Anasayfa / Haberler / Kendi atadığı yargıç, Trump’ın vatandaşlık kararnamesini Anayasa’ya aykırı buldu

Kendi atadığı yargıç, Trump’ın vatandaşlık kararnamesini Anayasa’ya aykırı buldu

Yüksek Mahkeme, Trump’ın doğuştan vatandaşlığı kısıtlayan kararnamesini 6-3 iptal etti; kararın kilit ismi, Trump’ın kendi atadığı ama bu yıl art arda aleyhine oy veren muhafazakâr yargıç Amy Coney Barrett oldu.

ABD Yüksek Mahkemesi, Ekim 2025-Temmuz 2026 yargı döneminin son kararlarından biri olan Trump v. Barbara davasında, Trump’ın 20 Ocak 2025’te imzaladığı ve yasadışı veya geçici olarak ABD’de bulunan ebeveynlerin çocuklarını anayasanın 14. ek maddesindeki vatandaşlık güvencesinin dışında tutan kararnamesini anayasaya aykırı buldu. Mahkeme, ABD’de doğan bu çocukların “ABD’nin yargı yetkisine tabi” sayıldığına ve 14. ek madde kapsamında doğuştan vatandaş olduklarına hükmetti.

Barrett’ın belirleyici rolü

Kararın en dikkat çeken yanı, Trump’ın kendi atadığı Yargıç Amy Coney Barrett’ın kararname aleyhine oy kullanmasıydı. Çok dindar bir Katolik olan ve Haiti’den evlatlık aldığı iki çocuk dahil yedi çocuk annesi olan Barrett, sadece bu davada değil — bu yıl Fed’in bağımsızlığı, seçmen hakları ve gümrük vergileri davalarında da Trump’a karşı oy verdi. Jus soli hakkını tam olarak tanıyan 5 yargıç arasında Başyargıç Roberts, Barrett ve mahkemenin üç liberal üyesi yer aldı.

Ancak bunun kişisel bir “başkaldırı” olarak okunması yanıltıcı olabilir. Barrett hiçbir zaman doğrudan Trump’ın kendi seçimi değildi; muhafazakâr hukuk hareketini temsil eden Federalist Society’nin önerisiyle atanmıştı ve bugün de — her zaman yaptığı gibi — kendi yasal felsefesine göre karar verdi, Trump’a sadakat üzerinden değil.

Diğer yargıçların tutumu. Trump’ın atadığı Yargıç Kavanaugh, farklı bir gerekçeyle bu hakkın Başkan tarafından değil ancak Kongre tarafından iptal edilebileceğini savundu. Yargıçlar Thomas, Alito ve Trump’ın atadığı Gorsuch ise Trump’ın argümanlarını destekledi. Sonuçta jus soli hakkı 5-4, kararnamenin iptali ise 6-3 oyla onaylandı.

Trump ile Federalist Society’nin görüş birliği ettiği pek çok konu (kürtaj, başkanlık otoritesi, trans hakları, büyük şirketlerin korunması) var ve bu alanlarda Trump’ın atadığı yargıçlar genelde onun istediği yönde karar aldı. Ancak ayrıştıkları konularda, muhafazakâr hukuk hareketinin ilkeleri Trump’ın çıkarlarının önüne geçebiliyor. İlginç biçimde, Baba ve oğul Bush’un atadığı Thomas ve Alito, Trump’ın kendi atamalarından daha istikrarlı biçimde onun tarafında yer aldı — bu da “her Trumpçı bir ultramuhafazakârdır, ama her ultramuhafazakâr bir Trumpçı değildir” tespitini doğruluyor.

Karar, ABD’de denge ve denetleme sisteminin işlerliğine dair çarpıcı bir örnek olarak öne çıkıyor; ancak mücadelenin burada bitmediği, meselenin siyasi ve hukuki olarak devam edeceği değerlendiriliyor.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın