“İran’da ahlak polisleri biz kadınları kendimizden ve diğer herkesten nefret ettiriyor”

Üç buçuk yıldır Türkiye’de yaşayan 29 yaşındaki İranlı Nadide, Mahsa Amini’nin öldürülmesinden sonra İran’da başlayan protestoları Serbest TV’ye değerlendirdi: “Birkaç sene önce bir erkek arkadaşımla görüşmek istedim. Beni arabayla aldı bir yerden. Aynı anda ahlak polisi geldi ve sorular sormaya başladı. Biz de anlattık, arkadaş olduğumuzu söyledik ama bizi alıp merkeze götürdüler. Çok kötü davrandılar bize, sanki çok büyük hatalar yapmışız gibi. Üç saat orada durduk, sonra annemin, babamın gelmesini istediler. Ailem gelince olayı büyüttüler, babam gerçekten korktu bir şey yaptım diye. O gün annem bile bana, ‘Sen burada ne yapıyorsun. Git buradan’ dedi. Ben birkaç hafta kendimden ve herkesten nefret ettim.”

Üç buçuk yıldır Türkiye’de yaşayan 29 yaşındaki İranlı Nadide, Mahsa Amini’nin öldürülmesinden sonra İran’da başlayan protestoları Serbest TV’ye şöyle değerlendirdi:

İran’daki her kadın ahlak polisinin zorbalığı ile bir şekilde karşılaşmıştır, farklı seviyelerde olsa da. Benim de başıma böyle bir şey geldi. Birkaç sene önce bir arkadaşımla, erkek bir arkadaşımla, düşünün sevgilim bile değil, onunla görüşmek istedim. Beni arabayla aldı bir yerden. Aynı anda ahlak polisi geldi ve sorular sormaya başladı. Biz de anlattık, arkadaş olduğumuzu söyledik ama bizi alıp merkeze götürdüler. Çok kötü davrandılar bize, sanki çok büyük hatalar yapmışız gibi. Bizi kendimizden nefret ettiriyorlar bu tavırları ile. Üç saat orada durduk, sonra annemin, babamın gelmesini istediler. Ailem gelince olayı büyüttüler, babam gerçekten korktu bir şey yaptım diye. Evlendirelim bunları dediler. Arabayı çektirdiler, onu geri almak için para vermek gerekti. O gün annem bile bana, ‘Sen burada ne yapıyorsun. Git buradan’ dedi. Ben birkaç hafta kendimden ve herkesten nefret ettim. Ki bu çok sıradan bir örnek İran’da…

Acı bir gerçek ki insan her şeye alışıyor. Biz de İran’da alışıyoruz bunlara… Ört diyorlar örtüyoruz, giy diyorlar giyiyoruz…

Mahsa Amini’nin ölümünün ardından kaç gündür hayatım durdu. Hep elimde telefon, Instagram’da, Twitter’da gelişmeleri takip ediyorum. Neler olduğuna bakıyorum. Kızgın oluyorum, mutsuz oluyorum, heyecanlanıyorum… Çünkü genç kızlar, kadınlar çok güçlüler, cesurlar. Herkes beraber…

Maalesef interneti kapattılar. Tabii yazabiliyoruz birbirimize ama haber almak çok zor ve yavaş oldu. Bazı insanlarla konuşamadığımız oluyor. Ailem küçük bir şehirde, oralar güvenli fakat bazı büyük şehirlerde adeta savaş var. Gerçekten insanları öldürüyorlar. Çok ilginç… Doğal haklarını istedikleri için onları kötü insan ilan ediyorlar, ülkeye zarar verdiklerini söylüyorlar. Bir sürü video gördüm, genç, yaşlı demeden öldürüyorlar kadınları…

Çoğu insan umutsuzdu İran’da, benim gibi. Ama bu sefer farklı bir şey gördük. Hiç bu kadar büyük bir protesto olmamıştı, bu kadar yayılmamıştı her yere. O yüzden bir taraftan heyecanlanıyorum. Çünkü bu sefer de olmazsa artık ne olacak bilmiyoruz… Ama umarım ki çok iyi bir şey olsun…

Uzaktan takip etmek bu olayları bazen daha zor oluyor. Çünkü bir şey yapmak istiyorsun ama ne yapacağını bilmiyorsun. İlk başta tweet atmak, hikâye atmak çok önemli dediler. Ben de her yere etiket koyup Mahsa Amini yazdım. Bir gün bu olay unutuluyor mu diye korktum ve unutulmasını istemediğim için, unutmamak için saçımı kestim hemen…

Bir sürü hikâye var. İnsanlar sonuçta kazandılar dünyada haklarını. Biz de kazanabiliriz umarım. Çok güzel şeyler yapıyor İranlılar gerçekten. Onları görünce gerçekten gurur duyuyorum. Bir de kadınlar başlattı bütün bu olayları. Bu nedenle bir kadın olarak da kendimle gurur duyuyorum. Umarım başarılı olur ve her şey iyi olur…