ihaiha
Anasayfa / Dünya / Fransa’nın “entelektüel büyükbabası” Edgar Morin hayatını kaybetti

Fransa’nın “entelektüel büyükbabası” Edgar Morin hayatını kaybetti

Direniş savaşçısı, filozof, sosyolog ve Fransa’nın en etkili entelektüellerinden Edgar Morin 104 yaşında hayatını kaybetti. İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirdiği bir yazıda, “gettoların ve aşağılanmanın kurbanı olan Yahudilerin bugün Filistinlileri gettolaştırdığını” yazdığı için antisemitizm suçlamasıyla yargılanan ancak sonunda beraat eden Morin, bir asrı aşan ömrü boyunca ideolojik dogmalara, savaşlara ve hoşgörüsüzlüğe karşı mücadelenin sembol isimlerinden biri oldu.

Fransa’nın en etkili düşünürlerinden, sosyolog, filozof, yazar ve Direniş savaşçısı Edgar Morin 104 yaşında hayatını kaybetti. Ölüm haberini eşi Sabah Abouessalam Morin duyurdu.

Bir asrı aşan ömrü boyunca onlarca kitap kaleme alan, “karmaşıklık düşüncesi” yaklaşımının kurucusu kabul edilen Morin, Fransa’da yalnızca bir akademisyen değil, ülkenin vicdanı ve hafızası olarak görülen bir entelektüeldi.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Morin’in ölümünün ardından yaptığı açıklamada onu “evrensel bir ruh” ve “somutlaşmış hümanizm” olarak tanımladı. Eski Cumhurbaşkanı François Hollande ise Morin’in “entelektüel özgürlüğün yolunu seçtiğini, zaman zaman hata yapsa da kendisini düzeltme cesareti gösterdiğini” söyledi.

Taziye mesajları Fransa’da sağdan aşırı sola kadar geniş bir siyasi yelpazeden geldi. Solcu lider Jean-Luc Mélenchon, Morin’in 102 yaşında olmasına rağmen Gazze’deki Filistinliler için düzenlenen gösterilere destek verdiğini hatırlatarak “Bir örnek asla ölmez” dedi. Eski Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin de “Düşüncesi bize yol göstermeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

UNESCO da yayımladığı mesajda Morin’i “düşünce dünyasının önde gelen figürlerinden biri” olarak nitelendirerek “Onun entelektüel yolculuğu geleceğe dönük bir yöntemdir” açıklamasını yaptı.

Nazi işgaline karşı Direniş’e katıldı

Edgar Morin, 8 Temmuz 1921’de Paris’te Edgar Nahoum adıyla dünyaya geldi. Yunanistan kökenli Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğuydu. Ancak hayatı boyunca kendisini yalnızca Yahudi kimliğiyle tanımlamayı reddetti; kendisini aynı zamanda Fransız, Akdenizli ve dünya vatandaşı olarak gördüğünü söyledi.

Henüz 10 yaşındayken annesini kaybetmesi hayatındaki en büyük kırılmalardan biri oldu. Bu olayı yıllar sonra “kişisel Hiroşimam” diye tanımlayacaktı.

Genç yaşta Fransız Komünist Partisi’ne katılan Morin, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı Fransız Direnişi’nde yer aldı. Bu dönemde kullandığı “Morin” takma adı daha sonra resmi soyadı haline geldi.

Savaş sonrasında Almanya’daki Fransız askeri yönetiminde görev yaptı, gazetecilik yaptı ve ardından Fransa’nın en prestijli araştırma kurumu olan CNRS’de çalışmaya başladı. 1970 yılında araştırma direktörlüğüne yükseldi.

Komünist Partiden ihraç edildi

Morin’in entelektüel hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri Komünist Parti’den ihraç edilmesiydi.

Sovyetler Birliği’ne yönelik eleştirileri ve bağımsız düşünceyi savunması nedeniyle partiden dışlandı. Bu süreç onu ideolojik dogmalara karşı daha da mesafeli hale getirdi.

Daha sonra kaleme aldığı “Autocritique” adlı eserinde kendi siyasi geçmişini sorguladı ve insanın kendi inançlarını sürekli eleştirebilmesi gerektiğini savundu.

Hayatı boyunca hem sağın hem de solun dogmatizmine karşı çıktı. Onu Fransız düşünce dünyasında farklı kılan özelliklerden biri de buydu.

“Karmaşıklık düşüncesi”nin kurucusu

Morin’in en önemli katkısı, insanı ve toplumu anlamak için farklı disiplinleri bir araya getiren “karmaşıklık düşüncesi” yaklaşımı oldu.

Sosyoloji, psikoloji, biyoloji, tarih, antropoloji ve felsefeyi bir arada kullanarak insanlığın temel sorularına cevap aradı.

“İnsan olmak ne demektir?”, “Küreselleşme nedir?”, “Yaşam nedir?” gibi soruların tek bir bilim dalıyla açıklanamayacağını savundu.

Ona göre modern dünyanın en büyük sorunlarından biri bilginin aşırı uzmanlaşması ve parçalanmasıydı. İnsanlığın karşı karşıya olduğu krizler ancak farklı alanların birlikte düşünülmesiyle anlaşılabilirdi.

Bu yaklaşımını altı ciltlik ünlü “La Méthode” (Yöntem) eserinde geliştirdi. Bu çalışma, çağdaş Fransız düşüncesinin en önemli eserlerinden biri kabul ediliyor.

Belgesel sinemada da iz bıraktı

Morin yalnızca bir düşünür değildi.

1961 yılında etnolog ve yönetmen Jean Rouch ile birlikte çektiği “Chronique d’un été” (Bir Yazın Kroniği) adlı film, modern belgesel sinemanın kilometre taşlarından biri sayılıyor.

Parisli gençlere yöneltilen basit bir soruyla başlıyordu film:

“Mutlu musunuz?”

Bu soru etrafında gelişen spontane tartışmalar sınıf, sömürgecilik, ırkçılık, yabancılaşma ve gündelik hayat üzerine çarpıcı bir toplumsal portre ortaya çıkardı.

Film daha sonra “cinéma vérité” akımının öncü eserlerinden biri kabul edildi. The New Yorker dergisi filmi “gelmiş geçmiş en cesur ve özgün belgesellerden biri” olarak tanımlamıştı.

İsrail eleştirileri ve tartışmalar

Morin, hayatının son dönemlerinde de siyasi tartışmaların merkezinde yer aldı.

1970’lerden itibaren çevre krizleri ve sınırsız ekonomik büyümenin tehlikeleri konusunda uyarılarda bulundu. Küresel iklim krizine ilişkin erken uyarıları nedeniyle birçok kişi tarafından ileri görüşlü bir düşünür olarak değerlendirildi.

Aynı zamanda İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarını sert şekilde eleştirdi.

Edgar Morin, 2002 yılında İsrail’in Filistin politikalarını eleştiren bir yazısı nedeniyle antisemitizm suçlamasıyla yargılandı.

Morin, filozof Sami Naïr ve yazar Danièle Sallenave ile birlikte Fransız gazetesi Le Monde’da yayımlanan bir makalede İsrail’in Filistinlilere yönelik tutumunu sert ifadelerle eleştirmişti.

En çok tartışma yaratan bölümde Morin, Yahudilerin tarih boyunca yaşadığı zulme atıf yaparak özetle şunu yazmıştı:

“Gettonun ve aşağılanmanın kurbanları olan Yahudiler, şimdi Filistinlileri gettolara kapatıyor, aşağılıyor ve zulmediyor.”

Bu ifadeler üzerine bazı Yahudi kuruluşları Morin’i, İsrail devletinin politikalarını eleştirmenin ötesine geçerek Yahudiler hakkında genelleyici ve düşmanca ifadeler kullanmakla suçladı. Dava açıldı ve ilk aşamada Morin mahkûm edildi.

Ancak süreç burada bitmedi. Karar temyize götürüldü ve daha sonra yüksek yargı tarafından bozuldu. Mahkeme, yazının Yahudilere karşı nefret çağrısı değil, İsrail hükümetinin politikalarına yönelik siyasi bir eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Böylece Morin beraat etti.

100 yaşından sonra da yazmayı sürdürdü

Morin, 100 yaşını geçtikten sonra bile güncel olaylar üzerine yazmaya ve konuşmaya devam etti.

2021’deki 100’üncü yaş günü Fransa’da ulusal çapta kutlandı. Macron’un davetiyle Elysee Sarayı’nda ağırlandı.

Sosyal medya platformu X’te yüz binlerce takipçisi bulunan Morin, Ukrayna savaşından iklim krizine kadar pek çok konuda görüşlerini paylaşmayı sürdürdü.

Son kitabı 2025 yılında yayımlandı. Ölümünden kısa süre öncesine kadar yazmaya devam eden Morin, geride onlarca kitap, yüzlerce makale ve bir yüzyıla yayılan benzersiz bir entelektüel miras bıraktı.

Fransız kamuoyunda ona verilen lakap belki de bu mirası en iyi özetliyordu:

“Fransa’nın entelektüel büyükbabası.”

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın