Anasayfa / Dünya / “Geri çekilin” diyen yapay zekâ sesi cepheyi karıştırdı: Husiler Yemen’in bütün Kızıldeniz kıyısını ele geçirdi

“Geri çekilin” diyen yapay zekâ sesi cepheyi karıştırdı: Husiler Yemen’in bütün Kızıldeniz kıyısını ele geçirdi

İran destekli Husiler, Yemen’in Kızıldeniz kıyı şeridinin tamamında kontrolü ele geçirdi.Suudi destekli Tarık Salih’in birliklerine geri çekilme emri verdiği ses kaydının yapay zekâyla üretildiği öne sürüldü.

İran destekli Husi hareketinin Yemen’in batısında başlattığı hızlı kara harekâtı, yalnızca stratejik Muha limanının düşmesiyle kalmadı. Al Jazeera’nin son dakika haberine göre, Yemen’in Kızıldeniz kıyı şeridinin tamamı artık Husilerin kontrolüne geçti.

Böylece Yemen savaşının Kızıldeniz cephesindeki askeri harita köklü biçimde değişti. Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümet güçleri ile Tarık Salih komutasındaki Ulusal Direniş Güçleri (NRF), yıllardır ellerinde tuttukları batı kıyısındaki son önemli mevzileri de kaybetti.

3 Eylül’de başlayan harekâtta Husiler yaklaşık 2.600 kilometrekarelik alanı ele geçirdi. Hays, Havha (Al-Khawkhah), El-Vaziiyye ve Mevza’nın yanı sıra stratejik Halid bin Velid Askeri Kampı da Husilerin kontrolüne geçti.

Ancak harekâtın dönüm noktası, Kızıldeniz kıyısındaki Muha’nın düşmesi oldu.

The National’ın aktardığına göre, Başkanlık Liderlik Konseyi’ne bağlı güçler günler süren çatışmaların ardından Hays ve Havha’dan, ardından Taiz’in batısındaki Muha’dan çekildi. Birliklerin bir bölümü Aden yönüne çekilirken, bazı kuvvetlerin Bab-ül Mendeb yakınındaki Duba (Dhubab) bölgesinde yeniden konuşlandığı bildirilmişti.

Son gelişmeyle birlikte Husilerin ilerleyişi bu hattı da aşarak Kızıldeniz kıyısındaki kontrolü tamamladı.

Tarık Salih’in sesiyle “Geri çekilin”

Cephedeki hızlı ilerlemeye aynı zamanda bir enformasyon savaşı eşlik etti.

NRF’ye yakın askeri medya kaynakları, Tarık Salih’in sesini taklit eden ve yapay zekâyla üretildiği öne sürülen bir ses kaydının Husiler tarafından dolaşıma sokulduğunu açıkladı.

Kayıtta Salih’in birliklerine geri çekilme emri verdiği izlenimi yaratılıyor.

NRF’nin iddiasına göre kayıt, yaklaşık yarım milyon takipçisi bulunan Adil el-Hasani adlı bir hesap tarafından paylaşılarak geniş bir kitleye ulaştı.

Al-Jumhuriya TV’nin aktardığına göre NRF askeri medyası, kaydın cephede moral bozmak ve kamuoyunu yanıltmak amacıyla üretilmiş sahte içerik olduğunu savundu. Salih’in açıklamalarının yalnızca resmi NRF kanallarından takip edilmesi çağrısı yapıldı.

Ancak ses kaydının gerçekten yapay zekâyla üretildiğini NRF’den bağımsız olarak doğrulayan bir teknik inceleme henüz ortaya çıkmış değil.

Tarık Salih nerede?

Sahte ses kaydı tartışmasının yanında Tarık Salih’in kendisinin nerede olduğu konusunda da farklı bilgiler var.

Salih, Muha’daki gelişmeleri “yeniden düzenlenmek amacıyla taktiksel bir geri çekilme” olarak nitelendirdi.

Reuters ise Salih’in birliklerine Kızıldeniz kıyısındaki açık mevzilerden çekilip daha güvenli noktalara geçmeleri için bizzat emir verdiğini aktardı.

Rusya merkezli RT ise çok daha ileri bir iddia ortaya attı: Salih’in yaklaşık 10 bin kişilik gücünün 24 saatten kısa sürede dağıldığını ve Salih’in tekneyle Eritre’ye kaçtığını öne sürdü.

Böylece aynı gelişme hakkında üç ayrı anlatı ortaya çıktı: Salih “taktiksel geri çekilme” diyor, Reuters emir verilerek yapılan bir çekilmeden söz ediyor, RT ise bozgun ve kaçış yaşandığını iddia ediyor.

Husiler artık Yemen’in bütün Kızıldeniz kıyısında

Son gelişmenin stratejik ağırlığını artıran nokta, Muha’nın konumu.

Muha, dünyanın en kritik deniz ticareti geçişlerinden Bab-ül Mendeb Boğazı’nın yaklaşık 60-75 kilometre kuzeyinde bulunuyor. Kent 2017’den bu yana hükümet ve Suudi liderliğindeki koalisyon güçlerinin elindeydi ve Tarık Salih’in kuvvetlerinin en önemli askeri ve lojistik merkezlerinden biriydi.

Şimdi ise mesele Muha’nın ötesine geçmiş durumda.

Al Jazeera’nin son dakika bilgisine göre Husiler Yemen’in Kızıldeniz’e bakan kıyılarının tamamını kontrol ediyor.

Bu, zaten Kızıldeniz’de ticari ve askeri gemilere saldırı kapasitesine sahip olan Husilerin kıyıdaki coğrafi hâkimiyetini de tamamlaması anlamına geliyor.

Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi de Muha ve Bab-ül Mendeb çevresindeki gelişmelerin “salt Yemen’e özgü bir mesele olmadığını” söyleyerek uluslararası topluma müdahale çağrısı yaptı.

Dokuz yıl önce alınan mevziler yeniden Husilerde

Batı kıyısındaki çöküşün sembollerinden biri Halid bin Velid Askeri Kampı.

Hükümet güçleri kampı 2017’de Husilerden almıştı. Muha-Hudeyde-Taiz üçgenindeki kavşak konumu nedeniyle bu gelişme, savaşın batı cephesindeki önemli dönüm noktalarından biri olarak görülmüştü.

Dokuz yıl sonra hem kampın hem Muha’nın yeniden Husilerin eline geçmesi ve ardından Kızıldeniz kıyısının tamamının kaybedilmesi, Suudi Arabistan’ın yıllardır desteklediği batı Yemen stratejisinin büyük ölçüde tersine çevrilmesi anlamına geliyor.

MBS, Trump’ı iki kez aradı: Husilere saldırın

Sahadaki tablo Riyad’ı doğrudan Washington’a yöneltti.

Axios’un iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre Suudi Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Perşembe günü ABD Başkanı Donald Trump’ı iki kez telefonla aradı.

MBS, Trump’tan Husi hedeflerine karşı doğrudan Amerikan askeri saldırısı düzenlenmesini istedi.

Trump ise talebi reddetti.

Reuters’ın aktardığına göre Washington, Suudi yetkililere ABD’nin şu andaki önceliğinin İran ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliği olduğunu ve Yemen’de yeni bir askeri cephe açmak istemediğini iletti.

Buna karşılık ABD’nin Suudi Arabistan’a istihbarat ve hedefleme verileri sağlamayı sürdüreceği bildirildi. CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın da acil koordinasyon görüşmeleri için Suudi Arabistan’a gittiği belirtildi.

MBS’nin doğrudan Amerikan saldırısı istemesi, Riyad’ın birkaç ay önceki tutumundan önemli bir geri dönüş. Temmuz ayında başlayan krizin ilk aşamasında Suudi yönetimi Washington’a Husilerle kendi imkânlarıyla baş edebileceği mesajını vermişti.

Kriz Hamaney’in cenazesinden dönen uçakla başladı

Son Suudi-Husi geriliminin başlangıcı Temmuz ayına uzanıyor.

Suudi Arabistan, İran’ın eski Dini Lideri Ali Hamaney’in cenazesinden dönen üst düzey Husi yetkilileri taşıyan İran uçağının Sana’ya inişini engelledi.

Bunun ardından Husiler Kızıldeniz’de Suudi tankerlerine saldırmaya başladı. Gerilim daha sonra Suudi enerji tesislerini de kapsayacak şekilde genişledi.

Şimdi Husilerin Kızıldeniz kıyısının tamamını kontrol etmesi, birkaç ay önce başlayan krizi Riyad açısından çok daha ciddi bir güvenlik sorununa dönüştürmüş durumda.

Hürmüz’ün alternatifi olan petrol boru hattı da mı vuruldu?

Riyad için ikinci alarm ise enerji cephesinden geldi.

Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’na en önemli alternatifi olan Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı’nın (Petroline) Husi saldırısına uğradığı öne sürüldü.

İran bağlantılı olduğu bilinen “The Hormuz Letter” adlı X hesabı, Medine’nin güneydoğusunda boru hattının Mahd ez-Zeheb yönündeki güzergâhında yaklaşık 100 kilometrelik bir duman sütunu görüldüğünü öne süren Sentinel-3 uydu görüntüleri yayımladı. Hesap, NASA’nın FIRMS sisteminin de bölgede saatler süren güçlü ısı anomalileri tespit ettiğini iddia etti.

Ancak saldırı henüz Saudi Aramco, Suudi Enerji Bakanlığı veya büyük uluslararası haber ajansları tarafından doğrulanmadı. Uydu sistemlerindeki ısı anomalileri bir yangının varlığına işaret edebilse de neyin yandığını veya olayın bir saldırıdan kaynaklandığını tek başına göstermiyor.

Yaklaşık 1.200 kilometrelik Petroline, Suudi Arabistan’ın doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı’na bağlıyor. Hat sayesinde Suudi petrolünün önemli bölümü Hürmüz Boğazı kullanılmadan dünya piyasalarına çıkarılabiliyor.

Bu nedenle Petroline’a yönelik doğrulanmış bir Husi saldırısı, Riyad’ın iki kritik deniz güzergâhında aynı anda baskı altına girmesi anlamına gelecek: Doğuda Hürmüz, batıda Kızıldeniz ve Bab-ül Mendeb.

Yemen’de savaş bitmiş değil

Kızıldeniz kıyısındaki büyük Husi kazanımına rağmen Yemen’in diğer cephelerinde tablo farklı.

Suudi destekli hükümet güçleri aynı günlerde kuzeydoğudaki El-Cevf ve El-Beyda bölgelerinde karşı taarruzlarla ilerlediğini açıkladı. Başkanlık Liderlik Konseyi’ne göre hükümet kuvvetleri El-Lebenat Askeri Kampı’nı ele geçirerek El-Hazm yönünde ilerliyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın