Hükümete yakın yazarlar, salgın tedbirlerinin ‘yerli ve milli’ olmadığı kanaatinde

Hükümete yakınlığıyla bilinen bazı köşe yazarları ve televizyon yorumcuları aşı, PCR testi, maske gibi pandemi tedbirleri konusunda hükümetle çelişen tavırlar alıyor. Pandemiye karşı tedbirlerin bir küresel komplo planı doğrultusunda yönlendirildiğine inanan köşe yazarları, çözümün sağlık politikalarının “yerli ve milli” bir yörüngeye sokulmasında olduğunu düşünüyor.

Pandemi tedbirlerinin en sert muhaliflerinden, televizyon yorumcusu Cemil Barlas sosyal medya hesabından konuya dair sık sık dikkat çekici çıkışlar yapıyor. “Bez” diye bahsettiği maske kullanımının sağlıksız, PCR testinin güvensiz ve eziyetli olduğunu savunan Barlas, aşılanma yönündeki çağrılara da “dayatma” diyor.

Öğrencilere maske zorunluluğuna da karşı çıkan Barlas, 11 Eylül günü gerçekleştirilmesi planlanan aşı karşıtları mitingini -katılımcılara yaptığı küçük uyarılarla birlikte- destekliyor. Barlas, “anti küreselci” diye tanımladığı aşı karşıtlarının siyaset üzerinde de etki oluşturacağı yönünde yorumlar yapıyor.

Sabah yazarı Haşmet Babaoğlu 6 Eylül tarihli yazısında, “Pandemiyi kaldıraç olarak kullanan ‘Yeni Dünya Düzeni’ plancılarının küresel bir din söylemi peşinde olduklarını” bildiğini belirtti ve “Global 28 Şubat atmosferiyle pandemi sonrasında insanların inanç dünyalarıyla oynama planı arasında bağ kurmaktan kendimi alamıyorum” diye yazdı.

Sabah yazarı Melih Altınok da yazılarında sık sık pandemi tedbirlerinin bilimsel olarak kesin bir geçerliliği olmadığını vurgulayarak tedbirlerle ilgili eleştiriler yapıyor. 6 Eylül tarihli “Aşıkolik” başlıklı yazısında, aşı olmayanlara şehirlerarası seyahatlerde PCR testi zorunluğu getirilmesine tepki gösteren Altınok; Bilim Kurulu’na yüklenerek, “İyi de aşılı da virüsü bulaştırıyor, onu ne yapacağız Sayın Bilim Kurulumuz? Hangi mantıkla bu uygulamayı Sağlık Bakanlığı’na tavsiye ettiniz? Madem tehlike bu kadar büyük… Ya aşılı diye PCR istenmeyen yolcu hastaysa? Uçağa temiz PCR testini ibraz ederek binmiş sağlıklı aşısızı feda etmiş olmuyor musunuz? İnanın, bundan sonra göstereceğiniz istatistiklerde ‘hep aşısızlar pozitif çıkıyor’ falan derseniz kimseyi inandırmazsınız” diye yazdı.

“Global monopol haline gelmiş üst yapı DSÖ eliyle bazı şeyleri dayatıyor”

Tartışma programı yorumcusu Selman Öğüt de, sosyal medya hesabından aşı karşıtı değil zorunlu aşı karşıtı demek lazım diyerek Altınok’la benzer bir soruyu dile getirdi: “Ancak Bilim Kurulu PCR testinin dayatılmasına cevap vermeli. Aşı olanlar da taşıyıcı olabiliyorsa neden sadece aşı olmayanlardan test isteniyor?”

Öğüt, “küresel çete”yi ima ettiği tahmin edilen ikinci mesajında da çeşitli tehlikelere dikkat çekti:

“Yeni bir sistem dizaynı yaptıkları çok açık. Sanal paradan evde çalışmanın artırılmasına kadar birçok hedef gözetiliyor. Global monopol haline gelmiş üst yapı DSÖ eliyle bazı şeyleri dayatıyor. Yerli ve milli sağlık politikalarına her zamankinden daha fazla muhtacız!”

Sabah yazarı Mehmet Barlas, Covid-19 virüsünün Çin’in Vuhan şehrinde bulunan bir Amerikan laboratuvarından yayıldığı “bilgisini” paylaştığı 21 Ağustos tarihli yazısında salgının tüm dünya gibi Türkiye hükümetini de hazırlıksız yakaladığını belirterek şunları yazmıştı:

“Bu virüse ek olarak üretilen ve milyarlarca dolarlık servet transferine sebep olan aşılar, sanki birer ideolojik odakmış gibi algılandı. Benim beklentim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olayın derinliğine inmesi ve yaşanan büyük değişimin boyutlarını aşılardan soyutlayarak görebilmesi. Umudum var, hâlâ geç kalmış değiliz.”

Önceki İçerik“Ayşegül’ün suçu ne?”
Sonraki İçerikBizim çocuklardan, kötü çocuklara…