlerinde rakiplerini ezerek, seçimleri Demokratların güçlü adayı olan eski Federal Kamu Sağlığı Hizmetleri Birimi Başkanı Richard Carmona’ya karşısında 3 puan önde bitirdi.

50 yaşına gelmesine rağmen karizmasını hala yitirmeyen Flake, New York’un meşhur emlak imparatorunun nevi şahsına münhasır siyasi kariyeri olmasaydı, Senato’da birkaç on yıl daha kendine yer bulabilirdi.

Trump Sapağı

18 Aralık’ta ABD Temsilciler Meclisi üyeleri, Trump aleyhindeki iki meclis soruşturmasını meclisten geçirmek oy kullandı: Bunlardan ilki, Trump’ın, Ukrayna hükümeti eski başkan yardımcısı Joseph Biden’la ilgili bir soruşturma başlatana dek ABD’nin Ukrayna’ya 391 milyon dolarlık askeri yardımını askıya alarak gücünü kötüye kullandığı iddiasıydı. İkincisi ise, kendisine yönelik meclis soruşturması sırasında Kongre’nin çalışmalarını engellediği suçlamasıydı.

Çok az kişi Senato’daki Cumhuriyetçi çoğunluğun Trump’ı aklayacağı konusunda herhangi bir karışıklık yaşanacağını düşünüyordu. Ne var ki Flake, Eylül ayında, Senato’daki oylamanın gizli yapılması halinde “en az 35” Cumhuriyetçinin Trump’ın görevden alınması için oy kullanacağı yönünde kışkırtıcı bir açıklamada bulundu.

Flake, sırıtarak, “yalnızca muhafazakârca davranıyordum” diyor.

Röportajı verirken davanın sonucundan emin olmayan Flake, Trump’ın görevden alınması dışında bir sonuç çıkmasını umduğunu söylüyordu. Seçime bir yıldan az bir süre kaldığı göz önüne alındığında “tercih ettiği seçeneğin” seçmenlerin Trump’ı görevden alıp almayacağına karar vermesine izin vermek olduğunu vurgulayan Flake, “bence yaptığı şey, azil edilmesini gerektirmeyen bir suç olarak kabul edilebilir” diyor. “Yaptığı birçok hata var. Ancak Anayasa bu yolun kullanılmasını gerektirmiyor.”

Flake, Demokrat Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ile aynı fikirde olduğunu belirterek, Trump’ın Ukrayna’dan karşılık beklediğini iddia eden “ifşalar göz önüne alındığında”, bunu süman altı etmenin hiçbir yolu yoktu diyor.

Flake, seçmenlerin daha sonra Trump’ı reddederek onu iktidardan düşürmesine izin vererek, sonrasında bir “gensoru kararı” almanın daha doğru olacağını öne sürüyor. Flake “Yeniden seçilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Ancak azledilip görevden alınmadığı bir durumun seçimlerde onu cesaretlendireceğinden endişeliyim, bu ona meşruiyet kazandırıyor” diyor.

Flake ayrıca, bir başkanın iktidardan düşürülmesinin ardından halkın gözünde kahramanlaşması ihtimalinden de korktuğunu dile getiriyor. “Böyle bir durumda, bir sonraki seçimde gelecek yeni başkanı yenmek yerine diskalifiye etmeye çalışacak öfkeli bir kitle oluşturursunuz” diyor. “Bu, girmek istediğimiz bir döngü değil. Bu döngüyü yaşayan fazla ülke var. Son hiç iyi bitmiyor.”

Flake, Trump’ın seçimleri kaybedeceğine inanıyor. Dahası, yalnızca Cumhuriyet’in değil, Cumhuriyetçi Parti’nin de ayakta kalmasını diliyor. Bunun olması için de partisinin 2020 seçimlerinde Trump ile birlikte bir bozgunla yüzleşmesi gerektiğini düşünüyor.

Ancak bunun “garanti olmadığını” itiraf ediyor: ”Her halükarda, Cumhuriyetçilerin toplu halde ”bir süre için kötü bir yola düştük ve şimdi benliğimizi geri kazanma zamanı’ demesi için en iyi senaryo bu.”

Flake, Trump karşıtı cepheye yeni katılmış bir figür değil. Aksine, 2015 yılında, Trump’ın nativist eğilimlerini kınayan ilk Cumhuriyetçilerden biriydi. Trump’ın duvarını Meksika mı ödeyecek? Bu ancak bir “şaka” olabilir diyor Flake.

Trump, o yılın Temmuz ayında Arizona’da Şerif Joe Arpaio ile kampanya yapmak istediğinde, -o sırada, altı yıllık görev süresinin yaklaşık olarak yarısında olan- Flake, partisinin ilçe başkanlığına bu etkinliğe ev sahipliği yapmamaları için başarısız bir kulis faaliyetinde bulundu. Flake, The Washington Post’a verdiği demeçte, “Trump’ın görüşlerinin partiyi yansıttığını düşünmüyorum… özellikle de bir sınır eyaletinde” diyordu.

Trump’ın “Müslümanlara vize yasağı” ile birlikte işler daha da kötüleşti. Flake, Scottsdale’deki Müslüman cemaate hitap ederek bu karara karşı çıktı. Bütün bunlar, Kaliforniya’nın San Bernardino’da şehrinde IŞİD’den esinlenen radikal İslamcıların 14 kişiyi katletmesinden yaklaşık bir hafta sonra yaşanmıştı. Cemaatin muhtemelen “bir Mormon’un camide konuşmasını” asla beklemeyeceğine dair bahse girdiğine ilişkin bir espriyle başlayan Flake, cemaate, Trump’ın söyleminin “Amerika’yı tepenin üzerinde parlayan bir şehir yapan değerler ve ideallerle uyumlu olmadığını” söylemiş.

Flake, kitabında, göçmenlerle dolu bir ülke olan Amerika için bir kullandığı bir metafor olarak “tepenin üzerindeki parlayan şehir”e atıfta bulunarak aynı zamanda 1986 affını imzalayıp 3 milyon insanın gölgelerde yaşamasına engel olan Başkan Ronald Reagan’ın çizgisinde göç yanlısı bir Cumhuriyetçi olduğundan bahsediyor.

Bir Muhafazakârın Vicdanı’nda, Flake, sınırın daha az militarize olduğu ve çoğunlukla erkek olan göçmenlerin “görece kolay bir biçimde” ülkeye girip çıktığı yıllarda, ailesinin Snowflake’deki çiftliğinde Meksikalı işçilerle yan yana çalışan bir çocuk olarak anlatıyor. Sınır Devriyesi, yaşadıkları çiftliğe sık sık baskın düzenler, belgesi olmayanları toplar, bazen de alfalfa tarlalarınn havadan sulanabilmesi için belediyeye uçaklar gönderirdi.

Bu gibi günlerde, genç Flake bir şapka takar, atına biner ve Sınır Devriyesi uçaklarını tuzağa düşürerek çiftlik işçilerinden uzaklaştırmaya çalışırdı. Hayatının ilerleyen yıllarında, Afganistan ve Filistin’den gelen iki doktorun,  yaşlı kayınpederinin hayatını kurtarmak için fazla mesai yaptığı zamanlarda, ülkesine gelen göçmenlerin değerini bir kez daha anlayacaktı.

Trump’ın göçmenliğe Flake’i öfkelendiren pek çok konudan yalnızca biri. Trump’ın dış ilişkilere yönelik agresif tutumu, Trump’ın gümrük vergilerine ve bütçe açığı harcamalarına güvenmesi ve Twitter’daki küstah tavrı da bu konular arasında. Trump’ın, T.S. Eliot’tan, F.A. Hayek’ten ve Federalist Makaleler’den ezbere alıntılar yapan bir entelektüel olan Flake’i rahatsız etmesi şaşırtıcı olmasa gerek.

Bazı Cumhuriyetçiler arasında Trump’ı eleştirmenin hainlik olduğu fikrine gelince, Flake bundan büyük rahatsızlık duyuyor. Kitabında “başkanlığın gücü sürekli sorgulanmalı” diyen Flake, “zaten ben bir Batılıyım. Gücü sorgulamak bizim işimiz” diye ekliyor.

Kazanın önce içine, sonra dışına

Gelgelelim, Trump’ı erken tarihlerde eleştiren diğer kişiler, 2016 seçimlerinden sonra kendilerini görev bilinciyle hareket eden Trump destekçilerine çevirmekte başarılı oldular: örneğin, Nebraska’dan Cumhuriyetçi Senatörler Benn Sasse ve South Carolina’dan Lindsey Graham.

Ancak, Senato’daki görev süresinin bitmesine iki yıl kala, Flake, Trump’a muhalefet ettiğini hiçbir zaman gizlemedi. Trump’ın adaylığını olarak desteklemeyi reddetti, 2016 Cumhuriyetçi Parti kongresine katılmaktan kaçındı ve kendine Trump kampanyasında kullandığı üslubu değiştirene dek “konuşmaya devam etme” sözü verdi.

İki adam arasındaki husumet hiçbir zaman sonlanmadı. Trump, Flake’i “zayıf” ve göçmenler konusunda yumuşak olarak nitelendirdi. Hatta kapalı kapılar ardında Trump, Flake’i ön seçimleri kaybetmesi için rakibine 10 milyon dolar bağışta bulunmakla tehdit etti.

Flake’in kitabı Temmuz 2017’de yayınlandı. Flake, NPR’a verdiği röportajda, kendisinin ve yayıncısı Random House’un, kitabı kendi çalışanlarından bile gizli tuttuğunu söylüyor. Görünen o ki, seçimlere bir yıl kalmışken “siyaset dünyası”nın ona “susmasını ve risk almamasını” söylemesinden endişe duyuyordu.

HighGround Public Affairs’de çalışan Cumhuriyetçi Parti’nin deneyimli siyasi danışmanı Chuck Coughlin’e göre bu ayrıntı, Flake hakkında çok şey anlatıyor. Coughlin, bunu anlatırken ”’şaka yapıyorsun değil mi’ dedim’” diye gülüyor. “Yanında çalışanlardan kimse onun bir kitap yazdığını bilmiyor muydu? Bu, onun güçlü insan ilişkilerine sahip birinden ziyade bir politika üreticisi, bir düşünce kuruluşu çalışanı olduğunu gösteriyor… Derin bir düşünür olabilir, size serbest teşebbüs hakkında bir kitap yazabilir, bir mevzuat kaleme alabilir ancak insanları okumakta pek iyi olmadığı açık.”

Benzer şekilde, Tempe’nin Lincoln Strategy Group’unda yer alan Cumhuriyetçi stratejist Nathan Sproul, Flake’i reelpolitik konusunda çok az iştahı veya yeteneği olan klasik bir siyasi idealist olarak görüyor. Sproul, “Hayata gerçekten de gri alanlarda yaklaşmıyor” diyor. “Tam da bu nedenle, Trump’ın başkanlığı süresince yaptıklarına bakıp ”yaptıklarının yüzde 60, 70, 80’inde onunla aynı düşünüyorum ve bu konularda ona iltifat edeceğim, ancak diğer konularda da memnuniyetsizliğimi ifade edeceğim” demek onun için zor oldu.

Flake’in bu “diğer şeylerden” duyduğu rahatsızlık, kaçınılmaz olarak, 24 Ekim 2017 tarihinde Senato’da, başkanın “pervasız, çirkin ve onursuz davranışını” reddettiği ve yeniden seçilmek için aday olmayacağını açıkladığı duygusal bir konuşma yapmasına yol açtı.

Bu karar, ondan daha az telejenik bir Cumhuriyetçi olan Martha McSally’nin, Flake’in Senato’daki koltuğunu Demokrat Kyrsten Sinema’ya kaptırmasıyla sonuçlandı. Pek çok uzman, bu sürecin, şimdilerde atanarak senatör olan McSally’nin, eski milletvekili Gabby Giffords’un astronot kocası Demokrat Mark Kelly ile kafa kafaya gitmesinin beklendiği 2020 seçimlerinde yeniden tekrarlanacağına inanıyor. Aynı Sinema gibi, Kelly de kendisi için bir orta yolcu politik istikamet çizerek McSally’yi Trump’a sığınmaktan başka şans bırakmadı.

Flake bu topa hiçbir zaman girmedi. “Başkanla bir miting sahnesinde durup yaptığı şakalarına gülmem ve meslektaşlarımla alay ettiğinde tepki vermemem ve insanlar ‘bunu hapse atın’ veya ‘şunları geri gönderin’ diye bağırırken gülmem gerekeceğini biliyordum” diyor: “Yapamadım.”

Zıpkınla balık avı ve akademi

Demokratlar’ın geneli, Flake’e, meclisteki oylamaların yüzde 80 ila 92’sinde Trump’ın pozisyonuyla aynı doğrultuda oy kullandığı için, sırf partisini eleştirmesinden ötürü kredi vermeye meyilli değil. Demokratlar, Obamacare’i yürülükten kaldırmaya ve Brett Kavanaugh’u kadınlarla yönelik uygunsuz davranışlarda bulunduğu iddialarına bakılmaksızın Yüksek Mahkeme’de onaylamaya yönelik oy verdiği için onu affedemiyorlar.

Flake’in Kavanaugh hakkında sınırlı bir FBI soruşturması talep etmesi bile Demokratlar tarafından bir kılıf olarak görülerek reddedildi.

Democratic Diva blogundan yerel Demokrat aktivist ve uzman Donna Gratehouse da tam olarak böyle düşünüyor. Gratehouse, Flake’in “ailesini önemseyen düzgün bir insan” olabileceğini kabul ederken, mecliste kullandığı oylara bakıldığında onu asla ılımlı biri olarak tanımlamayacağını söylüyor.

Ancak solun nefret ettiği muhafazakârlığa savunsa bile, Flake gibi son derece muhafazakâr bir senatörün Trump’a karşı çıkması muhalefetin yararına olmuyor mu?

Gratehouse ve benzer düşünceye sahip liberaller için bu sorunun cevabı hayır. Gratehouse, “[Trump’a asla oy vermeyeceğini söyleyenler] siyasetin üçüncü meme ucu gibidir” diyor. “Yani işe yaramazdır… Onların rahatsızlık duyduğu konu Trump’ın davranış biçimi, kabalığı. Bunu anlıyorum, ancak hiçbir siyasi meselede ona gerçek anlamda karşı çıkmıyorlar.”

Yani, Flake, tabiri caizse ülkenin güney kesimindeki ”siyasi adasında” kalmaya devam ediyor. Üstelik işler ilerledikçe, Trump yeniden seçilmese bile, bu havayı üzerinden asla atamayabilir.

Yine de, hayatta kalmak için zıpkınla avlanmasa da, zaman zaman ıssız adada yaptıklarını tekrarlıyor. Örneğin CBS ekranlarında yorumculuk yapıyor, Harvard gibi yerlerde kendine yer buluyor ve iş dünyasında ilgi görüyor.

Dahası, Trump’ın yükselişinden de görüldüğü gibi, Amerikan siyasetinin pek de durağan olduğu söylenemez.

Peki, Flake, siyaset normal dönerse siyasete dönmeyi düşünür müydü?

Bu soru karşısında duraklayıp gülümsüyor.

“Ortalık sakinleştikten sonra.”

Orijinali:

Çeviren: Deniz Karakullukcu