Hançepekli Oşin’i anarken…

Agos yazarı Oşin Çilingir ölümünün birinci yılında mezarı başında anıldı. Oral Çalışlar, arkadaşı Oşin Çilingir’i anlattı:

Hrant-Rakel Dink çifti dostlarını ağırlamaktan keyif alırdı. Bakırköy’deki evlerinde, Rakel’in hazırladığı sofralarda çok lezzetli yemekler eşliğinde sohbetler edilirdi.

Bir akşam yemeğinde de Oşin Çilingir ve Ayla Çilingir vardı. İlk orada tanıştık. Agos’un yayına başladığı günlerdi. Ben ilk sayıya Kıbrıs’ta ilginç bir davanın öyküsünü yazmıştım. Oşin de Agos’un yazarları arasındaydı.

Bu buluşmanın ardından Oşin ve Ayla ile giderek yakınlaştık. Oşin, Diyarbakırlıydı. Tıpkı Mığırdıç Margosyan gibi Hançepek mahallesinin çocuğuydu. Birikimli, özgürlükçü, etkili bir demokrattı.

Maden mühendisiydi. Geçen yıl 10 Ocak 2021’de 76 yaşında onu kaybettik.

Agos’taki son yazılarından biri,” Krikor Zohrab’dan Hrant Dink’e yüzyıllık yalnızlık”tı.

O yazıdan bir bölümü paylaşıyor, onu sevgiyle anıyorum:

“Hrant Dink, yaklaşık yüz yıl sonra Krikor Zohrab’la aynı kaderi paylaştı. Bu iki aydının misyon, düşünce ve eylemleri arasındaki benzerlik şaşırtıcıdır. Daha da şaşırtıcı olanı, karakterleri arasındaki benzerliktir: Duygusal, coşkulu, korkusuz, atılgan ve tepeden tırnağa içtenlikli!

“Krikor Zohrab’ı ne zaman anımsasam, gözlerimin önüne hep aynı coğrafya, uçsuz bucaksız Mezopotamya düzlüğü gelir. Yıl 1915, aylardan temmuz. Atlı bir müfrezenin gözetimindeki bir grup sürgün, bu düzlüğü ağır ağır adımlamakta, bir toz bulutu kafileye eşlik etmektedir.

“Kafile yorgun, sessiz ve korku yüklüdür. Mezopotamya düzlüğünü adımlayan bu kafileden sağ kurtulanlar İstanbul mebusu Krikor Zohrab’ın hunharca katledilişini ömürleri boyunca unutamadılar. Ne mavzer, ne piştov, ne kılıç ve ne de sapı kanlı kör bir bıçak! Zohrab’ı, başını taşla ezerek öldürdüler! İttihat ve Terakki, kurbanın aydın oluşunu dikkate alarak ona cinayetin en vahşisini reva görmüştü.

“1915’ten tam 92 yıl sonra güneşli bir ocak gününde bir başka Ermeni aydın, Hrant Dink, İstanbul’un göbeğinde, güpegündüz, herkesin gözünün önünde katledildi. Zanlı, Çerkes Ahmet’in manevi mirasçısı on yedi yaşındaki Ogün Samast’tı. Bu ikincisinin de azmettiricisi aynı cinayet şebekesiydi: İttihat ve Terakki damarı!.

“Hrant, demokrasinin bütün kurumlarıyla işlediği demokratik bir Türkiye’de cemaatinin sorunlarının sorun olmaktan çıkacağını düşünüyor, memleketin Avrupa Birliği’ne girişini de bu süreci hızlandıracağı gerekçesiyle savunuyordu.

“Zohrab’ın politik kişiliğine, savunduğu düşüncelere baktığımızda onun liberal ve özgürlükçü bir çizgi izlediğini, geleneksel istibdatçı Osmanlı yönetim tarzını sonlandırarak bonapartist bir yönetim tarzını hâkim kılan İttihat ve Terakki’ye –başlangıçtaki desteğini çekerek– mesafeli durmuş olduğunu görüyoruz. Hrant da en az Zohrab kadar iyi bir hatipti. Onun, başta televizyon kanalları olmak üzere seminer, konferans, panel vb. toplantılarda ve yazılarında gerçekleri dile getirişindeki ustalığı tartışmasızdır. Asıl ustalığı ise bu konuşmalarına giydirdiği lirizmdir.

“Hrant, demokrat kimliğini ağır ağır, ama sağlam adımlarla inşa etti. Onun demokratlaşma sürecini Agos’un genel içeriğindeki ve makalelerindeki değişimde gözlemek mümkündür. Önce Hrant, sonra Agos değişti. Agos, cemaate yönelik bir gazete olmaktan çıkarak zamanla bütün Türkiye’ye hitap eden bir gazeteye dönüştü. Bence bu gazete, Türk basın tarihinde istisnai bir olay, bir fenomendir. Öyle ki etkisi ve yarattığı sonuçları bakımından ele alındığında Ermeni cemaatini ruh hali bakımından AÖ (Agos’tan önce) ve AS (Agos’tan sonra) diye iki döneme ayırmak mümkündür. Ermeni cemaati, AÖ içe dönük, sinik, edilgin ve irrasyonel bir toplum iken; AS kabuğunu çatlatmış, canlı, etkin, hakkını arayan rasyonel bir topluluğa dönüşmüştü.

“Zohrab, Mezopotamya düzlüğünü adımlarken, bu düzlüğün kendisi için bir mezar olacağını sezinlemiş, karısına yazdığı son mektubunda çaresizliğini dile getir(mişti)!..

“Hrant, eşi ve çocuklarına mektup yazma fırsatı bulamadı; her şey bir anda oldu.

“Zohrab’la başlayan yüzyıllık yalnızlığı Hrant sonlandırdı. Ya yeni bir yüzyıllık yalnızlığı seçeceğiz ya da Hrant’ın düştüğü yerden yeniden doğacağız.”

.