İsrail casusu Eli Cohen’in Şam’da deşifre edilmesi, yakalanması ve 18 Mayıs 1965’te idam edilmesine ilişkin bilinmeyen ayrıntılar, operasyonda görev alan emekli Suriyeli subay Said Caviş tarafından 61 yıl sonra anlatıldı.
Suudi Arabistan merkezli Al Majalla’ya konuşan Caviş, Cohen’in yakalanmasında Sovyet istihbaratının ya da Hindistan Büyükelçiliği’nin rol oynadığı yönündeki yıllardır anlatılan iddiaları reddetti.
Caviş’e göre Cohen’i tespit eden, kendi kurduğu “134 Numaralı Telsiz Gizli Servisi”ydi.
Altı gün boyunca tutuklamadılar
Caviş’in anlattığına göre Cohen, Ebu Rummane’deki evinde tespit edilmesine rağmen hemen gözaltına alınmadı. Altı gün boyunca kontrol altında tutuldu.
Bu sırada Cohen’in kullandığı şifre sistemini çözmek için Beyrut’tan Alexandre Dumas’nın “Üç Silahşörler” kitabı ile “El-Muhtar” dergisinin ilgili sayısı getirildi.
Cohen kendisinden şüphelenildiğini anlamasın diye onunla normal şekilde görüşülmeye de devam edildi. Caviş, bu süre içinde Cohen’le oturup konuştuklarını, hatta tedbir amacıyla birlikte restorana gittiklerini anlattı.
“Fatiha’yı oku”
Altıncı günün sonunda Cohen, dönemin Suriye Devlet Başkanı ve Genel Komutanı Emin Hafız’ın karşısına çıkarıldı.
Hafız, Cohen’e adını sordu.
Cohen, “Kamil Emin Sabit. Suriyeli bir Arabım, ticaretle uğraşıyorum ve Müslümanım” cevabını verdi.
Bunun üzerine Hafız, “Fatiha Suresi’ni oku” dedi.
Cohen Fatiha’yı okurken hata yaptı.
Caviş’e göre Hafız bunun üzerine, “Senin yaşında Fatiha’yı bilmeyen bir Müslüman var mı?” diye sordu. Ardından yanındakilere dönerek:
“Bu bir Yahudi” dedi.

İdamına karşı çıktı, 89 gün hapis yattı
Caviş, Cohen’in idam edilmesine karşı çıktığını da anlattı. Cohen’in hayatta tutulmasının İsrail’le yapılabilecek bir takas veya istihbarat alışverişi açısından daha değerli olduğunu savunduğunu söyledi.
Caviş, bazı kişilerin Cohen’in ölümünde çıkarı olabileceği yönündeki şüphelerini dile getirmesi üzerine 89 gün hapis yattığını söyledi.
İdamdan önce ağladı: “Beni kandırdılar”
Caviş’in anlattığına göre Cohen’in idamından önceki gece ikili yaklaşık iki saat baş başa görüştü.
Cohen bu görüşmede ağlayarak:
“Beni kandırdılar. Bağlı olduğum yönetim bana ‘Şam’ı bombalamak zorunda kalsak bile senin başına bir şey gelmesine izin vermeyeceğiz’ demişti. Ama ben şimdi buradayım” dedi.
Caviş, Cohen’in yeni doğan oğlundan söz ederken de “Bu çocuk yetim büyüyecek” dediğini aktardı.
Cesedinin yeri hâlâ bilinmiyor
Caviş’e göre Cohen’in idamından önce altı Suriyeli subay, İsrail’in daha sonra naaşı ele geçirmesini önlemek amacıyla cesedin nereye gömüleceğini görüştü.
Sürekli nöbet tutulan bir askeri kışlanın girişine gömülmesine karar verildi.
Hangi kışlanın seçildiğini bilmediğini söyleyen Caviş, Cohen’in naaşının hâlâ Suriye’de olduğunu düşünüyor:
“Eğer İsrailliler naaşa ulaşmış olsaydı bunu çoktan duyurup büyük bir gürültü koparırlardı.”
Cohen’in saati bir Suriyeli subaydaymış
Caviş, yıllar sonra İsrail’in özel bir operasyonla geri aldığını duyurduğu Cohen’e ait kol saatinin hikâyesini de anlattı.
Cohen yakalandığında saat kolundaydı. Saat daha sonra sorgulamada görev alan Suriyeli subay Abdülkadir Abdülcelil’e geçti.
Caviş, yıllar sonra Şarika’da karşılaştığı Abdülcelil’in saati kolunda kendisine göstererek, “Cohen olayından benden başka kimse yararlanmadı, saatini aldım” dediğini aktardı.
İsrail daha sonra Cohen’in saatini ele geçirdiğini duyurdu.
Mısır doğumlu Eli Cohen, “Kamil Emin Sabit” kimliğiyle 1962-1965 yılları arasında Şam’da faaliyet gösterdi. Suriyeli siyasetçiler ve üst düzey askerlerle yakın ilişkiler kurarak özellikle Golan Tepeleri’ndeki askeri faaliyetler ve Suriye devletinin karar mekanizması hakkında topladığı bilgileri İsrail’e aktardı.
Caviş’e göre Cohen’in hedeflerinden biri Suriye vatandaşlığı alarak hükümet içinde resmi bir göreve gelmekti.
Yakalanmasının ardından yargılanan Cohen, 18 Mayıs 1965’te Şam’da idam edildi. Naaşının nerede olduğu ise 61 yıldır bilinmiyor.
Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?
Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.
Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.