“From the World Press” 28 Şubat 2018

 

İngiltere’den The Independent’ın dünkü (27 Şubat) manşeti, artık bütün dünyanın bildiği bir oyunu bir kere daha afişe ediyor: Rusya Birleşmiş Milletleri ve uluslararası kamuoyunu beş saatlik “ateşkes” ilânları veya “insancıl koridor açtık/açtırdık” demeçleriyle oyalarken, Esad rejimi 10 gündür yaptığı gibi Doğu Guta’yı aralıksız bombalamayı sürdürüyor. Önceki gün her iki taraf BM’nin 30 günlük ateşkes ilânını kabul etmemiş; bunun üzerine Putin Salı 9-14 arasında bombardımanın kesilmesi “emrini” vermişti. Üstelik Guta, Mayıs 2017’de Rusya, İran ve Türkiye’nin arabuluculuğuyla güya çatışmaların inişe geçeceği öngörülen dört bölgeden biriydi. Ama ne Rusya uydu kendi önerisine, ne de şimdi karada son taarruza hazırlandığı yolunda sinyaller veren Suriye. Fakat bu arada, Rusya’nın BM nezdindeki daimî temsilcisi Vasily Nebenzia’nın uluslararası camiayı Doğu Guta konusunda “hep aynı şayiaları yayan küresel medya mecraları” nedeniyle “kitle psikozu”na girmekle suçladığını, yani bunu dahi söyleyebildiğini de hayretle öğreniyoruz.

 

Dünyada şu sıralar iyiye giden çok az şey olduğunun bir diğer işareti Çin’den gelmekte. Bekleniyordu zaten, bütün dizginleri ele geçiren ve muazzam bir iktidar temerküzüne giden Zi Cinping’in (Xi Jinping), devlet başkanlığındaki iki dönem sınırını kaldırmak isteyeceği. Öyle de oldu nitekim; (ülkenin gerçek hâkimi) Çin Komünist Partisi, (ülkenin yönetim vitrini) Çin Halk Meclisi’ne yazarak, anayasanın ilgili maddesinin değiştirilmesini isteyiverdi. Söz konusu kural, Mao’nun ölümünü izleyen kavgalar durulduğunda, Deng Şiaoping’in reform ve istikrar arayışları çerçevesinde getirilmiş; en üst düzeyde belirli bir iktidar paylaşımı ve rotasyonunu zorunlu kılmış; Ciyang Zemin ve Hu Cintao bu çerçevede gelip gitmiş; ancak Zi Cinping çok erken bir aşamada pek de gitmek niyetinde olmadığını belli etmiş ve yolsuzlukları gerekçe göstererek giriştiği tasfiye hareketleriyle bütün rakiplerini ezip sindirmeyi hedeflemişti. CNN’in okumanızı önerdiğimiz son yorumu, “başkan mı, imparator mu” sorusunu soruyor ve Mao’dan kırk küsur yıl sonra Zi’nin Çin’i tekrar tek adam yönetimine geri götürmekte olduğunu gözler önüne seriyor. Belki bu çerçeveye, Putin’in Stalin düşkünlüğü kadar Zi’nin de Mao düşkünü olduğu, hattâ kendisi ve ailesinin de acısını çektiği Kültür Devrimi’ne bile neredeyse toz kondurmadığı eklenebilir.

 

Son seçkimiz bilim ve kültür alanından, BBC web sitesine 17 Şubat’ta yüklenen bir yazıda, yeni röntgen-floresans teknikleriyle yağlıboya tabloların “altı”nın eskisinden çok daha kolay ve ucuz bir şekilde tarandığı; bunun da hem gizli eserlerin ortaya çıkmasına yol açtığı, hem de ressamların çalışma teknikleri hakkında yeni ipuçları sunduğu anlatılıyor. Seçilen örnek, Pablo Picasso’nun “Çömelen Kadın”ı (La Misereuse Accroupie). Bu teknikle incelendiğinde, Picasso’nun kimin yaptığı bilinmeyen, belki bir öğrencinin elinden çıkma bir Barcelona manzarası tualini kullandığı anlaşılıyor.