Anasayfa / Dünya / İran Destekli Husiler, Suudi Destekli Güçleri Batı Yemen’de Geri Püskürttü: Muha Düştü

İran Destekli Husiler, Suudi Destekli Güçleri Batı Yemen’de Geri Püskürttü: Muha Düştü

İran’ın desteklediği Husi hareketi, Suudi Arabistan’ın finanse ettiği Yemen hükümeti ve Tarık Salih’in Ulusal Direniş Güçleri’ne karşı başlattığı hızlı kara harekâtıyla batı Yemen’de yaklaşık 2.600 kilometrekarelik alanı ele geçirdi. Harekât, Kızıldeniz’deki stratejik liman kenti Muha’nın düşmesiyle sonuçlandı. Batı kıyısındaki dengeleri değiştiren ilerleme, Riyad’ın Yemen’deki en önemli müttefiklerinden Tarık Salih güçlerine de ağır darbe vurdu.

İran destekli Husiler, Yemen’in batısında son yılların en hızlı toprak kazanımlarından birini gerçekleştirdi.

Taiz’in batısı ile Hudeyde’nin güneyini kapsayan harekâtta Husiler, birden fazla ilçeyi art arda ele geçirerek yaklaşık 2.600 kilometrekarelik alanı kontrol altına aldı.

Suudi Arabistan’ın yıllardır silah, finansman ve hava desteği sağladığı Yemen hükümetine bağlı birlikler ile Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri geniş bir cephe hattında geri çekildi.

The National’ın aktardığına göre, Başkanlık Liderlik Konseyi’ne bağlı kuvvetler günler süren çatışmaların ardından Hays ve Havha (Al-Khawkhah) ilçeleri ile Taiz’in batısındaki Muha’dan çekildi. Birliklerin bir bölümünün Bab-ül Mendeb Boğazı’na daha yakın Duba (Dhubab) bölgesinde yeniden konuşlandığı bildirildi.

Husilerin ilerleyişi sırasında Hays, Havha, El-Vaziiyye ve Mevza’nın yanı sıra stratejik Halid bin Velid Askeri Kampı da el değiştirdi.

Harekâtın en kritik gelişmesi ise Kızıldeniz kıyısındaki Muha’nın Husilerin kontrolüne geçmesi oldu.

Beş günlük çatışmalar Muha’nın düşüşüyle sonuçlandı

Arab News’in aktardığına göre, Taiz’in batısında başlayan Husi harekâtı kısa sürede geniş bir cephe savaşına dönüştü.

Çatışmalar beşinci gününe girerken Husiler Taiz’in batısındaki kazanımlarını pekiştirerek Kızıldeniz kıyısına ilerledi. Aynı günlerde çatışma hattı yüzlerce kilometre uzaktaki El-Cevf vilayetine kadar genişledi.

Yemen’in Dışişleri ve Diaspora İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mustafa Numan da Husilerin stratejik Muha Limanı dahil olmak üzere Taiz vilayetinin tamamını ele geçirmeyi hedeflediğini söylemişti.

Muha’nın düşmesiyle Husiler bu hedefin en kritik aşamalarından birine ulaşmış oldu.

Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki ateşkes de çöktü

Batı Yemen’deki çatışmalar, Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki doğrudan gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde yaşandı.

Temmuz ayında Sana Havalimanı’na İran Devrim Muhafızları komutanlarını taşıdığı öne sürülen bir uçağın inişini engellemek amacıyla pistin vurulmasının ardından Husiler, Suudi Arabistan ile 2022’den beri devam eden ateşkesin sona erdiğini açıklamış ve Kızıldeniz’de Suudi gemilerine karşı deniz ablukası ilan etmişti.

Takip eden haftalarda Suudi petrol tankerleri Husi saldırılarının hedefi olurken, Riyad da ağustos ayında Hudeyde’deki Husi hedeflerini bombalayarak karşılık verdi.

Gerilim eylül ayında daha da yükseldi.

Husiler 9 Eylül’de Suudi Arabistan’ı El-Hazm’daki bir cezaevini de vuran hava ve seyir füzesi saldırıları düzenlemekle suçladı.

Bir gün önce ise Husiler Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşeyt, Cizan ve Necran kentlerine drone ve füzelerle saldırmıştı. Saldırılarda kadın ve çocukların da bulunduğu en az 73 kişinin yaralandığı, bazı petrol tesislerinin hasar gördüğü bildirildi.

Suudi liderliğindeki koalisyonun sözcüsü Tuğgeneral Türki el-Malki, Husilere karşı “gerekli tüm operasyonel önlemlerin” alınacağını açıkladı.

Tarık Salih güçlerine ağır darbe

Muha’nın kaybedilmesi, yalnızca Yemen hükümeti açısından değil, Suudi Arabistan’ın batı Yemen’de desteklediği en önemli askeri yapılardan biri açısından da kritik bir gelişme.

Eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in yeğeni Tarık Salih’in komutasındaki Ulusal Direniş Güçleri, uzun süredir Muha ve çevresini ana üslerinden biri olarak kullanıyordu.

Batı kıyısındaki hükümet birliklerinin geri çekilmesi ve Muha’nın Husilerin kontrolüne geçmesi, Tarık Salih güçlerinin bölgedeki askeri ve lojistik hareket alanını önemli ölçüde daralttı.

Bab-ül Mendeb’e 60-75 kilometre

Muha’nın stratejik öneminin temelinde coğrafi konumu bulunuyor.

Kent, dünyanın en kritik deniz ticareti geçişlerinden Bab-ül Mendeb Boğazı’nın yaklaşık 60-75 kilometre kuzeyinde yer alıyor.

2017’nin başından beri hükümet ve Suudi liderliğindeki koalisyon güçlerinin elinde bulunan Muha, hem Kızıldeniz kıyısının kontrolü hem de Tarık Salih güçlerinin operasyonları açısından kritik bir merkezdi.

Husilerin kenti ele geçirmesi, hareketin Kızıldeniz’de uluslararası deniz taşımacılığının geçtiği Bab-ül Mendeb hattındaki konumunu daha da güçlendirdi.

Harekât sırasında el değiştiren Halid bin Velid Askeri Kampı da aynı nedenle önem taşıyor. Muha-Hudeyde-Taiz güzergâhlarının kavşağında bulunan kamp, 2017’de Suudi destekli hükümet kuvvetleri tarafından Husilerden alınmış ve o dönem savaşın batı cephesindeki önemli dönüm noktalarından biri olarak görülmüştü.

Kampın yeniden Husilerin kontrolüne geçmesi, sekiz yıl önce Suudi koalisyonu lehine değişen batı Yemen’deki askeri dengenin yeniden tersine döndüğünü gösteriyor.

Kuzeydoğuda ise hükümet güçleri ilerliyor

Ancak Yemen genelindeki askeri tablo tek yönlü değil.

Suudi destekli hükümet güçleri aynı günlerde kuzeydoğudaki El-Cevf ve El-Beyda cephelerinde Husilere karşı ilerleme kaydettiğini açıkladı.

Başkanlık Liderlik Konseyi’ne göre hükümet kuvvetleri El-Lebenat Askeri Kampı’nı ele geçirerek Husi kontrolündeki El-Hazm’a doğru ilerliyor.

Son gelişmeler böylece Yemen’de birbirine zıt iki askeri tablo ortaya çıkardı: Husiler Kızıldeniz kıyısında Muha’ya kadar ilerleyerek Suudi destekli güçlere önemli bir darbe vururken, hükümet birlikleri ülkenin kuzeydoğusundaki bazı cephelerde Husi bölgelerine doğru ilerliyor.

Muha’nın düşmesi ise savaşın Kızıldeniz ve Bab-ül Mendeb cephesi açısından son yıllardaki en önemli değişikliklerden biri olarak öne çıkıyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın